T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/715 - Karar No:2026/474 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/715 KARAR NO : 2026/474 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/06/2025 NUMARASI : 2024/696 E-2025/413 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TA…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/715 - Karar No:2026/474 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/715 KARAR NO : 2026/474 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/06/2025 NUMARASI : 2024/696 E-2025/413 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 28/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 28/04/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında 23.02.2020 tarihinde ... Parselde bulunan A,B,C bloklarının çelik kapı, yangın kapısı, şaft kapakları, laminant malzemeleri işinin üretim ve montajı hususunda eser sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin edimlerini yerine getirmek amacıyla çalışmasını ve hazırlığını yaptığını, malzeme tedariği için 3.kişilerle ön sipariş ve fason üretim bağlantısı yaparak ödemelerini gerçekleştirdiğini, müvekkilinin, malzemeleri teslim etmek ve edimlerini ifa etmek amacıyla davalı şirket yetkilisi ... ile bağlantı kurmaya çalışsa da, davalı şirket yetkilisinin mesajları okuduğu halde cevap vermediğini, davalının haksız ve mesnetsiz olarak müvekkili ile irtibatı kestiğini, davalının müvekkili ile yürürlükte olan bir sözleşmesi bulunmakta iken, aynı iş için başka bir firma ile anlaşmasının açıkça kötüniyet teşkil ettiği gibi mağduriyete de sebep olduğunu, işveren bu eylemi ile ifanın imkansızlaşmasına sebep olarak kusurlu hareket ettiğini, bu durumun re'sen yapılacak araştırma ile de ortaya çıkacak olup, BK göre taraflar, borçlunun, borcu hiç veya gereği gibi ya da kararlaştırılan yer ve zamanda ifa etmemesi durumunda; alacaklı, zararını ispatlamak zorunda olmaksızın; borçluyu yükümlü kılan bir müeeyyide kararlaştırabilecğini, bu halde cezai şarttan/ ceza kaydından bahsedileceğinin hüküm altına alındığını, yine cezai şartın kararlaştırılması durumunda alacaklının zarara uğraması şart olmadığı gibi uğranılan zararı ispat külfetinin de bulunmadığını ve taraflar arasında akdedilen sözleşmenin gereklerini ifa etmeyen tarafın sözleşmede kararlaştırılan cezai şartı ödemek zorunda olduğunu, davalıya Konya 18. Noterliği'nin 1/03/2020 tarih ve 16601 yevmiye no'lu ihtarname ile haksız olarak sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmemesinden dolayı cezai şartı ödemesi gerektiği hususunun ihtar edildiğini, davalı tarafından Akyurt 3. Noterliği'nin 27/03/2020 tarih ve 12585 yevmiye no'lu cevabi ihtarnamesi ile "Müvekkilin, kendisinden ön ödeme talep ettiğini fakat şantiye alanına malzemelerin gelmediğini ve montajlarının yapılmadan ücrete hak kazanamayacağını, kendisinin de yetki belgesi(imza sirküsü) talep etmesine rağmen bu talebe karşılık verilmediğini bu sebeplere istinaden de sözleşmeyi açık olarak fesih ettiğini" beyan ettiğini, davalının haksız ve kötüniyetli olarak iddia ettiği hususlara yönelik herhangi bir somut dayanağı bulunmadığını, müvekkilin herhangi bir ön ödeme talebinin bulunmadığını, davalının yetki belgesine ilişkin talebini içeren herhangi bir beyanı yahut başvurusu da bulunmadığını, mesnetsiz iddiaların haksızlığının üzerini örtmeye çalışmaktan ibaret olup, mantıklı ve tutarlı olmadığını, sözleşme imzalanarak ticari ilişkinin başladığını ancak bu aşamadan sonra davalının sözleşmenin feshine yönelik sunduğu gerekçelerin kendisini haklı