T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/503 KARAR NO : 2025/1501 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/12/2021 NUMARASI : 2017/255 E. - 2021/943 K. DAVANIN KONUSU: Ortaklığın Tespiti ve Alacak Taraflar arasındaki ortaklığın tespiti ve alacak talepli davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın re…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/503 KARAR NO : 2025/1501 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/12/2021 NUMARASI : 2017/255 E. - 2021/943 K. DAVANIN KONUSU: Ortaklığın Tespiti ve Alacak Taraflar arasındaki ortaklığın tespiti ve alacak talepli davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının davalı şirketin hissedarı olup, uzun yıllar hissedarı olduğu şirkette görev yaparak tüm emek ve sermayesini davalı şirket için harcamış olduğunu, devam eden süreçte şirketin büyük hissedarı ve yönetim kurulu başkanı ... vd. diğer ilgililer tarafından müvekkilinin bilgisi dışında birtakım işlemler yapılmak suretiyle şirket ortaklık yapısının değiştirilerek ve müvekkilinin pasif hale getirildiğini, davalının yaklaşık 2 yıldır da müvekkilini hiçbir şekilde şirkete almadığını, davalının hissedar olduğu şirkete alınmamakla birlikte hiçbir genel kurula da çağrılmadığını, bu haliyle davacının hissedarı olduğu şirketin ne şekilde yönetildiği ve yokluğunda ne gibi işlemlerin yapıldığını bilmediğini, bu sebeple davalı şirkette yapılan genel kurullar vs. işlemler bakımından iptal vs. dava, şikayet haklarını saklı tuttuklarını, ayrıca yönetim kurulu başkanı ... tarafından şirketin zararlandırıcı işlemlere sokulması, kötü yönetim, sermayenin zayisi, şirketin malvarlığının azalması, kar payının azalması vs nedenler ile müvekkilin zarara uğraması durumunda bu husustaki gerek şirket gerekse de yönetim kurulu başkanı ... vd ilgililer hakkında dava ve şikayet haklarını dasaklı tuttuklarını, davacının hissedarı olduğu ve uzun yıllar görev yaptığı davalı şirkete büyük hissedar ... tarafından alınmadığı gibi müvekkile bugüne kadar kar payları, ücretleri, huzur hakları,ikramiyeleri,temettüleri, genel kurul ve yasa gereği ödenmesi gereken diğer ücretlerin de ödenmediğini, davacının bugüne kadar iyiniyetli olarak beklemiş olmasına rağmen hissedarı olduğu şirketin ne şekilde yönetildiğini bilemediğini ve yokluğunda ne gibi işlemlerin yapıldığını bilmediğini, kendisine ödenmesi gereken hak ve alacaklarının ödenmediğini, bu haliyle müvekkilinin ödenmeyen kar payı, huzur hakkı,ücretleri,ikramiye,temettüleri,genel kurul ve yasa gereği ödenmesi gereken ücretlerin tespit edilerek müvekkile ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, davacının hissedarlığının tespiti ile davacının hak kazandığı ücretleri, huzur hakları, ikramiyeleri, temettüleri, genel kurul ve yasa gereği ödenmesi gereken diğer ücretleri ve kar payları için şimdilik 10.000 TL'nin hak kazanılma tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı tarafın iş bu davaya konu alacaklarının var olduğunu kabul etme anlamına gelmemek üzere davaya konu bütün talep ve alacaklarının, zamanaşımına uğradığını ve zamanaşımı savunmasında bulunduklarını, davacının talebini somutlaştırmadığını, şirketin kuruluş tarihinin 17.12.1996 olduğunu, şirketin kuruluş sermayesinin 15.000.000.000.TL olduğunu, nama yazılı olarak kurulduğunu, kuruluşundaki hissedarlar ve hisse miktarlarının ... 