İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/03/2026 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin, 05/04/2018 tarihinde ... plakalı motosikleti ile seyir halindey…
8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2022/594 KARAR NO: 2026/359 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/11/2021 NUMARASI: 2018/1238 Esas - 2021/1269 Karar DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/03/2026 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin, 05/04/2018 tarihinde ... plakalı motosikleti ile seyir halindeyken aynı istikamette seyreden davalı ...'nun sürücüsü ve işleteni, davalı sigorta şirketine trafik ve kasko sigortacısı olduğu ... plakalı otomobil ile çarpışması neticesinde yaralandığını, davalı ...'nun araç işleteni ve sürücüsü olarak, davalı sigorta şirketinin aracın zorunlu trafik sigortacısı ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olarak müvekkilinin zararından sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile (kısmi dava) 350,00-TL maddi tazminatın (100,00-TL sürekli beden gücü kaybı,100,00-TL geçici iş göremezlik, 100,00-TL bakım/bakıcı giderleri,50,00-TL yol giderleri olmak üzere) davalı...'ndan kaza tarihinden, davalı sigorta şirketinden (davalı sigorta şirketi poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen, 100.000,00-TL manevi tazminatın ise davalı ...'ndan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Anadolu ... Şirketi vekili ve davalı ... vekili ayrı ayrı sunmuş olduğu cevap dilekçesi ile; davanın reddini savunmuşlardır.İlk derece mahkemesince;''.. davalı sürücü ... hakkında taksirle yaralamaya sebebiyet verme suçundan başlatılan kamu davası sonucunda sanığın, yüklenen suç açısında kusurunun bulunmaması nedeniyle beraatine karar verildiği ve kararın derecattan geçerek kesinleştiği, somut olayda, ceza yargılamasındaki davalı ... yönetimindeki araçla kendi şeridinde seyir halindeyken davacının kullanımında olan araçla davalıya arkadan çarptığı, davalının şerit değiştirdiğine dair kesin veriler bulunmadığı şeklindeki tespitin maddi bir olgu olduğu ve nihayette ceza mahkemesi kararının kesinleştiği dikkate alındığında, bu hususun artık hukuk hakimini de bağladığı, başka bir anlatımla artık kazanın gerçekleşme biçiminin, ceza dosyası içinde mevcut 19/08/2019 tarihli ATK kusur raporunda 1. durumda bildirilen biçimde oluştuğu ve nihayet davalının kazanın gerçekleşmesinde atfı kabil kusurunun bulunmadığı, mahkemece alınan kusur raporunun kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğu, sürücülerin ceza dosyasındaki beyanları değerlendirilerek düzenlendiği, davalı araç sürücüsüne atfı kabil kusurun bulunmadığı, davacının olayda tam kusurlu olduğu, hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı..'' gerekçesiyle; a-Davacının maddi tazminat davasının REDDİNE, b-Davacının manevi tazminat davasının REDDİNE karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekilinin istinaf nedenleri; davalı araç sürücüsü ve işleteni ...'nun; şerit izleme kurallarına riayet etmemesi ve ani olarak şerit değiştirip aniden durması sebebi ile meydana gelen kazada asli ve tam kusurlu olduğu, soruşturma aşamasında alınan 20/06/2018 tarihli bilirkişi raporunda sanığa kusur atfedildiği, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunda ise seçenekli rapor düzenlendiği, yerel mahkemece alınan bilirkişi raporunda ise ceza dosyasındaki ikinci duruma göre olayın gerçekleştiği kabul edilerek müvekkiline kusur izafe edilmiş olması nedeniyle birbiri ile çelişkili üç kusur raporu arasındaki çelişki giderilmeden ve buna ilişkin itirazlar reddedilerek karar verildiği, verilen kararda isabet bulunmadığı ve kaldırılması gerektiği hususlarına yöneliktir. Dava, trafik kazasına bağlı cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda davacı taraf, kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu ileri sürmüş; davalı taraf ise, davacının kazaya sebebiyet verdiğini savunmuştur.Olaya ilişkin kusur raporlarının ve ceza yargılaması kararının değerlendirilmesinde;Eldeki davanın yargılaması sırasında, kazanın oluşumu ve kazaya karışan tarafların kusur durum ve oranların ne olduğuna ilişkin olarak görüşüne başvurulan Makine Yüksek Mühendisi ...... tarafından düzenlendiği anlaşılan 05/04/2018 raporda, dosyada mevcut belgeler, İstanbul Anadolu 48. Asliye Ceza Mahkemesi dosyası kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler, ceza yargılamasındaki gerekçe ve tespitler, trafik kazası tespit tutanağı, kaza yeri krokisindeki tespitler, araçların ilk darbeyi aldığı kısımlar ile ilgili tespit edilen bölgeler, (Otomobilin arka sol kısmı 7, motosikletin ön kısmı 1) davacı sürücünün ceza dosyası kapsamındaki beyanı, iddianame kapsamı, davacı vekilinin tüm beyanları, davalı tarafların itirazları, tutanaklar, raporları birlikte değerlendirilerek, somut olayda davacı sürücünün, gereken dikkatini yola vermeyerek mevcut trafiğin seyir durumunu ve hafriyat kamyonunun ortaya en soldan sağa doğru hızlı bir şekilde hamleyle yola çıkınca bir karışıklık meydana geldiğini görmesine rağmen (olay mahallinin yerleşim yeri olduğu, trafik lambaları bulunan kavşak mahalline yakın mesafe olduğu ) aynı istikamette daha önde seyir halinde iken trafikteki araçların seyir durumlarını da dikkate alarak kontrollü ve tedbir alabilecek şekilde seyrine özen göstermeyerek kendi beyanından da anlaşılacağı üzere kayarak fren tedbirine başvuran otomobile arkadan çarpması sonucu davacı motosiklet sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğuna dair görüş açıklandığı, Olaydan sonra, kolluk kuvvetlerince düzenlenen kaza tespit tutanağında da; asli ve tali kusur ayrımı yapılmaksızın kaza yeri krokisinde; otomobilin yol yatay eksenine paralel konumda orta şeritte bulunduğu, motosiklet sürücüsünün orta şerit sol çizgisine yakın konumda otomobilin arka sol tampon köşe kısmına çarptığı, her iki aracında çarpma anında yol yatay eksenine paralel konumda bulunduğu işaretlenerek, kazanın oluşumunda ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'nın 2918 Sayılı KTK'nun 56/1-c (yakın takip) maddesini ihlal etmesi nedeniyle kusurlu olduğunun bildirildiği, Buna karşılık, kaza nedeniyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yapılan soruşturma dosyasına sunulan 20/06/2018 tarihli bilirkişi raporunda; ...'nun tali kusurlu, ...'nın asli kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, Müteakip İstanbul Anadolu 48. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen ceza yargılamasına ilişkin dava dosyasına sunulan Adli Tıp kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 19/08/2019 tarihli raporda; Sanık sürücünün orta şeritte seyir halindeyken ilerisindeki aracın durmasıyla durduğu esnada idaresindeki otomobile gerisinden aynı istikamette gelen mağdur sürücünün idaresindeki motosiklet ile çarptığının kabulü halinde; a)Sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile olay mahalli yolun orta şeridinde seyir halindeyken ilerisinde duraklayan araca çarpmamak için durduğu esnada kendisiyle aynı istikamette gerisinden gelen mağdur sürücünün idaresindeki motosiklet ile bu otomobile arkadan çarptığı olayda atfı kabil kusuru bulunmadığı; b)Mağdur sürücü...sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyir halindeyken yola gereken dikkatini vermesi, görüş alanını kontrol altında bulundurması, kendisiyle aynı istikamette ilerisinde seyir halinde olan araçlarla arasında yeterli ve güvenli takip mesafesi bırakarak seyrini müteyakkız sürdürmesi gerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmediği, kendisiyle aynı istikamette seyir halinde olan ve önünde duran araca çarpmamak için duran sanık sürücü idaresindeki otomobile arkadan çaptığı olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile asli kusurlu olduğu;Sanık sürücü sağ şeritte seyir halindeyken orta şeride geçerek ilerisinde duran araca çarpmamak için durduğu esnada idaresindeki otomobile gerisinden gelen müşteki sürücünün idaresindeki motosiklet ile çarptığı kabulü halinde; a)Sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile olay mahalli yolun sağ şeridinde seyir halindeyken yola katılan plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen kamyon dolayısıyla kontrolsüzce ve tedbirsizce orta şeride geçip ilerisinde duraklayan araca çarpmamak için durduğu esnada gerisinden kendisiyle aynı istikamette gelen mağdur sürücünün idaresindeki motosikletin seyir şeridini kapatarak kazaya sebebiyet verdiği olayda dikkate ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile asli kusurlu olduğu; b)Mağdur sürücü...sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyir halindeyken yola gereken dikkatini vermesi, görüş alanını kontrol altında bulundurması, ilerisinde yola katılmakta olan hafriyat kamyonun varlığını dikkate alarak hızını uygun düzeye düşürmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, kendisiyle aynı istikamette sağ ilerisinde seyir halinde olan ve kontrolsüzce orta şeride geçen sanık sürücü idaresindeki otomobile karşı zamanında etkili ve yeterli tedbiri almadan bu otomobile çarptığı olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile tali kusurlu olduğu şeklinde görüş açıklandığı; İstanbul Anadolu 48. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülerek davalı araç sürücüsünün mahkumiyetiyle sonuçlanan ve UYAP sorgusundan da anlaşılacağı üzere, yasa yolu denetiminden geçmek suretiyle 10/06/2020 tarihinde kesinleşen, 2018/647 Esas-2019/752 karar sayılı ilam içeriğine göre; adli tıp kurumu başkanlığı trafik ihtisas dairesinden alınan 19/08/2019 gün 7145 sayılı raporunda kesin bir kanaate varılamadığı, alternatifli rapor tanzim edildiği belirtilerek; buna göre saptanacak husus raporun birinci bölümünde belirtildiği şekilde sanığın şerit değiştirmeksizin mi seyir ettiği yoksa aniden şerit değiştirerek mi seyir ettiği noktasında toplandığı, mahkememizin kabülüne göre sanığın olay esnasında kendi şeridinde seyir etmiş olup (adli tıp raporu 1 A bölümünde belirtilen ) katılanın sanığın aracına arkadan çarptığı sonuçuna varıldığı belirtildikten sonra sanığın şerit değiştirdiğine dair kesin veriler bulunmadığı, bu nedenle şüpheden sanık yararlanır ilkeside gözetilerek olayda kusurlu olduğuna dair bir delil bulunamadığından kusur yokluğu gerekçesiyle, sanığın beraatine karar verildiği görülmüştür.Ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi üzerinde öncelikle durulması gerekmektedir.TBK'nun 74. maddesi"Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir." hükmünü taşımaktadır. (Benzer düzenleme 818 sayılı Borçlar Kanunu (B başlıklı 53.maddesinde de mevcuttur.)Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.Yargısal uygulamada; ceza davası açılan hallerde, ceza davasında alınan kusur raporu ile karar verilip, karar kesinleşse dahi, bu raporun hukuk hakimini kusur yönünden bağlamayacağı istikrarla kabul edilmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.02.2004 gün ve 2004/11-115 E.2004/108 K; 12.5.2004 gün ve 2004/4-290 E, 289 K; 14.12.2005 gün ve 2005/10-680 E, 733 K sayılı ilamları). Ne var ki, hukuk hakiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (Y.HGK.10.1.975 gün ve 1971/T-406 E. 1975/1 K. sayılı ilamı; Y.HGK.23.1.1985 gün ve 1983/10-372 E.ve 1985/21 K.sayılı ilamları ve yukarıda yer alan ilamları).Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre de, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir(Y.HGK.11.10.1989 gün ve 1989/11-373-472 sayılı ilamı). Yani ceza mahkemesinde bir tarafın kusurlu olduğu maddi vakıa olarak kabul edilmişse, artık hukuk mahkemesinde o kişinin kusursuz olduğuna hükmedilemez. Ne var ki, hukuk hakiminin yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırarak kusur oranını incelemesi olanaklıdır. Bu iki durumun birbirinden iyi ayırt edilmesi gerekir. Görüldüğü üzere, hukuk mahkemesi az yukarıda bağlayıcılık yönü belirtilen ayrık durumlar dışında ceza mahkemesi kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; dava konusu kazaya ilişkin olarak İstanbul Anadolu 48. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 24.10.2019 tarih,2018/647 Esas-2019/752 sayılı kararının az yukarıda belirtilen gerekçesinde kazanın oluş biçimine ilişkin bir belirleme yapılmadığı, maddi olguların tespit edilmediği, sanığın olayda kusurunun bulunmadığı belirtildiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere; HMK'nın 281.maddesinde tarafların bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri, mahkemenin bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için bilirkişiden ek rapor alabileceği, ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme yaptırabileceği, HMK'nın 282.maddesinde hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerledireceği düzenlenmiştir. Bilirkişi raporu kural olarak hakimi bağlamaz. Hakim raporu serbestçe takdir