İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/03/2026 KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 22/09/2025 tarih ve 2020/730 E - 2025/802 K kararına karşı süresi içinde davalı - birleşen davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: 2020/730 Esas Sayılı asıl dava dosyasında; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin lojistik sektöründe hizmet verdiğini müş…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/403 KARAR NO : 2026/525 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/09/2025 NUMARASI : 2020/730 E. - 2025/802 K. MAHKEMEMİZİN İŞBU 2020/730 ESAS SAYILI ASIL DAVA DOSYASINDA DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı), DAVA TARİHİ: 06/11/2020 BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN 2021/731 ESAS SAYILI DOSYASINDA DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) |Tazminat (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/03/2026 KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 22/09/2025 tarih ve 2020/730 E - 2025/802 K kararına karşı süresi içinde davalı - birleşen davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: 2020/730 Esas Sayılı asıl dava dosyasında; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin lojistik sektöründe hizmet verdiğini müşteri firmalar tarafından gerçekleştirilmek istenen taşıma işlerinin organizasyonu işini üstlendiğini, bu kapsamda, davalı ... firmasının taşıma işlerinin organizasyonunun davacı müvekkili şirket tarafından yürütüldüğünü, taraflar arasındaki iş ilişkisi devam ederken, davalı şirketin ...'de yer alan bir kısım mallarının taşınmasına ilişkin olarak müvekkili şirketten talepte bulunduğunu ve müvekkili şirket tarafından kendilerine 6 Nisan 2020 varış tarihli ...uçuşu için teklif hazırlandığını, hazırlanan teklifin, malların varışına istinaden peşin ödeme yapılacağı şeklinde anlaşılarak detaylarıyla birlikte davalı şirketin onayına mail yoluyla sunulduğunu ve kapsamlı bilgilendirmeler yapıldığını, davalı yanın sunulan teklifinin kabulü akabinde ise gerekli rezervasyon işlemlerinin tamamlandığını, ...'den 6 Nisan 2020 tarihinde kalkması planlanan uçakta yaşanan teknik arızanın sorumluluğunun davacı müvekkiline yüklenemeyeceği gibi müvekkili şirketin işbu sorunun çözümü için havayolu şirketi ile defalarca görüşme sağladığını, bu süreçte kendilerine iletilen resmi yazı ve bilgileri de doğrudan davalı yana aktardıklarını, 23 Nisan 2020 tarihinde ... Havalimanı'na ulaştırılmış ve aynı gün içinde davalı yana teslim edildiğini, taraflar arasındaki anlaşma uyarınca taşınan malların teslimi karşılığında peşin ücret olarak ödeme yapılması gerekmesine rağmen, davacı müvekkili şirketin iyiniyetli bir şekilde ve davalı yan açısından mağduriyete mahal vermemek adına herhangi bir ücret dahi almadan malları davalı tarafa teslim ettiğini, üzerine düşen edimi kendisine yüklenemeyecek sebeplerden mütevellit gecikmeli olarak ifa eden müvekkilinin kusursuz olduğunu, ücrete hak kazandığının ortada olduğunu, taşıma ücreti olarak davalı yana 22.04.2020 tarih ve 34.542,32 USD meblağlı, 22.04.2020 tarih ve 4.612,28 USD meblağlı faturalar kesildiğini, fakat davalı tarafça kendilerine gönderilen faturalara istinaden herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek davanın kabulüne, Davalının Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, icra takibinin devamına, itirazında kötü niyetli olan davalının %20‘den az olmamak üzere en yüksek oranda icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-Karşı davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin iş alanı olarak haberleşme, kablolama ve altyapıya ait ... malzemeleri ithal edip yurt içindeki çeşitli şirketlere