7.500.000.000 TL(7.500 adet hisse) (A Grubu) ..., 7.050.000.000.TL (7050 adet hisse) (B Grubu) ..., 150.000.000.TL (150 adet hisse) (B Gurbu) ..., 150.000.000.TL (150 adet hisse) (B Grubu) ..., 150.000.000.TL (150 adet hisse) (B Grubu) şeklinde olduğunu, davacının şirketin kuruluşunda hissedar olmadığını, denetçi olduğunu, daha sonra şirketin genel müdürü olduğunu, davacının 23.03.2000 tarihinde yapılan 1998 yılına ait olağan genel kurulunda ilk kez şirketin 3275 hissesini alarak şirkette hissedar ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, 23.01.2001 ve 18.07.2001 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda davacının yönetim kurulu üyesi olduğunu, bu genel kurullarında da, yönetim kurulu üyelerinin ücretsiz görev yapmasına karar veridiğini, şirketin 03.11.2001 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunda, şirketin ... Tekstil San.İç Ve Dış Tic. AŞ ile birleşmesine karar verildiğini, bu birleşme sonrasında şirkette sermaye değişikliği olduğunu, bu genel kuruldan sonra, hisse senetlerin hamiline olarak düzenlendiğini, . yönetim kurulunun 31.03.2003 tarih ve (9) sayılı kararı ile birinci tertip hamiline senetleri bastırılıncaya kadar her hissedara hissesini ve değerini de gösteren birinci tertip, hamiline yazılı muvakkat ilmuhaberleri çıkartmaya karar verildiğini, davacının da kendisi için hazırlanan ilmuhaberleri, ''Teslim ve Tesellüm Makbuzu'' başlıklı belgeler karşılığında teslim aldığını, şirketin 10.07.2002 tarihinde yapılan 2001 yılına ait olağan genel kurulunda,şirketin sermayesinin 400.000.000.000.TL'ye arttırılmasına karar verildiğini, davacının şirketteki yeni hisse durumunun 20.000.000.000. TL karşılığı (20.000.adet hisse) olduğunu, şirketin 27.10.2003 tarihinde yapılan 2002 yılına ait olağan genel kurulunda şirketin sermayesinin 1.000.000.000.000.TL'ye arttırılmasına karar verildiğini, davacının şirketteki yeni hisse durumunun 50.000.000.000. TL karşılığı (50.000.adet hisse) olduğunu, davacının bu genel kurulda 2 yıllığına yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, bu yönetim kurulu üyeliği görevinin ücretsiz olarak ifa edilmesine karar verildiğini, şirketin 13.08.2004 tarihinde yapılan 2003 yılına ait olağan genel kurulunda,davacının 2 yıllığına yönetim kurulu üyeliğine seçilmesine ve bu yönetim kurulu üyeliği görevinin ücretsiz olarak ifa edilmesine karar verildiğini, şirketin 14.03.2005 tarihinde yapılan 2004 yılına ait olağan genel kurulunda davacının 2 yıllığına yönetim kurulu üyeliğine seçilmesine ve bu yönetim kurulu üyeliği görevine karşılık kendisine aylık net 750.-TL ödenmesine karar verildiğini, şirketin 05.09.2006 tarihinde yapılan 2005 yılına ait olağan genel kurulunda, şirketin sermayesinin 6.000.000. TL'ye arttırılmasına, davacının şirketteki yeni hisse durumunun 484.568 TL karşılığı (484.568 adet hisse) olmasına, davacının 2 yıllığına yönetim kurulu üyeliğine seçilmesine ve bu yönetim kurulu üyeliği görevine karşılık kendisine aylık net 1.500.