7. Hukuk Dairesi 2010/7729 E. , 2011/1564 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın davacılar tarafından meydana getirildiğinin tespiti istemine ilişkindir. 1-Muhtesatı meydana getiren kişiler tarafından arsa malikleri aleyhine açılacak alacak ve temliken tescil ya da böyle bir taşınm
**7. Hukuk Dairesi 2010/7729 E. , 2011/1564 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın davacılar tarafından meydana getirildiğinin tespiti istemine ilişkindir. 1-Muhtesatı meydana getiren kişiler tarafından arsa malikleri aleyhine açılacak alacak ve temliken tescil ya da böyle bir taşınmazda kat mülkiyeti kurulması istemiyle açılacak davaların sonucunda verilebilecek kabul kararı, hukuken değer verilmesi mümkün bulunmayan kaçak yapı niteliğindeki muhtesatın yasallaştırılması sonucunu doğuracağından böyle bir kararın İmar Kanunu'nun kamu düzenine ilişkin emredici hükümlerine aykırı olacağı kuşkusuzdur. Bu nedenlerle kaçak yapıyı meydana getiren kişi tarafından kaçak yapı nedeniyle arsa sahipleri aleyhine açılacak alacak ve temliken tescil davalarının ya da üzerinde kaçak yapı bulunan taşınmazda kat mülkiyeti kurulması istemine ilişkin davaların dinlenmesine olanak bulunmamaktadır. Ne var ki, tespit davalarının sonucunda verilecek hükmün infaz olanağının bulunmadığı, bu hükümlerle sadece bir olgunun tespit edilmiş olacağı, henüz yıkılmayan ve bu hali ile kullanılarak yararlanılmaya devam edilen kaçak yapı niteliğindeki muhtesatın da az veya çok bir değerinin, en azından enkaz değerinin bulunacağı, ortaklığın giderilmesi davası sonucunda taşınmazın üzerinde bulunan muhtesatla birlikte satılması halinde bu nitelikteki muhtesat nedeniyle satış bedelinin az veya çok artacağı, kaçak yapı niteliğinde olduğu gerekçesiyle muhtesata değer verilmemesi halinde taşınmazın satışından pay alacak olan diğer taşınmaz maliklerinin kaçak yapı niteliğindeki muhtesat nedeniyle meydana gelecek değer artışından haksız şekilde yararlanacakları ve sebepsiz zenginleşecekleri gözetildiğinde muhtesat aidiyetinin tespitine ilişkin davalarda muhtesatın kaçak yapı olup olmamasının sonuca etkisi bulunmadığının kabulü gerekir. Az yukarıda açıklanan nedenlerle ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davalı tarafın buna ilişen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2-Davalı tarafın araştırmanın eksik olduğuna yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de dosyada toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmünde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı açıklanmıştır. Bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve taraflarca öne sürülmese bile mahkemece kendiliğinden değerlendirileceği kuşkusuzdur. Toplanan delillerden tapuya kayıtlı ve ortaklığın giderilmesi davasına konu olduğu belirlenen 1577 ada 30 parsel (yenileme ile 4134 ada 34 parsel) sayılı taşınmazın tarafların ortak miras bırakanları adına “üç katlı kargir ev” niteliği ile tapuya kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu olgu dikkate alındığında tapuda belirtilen 3 katlı kargir evin kadastro tespit gününden önce meydana getirildiğinin kabulü gerektiğinden kadastro tespitinin kesinleştiği gün ile dava tarihi arasında az yukarıda açıklanan hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunun belirlenmesi halinde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir. Ne var ki mahkemece dava konusu muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmaza ait kadastro tespit tutanağı getirtilmediğinden, davaya konu edilen muhdesat ile tapu kaydında gösterilen muhdesatın aynı olup olmadığı, aynı iseler, davada az yukarıda açıklanan hak düşürücü sürenin geçip geçmediği anlaşılamamaktadır. Hal böyle olunca; mahkemece öncelikle 1577 ada 30 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağı ilgili Tapu Sicil Müdürlüğü'nden getirtilmeli, daha sonra taraf tanıkları hazır edilmek suretiyle az yukarıda açıklanan hukuki olgunun belirlenmesi açısından taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, keşifte muhdesatın her bir katının hangi tarihte, kim tarafından, ne şekilde meydana getirildiği duraksamasız belirlenmeli, bunun sonucunda davada hak düşürücü sürenin geçip geçmediği araştırılmalı, muhdesatın kadastro tespit gününden sonra meydana getirilen bölümleri var ise buna göre değerlendirme yapılmalı, muhdesatın belirli bir bölümünün kendi adına ve hesabına, tek başına davacı tarafça meydana getirildiğinin kanıtlanması ve davanın da hakdüşürücü süre içerisinde açıldığının belirlenmesi halinde sadece bu bölüm yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmeli, mevcut bir muhdesatın oturulabilir hale getirilmesi için yapılan harcamaların yeni bir muhdesat meydana getirme niteliğinde olmayıp, iyileştirme gideri (faydalı masraf) niteliğinde olduğu, bu gibi giderlerin ancak koşullarının varlığı halinde sebepsiz zenginleşme davasına konu edilebileceği düşünülmeli, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birarada değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm verilmesi isabetsiz davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin ödenen 1.721,40 TL harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 15.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.