eder. Raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Dolayısıyla bilirkişi raporları arasında çelişki varsa veya bilirkişi raporu kendi içerisinde çelişkili ise hakim çelişkiyi gidermeden karar veremeyeceği gibi yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak ta karar veremez. Yine mahkemece bilirkişi raporlarından farklı bir kanaate ulaşılması ve bu kanaat gereğince karar verilmesi halinde de, ulaşılan sonucun gerekçesinin yürürlükte ki mevzuata ve bilimsel verilere göre açıklanması zorunlu olduğu gibi, mahkemece birbiriyle çelişkili olan raporlarla ilgili yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak çelişkinin giderilmesine gerek görülmediği durumlarda, birbiriyle çelişkili raporlardan (taktiri delillerden) hangisine dayanıldığının ve gerekçelerinin yasa yolu denetimine olanak sağlayacak şekilde ve somut gerekçelerle açıklanması da zorunludur.Trafik kazalarında sorumluluğun kusur nispetinde olduğu durumlarda, kaza taraflarının kazanın meydana gelmesinde ki kusurlarının tam olarak tespit edilmesi esaslı unsurlardandır. Kusur tespitinin varsayımlara göre değil, Karayolları Trafik Kanunu ile bağlı yönetmelik ve diğer mevzuat hükümlerine göre yapılması zorunludur. Kusurun tam olarak belirlenemediği durumlarda, kaza tarafı sürücülerin eşit kusurlu kabul edilmesi gerekir. Yargıtay ilgili dairesinin ve dairemizin uygulaması bu yöndedir.Burada hemen belirtilmelidir ki, her ne kadar ilk derece mahkemesince, ceza yargılaması kararında ki tespitlerin hukuk hakimini bağlayacak nitelikte (sabit olgu) olduğu belirtilmiş ise de, ceza yargılaması kararında olayın nasıl gerçekleştiği belirtildikten sonra hangi sürücünün ne oranda kusurlu olduğunun tespit edilemediği, şüpheden sanık yararlanır ilkesine vurgu yapıldığı, dolayısıyla hukuk hakimini bağlayacak maddi olgu niteliğinde bir tespitten söz edilemeyeceği anlaşılmıştır. Sonuç olarak; az yukarıda açıklanan kaza tespit tutanağı, ceza soruşturmasında tanzim olunan bilirkişi raporu, ceza yargılamasında alına ATK ihtisas dairesi raporu ile ilk derece mahkemesi tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesi düzenlenen raporlar arasındaki esasa ilişkin çelişkinin giderilmesi suretiyle kaza taraflarının kusur oranlarının tespitinin sağlanması, trafik kazasının gerçekleşmesinde kaza tarafların kusurlarının gerekçeleri açıklanarak yada bizzat mahkemece tespit edilmesi, hangi sürücünün ne oranda kusurlu olduğunun tespit edilememesi durumunda sürücülerin eşit kusurlu kabul edilmesi gerekirken, raporlara hangi gerekçelerle itibar edilmediği yasa yolu denetimine uygun gerekçelerle açıklanmadan verilen karar isabetli olmamıştır. Bu durumda yapılması gereken iş; işin ehemmiyeti de gözetilerek, trafik (kusur) konusunda uzman, daha önce rapor sunmayan, İTÜ öğretim üyelerinden oluşturulacak heyetten ya da Karayolları Fen Heyetinden oluşturulacak heyetten; kaza tespit tutanağı, krokisi ve mahkemece alınan bilirkişi raporu, ceza soruşturması ve yargılaması kapsamında alınan raporlar ve dosyadaki bilgi, belge ve beyanlar irdelenmek suretiyle, tarafların kusur durumlarının belirlenmesi, kusur konusunda raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için açıklayıcı, ayrıntılı, taraf ve yargı denetimine açık rapor aldırılması, tarafların iddia ve savunmaları, itirazları göz önüne alınarak, işin esası ile ilgili deliller toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesinden, sunulan raporlarla bir sonuca ulaşılacak ise, yasa yolu denetimine olanak sağlayacak şekilde somut gerekçeleri açıklanmak suretiyle bir sonuca ulaşmaktan ibaret olmalıdır. (Bknz. Yargıtay 17. HD'nin 2016/14680 Esas, 2019/2383 Karar sayılı ilamı) Kazanın oluşumunda kusur durum ve oranlarının tespit edilememesi durumunda ise, kaza tarafı sürücüler eşit kusurlu kabul edilmelidir.Hal böyle olunca da; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6.maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul Anadolu ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..../11/2021 tarih, 2018/..... Esas, 2021/.... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6.maddesi hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, 2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davacıya İADESİNE, 4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/03/2026