-TL ödenmesine karar veridiğini, davacının 484.568 adet hisse sahibi olduğuna ilişkin davacıya teslim edilen birinci tertip hamiline yazılı muvakkat ilmuhaberlerinin dosyada bulunduğunu, şirketin 27.07.2007 tarihinde yapılan 2006 yılına ait olağan genel kurulunda,davacının 2 yıllığına yönetim kurulu üyeliğine seçilmesine ve bu yönetim kurulu üyeliği görevine karşılık kendisine aylık net 1.500,00 TL ödenmesine, şirketin 2006 yılı kârının olağanüstü yedeklere ayrılmasına karar verildiğini, şirketin 30.06.2008 tarihinde yapılan 2007 yılına ait olağan genel kurulunda 2 yıllığına yönetim kurulu üyeliğine seçilmesine ve bu yönetim kurulu üyeliği görevine karşılık; kendisine aylık net 1.500,00 TL ödenmesine, şirketin 2007 yılı kârının olağanüstü yedeklere ayrılmasına karar verildiğini, 28.07.2009 tarihinde yapılan 2008 yılına ilişkin olağan genel kurulunda davacının 3 yıllığına yönetim kurulu üyeliğine seçilmesine ve bu yönetim kurulu üyeliği görevine karşılık kendisine aylık net 1.500.-TL ödenmesine, şirketin 2008 yılında kâr etmeyip zarar ettiğinin belirlenmiş olması nedeniyle, bu zararın geçmiş dönemde elde edilen olağanüstü yedeklerden karşılanmasına karar verildiğini, 23.09.2011 tarihinde yapılan 2010 yılına ilişkin olağan genel kurulunda davacının 3 yıllığına yönetim kurulu üyeliğine seçilmesine ve bu yönetim kurulu üyeliği görevine karşılık; kendisine aylık net 1.500.-TL ödenmesine,şirketin 2010 yılında kâr etmeyip, zarar ettiğinin belirlenmiş olması nedeniyle, bu zararın geçmiş dönemde birikmiş olan olağanüstü yedeklerden karşılanmasına karar verildiğini, 24.01.2013 tarihinde yapılan 2011 yılına ilişkin olağan genel kurulda,davacı tarafın şirketteki yönetim kurulu üyeliği sona erdiğini, yönetim kurulu üyeliğine, 3 yıl süre için ...'in başına getirildiğini, bu genel kurulda da, şirketin 2011 yılında zarar etmeye devam etmesi nedeniyle,bu zararın önceki yıllarda birikmiş olağanüstü yedeklerden karşılanmasına karar verildiğini, b ugenel kurulda yönetim kurulunun tek üyeye indirilmesine ve yönetim kurulu başkanlığına ...'in getirilmesine karar verildiğini, şirketin 24.01.2013 tarihli genel kurulunun, davacının katıldığı son genel kurul olduğunu, davacının daha sonra yapılan şirket genel kurullarında hisselerini devretmiş olması nedeniyle, ne yönetici ne de hissedar olarak hazır bulunduğ görev aldığını, şirketin 23.10.2013 Tarihinde yapılan 2012 yılına ait olağan genel kurulunda, şirketin kâr ettiğini, kârının olağanüstü yedeklere ayrılmasına karar verildiğini, şirketin 25.11.2014 tarihinde yapılan 2013 yılına ait olağan genel kurulunda, şirket zarar ettiğini, şirketin bu zararının geçmiş dönemde birikmiş olan olağanüstü yedeklerden karşılanmasına karar verildiğini, 13.07.2015 tarihinde yapılan 2014 yılına ait olağan genel kurulda sermayenin 11.000.000 TL'ye çıkartılmasına karar verildiğini, yeni hissedarlık durumuna öre 10.450.000.TL tutarındaki hissenin ...'e 550.000.TL tutarındaki hissenin ...'e ait olduğunu, şirket bu genel kurulunda, hisselerinin nama yazılı olmasına karar verildiğini, şirketin kâr elde ettiği tespit edildiğini, elde edilen bu kârın olağanüstü yedeklere ayrılmasına karar verildiğini, şirketin 2012 yılına ilişkin genel kurulları dahil olmak üzere, son dönemde yapılan tüm genel kurullarının ilanlı olarak yapıldığını, ilanlarda, hissedarların ellerindeki hissedarlık sıfatını tevsik eden belgelerini (ilmuhaber , hisse senedi) şirket merkezine ibrazı ile genel kurul giriş belgesi alması ve genel kurullara katılması gerektiğinin açıkça belirtildiğini, davacının halen müvekkili şirkette hissedar olduğunu iddia ediyor ise, elinde hissedar olduğunu tevsik eden belgeleri sunması gerektiğini, davacının bir zamanlar müvekkil şirket hissedarı olduğunu belgeleyen ilmuhaber, kendisine