T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/643 KARAR NO : 2025/1552 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 16/11/2021 NUMARASI : 2021/444 Esas - 2021/748 Karar DAVA: Alacak (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verile…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/643 KARAR NO : 2025/1552 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 16/11/2021 NUMARASI : 2021/444 Esas - 2021/748 Karar DAVA: Alacak (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Sigorta AŞ'nin acentesi olarak davalı adına tescilli aracının trafik sigortasını davalı adına yaptırdığını, ancak davalının poliçe primini ödemediğini, ... nolu poliçenin ... plakalı aracın trafik poliçesi olarak düzenlendiğini, taleplere rağmen primin ödenmemesi üzerine 23.05.2019 tarihinde arabululuculuğa başvurulduğunu, 02.07.2019 tarihinde son tutanak düzenlendiğini ileri sürerek, 6.000TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren işlenecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirkete ait ... plakalı aracın ...'a bir yıllığına kiraya verdiğini, poliçenin müvekkilinin bilgisi dışında düzenlendiğini, poliçede müvekkilin imzasının bulunmadığını, müvekkilince poliçe düzenlenmediğinin belirtilmesine karşın İstanbul Anadolu 4. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu ve başka bir hukuki yola başvurulmadan bu davanın açıldığını, sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemlerin alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrayacağını, TBK hükümlerine göre yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının olması gerektiğini, poliçede müvekkilinin imzasının bulunmadığını, TTK'nın 1430.maddesine göre veresiye sigorta poliçesi düzenlemenin mümkün olmadığını, sigorta priminin peşin ödenmesi gerektiğini, hatta yeni düzenlemelerle başkasının kredi kartıyla dahi ödeme yapılamadığını, sigorta ettirenle kart sahibinin aynı kişi olması gerektiğini, aksi takdirde o kişi adına poliçe düzenlenmesinin mümkün olmayacığını, müvekkilinin arabuluculuk görüşmesine katıldığını, müvekkilinin borcu olmadığı için anlaşma sağlanamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar( TTK m.1420/1).Sigorta priminin tamamının, taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksidin, sözleşme yapılır yapılmaz ve poliçenin teslimi karşılığında ödenmesi gerekir (TTK m.1431/1-1.b)İzleyen taksitlerin ödeme zamanı, miktarı ve priminin vadesinde ödenmemesinin sonuçları, poliçe ile birlikte yazılı olarak sigorta ettirene bildirilir veya bu şartlar poliçe üzerine yazılır. (TTK 1431/2)Yukarıda belirtilen usule uygun olarak istenilen sigorta primini ödemeyen sigorta ettiren mütemerrit olur. (TTK m.1434/1) İlk taksidi veya tamamı bir defada ödenmesi gereken prim, zamanında ödenmemişse, sigortacı, ödeme yapılmadığı sürece, sözleşmeden üç ay içinde cayabilir. Bu süre, vadeden başlar. Prim alacağının, muacceliyet gününden itibaren üç ay içinde dava veya takip yoluyla istenmemiş olması hâlinde, sözleşmeden cayılmış olunur. (TTK m.1434/2)Sigorta poliçesi üzerinde yapılan incelemede sigorta başlangıç tarihinin 29.122.2016 olduğu, davacı vekilinin 17.04.2017 tarihinde icra takibi başlattığı ve bu tarih itibarı ile zamanaşımının kesildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının davalı borçlunun itirazının kendisine tebliğ edildiği tarihten başlamak üzere 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davası açması gerekir. Ancak belirtmek gerekir ki davacı vekili itirazın iptali davası yerine icra takibinden bağımsız olarak bir alacak davası olarak 04.07.2019 tarihinde açmıştır. Dolayısıyla davaya konu edilen alacağı bir sigorta pirim alacağı olarak değerlendirdiğimizde davacının 2 yıllık zamanaşımından sonra dava açtığı tespit edilmektedir. Ancak TTK m.1434/2 hükmüne göre İlk taksidi veya tamamı bir defada ödenmesi gereken prim, zamanında ödenmemişse, sigortacı, ödeme yapılmadığı sürece, sözleşmeden üç ay içinde cayabilir. Bu süre, vadeden başlar. Prim alacağının, muacceliyet gününden itibaren üç ay içinde dava veya takip yoluyla istenmemiş olması hâlinde, sözleşmeden cayılmış olunur. Bu kapsamda davalı dava tarihine kadar herhangi bir prim ödemesi yapmamıştır. Dolayısıyla davacının sözleşmeden caymış olduğunun kabulü gerekir . Davacı sözleşmeden caymış olmasına rağmen davalı taraf sigorta korumasından istifade etmeye davam etmiştir. Yani davacı bir hukuki ilişkinin gerçekleşeceğine güvenerek davalıya bir hizmet ediminde bulunmuştur ancak esasında davalının herhangi bir ödemede bulunmaması nedeniyle TTK m.1434/2 uyarınca davacı sözleşmeden