çıkarmaya yönelik olduğunu, taraflar arasındaki eser sözleşmesi sebebiyle davalının sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve ardından müvekkili firmaya herhangi bir bilgi vermeden sözleşmeye konu işi başka firmaya yaptırması ve bu süreçte müvekkilini zarara uğrattığı gibi ifanın imkansızlaşmasına da kasıtlı olarak yol açmasından dolayı sözleşmede belirtilen cezai şartı ödemesi gerektiğini, gerek dava ve usul ekonomisi gerek somut vakıanın gelişimi, maddi kanıtların yoğunluğu, eldeki davanın kabul ile sonuçlanma olasılığı, davalı tarafın mal kaçırma ihtimalinin yüksek olması, davanın konusuz kalmaması, alacağın tahsil edilememe riskinin bulunması bunun da yeni dava ve sorumluluklara yol açacak olması vb ihtimaller dikkate alınarak, davalı tarafın araç ve taşınmazları üzerinde alacak miktarına yetecek oranda ihtiyati haciz kararı verilmesini veya üçüncü kişilere devredilmemesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini, fazlaya dair hakları saklı tutularak 75.171,42 TL'nin davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; müvekkilinin, davacının şirket yetkilisi olduğuna dair belgelerini ve imza sirküsünü istediğini ancak davacının, müvekkile bu belgeleri ulaştırmadığı için gerekli güveni sağlamayarak ilk olarak kendisinin sözleşmeyi ihlal ettiğini, davacının, malzemeler şantiye alanına inmeden ve gerekli montajlar yapılmadan ödemenin yapılmayacağını bildiği halde, ön ödeme talebinde bulunduğunu, bu süre zarfında şantiye alanına hiç bir malzeme inmediğini, şantiye alanına hiç bir malzeme indirmeden ön ödeme talebinde bulunduğu için sözleşmeyi ihlal ettiğini, müvekkilinin bu olaydan dolayı zarara uğradığını, davacının malzemeleri şantiye alanına indirdiğini ispat etmek zorunda olduğunu ancak buna ilişkin hiç bir belge sunmadığını, sözleşmenin 4.maddesinde sözleşmenin türü ve bedelinin belirlendiğini, yüklenici davacının sözleşmedeki edimlerinin kararlaştırıldığını ancak bu edimleri yerine getirmediğinin açık olduğunu, sözleşmenin "Ödemeler" başlıklı kısmına göre de "Yüklenici firma Malzemeleri Şantiye Sahasına Teslim Ettiğinde Getirdiği Malzemenin Fatura Bedeli Karşılığı Hakediş olarak belirtildiği ödeme şekillerinde olduğu gibi uygulama yapılmadan sahada nakit %30 ve daire %70 ödemesi yapılacaktır." hükmünün bulunduğunu ancak davacının, malzemeleri şantiye sahasına indirmediğini, davanın iyi niyetten uzak olduğunu, borcunu ifa etmeyenin davacı olduğunu, müvekkilinin kusurlu bir hareketinin olmadığını aksine davacının ön ödeme istediği için kusurlu olduğunu, sözleşmeden de anlaşılacağı üzere malzemeleri şantiye sahasına teslim etme konusunda ilk borçlunun davacı olmasına rağmen bu borcunu yerine getirmediği gibi, üstüne bir de kötü niyetli olarak bu davayı açtığını, müvekkilinin whatsapptan konuşmak yerine telefonla konuşmayı tercih etmiş olup, davacıya eğer stoklarında malzeme varsa şantiye alanına getirmesini söylediğini, buna rağmen davacının, sözleşmeye uymadığını ve edimini ifa etmediğini, şantiye alanının adresi de açıkça sözleşmede yazdığını ve davacının daha önceden de şantiye alanına geldiğini, davacının şantiye alanına malzemeyi indirdiğine dair sevk irsaliyesi, teslim etme tutanağı ya da fotoğraf gibi hiç bir delil sunmadığını, çünkü davacının bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini savunarak , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 28.09.2022 tarih ve 2020/194 Esas- 2022/589 Karar sayılı davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 02.10.2024 tarih ve 2022/1379 Esas- 2024/767 Karar sayılı kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece Dairemizin kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda; tüm dosya kapsamı, iddia, savunma, arabuluculuk son tutanağı ile toplanan tüm deliller ile birlikte dinlenen tanık beyanları ile dosya kapsamında alınan bilirkişilerin raporu ile birlikte Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nin 02/10/2024 tarih ve 2022/1379 Esas- 2024/767 Karar sayılı kaldırma ilamı ile cezai şarta ilişkin sözleşme hükümlerinin sözleşmenin feshi halini de içerdiği kabul edilerek, sözleşmede ifaya ilişkin bir süre öngörülmediği, diğer bir deyişle belirsiz süreli sözleşme olduğu ve sözleşme hükümleri ile bu kapsamda tarafların iddia, beyan ve delilleri toplanıp değerlendirilerek, davalı tarafından sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı, tarafların kusur durumu ve buna bağlı olarak cezai şart talep koşullarının oluşup oluşmadığı incelenmesi belirtilmiş olup, bu kapsamda Türk Borçlar Kanunun 182/1.Madde: "Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler." hükmünde ise kanun koyucu ceza miktarı hususunda sözleşmede tarafları serbest bırakmış olup Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 19.12.2017 tarihli, 2017/9691 Esas- 2017/1780 Karar sayılı kararında; "Taraflar, sözleşmede borçlunun ya borcunu sözleşmeye uygun olarak ifa etmesi ya da ceza koşulunun ödenmesini kararlaştırmış olabilirler. Bu durumda, borçlu borca uygun hareketle yükümlüdür. Ancak, borçlu borca uygun hareket etmediği takdirde, kendisini bir yaptırım beklemektedir. Bu yaptırım, sözleşmede kararlaştırılan ceza koşulunun ödenmesidir." hükmü gereğince, davacı tarafın edimlerini yerine getirmek amacıyla çalışması ve hazırlığını yaptığı, malzeme tedariği için 3.kişilerle ön sipariş ve fason üretim bağlantısı yaparak ödemelerini gerçekleştirdiği, buna ilişkin faturaları dosyaya sunduğu, davacının imalat malzemelerini teslim etmek ve edimlerini ifa etmek amacıyla davalı şirket yetkilisi ... ile bağlantı kurmaya çalışsa da, davalı şirket yetkilisinin cevap vermediği mesajlaşmalardan anlaşılmış olup, davalının davacı ile yürürlükte olan bir sözleşmesi bulunmasına rağmen aynı iş için başka bir firma ile anlaştığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin gereklerini davalı taraf ifa etmeyen taraf olarak, sözleşmenin feshininde davalı taraf, haklı taraf olmadığından bu kapsamda, davalının sözleşmede kararlaştırılan cezai şartı ödemek zorunda olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 75.171,42.TL cezai şart alacağın dava tarihi olan 13/05/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf başvurusunda; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nin 02.10.2024 tarih ve 2022/1379 Esas, 2024/767 Karar sayılı kararı ile, tarafların iddia, beyan ve delilleri toplanıp değerlendirilerek, davalı tarafından sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı, tarafların kusur durumu ve buna bağlı olarak cezai şart talep koşullarının oluşup oluşmadığı incelenerek esas hakkında karar verilmesi gerektiğinin belirtildiğini, mahkemece delillerin toplanmadığını ve aynı şekilde karar verildiğini, mahkemenin tekrardan bilirkişi incelemesi yaptırması gerektiğini, mahkemece "...her ne kadar mahkememizin 29/01/2025 tarihli ara kararının 3 nolu ara kararına göre bilirkişi heyetinden rapor alınmasına yönelik ara karar oluşturulmuş ise de Ankara BAM 27. HD'nin 02/10/2024 tarihli 2022/1379 esas 2024/767 karar sayılı kaldırma kararı ve gerekçesi de incelenerek bu kapsamda bilirkişi raporu alınması konusundaki ara