11. Hukuk Dairesi 2009/5741 E. , 2010/6535 K. MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.02.2009 tarih ve 2008/9-2009/9 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihala…
**11. Hukuk Dairesi 2009/5741 E. , 2010/6535 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.02.2009 tarih ve 2008/9-2009/9 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili,müvekkili şirketin sahibi bulunduğu ve dünyanın 43 ülkesinde satışa sunulan tanınmış markası olan “HYOSUNG” ibareli motosiklet markasının bulunduğunu, Türkiye distribütörlüğünün davalı firmaya verildiğini ancak müvekkiline ait markayı Türkiye’de davalının kendi adına tescil ettirmesinin müvekkilinin haklarına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacıya ait markanın haklı bir neden bulunmaksızın davalı adına tescil edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı adına yapılan marka tescilinin hükümsüzlüğüne, davacı adına tescil talebinin reddine ve ayrıca kısa karadan farklı olarak gerekçeli ilamda “markanın üçüncü kişilere devrine ilişkin ihtiyati tedbir kararının hüküm kesinleşinceye kadar devamına” karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir Dava, davalının haklı nedene dayanmaksızın kendi adına tescil ettirdiği markanın hükümsüzlüğüne karar verilerek markanın hak sahibi olduğunu iddia eden davacı adına tescili istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HUMK’nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir. HUMK.nun 112 nci maddesi hükmü uyarınca son oturumda tefhim edilen kısa kararda ihtiyati tedbirin devamı yönünde karar verilmemiş ise, ihtiyati tedbir kendiliğinden kalkar. Mahkemece sonradan yazılacak gerekçeli kararda ihtiyati tedbirin devamına karar verilemez. Aksi halde, kısa karar ile gerekçeli karar farkı söz konusu olur. Somut olayda mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak kısa kararda ihtiyatı tedbire ilişkin hüküm kurulmamış ancak, gerekçeli kararda ayrıca ihtiyati tedbirin devamına hükmedilmiştir. Bu durum karşısında, kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine uygun yazılmaması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.