cayılmış ve davalının sigorta kapsamından istifade etmesi nedeniyle davalı yan sebepsiz yere zenginleşmiştir. Bu kapsamda zamanaşımının TTK 1420/1 kapsamında değerlendirilmesi yerine sebepsiz zenginleşme hükümleri 10 yılılk zamanaşımı kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Bu anlatılanlar muvacehesinde davanın 10 yıllık zamanaşımı süresinde açılması nedeniyle zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiştir.Davanın Esası Hakkında ; zamanaşımının değerlendirilmesi kısmında açıklandığı üzere davacı davacı ile davalı arasında sigorta sözleşmesi yapılmış ancak davalı herhangi bir ödeme yapmamıştır. Davalının ödemesi gereken primi ödememesi nedeniyle davacının TTK M.1434/2 uyarınca sözleşmeden caymış olduğunun kabulü gerekir. Ancak bir yandan da davalı sigorta korumasından yararlanmaya devam etmektedir. Dolayısıyla yukarıda da belirtildiği üzere davalının sebepsiz yere zenginleştiğin kabulü gerekir. Sigorta poliçesi üzerinde inceleme yapıldığında toplam prim bedeli 6.000,00 TL olup davalı taraf davacıya herhangi bir ödeme yapmamıştır. Dolayısıyla davacı davalıdan 6.000,00 TL'yi davalıdan talep etmekte haklıdır. Ancak davacı vekili dava dilekçesinde temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş olup davalını hangi tarihten itibaren temerrüte düştüğünü belirtmemiş olduğundan faizin dava tarihinden itibaren işlenmesine karar verilmiş ve davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir...." gerekçesiyle davanın kabulüne, 6.000,00 TL'nin 04.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; TTK hükümlerine göre sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemlerin, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, mahkemece TBK'nın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davanın reddine karar verildiğini, Müvekkilinin davaya konu poliçede imzası bulunmadığını, TBK hükümlerine göre yazılı şekilde yapılması gereken sözleşmelerde borç altına girenlerin imzası bulunması gerektiğini, TTK'nın 1430.maddesine göre veresiye poliçe düzenlenemeyeceğini, sigorta primi peşin ödenmesi gerektiğini, yasada sigorta ettirenin primi ödeme yükümlülüğü altında olduğunun belirlendiğini, sadece bir şirketin ismini poliçeye yazarak borçtan sorumlu tutmanın yasaya aykırı olduğunu, usulsüz şekilde düzenlenen poliçe ile bir kişinin borçtan sorumlu tutulamayacağını, bu yöne ilişkin itirazların değerlendirilmeden karar verildiğini, TTK hükümleri yok sayılarak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece hangi gerekçe ile davacının hukuki ilişkinin gerçekleşeceğine güvenerek hizmet ediminde bulunduğuna kanaat getirildiği ve sebepsiz zenginleşme hükümlerinin neden uygulandığına ilişkin gerekçe yazılmadığını, sebepsiz zenginleşmenin geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebileceğini, sebepsiz zenginleşmenin borç doğurmasının nedeninin, kişinin iradesi dışında mal varlığında bir eksilmenin meydana gelmesi olduğunu, poliçenin geçerli olduğu kabul edilirse sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanmayacağını, poliçenin geçersiz olması halinde ise sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanamayacağını, zira sigorta priminin alınması için geçerli bir poliçe bulunması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, sigorta pirim alacağının tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava konusu poliçe davalıya ait ... plaka nolu kamyon için düzenlenmiş olan karayolları trafik sigorta poliçesidir. Kara yolunda kullanılacak araçlar için bu sigortanın yapılması zorunludur. Davalı, poliçe tarihinde aracın başka bir kişiye kiralandığını ve müvekkilinin poliçeden haberdar olmadığını belirtmiştir. Ancak davalı ile kiralayan arasındaki ilişkinin zorunlu poliçe bakımından önemsiz olduğu, kiralama ilişkisinin ancak davalı ile kiracı arasında hüküm ve sonuç doğuracağı, bu dönemde aracın geçerli bir karayolu zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunduğunun iddia ve ispat edilmemesi karşısında dava konusu poliçenin geçerli olduğu değerlendirilebilecektir.Sigorta sözleşmesinin yazılı şekilde düzenlenmesi şart değildir. Poliçe sigorta sözleşmesinin yapıldığına delalet teşkil etmek üzere ve sigorta konusu olan teminatları göstermek üzere sigortalıya verilir. Sigorta poliçesinde imza bulunmaması poliçenin geçersiz olmasını gerektirmez. Bu nedenle davalı vekilinin poliçenin geçersizliği ile TBK'daki şekil şartlarına ilişkin istinaf başvuru nedenleri yerinde değildir. Dava konusu poliçe 16.02.2016 başlangıç tarihli ve bir yıl vadelidir. Poliçe 6.000 TL primle peşin olarak düzenlenmiştir. Sigorta