teslim edilmiş iken, bu belgeleri devir alan hissedarların bu belgeleri şirket merkezine ibraz ederek şirketin sonraki genel kurullarına katıldığını, davacıya yönetim kurulu üyeliği nedeniyle ödenmesine karar verilen aylık ücretler, huzur hakları,ikramiyeleri,temettüleri ve genel kurul karaları gereğince,ödenmesi talep edilen diğer ücretleri ve kâr payları zamanında davacıya ödendiğini, şirketin büyüme politikaları nedeniyle karın dağıtılmadığını, olağanüstü yedek olarak şirket bünyesinde tutulduğunu, bu kararların altında davacının da imzası bulunduğunu, bu nedenle, davacının kâr payını talep etmesinin haksızlık olduğunu, davacının şirkete alınmadığı iddiasının da yersiz olduğunu, davacının katıldığı son şirket genel kurul toplantısının üstünden dört yıldan uzun bir süre geçtiğini, bunun nedeninin, davacının hamiline olan hisselerini devretmesi olduğunu, davacının hissedarı olduğu bir şirkete alınmama durumu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... İncelenen tüm dosya kapsamına, tarafların iddia ve savunmaları ile bilirkişi raporları içeriğine göre; taraflar arasında davacının, davalı şirkette bir dönem yöneticilik yaptığı hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacının, davalı şirketteki ortaklığının devam edip etmediği; davacının, ortak sıfatı ile davalı şirketten kâr payı, ücret, huzur hakkı ikramiye ile genel kurul ve mevzuattan doğan ödenmemiş alacağının bulunup bulunmadığı varsa bu alacağını tahsil için işbu davayı açmakta haklı bulunup bulunmadığı davacı talebindeki alacakların zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktalarında toplanmaktadır.Anonim ortaklıkta pay senedi hamiline veya nama yazılı olabilmektedir (TTK 484.1). Hamiline yazılı paylar pay bedelinin tamamen ödenmesi tarihinden itibaren üç ay içerisinde bastırılarak dağıtılmalıdır (TTK 486.2). Nama yazılı pay senetleri ise azlığın talebi halinde bastırılmaktadır (TTK 486.3). Nama yazılı pay senetlerinde sahiplerinin adı ve soyadını veya ticaret unvanını, yerleşim yerini, pay senedi bedelinin ödenmiş olan miktarına yer verilmesi gerekir ve bu senetler ortaklığın pay defterine kaydolunur (TTK 487.2). Hamiline yazılı pay senetlerinin devri zilyetliğin geçirilmesi (ve 7262 sayılı Kanun sonrasında MKK’ya bildirilme ile), nama yazılı pay senetleri ise ciro edilmiş senedin zilyetliğinin geçirilmesi ile gerçekleştirilmektedir (TTK 489.1; 490.2). Davacının 484.568 adet hisse senedinin hamiline olduğu, şirketin hisse senedi bastırmadığı, yerine ilmühaber çıkardığı; 484.568 adet hamiline yazılı ilmühaberin bir kısmının 24.01.2013 tarihinde yapılan ve davacının da hazır olduğu genel kuruldan önce devredildiğinin anlaşıldığı; davacının bu kurulda 150.000 adet paya sahip olduğu, davacının devredilen payların devir şekline yada devrin usulsüzlüğüne ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığı, davalı şirketin yönetim kurulu kararları ile davalı şirketin hamiline hisse senetleri bastırılıncaya kadar bu hisse senetlerinin yerine kaim olmak üzere hamiline yazılı muvakkat ilmuhaberleri bastırdığı ve pay sahiplerine teslim ettiği, şirket ortağı olduğunu ve paylarını devretmediğini ileri süren davacının elinde bulunması gereken muvakkat ilmühaber senet asıllarının ne şekilde davalı şirketin eline geçtiği hususunu davacının hayatın olağan akışına uygun izah edemediği, hamiline yazılı ilmuhaberlerinin, hamiline