kararlar sarfı nazar edilerek açık duruşmaya devam olundu. " şeklinde karar verildiğini ve bu kararın usul ve yasaya ayrıca istinaf ilamının kaldırma ilamına aykırı olduğunu, davacının 2 haftalık süre içinde bilirkişi masrafını yatırmadığını, bu nedenle davasının reddi gerektiğini, ayrıca 2 haftalık süre içinde başkaca delil de sunulmadığını, mahkemece 29.01.2025 tarihli duruşmada ise "Ankara BAM 27. HD'nin kaldırma kararı kapsamında tarafların dava ve cevap dilekçesinde belirtip de toplanmayan delilleri var ise bu kapsamda bildirmeleri için iki hafta süre verilmesine, bildirdiklerinde ilgili yerlerden müzekkere ile celp edilmesine, Davacı vekiline 15000 TL bilirkişi ücretine mahkeme veznesine yatırması için 2 hafta süre verilmesine.." şeklinde karar verildiğini, davacının, davasını ispat edecek deliller bildirmediği gibi süresinde bilirkişi masrafını da yatırmadığını, bu nedenlerle davanın hem usul hem de esas açısından reddi gerektiğini, mahkemece esas açısından inceleme yapılmadığını, işin esasına bakıldığında da davanın reddi gerektiğini, mahkemece ilk kararında usul açısından değerlendirme yapıldığını, bu nedenle esas açısından inceleme yapılmadığını, istinaf ilamı ile mahkemeye esas hakkında inceleme yapılmasının belirtildiğini, mahkemece öncelikle dosyanın esas hakkında karar verebileceği bilirkişi raporuna sahip olmadığı gerekçesiyle yeniden bilirkişi raporu alması gerektiğinin düşünüldüğünü ancak kendi kararından bir sonraki duruşmada vazgeçerek hatalı karar verdiğini, mahkemece esas hakkında inceleme yapıldığında da müvekkilinin haklı olduğunun ve davanın reddedilmesi gerektiğinin görüleceğini, mahkemenin hangi gerekçeyle davanın kabulüne karar verdiğinin anlaşılamadığını, mahkemece sözleşmenin, tanık beyanlarının, bilirkişi raporunun incelenmediğini, davacının, malzemeleri şantiye alanına inmeden ve gerekli montajlar yapılmadan ödemenin yapılmayacağını bildiği halde, ön ödeme talebinde bulunduğunu, bu süre zarfında şantiye alanına hiç bir malzeme inmediğini, davacının, şantiye alanına hiç bir malzeme indirmeden ön ödeme talebinde bulunduğu için sözleşmeyi ihlal ettiğini, müvekkilinin, bu olaydan ve 3. şahıslara olan sorumluluğu dolayısıyla dairelerin geç teslim edilmesinden dolayı da zarara uğradığını, davacının, malzemeleri şantiye alanına indirdiğini ispat etmek zorunda olduğunu ancak buna ilişkin hiçbir belge veya irsaliye faturası sunulmadığını, ayrıca davacı siparişler verdiğini ve malzeme siparişi verdiği için mağdur olduğunu belirtse de, bu siparişlere ilişkin de herhangi bir fatura veya delil sunulmadığını, zaten sözleşmeyi fesheden tarafın da 12.03.2020 tarihli ihtarname ile davacı olduğunu, davacının sunduğu sözleşmede "İşin türü; A,B,C Bloklarının laminant işlerinin yapılması, belirlenen çelik kapı ve yangın kapıları ile şaft kapakların montaj, malzeme işçilik ve şantiye sorumluluğu ile işçi sorumlulukları YÜKLENİCİ'ye (...) aittir." denilmekle, sözleşmeden de görüldüğü üzere yüklenici davacının sözleşmedeki edimlerinin sayıldığını ancak davacının bu edimleri yerine getirmediğinin açıkça ortada olduğunu, yine aynı sözleşmenin Ödemeler başlıklı kısmına göre " Yüklenici firma Malzemeleri Şantiye Sahasına Teslim Ettiğinde Getirdiği Malzemenin Fatura Bedeli Karşılığı Hakediş olarak belirtildiği ödeme şekillerinde olduğu gibi uygulama yapılmadan sahada nakit %30 ve daire %70 ödemesi yapılacaktır." hükmünün bulunduğunu ancak davacının, malzemeleri şantiye sahasına indirmediğini, müvekkilinin şantiye sahasının sözleşmede açıkça belli olup, ayrıca davacının ve davalının bütün tanıklarının da sözleşmenin şantiye sahasında imzalandığını belirttiğini, davacının müvekkilinden parkelerin nereye indirileceğine dair cevap alamadığı iddiasının kabul edilemeyeceğini, davacı tanığı ...'