11. Hukuk Dairesi 2010/16218 E. , 2012/6894 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Uzunköprü 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/07/2010 tarih ve 2010/309-2010/326 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davalı şirket vekili ve ... ile ...vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosy…
**11. Hukuk Dairesi 2010/16218 E. , 2012/6894 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Uzunköprü 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/07/2010 tarih ve 2010/309-2010/326 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davalı şirket vekili ve ... ile ...vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekilleri asıl ve birleşen davalarda, davalı şirketin yönetim ve denetim kurullarının seçildiği 23.03.1999 tarihli, 07.09.1999 tarihli, 15.09.2000 tarihli ve 15.06.2001 tarihli genel kurullarda alınan kararların mahkeme kararı ile iptal edildiğini ve kararların kesinleştiğini, buna göre davalı şirketin yönetim ve denetim kurulu üyelerinin yetkilerinin kalktığını ileri sürerek, davalı şirkete kayyım atanmasını talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin 2007/247 Karar sayılı ilamı ile davalı şirketin 23.03.1999 tarihli, 07.09.1999 tarihli, 15.09.2000 tarihli ve 15.06.2001 tarihli genel kurullarında alınan kararların iptaline karar verildiği, kararın kesinleşmesi ile genel kurullarda alınan kararların geçmişe etkili olarak geçersiz olduğu, buna göre ortakların pay durumunun değiştiği, bu değişiklik göz önüne alınmadan yönetim ve denetim kurulu seçiminin de geçersiz olduğu, bu durumda şirketin yasal organlarının bulunmadığı gerekçesiyle, genel kurulu toplantıya çağırmak üzere kayyım atanmasına karar verilmiştir. Kararı, davalı şirket ile...ve...vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, mümeyyiz davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Dava, davalı şirkete kayyım tayini istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Yargıtay uygulaması ve doktrinde, şirket kararları hükümsüzlük yönünden, keenlemyekün kararlar, mutlak butlan ile sakat olan kararlar, iptal edilebilen kararlar biçiminde bir ayırıma tabi tutulmaktadır. Bir kararın meydana gelmesi için yasanın öngördüğü öğe ve koşulların hiç birisi mevcut olmadığı takdirde o karar yok kabul edilmelidir. Ancak, kararın içeriği ve esasa ilişkin öğeleri yönünden BK.nun 19. ve 20. maddelerinde yazılı olduğu gibi, kamu düzenine, emredici hukuk kurallarına, adaba ve ahlaka aykırı veya konusu imkansız ise o zaman kararın mutlak butlan ile sakat olduğu kabul edilmelidir. Batıl kararlar başlangıçtan itibaren hükümsüz olduklarından, sonradan geçerli hale getirilmezler. Şayet karar, içeriği itibariyle yasanın emredici değil de yorumlayıcı kurallarına aykırı ise ya da yasada yazılı şekil koşulu eksik olarak yerine getirilmiş ise o takdirde ortada, iptal edilebilir bir karar var demektedir. TTK.nun 381. maddesinde "kanuna aykırı umumi heyet kararları” deyimi ile bu tür kararlar kastedilmek istenmiştir. Burada daha ziyade ortakların menfaatlerini koruyan hukuk kurallarının ihlali söz konusudur. Bu itibarla yoklukla veya mutlak butlan ile sakat olan kararlar bu madde kapsamına girmez. İptal edilebilir kararlar, başlangıçta geçersiz olmadıkları için iptal edilinceye kadar sağlıklı bir kararın hukuki sonuçlarını meydana getirirler. İptal davası açılsa dahi durum değişmez ve karar yönetim kurulunca uygulanmaya devam edilir. Ancak, mahkemece verilecek bir tedbir kararı ile uygulama durdurulabilir. Somut olaya gelince, Uzunköprü 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/447 Esas, 2007/247 Karar sayılı kararı ile davalı şirketin 23.03.1999 tarihli, 07.09.1999 tarihli, 15.09.2000 tarihli ve 15.03.2001 tarihli genel kurul kararlarının iptaline karar verilmiş ve temyizden feragat edilerek karar kesinleşmiştir. İptaline karar verilen bu genel kurullarda sermaye artırımına ilişkin kararlar alınmış ve bir kısım ortakların sermaye artırım borcunu ifa etmemeleri nedeniyle ıskatına karar verilmiş ve artırılan sermayeye ilişkin hisseler diğer ortaklara satılmıştır. Mahkemece, genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesi ile geçmişe etkili olarak sonuç doğurduğu, buna göre şirket sermayesinin ve ortakların hisse durumunun 23.03.1999 tarihi öncesi hale geldiği, mevcut yönetimin kurulu üyelerinin seçildiği 08.06.2007 tarihli genel kurulda ortakların hisse durumunun 23.03.1999 tarihli genel kuruldan önceki durumda olmadığı, bu nedenle mevcut yönetim kurulu üyelerinin seçiminin geçersiz olduğu gerekçesiyle şirkete kayyım tayin edilmiş ise de, mevcut yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin seçildiği 08.06.2007 tarihli genel kurulun yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda hangi nedenle geçersiz sayıldığı, bu genel kurulda alınan kararların iptal edilebilir kararlar mı yoksa mutlak butlanla batıl kararlar mı olduğu karar gerekçesinde tartışılmamıştır. Bu durumda mahkemece, davalı şirketin mevcut yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin seçildiği 08.06.2007 tarihli genel kurula ilişkin hazirun cetvelinin dosya içine getirtilerek ortak sayısı ve sermaye durumu tesbit edilerek genel kurulda alınan kararların hangi nisapta alındığının belirlenmesi, buna göre 23.03.1999 tarihli genel kurul öncesi ortakların sayı ve sermaye durumu göz önüne alınarak 08.06.2007 tarihli genel kurul kararlarının değerlendirilerek davalı şirketin organsız kalıp kalmadığı belirlenmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı şirket ile...ve ...'ya iadesine, 26/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.