ihale usulü çalıştığını, 2017 yılından buyana ... AŞ ile ihale usulü çalıştığını, bu zamana kadar müvekkili şirket ile ... AŞ arasında son derece sorunsuz ilerleyen bir ticari ilişkilerinin bulunduğunu, ülkenin ve dünyanın içinde bulunduğu Covid-19 pandemisi sebebiyle insanların evde kalarak karantina uygulandığını, karantina sürecinde insanların evde daha çok internetle ilgilendiği için ülkenin en büyük operatör şirketi olan ...'in ise bu dönemde alt yapısını güçlendirmek ve daha iyi hizmet vermek istediğini, bu konuda çalıştığı şirketler arasında 2017'den beri hiçbir sorun yaşamadığı ve güvendiği için müvekkili şirkete sipariş geçtiğini ve bir kısım ... malzemelerini acil ve ivedilikle sipariş ettiğini, müvekkilinin ise durumun aciliyetinin farkında olarak ...'in de güvenini kaybetmemek adına ürünleri en hızlı şekilde yurtdışından sipariş verdiğini, bu siparişin taşıyıcısının davalı ... Ltd Şti olduğunu, davacı-karşı davalı şirketin taşımayı ve 6 Nisanda teslim etmeyi taahhüt ettiği siparişi defalarca ötelediğini ve gecikme ile 23 Nisanda teslim ettiğini, bu haliyle teslimde gecikme meydana geldiğini, taşıma konusunda siparişlerin gecikmesinde karşılıklı e-mail yazışmalarından anlaşılacağı üzere taşıyıcının taraflar arasında belirlenen tarihte siparişleri teslim etmediğini, göstermesi gereken yüksek özeni göstermediğini ve gecikmenin doğmasına yol açtığını, sözleşmeye aykırı hareket ettiğini bu nedenle müvekkilinin maddi ve manevi olarak zarara uğradığını, zararları sebebiyle karşı dava açmak zorunda kaldıklarını ve maddi manevi tazminat taleplerinin bulunduğunu belirterek davacı-Karşı davalının taşıma ücreti talebine ilişkin itirazın iptali talebinin TTK m.882 hükmü gereği taşımadaki gecikme nedeniyle reddine, karşı dava olarak 1.000,00-TL maddi (fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik) ve 20.000,00-TL manevi tazminat taleplerinin kabulü ile vekalet ücreti ve yargılama giderleri taleplerinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen 2021/731 Esas sayılı dosyasında; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin haberleşme, kablolama ve altyapıya ait malzemeleri ithal edip yurt içindeki şirketlere ihale usulü çalıştığını, 2017 yılından beri ise ... A.Ş. İle ihale usulü çalıştığı ve bu zamana kadar müvekkili ile ... arasında son derece sorunsuz ilerleyen ticari ilişki mevcut olduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında yapılan taşıma sözleşmesi uyarınca ... için tedarik edilen malzemelerin 6 Nisanda teslim edilmesi gerekirken taahhüt edilen tarihin ertelendiği ve 23 Nisanda teslimatın yapıldığını, meydana gelen gecikmenin davalının özen yükümlülüğünü yerine getirmediğinden kaynaklandığını, müvekkilinin geç teslim edilen sipariş nedeniyle zarara uğradığını, ... şirketi ile müvekkili arasındaki ticari ilişkinin zedelendiğini, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığından bahisle öncelikle HMK'nun 166. Maddesi uyarınca Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/730 esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 350,00-TL taşıma bedeli, 350,00-TL sözleşme yenilenmediği için kar kaybı ve 300,00-TL başka yerlerden ikame mallar ve siparişlerin geç gelmesi nedeniyle müvekkilinin elinde kalan mallar için olmak üzere toplam 1.000,00-TL maddi tazminatın ve 20.