yazılı pay senetlerinin devir usulüne tabi olduğu ve TTK 489 maddesi uyarınca hamiline yazılı pay senetlerinin devrinin şirket ve üçüncü kişiler hakkında, zilyetliğin geçirilmesiyle hüküm ifade edeceği, davacının, davalı şirketin ortağı olduğunu ispat edici muvakkat ilmühaber senet asıllarının davalı şirketin uhdesinde olduğu, hisselerin devir edilmesi sebebiyle iptal edildiği, dolayısıyla davacının paylarını zilyetliğin devri yoluyla devrettiğinin anlaşıldığı, devrin TTK 489 maddesi uyarınca geçerli olduğu, denetime elverişli mali müşavir bilirkişi raporları ile dava tarihi itibariyle davacının, davalı şirketteki yöneticiliği ve ortaklığından kaynaklı, kâr payı, ücret, huzur hakkı, ikramiye ile genel kurul ve mevzuattan doğan ödenmemiş alacağının bulunmadığının anlaşıldığı bu nedenlerle, davacı tarafından davalı aleyhine açılan işbu davanın sübut bulmadığından reddine; karar vermek gerekmiş olmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosya kapsamında bilirkişi -.. ve -.. tarafından hazırlan raporlarda açıkca müvekkilinin 484.568,00 TL karşılığı hisseye sahip olduğunun tespit edildiğini, bilirkişi Prof Dr. ve 'tan oluşan heyet tarafından hazırlanan 04.11.2019 tarihli kök ve 19.11.2020 tarihli ek raporda; davacının 2006 yılında yapılan genel kurulda müvekkiliin hissedarlığının 484.568,00 TL'sı olduğu, 24.01.2013 tarihinde yapılan 2011 yılına ilişkin yapılan genel kurula katıldığı bu tarihten sonra herhangi bir genel kurula katılmadığı, 13.07.2015 tarihinde yapılan genel kurula müvekkilin katılmadığı 5.700.000 TL hissenin... 300.000 TL hissenin ise ... de olduğu, buna göre müvekkiline ait 484.468 TL hissenin ..'e devir edildiği sonucunun çıktığı, TTK m.486/2 uyarınca ilmühaberlere kıyas yoluyla nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler uygulanacağından, 6762 sayılı TTK m. 411 f.2 'de alacağın devri hakkındaki hükümlere yapılan atıfın artık geçerliliği yitirdiği, sonuç olarak ilmühaberlerin nama yazılı senetlerin devrine ilişkin TTK m. 490 vd. hükümleri uyarınca devredebileceğini, her iki ihtimalde de payın devredildiğini savunan davalı tarafın devir ve temlik senedini ibraz etmesi gerektiği sonucunun ortaya çıktığını, ayrıca devir bedelininde ne şekilde ödendiğinin açıklığa kavuşturulmasında yarar bulunduğunu, bu heyetçe hazırlanan raporda davalı şirketin kayıtlarına göre 07.08.2015 tarihinde müvekkilin şirket hisselerini devir ettiği kabul edilse dahi her halükarda bu devrin yazılı şekilde yapılması gerektiğinin belirtildiğini, yine raporda şirket kayıtlarına göre müvekkilinin 484.568 TL hissesinin 07.08.2015 tarihinde...'e devir edildiğinin göründüğünü, ancak 13.07.2015 tarihinde yapılan genel kurul da ise müvekkilinin hissedar olarak temsil edilmediğini, davalının müvekkilinin hisselerini 13.07.2015 tarihinde önce devir ettiği yönündeki savunması dikkate alındığında bu çelişkiyi davalı tarafın gidermesi gerektiğinin belirtildiğini, davalı tarafça sunulan ödeme belgelerinin hem tarih hem de miktar olarak çelişki arzettiğini, son olarak bilirkişi ... ve... tarafından hazırlanan 09.09.2021 tarihli raporda da benzer şekilde tespitler yapıldığını, bu raporun da sonuç kısmında " Yukarıda değerlendirme başlığı (4 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle, 484.568 adet hissenin devrinin 01.07.2012 tarihinden sonra yapılmış olması halinde, TTK. 486/f.2 göndermesiyle uygulanan 490. madde kapsamında devir ve ciro ile hamiline yazılı hisse senedi yerine çıkarılan ilmühaberlerin devir ve ciro ile teslimle mülkiyetine geçeceği; bu yönde ibrazlı iptal kaşeli ilmühaberlerde kayıt görülemediği ; bu durumda davacının 6.000.000,00 TL tutarlı sermayeli şirkette 484.568 adet hisseye malik olacağı ; (beheri 1,00 TL'den ) 484.568,00 TL sermayeye isabet edeceği; " ifadesine yer verildiğini, netice de her iki heyet tarafından hazırlanan raporlarda her durumda devrin isterse 01.07.2012 tarihinden sonra yapılmış olması halinde müvekkilinin payının devredildiğini iddia eden davalının devir ve temlik senedini ibraz etmesi gerektiğinin tespit edildiğini, ilk derece mahkemesince müteaddit defalar davalıya verilen süreye rağmen iş bu devir ve teslime ilişkin herhangi bir belge sunulmadığını, yer verilen bilirkişi raporlarında dava konusu olayda devre nama yazılı senetlerin devrine ilişkin hükümlerin uygulanacağı açıkca tespit edilmiş iken mahkemece aksi düşünce ile hamile yazılı devre ilişkin usule göre zilyetliğin devrinin yeterli olduğu yönündeki gerekçenin hatalı olduğunu, ayrıca mahkemenin sanki tüm raporlarda bu şekilde tespitler yapıldığı yönündeki gerekçesi de dosyanın yeterince incelenmediğini gösterdiğini, zira dosyada sadece SMM ... tarafından hazırlanan raporda zilyetliğin devrinin yeterli olduğu tespiti yapıldığını, diğer iki raporun ise aksi yönde olduğunu, davalı yanca her hangi bir yazılı devir ve teslim belgesi ve de ödeme belgesi sunulmadığına göre müvekkilinin hisselerinin devir edilmediğini ve davanın kabulü gerektiğini, mahkemenin, davacının muvakkat ilmühaberleri senet asıllarının ne şekilde davalı şirketin eline geçtiği hususunu hayatın olağan akışına uygun izah edemediği yönündeki gerekçesiin de hatalı olduğunu, davacının hissedar... tarafından uzun süredir şirkete alınmadığını, ne genel kurul ne de başkaca işlemlerden haberdar edilmediğini, şirkete alınmayan ortak davacının hisselerinin ... tarafından kendisine devir edilmiş gibi gösterildiğinin açık olduğunu, nitekim mahkemece birçok defa davalı şirkete devre ilişkin belgelerin sunulması istenilmesine rağmen bu hususta herhangi bir belge sunulmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacının davalı anonim şirkette ortak olduğunun tespiti ile ödenmeyen kâr payı, ücret alacağı, huzur hakkı ve ikramiye alacaklarının tahsili istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı; davalı şirkette hissedar olduğunu, yöneticilik de yaptığını, ancak son iki yıldır şirkete sokulmadığını, işleyişinden bilgi sahibi olamadığını, ödenmeyen kar payı, huzur hakkı ve ücret alacakları bulunduğunu ileri sürerek davalı şirket hissedarı olduğunun tespitini ve alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı ise; davacının en son 24.01.2013 tarihli genel kurula katıldığını, daha sonra ortak olarak hazır bulunmadığını, ilmühaberlerin kendisine teslim edildiğini, hisselerini devrettiğini, ödenmeyen alacağı bulunmadığını savunmuştur. Dosya kapsamının incelenmesinde; davalı şirketin anasözleşmenin 6.maddesinde hisselerin nama yazılı olduğunun belirtildiği, 03.11.2001 tarihli genel kurulda davalının dava dışı ... ... AŞ ile birleştiği, 13.12.2001 tarihli genel kurulda ana sözleşmenin 6.maddesinin değiştirildiği, hisselerin hamiline yazılı olacağının kararlaştırıldığı, davalı şirketin hamiline paylar için hamiline yazılı muvakkat ilmühaberleri düzenlediği, üç adet ''Teslim Tesellüm Makbuzu'' başlıklı belge ile toplam 484.568 adet hamiline yazılı muvakkat hisse senedi ilmühaberlerinin davacıya teslim edildiği, hamiline yazılı muvakkat hisse senedi ilmühaberlerinin asıllarının davalı şirket nezdinde bulunduğunun bilirkişi ... tarafından şirket nezdinde yapılan incelemede tespit edildiği, davacının davalı şirkette en son 24.01.2013 tarihli genel kurul toplantısına katıldığı, bu toplantıda payının 150.000 TL olduğunun görüldüğü, yine aynı bilirkişi tarafından incelenen davalı pay defterinin 6.sayfasında, davacının 20.11.1998 tarihinde devir ile hissedar olduğu, 24.01.2013 tarihinde yapılan genel kurula asaleten katıldığı, bu tarihten sonra 2013 yılında hisselerini devrettiğinden dolayı genel kurullara katılmadığı, ayrıca 02.08.2015 tarihli hisselerin devredilmiş olması ile ortaklıktan ayrılmış olduğu bilgilerinin yer aldığı, şirket ana sözleşmesinin 8.maddesinde, hissesini devretmek isteyen hissedarın bunu şirkete ve diğer ortaklara yazılı olarak bildireceğinin belirtildiği, 06.08.1998 tarihli genel kurulda ise ana sözleşmenin hisse devri başlıklı 8.maddesi değiştirilerek '' Hisselerin devir anındaki meri muvzuat çerçevesinde şirket hissedarlarına veya hissedar olmayan şahıslara serbestçe devri mümkündür.'' hükmüne yer verildiği görülmektedir. Somut olayda ''Teslim Tesellüm Makbuzu'' başlıklı belge ile toplam 484.568 adet hamiline yazılı muvakkat hisse senedi ilmühaberlerinin davacıya teslim edildiği, bu hamiline yazılı muvakkat hisse senedi ilmühaberlerinin asıllarının davalı şirket nezdinde bulunduğu hususu tarafların kabulündedir. Mahkemece alınan 04.11.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda, ''13.07.2015 tarihli hazirun cetveline göre davacı ... Yılancının 484.568 TL'lik hissesinin tamamını ...'e devrettiği sonucu ortaya çıkmaktadır'' tespitine yer verildiği görülmektedir. Bu rapora karşı davalı vekilince sunulan 13.01.2020 tarihli itiraz dilekçesinde, davanın ...'e yöneltilebileceği, davalının husumeti bulunmadığı, 334,658 payın ...'e devredildiği, 13.07.2015'de paydaş ...'in şirketin ihraç ettiği ilmühaberlerin sunulması ile toplantıya katıldığı, davalı müvekkilinin devir ilişkisinin tarafı olmadığı, davalının gerçek maliki araştırma yükümü bulunmadığı yönünde beyanda bulunmuş, ayrıca dava dışı ... tarafından davacı hesabına 29.06.2007 tarihinde hisse bedellerine mukabil 73.264,00 EURO ve 19.10.2007 tarihinde 150.000 TL yatırıldığı, bu şekilde ...'in davacı hisselerini bedeli karşılığında satın aldığı, senet asıllarını da davacıdan aldığını belirtilerek dekont örnekleri sunulmuştur. Davacı vekilince bu bilirkişi raporuna karşı sunulan 10.01.2020 tarihli itiraz dilekçesinde ise; bilirkişi raporu ile ...'in davacının hisselerini uhdesine geçirdiğinin ortaya çıktığı, bu durumun davacının adı geçen şahıs tarafından şirkete alınmadığı hususunu da doğruladığı, davalının temlik ve devir belgesi sunması gerektiği, bu raporla davacının ortak olduğunun ortaya çıktığı beyan edilmiştir. Mahkemece 04.11.2019 tarihli rapora itirazlar üzerine ek rapor alınmış, çelişki bulunması sebebiyle daha sonra farklı bir heyetten 09.09.2021 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. 09.