sözleşmesinin Sigorta ettiren, sözleşmeyle kararlaştırılan primi ödemekle yükümlüdür. TTK'nın 1430.maddesine göre aksine sözleşme yoksa sigorta primi peşin ödenir Sigorta primi nakden ödenir. İlk taksidin nakden ödenmesi şartıyla, sonraki primler için kambiyo senedi verilebilir; bu hâlde, ödeme kambiyo senedinin tahsili ile gerçekleşir. Sigorta ettiren, sigortacının sorumluluğu başlamadan önce, kararlaştırılmış primin yarısını ödeyerek sözleşmeden cayabilir. Sözleşmeden kısmi cayma hâlinde, sigorta ettirenin ödemekle yükümlü olduğu prim, cayılan kısma ilişkin primin yarısıdır. Bu durumda, poliçedeki kayda göre poliçenin peşin düzenlendiği, davalıya ait aracın zorunlu sigorta poliçesine ilişkin primin davacı tarafından ödendiği ve davacının ödediği primi davalıdan tahsil talebinde bulunabileceği kabul edilmelidir. Bu nedenle mahkemenin, poliçeden cayıldığına ilişkin gerekçesi yerinde olmayıp, esasen cayılan bir poliçenin tüm bedelinin de tahsili mümkün değildir.Dava konusu alacağın zamanaşamına uğramadığına ilişkin ilk derece mahkemesinin tespit ve gerekçesi de sigorta sözleşmesine ilişkin yasal düzenlemelere uygun değildir. Zira taraflar arasında sigorta sözleşmesi ilişkisi mevcut olup bu ilişkiye uygulanması gereken zamanaşımı TTK'nın 1420. maddesinde düzenlenmiştir. Buna rağmen, poliçeden cayıldığı, ancak poliçenin teminatını yerine getirdiğinin kabulü ile sebepsiz zenginleşmeye ilişkin yasa hükmüne gidilmesine olanak bulunmamaktadır. TTK'nın 1420. maddesine göre; "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar." düzenlemesi bulunmaktadır. Somut olaydaki, tazminat talebi, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan prim alacağına ilişkin olduğundan, TTK'nın 1482. maddesindeki on yıllık sürenin uygulanması imkânı bulunmamaktadır. Bu duruma göre, alacağın muaccel olduğu tarih ile davanın açıldığı tarih arasında iki yıllık zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtildiği üzere, sigorta poliçesi peşin olarak düzenlendiğinden, prim alacağın 16.02.2016 tarihinde yani poliçenin düzenlendiği tarihte ödenmesi gerekmektedir. Davacı vekili iki yıllık zamanaşımı süresi içinde 18.04.2017 tarihinde pirim alacağının tahsili amacıyla takip başlatmıştır. Takip ile TBK'nın 154/2.maddesine göre zamanaşımı kesilmiş ve iki yıllık yeni bir zamanaşımı süresi başlamıştır. TBK'nın 154. maddesine göre takip ile kesilen zamanaşımı, TBK'nın 156. maddesine göre yeniden işlemeye başlamıştır. TBK'nın 157/2. maddesine göre, takip ile kesilen zamanaşımı alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlayacaktır. Bu kapsamda, ödeme emrinin tebliği ile 25.04.2017 tarihinde tekrar kesilmiş ve iki yıllık yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlamıştır. Bu zamanaşımı süresinin 25.04.2019 tarihinde dolduğu açıktır. Davacı vekili eldeki davayı 04.07.2019 tarihinde açmıştır. Bu alacak davası için 23.05.2019 tarihinde arabulucuya başvurulmuş, 02.07.2019 tarihinde arabuluculuk süreci sona ermiştir. Arabulucuya başvuru tarihi itibariyle de zamanaşımı geçmiş durumdadır. Davacı, iki yıllık zamanaşımı süresi 25.04.2019 tarihinde dolmasına ve bu süre içinde zamanaşımını kesen veya durduran bir neden bulunmamasına rağmen, zamanaşımı süresi geçtikten sonra 23.05.2019 tarihinde zorunlu arabulucuya başvurup, sonrasında da bu davayı açtığından, prim alacağın zamanaşımına uğradığı anlaşılmaktadır.İlk derece mahkemesince, dava tarihinde iki yıllık zamanaşımına uğrayan sigorta primi alacağı tahsili davasının bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, bu sözleşmeye uygulanması mümkün olmayan sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre zamanaşımının belirlenerek davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz bulunmuş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalı vekilinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, 2-Alınması gerekli 615,40 TL harçtan, peşin alınan 102,47 TL'nin mahsubu ile bakiye 519,99 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 6.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücreti giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 6-HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan avansın kullanılmayan kısımlarının, kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra yatıran tarafa iadesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 40,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 260,70 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,9-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 02.10.2025 KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.