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı tarafça cevap dilekçesinde karşı dava talebinde bulunulmuş, mahkememizce 6102 sayılı TTK nun 5/A maddesi gereğince dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olması, 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince dava açılırken arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin tutanağın sunulmasını gerekmesi nedeniyle karşı davacıya karşı dava tarihinden önce karşı davaya konu uyuşmazlık hakkında arabulucuya başvurulduğunu ve arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığını gösterir son tutanağın aslının veya arabuluculuk tarafından onaylanmış örneğini sunması hususunda davalı-karşı davacı tarafa süre verilmiş, belirtilen süre içerisinde eksikliklerin giderilmemiş olması nedeniyle dosya mahkememizin işbu esasından tefrik edilerek 2021/630 esas sırasına kaydedilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkeme kararında; "...İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı). Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece hükmedilen asıl alacak miktarı ticari defter kayıtları ile de sabit olmuş ve bu miktar alacağın varlığı saptanarak hüküm kurulmuştur. Hükmedilen miktarın likid bir alacak olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Mahkememiz esas dosyası için;1-Davacının davasının kısmen kabulü ile davalının Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibine vaki itirazının kısmen iptali ile takip tarihi itibariyle 39.154,60-USD asıl alacak üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar devlet bankalarınca USD cinsi ile açılmış bir yıl vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında faiz işletilmesine, (yıllık %4'ü geçmemek kaydıyla) fazlaya ilişkin isteminin reddine,2-39.154,60 USD asıl alacağın takip tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru (6,8666 -TL) üzerinden belirlenen TL karşılığının (268.858,97-TL)'nin %20'si oranında olan 53.771,79-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,B) Mahkememizin birleşen dosyası için ; 1-Davacının maddi ve manevi tazminatı talebinin ayrı ayrı reddine,..." şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı - birleşen davacı yasal süresinde istinafa başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı- Birleşen Dosya Davacısı ... A.Ş vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin montreal sözleşmesi varken ttk uygulanmaz dese de bu kararın son derece yüzeysel ve eksik bir değerlendirme olduğunu, yerel mahkemenin öncelikle uluslararası hukuk uygulanır dediğini, bu değerlendirmenin eksik olduğunu, zira TTK' nın uygulanması gereken yerler olduğunu, uluslararası mevzuattan doğan kararlar öncelikli olarak uygulanacağını, fakat ilgili sözleşmelerde boşluk bulunması ya da iç hukuka aykırı olması halinde ... nin gündeme geleceğini, buna ilişkin hem tez çalışmaları hem de yargı kararlarının mevcut olduğunu, Montreal sözleşmesinde tazminatın hesaplanmasına ilişkin bir hüküm bulunmadığından yerel hukuk kurallarının uygulandığını, eğer ki uygulanmasaydı zaten taşıyıcının sorumluluğunu ispat etmiş olmanın anlamı kalmayacağını, huzurdaki davada da taşıyıcının sorumluluğunun ispat edildiğini, bu konuda aksi bir görüş olmadığını, bu halde Montreal sözleşmesinde zaten yerel hukuka ilişkin atıf yapıldığından ve tazminata ilişkin de hüküm bulunmadığından artık burada boşluk olduğu için yerel hukukun uygulanması gerektiğini, bu halde yerel mahkemenin "öncelikli olarak uluslararası mevzuatın uygulanması gerektiğinden TTK'nun 875/3 maddesinin uygulanma ihtimali bulunmadığı" değerlendirmesinin son derece yüzeysel, eksik ve uluslararası hukukun uygulanması kurallarına aykırı olduğunu, yargı kararlarının da uluslararası sözleşmelerde hüküm olmaması halinde ulusal hukukun uygulanması gerektiğine işaret ettiğini, uluslararası sözleşmelerin öncelikli olarak uygulanmasında zaten bir ihtilaf olmadığını, fakat sözleşmelerde hüküm bulunmadığı hallerde TTK uygulanacağı hem yargı kararlarında hem de doktrinde sabit olduğunu, bu halde daha önce de sunmuş oldukları tüm bu kararlar ve tez yazılarına karşın mahkemenin yerel hukukun uygulanmayacağına yönelik kararı son derece yüzeysel, eksik, yanlış ve kaynağı olmayan bir yorum olduğunu, yerel mahkemenin bu kararındaki değerlendirmeye göre hareket edilecek olursa taşıma yapan firmanın her ne kadar kusurlu olduğu, gecikmesinin mücbir sebebe dayanmadığı ve gecikmesinde haklı olmadığı tespit edilmiş olsa dahi bunun herhangi bir yaptırımı olmayacağını, taşıma yapan firmalar keyfi bir şekilde taşımayı haklı bir sebep olmaksızın gecikmeli olarak yapabileceklerini ve bunun bir yaptırımının olmayacağını, bu değerlendirmenin hukukla ve hukuktaki genel geçer kuralların hiçbiriyle bağdaşmadığını, bütün iddialarının deliller ile ispat edildiğini, en güçlü delilileri olan sundukları uzman görüşlerinden yerel mahkeme kararında hiç bahsedilmediğini, özellikle taşıma bedeline ilişkin zararın yazılı maillerle ispat edilmesine karşın dikkate alınmadığını, gerçek zarar ilkesinin dışında TBK 50/2 hükümlerinin de göz önüne alınması gerektiğini, müvekkiline ödenecek tazminat kg başına 22 ... bedeli üzerinden karar tarihindeki kur ile çarpılarak hesaplanması gerektiğini, bunun üzerine de taşıma bedelinin müvekkilinin ödememesi gereken bir bedel olduğu için taşıma bedelinden düşülmesi, (mahsup edilmeli), ikame olarak aldığı ürünlerin taşıma bedelleri+ürün bedelleri tazminata eklenmesi, ...'in müvekkili ile sözleşmesini 3 ay askıya almasından doğan kar kaybı hesaplanması ve tazminata eklenmesi, ...'e bedelsiz yapılan işin bedeli faturalarla sabit olup bunun da tazminata eklenmesi gerektiğini ileri sürerek Davacı birleşen dosya davalısının taşıma ücreti talebinin gecikme nedeniyle reddine, birleşen dava olarak fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla öncelikle zarar kalemlerinin hesaplanmasına, taleplerinin kabulü ile şimdilik 1.000 TL maddi tazminat ile 20.000 TL manevi tazminat taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı birleşen dosyada davalı şirkete yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı/birleşen dava Davalısı Vekilince sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle, Gerekçeli kararda müvekkilinin geç taşıma dolayısıyla sorumlu olduğu hususundaki değerlendirmelerin ve davalı yanın istinaf başvuru dilekçesinde "huzurdaki davada taşıyıcının sorumluluğunun ispat edildiği" yönünde beyanlarının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin meydana gelen gecikmede herhangi bir sorumluluğunun bulunmamakla birlikte, müvekkilinin tüm tedbirleri aldığını, bu kapsamda müvekkilinin montreal sözleşmesi kapsamında gecikmeden kaynaklanan zarardan/hasardan sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilininin sorumluluğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte; müvekkilinin meydana gelen geç ifada zararı önlemeye yönelik bütün tedbirleri almadığı veya bu tedirleri alma olanağının bulunmadığına dair kanaat oluşmadığı, somut olay mücbir sebep kabul edilse dahi mücbir durumun ürünlerin 18 gün geç tesliminden kaynaklı kusuru ortadan kaldıran bir sebep olmadığı, değerlendirilse dahi; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ve mevcut delil durumu ile davalı/birleşen dosya davacısının meydana gelen geç teslimden ötürü herhangi bir zararının meydana gelmediğinin sübut bulduğunu, davalı/birleşen dosya davacısının uluslararası sözleşmelerde hüküm bulunmayan hususlarda iç hukuk kurallarının uygulanması gerektiği, bu kapsamda montreal sözleşmesi'nde tazminata ilişkin hüküm bulunmadığından yerel hukukun uygulanması gerektiği yönünde yazılı iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafından da ikrar olunduğu üzere, taşıma konusu malların ziyaı veya hasara uğraması söz konusu olmayıp teslimatla birlikte müvekkili şirketin ücrete hak kazandığını, esas dava yönünden müvekkili şirketin alacaklı konumda olduğu, yerel mahkemece davanın kısmen kabulü yönünde verilen karar müvekkili aleyhine hususları kabul etmemekle birlikte yerinde olduğunu, yine birleşen dava yönünden maddi ve manevi zarar ispatlanamadığından davanın reddi yönünde verilen karar da yerinde olup; karşı yanın istinaf sebepleri haksız, hukuki ve somut dayanaktan yoksun iddialarının reddi gerektiğini ileri sürerek davalı yanın istinaf başvurusunun esastan reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı taraf üzerine tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Asıl dava Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali davasıdır. Birleşen dava ise sözleşmeden kaynaklanan edimin geç teslimi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tahsiline ilişkindir. Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; Davacı birleşen davalı tarafından davalı birleşen davacı aleyhine 39.154,60 Amerikan doları asıl alacak, 270,33USD faiz, 39.429 93 USD üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağı olarak "22/04/2020 tarihli 39.154,60 USD TUTARLI 22/04/2020 TARİHLİ ... NOLU 22/04/2020 TARİHLİ ... faturalar, 39.424,93 USD alacağın fiili ödeme tarihindeki kur değeri karşılığının ödenmesi telebidir/emridir. " olarak gösterildiği, davalı birleşen davacı tarafından takibe, takip konusuna, takip miktarına, borcun tamamına, faiz oranına ve fer’ilerine itiraz edildiği görülmüştür. Davacı birleşen davalı şirket ile davalı birleşen davacı şirket arasında davalı birleşen davacıya ait ... ülkesinde bulunan malların 39.154,60 Amerikan Doları karşılığında taşınarak 6 Nisan 2020 tarihinde davalı karşı davacıya teslim edilmesi hususunda anlaşma bulunduğu, malların 23 Nisan 2020 tarihinde davalı birleşen davacı yana teslim edildiği, davalı birleşen davacı tarafından davacı birleşene davalı tarafa taşıma ücreti ödemesi yapılmadığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık yaşanan 17 günlük gecikme nedeniyle davacı birleşen davalının aralarındaki sözleşme uyarınca taşıma ücreti talep edip edemeyeceği ve davalı ve birleşen davacının gecikme nedeniyle maddi ve manevi zarar talep edip edemeyeceği noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır. Asıl dava 06.11.2020 tarihinde açılmış birleşen dava tarihi ise 20.10.2021 tarihidir. Dava hava taşımasından kaynaklandığından 23.04.2020 günlü taşıma nedeniyle 26/03/2011 tarihinde yürürlüğe giren "Montreal Konvansiyonu" hükümlerinin uygulanması gerekir. Montreal Protokolü 1. maddesinde;" Bu sözleşme, uçak ile ücret karşılığında yapılan bütün uluslararası insan, bagaj veya eşya taşımalarına uygulanacaktır. Bir hava taşıma işletmesi tarafından uçakla yapılan ücretsiz taşımalara da aynı ölçüde uygulanacaktır." Bu sözleşmenin amacı bakımından, «Uluslararası taşıma» terimi, taraflar arasındaki anlaşmaya göre hareket yeri ve varış yeri, taşımada bir kesilme veya aktarma olsun olmasın, iki yüksek Sözleşen Taraf Ülkesinde bulunan veya Yüksek Sözleşen Taraflardan biri olmasa bile, bir başka Devletin ülkesinde olan kararlaştırılmış bir duraklama yeri varsa, bir tek Yüksek Sözleşen Tarafın Ülkesi içinde bulunan, herhangi bir taşıma anlamına gelir. Başka bir Devletin ülkesinde olan kararlaştırılmış bir duraklama yeri bulunmaksızın bir tek Yüksek Sözleşen Taraf Ülkesi içindeki iki nokta arasında yapılan taşıma, bu Sözleşmenin amacı bakımından uluslararası taşıma değildir. 19. Madde hükmü; "Taşıyıcı, yolcuların, bagajın veya eşyanın havayolu ile taşınmasında gecikmesinden doğan zarardan sorumlu olacaktır." 21/2 madde hükmü; "Yük taşımasında, tazminat talep eden kişinin veya ondan hakkı elde edenin kendi kusuruyla zarara neden olduğunu veya iştirak ettiğini taşıyıcı ispat ettiği takdirde, böyle bir kusurla zarara neden olunduğu veya iştirak edildiği ölçüde,taşıyıcı, tazminat talep eden tkişiye karşı kısmen veya tamanen sorumluluktan kurtulur." 23/1 Madde hükmü; "Taşıyıcının sorumluluğunu kaldıran veya bu sözleşmede belirtilenden daha düşük bir sınır saptayan herhangi bir hüküm, geçerli sayılmaz, ancak böyle bir hükmün geçersizliği, anlaşmalını tümünü geçersiz kılmaz, anlaşma, bu sözleşmenin hükümlerine bağlı kalır." Montreal Protokolünde indirim yapılacağına dair hüküm bulunmamakta olup 6102 sayılı TTK'nun 875/3 hükmü; "Gecikme hâlinde herhangi bir zarar oluşmasa da taşıma ücreti gecikme süresi ile orantılı olarak indirilir; meğerki, taşıyıcı her türlü özeni gösterdiğini ispat etmiş olsun." şeklindedir. Navlun ücreti gibi bir gecikme zararı doğmamış olsa bile gecikme süresi ile orantılı olarak taşıma ücretinin indirileceğini söyleyen ve daha çok bir cezai şart niteliğinde olan TTK 875/3. Maddesinin Montreal Konvansiyonu'nda belirtilen gecikme sorumluluğu sadece tazminat sorumluluğu niteliğinde olduğundan asıl dava konusu olaya uygulanamayacaktır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2018/1040 Esas 2019/2508 Karar sayılı ilamından) Davalı - birleşen davacı dilekçesinde malların geç teslimi nedeniyle dava dışı ...'in kendilerinden gecikme cezası talep edebileceğini,yine ...'in taşıma bedelini ödemeyeceğini, Bu sebeple ... tarafından sözleşmenin yenilenmediğini, Geç teslimden dolayı 66.414,63 Dolar tutarında fazladan sipariş verilmek durumunda kalındığını belirterek maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Davalı - birleşen davacı tarafından 23.04.2020 tarihinde borcun ifa edilmiş olunmasına, 06.04.2020 tarihi ile 23.04.2020 tarihleri arasında taraflar arasında gerçekleşen yazışmalarda davacı birleşen davalıya ifada bulunması için süre verildiğinin anlaşılmasına, Mahkemece aldırılan 27.08.2023 tarihli kök, 12.03.2024 tarihli ek ve 14.09.2024 tarihli ek raporlarda birleşen davacı tarafından geç teslim edilen ürünlerden dolayı davalı birleşen davacının somut zararını ispat edemediğinin belirtilmiş olunmasına, somut olayda manevi tazminat koşullarının oluşmamış olmasına, davalı -birleşen davacı tarafça ödeme yapıldığının iddia edilmemiş olunmasına, %30 nesafet kesintisinin taşıma ücretinde uygulanmayacak olunmasına göre mahkemece belirtilen gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup, Davalı- Birleşen Dosya Davacısı ... A.Ş vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.(Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2015/11674 Esas 2016/8573 Karar) HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 22/09/2025 tarih ve 2020/730 E - 2025/802 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla Davalı-Birleşen Dosya Davacısı ... A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Birleşen dava yönünden; Alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden Davalı-Birleşen Dosya Davacısı ... A.Ş tarafça peşin yatırılan 615,40 TL nin mahsubu ile bakiye eksik kalan 116,60 TL nin davacıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına, 2-Asıl dava yönünden; Alınması gerekli olan 22.653,22-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden Davalı-Birleşen Dosya Davacısı ... A.Ş. tarafından peşin yatırılmış 5.663,30 TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 16.989,92 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden Davalı-Birleşen Dosya Davacısı ... A.Ş den alınarak Hazineye İrad Kaydına, 3-İstinaf başvurusunda bulunan Davalı-Birleşen Dosya Davacısı ... A.Ş tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/03/2026