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacının hisselerinin devri tarihlerinin tespit edilmesi gerektiği, buna göre uygulanacak kanunun belirlenebileceği, davacının ortak olduğunun tespiti talebinin, diğer mevcut ortakların hisselerinin değişmesi sonucunu doğuracağı belirtilmiştir.Davacı vekilince 09.09.2021 tarihli bilirkişi raporuna karşı sunulan 23.09.2021 tarihli itiraz dilekçesinde, raporlardaki tespitlerle ...'in davacının 484.568 TL'lik hissesini kendi uhdesine geçirdiğini açıkça ortaya konulduğu belirtilmiştir. Konuya ilişkin 6762 sayılı TTK'nın 411. maddesinde ilmühaberler düzenlenmiş olup nama yazılı hisse senetlerinin yerini tutmak üzere çıkarılan ilmühaberlerin nama yazılı olmasının gerektiği, bunların devrinin nama yazılı hisse senetlerinin devrine ait hükümlere tabi olduğu, hamiline yazılı hisse senetleri yerine tanzim olunan nama yazılı ilmühaberlerin ise ancak alacağın devri hakkındaki hükümlere göre devrolunabileceği, devrin şirkete karşı ancak ihbar tarihinden itibaren hüküm ifade edeceği belirtilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın ''Pay senedi bastırılması'' başlıklı 486/2 maddesinde ''Paylar hamiline yazılı ise yönetim kurulu, pay bedelinin tamamının ödenmesi tarihinden itibaren üç ay içinde pay senetlerini bastırıp pay sahiplerine dağıtır. Yönetim kurulunun hamiline yazılı pay senetlerinin bastırılmasına ilişkin kararı tescil ve ilan edilir, ayrıca şirketin internet sitesine konulur. (Ek cümle:27/12/2020-7262/31 md.) Hamiline yazılı pay sahipleri ile sahip oldukları paya ilişkin bilgiler, senetler pay sahiplerine dağıtılmadan önce Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirilir. Pay senedi bastırılıncaya kadar ilmühaber çıkarılabilir. İlmühaberlere kıyas yoluyla nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler uygulanır.'' hükmün yer aldığı, nama yazılı payların ve pay senetlerinin devrine ilişkin 490.madde de ise '' (1) Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı paylar, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilirler. (2) Hukuki işlemle devir, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir.'' şeklinde düzenleme bulunduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen açıklamalar, taraf beyanları, bilirkişi raporları ve kanun hükümleri uyarınca somut olayda uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için varsa hisse devirlerinin ne zaman ve kime yapıldığı önem arz etmektedir. Zira ancak buna göre uyuşmazlığın çözümünde hangi kanun hükümlerinin uygulanacağı tespit edilebilir. Tarafların yukarıda yer verilen beyanlarından ve bilirkişi raporlarından davacının sahip olduğu hisselerin dava dışı... tarafından devralındığı yönünde değerlendirme yapıldığı görülmekle birlikte ilk derece mahkemesince bu konuda bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü çerçevesinde, taraflardan pay yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise devrin/devirlerin ne zaman ve kime yapıldığı hususunda açıklama istenilmesi; mahkemece davacıya devralan kişi ve/veya kişilere karşı hisse devrinin iptaline ilişkin bir dava açıp açmadığının sorulması, varsa bu davanın akibetinin araştırılarak sonucunun beklenmesi, eğer yoksa davacıya bu yönde bir dava açıp açmayacağının sorulması, açacağı beyan edilirse bu konuda gerekli sürelerin verilmesi ve açılması halinde bu davanın sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR :Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.26.09.2025