ın da sözleşmenin feshi tarafların whatsapp yazışmalarından veya para meselesinden kaynaklanmış olabileceği, müvekkilinin mecbur kaldığı için sözleşmenin feshinden sonra tekrar eski firma ile anlaşmak zorunda kaldığını beyan ettiğini, davacının, hem renk ve model bilmediği için sipariş veremediğini ve müvekkiline teslimat yapamadığını, hem de bu ürünleri sipariş verdiği için zarara uğradığını söyleyerek de kendisiyle çeliştiğini, bu nedenle davanın iyi niyetten uzak olduğunu, sözleşmede borcunu ifa etmeyenin davacı olduğunu, cezai şartın bir bağlı borç olması nedeniyle geçerliliği asıl borcun geçerliliğine, şekli asıl borcun uyulması gereken şekil şartına bağlı olup, kanun koyucu ceza şartının talep edilmesini borca aykırılığın kusurlu bir şekilde ihlaline bağladığını, müvekkilinin bu sözleşmede kusurlu bir hareketinin olmadığı gibi aksine davacının malzemeleri şantiye sahasına getirmeden ön ödeme istediği için kusurlu olduğunu, kanun koyucunun da ispat yükünü borçluya yüklediğini, sözleşmeden de anlaşılacağı üzere malzemeleri şantiye sahasına teslim etme konusunda ilk borçlu kişi davacı olmasına rağmen bu borcunu yerine getirmediği gibi, üstüne bir de kötü niyetli olarak bu davayı açtığını, müvekkilinin whatsapptan konuşmak yerine telefonla konuşmayı tercih ettiğini, davacıya eğer stoklarında malzeme varsa şantiye alanına getirmesini söylediğini ancak davacının sözleşmeye aykırı şekilde ön ödeme talep ettiğini, davacının, sunduğu whatsapp konuşmasında bile şantiye alanını bildiğini belirttiğini, zaten şantiye alanının adresinin de açıkça sözleşmede yazdığını, davacının daha önceden de şantiye alanına geldiğini ancak şantiye alanına malzemeyi indirdiğine dair sevk irsaliyesi, teslim etme tutanağı ya da fotoğraf gibi hiç bir delil sunmadığını, çünkü davacının, bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden müvekkilinin sorumluluğun kaldırılması gerektiğini, kurulan hükmün usule, esasa, yasaya, hakkaniyete aykırı olduğu gibi içtihatlarla da örtüşmediğini ve istinaf kaldırma ilamına da aykırılık teşkil ettiğini, ayrıca gerekçeli kararda gerekçe belirtilmediğini, istinaf ilamının da mahkemece yeterince anlaşılamadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart nedeniyle alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle sözleşmede işe ne zaman başlanacağı ve teslimin nasıl yapılacağı ve teslim süresi kararlaştırılmamış olup, davacı tarafça bir kısım imalatın yapılıp teslimi için hazır olduğunun davalıya bildirildiği, davalı tarafça bu duruma kayıtsız kaldığı ve daha sonra sözleşmenin feshedildiği anlaşılmakla, akdin belirsiz süreli olduğu hususu gözetildiğinde, davalının fesihte haksız olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 5.134,96TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL + 668,34 TL olmak üzere toplam 1.283,74 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.851,22 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 3-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04.06.2025 Tarihli Resmî Gazete’de Yayımlanan 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi dikkate alınarak belirlenen temyiz kesinlik sınırı ve HMK’nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay’da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 28/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır