İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'in tek kişiden müteşekkil yönetim kurulunun münferiden yetkili üyesi olarak, TTK ve ikincil düzenlemeler ile şirket esas sözleşmesinden doğan yükümlülükl…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1334 KARAR NO : 2025/1480 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/04/2025 NUMARASI : 2024/815 Esas - 2025/384 Karar DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'in tek kişiden müteşekkil yönetim kurulunun münferiden yetkili üyesi olarak, TTK ve ikincil düzenlemeler ile şirket esas sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ihlal ettiğini ve özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı şekilde hareket etmesi nedeniyle ... Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri A.Ş.'ne ve dolaylı olarak azınlıkta kalan pay sahibi konumunda olan davacıya verdiği zarardan ötürü, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50.000,00 TL'sinin ticari avans faizi ile birlikte TTK 553 ve devamı hükümleri istinaden ... şirketine ödenmek üzere davalıdan tahsilini, davacının ... Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri.. Şirketine %30 ortağı olduğunu, davalı ...'in şirketin %70 ortağı olduğunu, şirketin iki ortaklı bir yapısı olduğunu, ... Bilgi şirketinin 15/02/2024 tarihinde yapılan 2020 ve 2021 yıllarına ait genel kurul toplantılarına ilişkin düzenlenen hazır bulunanlar listesinde davacının sahip olduğunu hisse adedinin 6500, hisse değerinin 325.000,00 TL, hissedarlık oranının ise %10 olarak gösterildiğini, bu genel kurulların iptali için Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/458 E. sayılı dosyasını açtıklarını, dosyanın derdest olduğunu, şirketin 2020 ve 2021 yıllarına ait genel kurul toplantılarına ilişkin düzenlenen hazır bulunanlar listesinde yer alan azlık pay sahipliği oranlarına binaen iş bu davayı ikame ettiklerini, davalı ...'in 24/04/2013-30/04/2019 tarihi aralığı haricinde yönetim kurulu başkanı sıfatıyla ... Bilgi şirketi yönetiminde her daim bulunduğunu, 30/04/2019 tarihli şirket genel kurul kararı ile tek kişilik yönetim kurulunun münferiden temsile yetkili üyesi olarak seçildiğini ve bugüne kadar süre geldiğini, 30/04/2019 tarihinden beri ... Bilgi şirketinin iyi yönetilmediğini ve zarara uğratıldığını, 6102 sayılı Kanunun 124. maddesinde ticaret şirketi olduğu belirtilen anonim şirketlerin, Türk Medeni Kanun’un 48. maddesi çerçevesinde bütün haklardan yararlanabildiğini ve borçları üstlenebildiğini, bu hak ve borçlara ilişkin hukuki işlemleri yapabilme yetkisinin de anonim şirketin icra organı olan yönetim kuruluna ait olduğunu, şirketin işlerini yürütmek, pay sahipleri arasındaki ilişkileri düzenlemek ve üçüncü kişilerle olan hukuki ilişkilerde şirketi temsil etmek yetkilerine sahip olan yönetim kurulun, şirket işlerinin yönetimi için gereken titizliği göstermek ve şirketin başarısı ve gelişmesi yolunda bütün gayretini sarf etmekle yükümlü olduğunu, hal böyle olmakla birlikte, son 4 yıldır Şirket genel kurulunun toplantıya çağrılmaması ve dolayısıyla her yıl ilgili mevzuat gereği faaliyet dönemi sonundan itibaren 3 ay içinde yapılması icap eden genel kurul toplantılarının zamanında yapılmaması, şirketin finansal tablolarına göre oluşan ve kural olarak dağıtılması gereken net dönem karının 4 yıl boyunca dağıtılmaması, şirket gayrimenkullerinin değerinin çok altında satılması, huzur hakkı ve yönetim kurulu primi adı altında fahiş nitelikte harcamalar gerçekleştirilmesi, şirketin önemli bir iştirakinin genel kurul kararı olmaksızın devredilmesi, şirketin çok değerli bir varlığı olan “...” markasına ait hakların çok düşük bir bedelle üçüncü kişilere devri gerçekleştirilen söz konusu iştirake kullandırılması ve böylelikle şirketin içinin boşaltılması için sistematik bir zemin hazırlanması gibi uzun süredir devam eden iş ve işlemlere bakıldığında, davalı şahsın şirketi yönetmek için gerekli özeni göstermediği, şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmediği ve ilgili mevzuatta öngörülen yükümlülüklerini ihlal ettiği ve neticede şirketin zararına sebebiyet verdiğini, bu durumun doğal sonucu olarak azlık pay sahibi davacının haklarını sekteye uğrattığını, ayrıca şirketin itibarını ve imkanlarını diğer davalı ... Kurumsal'a kullandırdığını, haksız rekabete yol açtığını ve dürüstlük kuralına aykırı davranışlarda ve ticari uygulamalarda bulunduğunu, ekonomik olanlar olmak üzere şirketin menfaatlerine aykırı davranmış ve hem şirketin hem de azlık pay sahibinin zarar görmesine yol açtığını, ... Kurumsal şirketinin davalı şahsın öz kardeşinin çocuğu olan ...r tarafından kurulduğunu, kuruluştan 21/03/2022 tarihine kadar dolaylı, 21/03/2022- 02/06/2022 tarihlerine arasında da tek pay sahibi olarak doğrudan ... Bilgi'nin hakimiyeti altında bulunduğunu, 30/05/2022 tarihinde üçüncü bir şahsa devredildiğini, ... Kurumsal şirketinin davalı tarafından ... adlı kişiye devredilmesinden sonra, ... Bilgi şirketinin ticari faaliyet ve operasyonlarının kaydırıldığı bir şirket haline geldiğini, davalı hakkında Ticaret Bakanlığı'na 30/12/2022 tarihinde başvuru yapıldığını, buna ilişkin inceleme başlattığını, Bakanlık raporunda davalının ... Bilgi şirketinin finansal kaynaklarını, yazılım lisanslarını, teknolojik altyapısını, yazılım geliştirme araçlarını ve diğer kaynaklarını, davalı ... Kurumsal şirketine aktarmış olduğunun tespit edildiğini, ayrıca davalı hakkında ticari defterlere kasıtlı olarak gerçeğe aykırı kayıt yapmak suçundan ötürü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma açılması için 19/06/2023 tarihli ve 400-C/04 sayılı soruşturma raporunun düzenlendiğini, tek kişilik yönetim kurulunun münferit imza yetkisine sahip üyesi, başkanı ve ... Bilgi’nin hâkim hissedarı ...'in, şirkete ve dolaylı olarak azınlıkta kalan pay sahibine verdiği zarar nedeniyle TTK m. 553 ve devamı hükümleri uyarınca sorumlu olduğunu, ... Bilgi’nin aktifleri (malvarlığı ve diğer unsurlar) azaltılarak ve pasifleri artırılarak, şirketin ve dolaylı olarak azlık pay sahibinin zararına sebebiyet verildiğini, ... Bilgi’ye ait taşınmazlar, piyasa değerinin çok altında satılarak şirketin mali durumuna ciddi zarar verildiğini ve şirketin varlıkları bilinçli şekilde tüketildiğini, bu süreçte şirkette hakim hissedarın kişisel menfaat elde ettiği kanaati oluştuğunu, şirketin 2022 yılı faaliyetlerine ilişkin olarak yapılan giderlerin yüksek oranda artması, şirketin artan satışlarına rağmen zarar etmesi, şirketin önemli derecede mali kayba uğradığını gösterdiğini, davalı ...'in, sahip olduğu yetkiyi kötüye istimal ederek şirket kaynaklarını adeta şahsi malı gibi kendi kişisel menfaatleri için kullandığını, tek kişilik yönetim kurulunun üyesi ve başkanı ...'in, azlık pay sahibi müvekkilimize karşı olan bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmemekte, mevzuat uyarınca yapılması zorunlu olan genel kurul toplantılarını zamanında ve usulüne uygun olarak gerçekleştirmediğini, şirketin oluşan zararının, ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda tam olarak ortaya çıkacağını, davalının, rekabet etme yasağına aykırı davranması, şirketin ticari itibarını ve imkanlarını davalı ... Kurumsal şirketine kullandırarak haksız rekabete yol açması ve anılan şahsın davalı şirket ile birlikte hareket etmesi nedeniyle maddi tazminat talepleri de bulunduğunu, ayrıca ... Kurumsal ve ... Bilgi şirketlerine yönetim ve temsil kayyımı atanmasını ve mümkün olmaması halinde anılan şirketlerin yönetim kurullarının karar ve işlermlerini kontrol etmek üzere tedbiren denetim kayyımı atanmasına, talep ettiklerini, şirketlere ait taşınmaz ve araçlar ile her türlü devredilebilir malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir talepleri bulunduğunu beyanla ... Bilgi’nin tek kişilik yönetim kurulunun münferit imza yetkisine sahip üyesi ve başkanı ile hakim hissedarı olan davalı ...’in, TTK ve ikincil düzenlemeleri ile şirket esas sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ihlal etmesi ve anılan Kanunda öngörülen özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı şekilde hareket etmesi sebebiyle ... Bilgi’ye ve dolaylı olarak azınlıkta kalan pay sahibi konumundaki müvekkiline verdiği zarardan dolayı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 50.000.00 TL’sinin ticari avans faiziyle birlikte ... Bilgi’ye ödenmek üzere anılan şahıstan tahsiline, TTK’da öngörülen rekabet yasağını ihlal etmesi, şirketteki hakim durumunu kötüye kullanmak suretiyle şirketin ticari itibarını ve imkanlarını ... Kurumsal’a kullandırarak haksız rekabete yol açması ve ayrıca davalı şirket ile birlikte haksız rekabet teşkil eden dürüstlük kuralına aykırı davranışlarda ve ticari uygulamalarda bulunması hasebiyle ... Bilgi’ye ve dolaylı olarak azlık pay sahibi müvekkiline verdiği zarardan dolayı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 50.000.00 TL’sinin ticari avans faiziyle birlikte ... Bilgi’ye ödenmek üzere bahse konu kişiden tahsiline, davalı şahıs ile davalı şirketin, ... Bilgi’ye ilişkin haksız rekabet teşkil eden dürüstlük kuralına aykırı davranış ve ticari uygulamalarının tespitine ve önlenmesine, ayrıca davalı ... Kurumsal’ın haksız rekabet kapsamına giren davranış ve uygulamaları sebebiyle ... Bilgi’ye ve dolaylı olarak azlık pay sahibi müvekkiline verdiği zararlardan ötürü, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 50.000.00 TL’sinin ticari avans faiziyle birlikte ... Bilgi’ye ödenmek üzere söz konusu şirketten tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... Kurumsal İş Sistemleri ve Teknolojileri A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle: davacının işbu davasındaki iddia ve taleplerinin çoğunluğu "..." markasının müvekkili tarafından kullanıldığı iddiasına dayalı olduğunu, bilindiği üzere; marka kullanım konusu 6769 sayılı yasaya tabi olup, anılan yasanın 156.maddesine göre "marka hakları" ile ilgili davalarda görevli mahkemeler Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri olduğunu, . bu sebeple öncelikle, davalıya karşı açılmış olan davanın tefrik edilerek, görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 56.maddesinde; haksız rekabet davası açabilecek kişiler sayılmış olup, anılan maddeye göre dava açma hakkı bizzat zarara uğrayan kişilere tanındığını, bu sebeple, anonim şirket ortağı davacının müvekkiline karşı işbu davayı açma hak ve yetkisi olmadığını, esasa ilişkin herhangi bir kabul anlamına gelmemek üzere, dava hakkı dava dışı ... Bilgi Şirketine ait olduğunu, herhangi bir tüzel kişinin zarara uğraması halinde, yönetim kurulu üyeleri veya ortakların dava hakkı bulunmadığından, davanın başta aktif husumet ehliyeti / dava şartı yokluğu nedeniyle reddini talep ettiklerini, davacı ile müvekkilinin hiçbir ilgisi ve bağlantısı bulunmadığını, müvekkilinin diğer davalı ile de 2022 yılında müvekkili tüm paylarının şimdiki malikine satılarak, devredilmesinden sonra, hiçbir organik bağlantısı kalmadığını, dava dilekçesi bir bütün olarak incelendiğinde, tüm uyuşmazlığın, dava dışı ... Bilgi Şirketinin iki ortağı arasındaki uyuşmazlıkların müvekkiline yansıması olarak göründüğünü, tüm bu hususlar gözetildiğinde, davanın müvekkili yönünden husumet eksikliği / dava şartı yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, dava konusu olayda haksız rekabet unsurlarının bulunmadığını, TTK 55. maddede sayılan hallerin hiçbirini ihlal etmediklerini, ... kelimesinin ticari ünvan olarak kullanılmasının herhangi bir hukuka aykırılık teşkil etmediğini, markasal kullanım söz konusu olmadığını, müvekkilinin dava dışı ... Bilgi tarafından satışı sırasında 30/05/2022 tarihli sözleşme imzalandığını, müvekkilinin ... Kurumsal İş Sistemleri markasının tescilli sahibi olduğunu, beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin her bir talep için ayrı ayrı davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: dava dilekçesinin dava konusu ile doğrudan ilgisi olmayan bir çok ifade ve soyut beyanlarla dolu olduğunu, HMK 119/1-e ve 194. Maddelerini ihlal ettiğini, HMK 128. maddesine göre davacının iddialarını inkar ettiklerini, somut iddialara ilişkin cevaplarını sunduklarını, TTK 555. maddesi uyarınca şirketin uğramış olduğu zararın tazmini davası olduğunu, davacı tarafın şirketin zarara uğratıldığını iddia ederek kendisinin bu sebeple dolaylı olarak zarara uğradığını ileri sürdüğünü, TMK 6 ve TBK 50/1 uyarınca şirketin uğradığı zararın ispat yükünün davacıya ait olduğunu, davacı tarafından zarar doğurucu eylem olarak müvekkiline atfedilen eylemlere ilişkin olarak şirketin uğradığı zararı ispat edici tek bir delil dahi sunmadığını, dava dilekçesinin, tüm iddia ve dayanaklarının TTK 210. Maddesine göre yapılmış olan Ticaret Bakanlığı'nın Bakanlık Teftiş Raporu olduğunu, ancak davacının soruşturma raporunu bilerek yanlış aksettirdiğini, cımbızlama yoluyla raporun gerçek sonucundan uzaklaştığını, soruşturma raporu sonucunda Ticaret Bakanlığında tek bir işlem yapıldığını, onun da Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan 2024/6789 nolu ihbar olduğunu, soruşturma sonucunda 2024/53539 karar sayılı "Kovuşturma açılmasına yer olmadığına" karar verildiğini, karara itiraz edilmediği için kararın kesinleştiğini, aynı rapora dayalı olarak, müvekkili hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/282400 soruşturma sayılı şikayetinin de yapıldığını, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın da 2024/16377 karar sayılı dosyası ile kovuşturma açılmasına yer olmadığına karar verdiğini, bu kararın da itiraza uğramadan kesinleştiğini, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/535396 sayılı kararının gerekçesinin müvekkili yönünden ticari defterlere kasıtlı olarak gerçeğe aykırı kanıt yapmak suçunun manevi unsur yönüyle sübut bulmadığı şeklinde olduğunu, söz konusu müfettişlik raporunun, müvekkili aleyhine herhangi bir sorumluluk doğurmadığını, yargı kararları ile de bunun sabit olduğunu, davacının dava dışı ... Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri Ticaret A.Ş.'nin yalnızca %10 ortağı olduğunu, müvekkilinin %90 ortak olduğunu, davalı müvekkilin, davacıya gönderdiği ihbarnamesi ile daha önce davacıya bağışladığı %20 hisseyi bağışlamadan dönerek geri aldığını, bu durumu da noterlik aracılığıyla ihbarname yolu ile bildirdiğini, söz konusu pay değişikliğinden dolayı, dava dışı ... Bilgi şirketinin herhangi bir zararı veya menfaat zedelenmesi bulunmadığını, şirketin kötü yönetildiği, zarar ettirildiği ve içinin boşaltıldığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, şirketin son dört yılda sürekli büyüdüğünü, ticaret sicil kayıtları ve davacının da dosyaya sunduğu belgelerden anlaşılacağı üzere müvekkilin yönetimde olduğu dönemde genel kurullar toplantıya çağrıldığını ve toplantıların yapıldığını, davacının da toplantıların hepsine katıldığını, davacının da bu toplantıların hepsine katıldığını ve sürekli olarak toplantıların yapılmamasını ve TTK 420. maddeye göre ertelenmesini talep ettiğini, davacının yönetimde olduğu 2013-2019 yılları arasında da genel kurul toplantılarının gecikmeli olarak yapıldığını, bunun yönetimsel bir gelenek halinde geldiğini, şirketin bundan dolayı bir zarara uğramadığını, toplantıların zamanında yapılmamasının usulsüz olarak yapıldığı manasına gelmeyeceğini, söz konusu genel kurul kararlarında alınan kararların herhangi bir mahkeme kararı ile iptal de edilmediğini, 2022 yılı genel kurul toplantısının dava açıldıktan 3 gün sonra yapıldığını, davacının da PTT davetiyesi ile bundan haberdar olduğunu, davacının yine 17/10/2024 tarihli toplantıyı da TTK 420. maddesine göre ertelenmesini talep ederek, ilgili maddelerin görüşülmesini engellediğini, 2022 yılı toplantısı yapılmadan 2023 yılı toplantısının yapılamayacağının açık olduğunu, şirketin davacını yönetimde olduğu yıllarda hiç kar dağıtımı yapılmadığını, ancak müvekkilinin yönetime geçtiği 2019 yılından sonra kar dağıtımlarının yapıldığını, SPK Lisanslı Değerleme Uzmanı raporlarına göre davacı döneminde alınan taşınmazların fahiş derecede yüksek fiyatla alındığını, bu nedenle şirketin büyük zarara uğradığını, müvekkilinin kendi dönemindeki alım satımlarının ise piyasa rayiçlerine göre yapıldığını, şirketin herhangi bir zararının bulunmadığını, ... markasına ait hakların çok düşük bir bedelle üçüncü kişilere devri iddiasının doğru olmadığını, marka haklarının ek sözleşme ile 27/12/2022 tarihinde %5 olarak revize edildiğini, davacının ... Kurumsal ve satışıyla alakalı tüm dava haklarının 02/06/2024 tarihinde zamanaşımına uğradığını, TTK 560. maddesi gereği, ... Kurumsal şirketi hisselerinin 30/05/2022 tarihinde satıldığını, bu hususta 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, ... Bilgi'nin ... Kurumsal hisselerini devralmadan önce, davacının tek yönetim kurulu olduğu dönemde yaklaşık 5 milyon TL alacaklı olduğunu, ancak ... Kurumsal şirketinin bu borcu ödeme imkanının bulunmadığını, ... Bilgi'nin ... Kurumsal şirketini satarak batak haldeki alacağını kurtardığını ve kayda değer bir kazan da elde ettiğini, ... Kurumsal şirketini hisselerinin satılması ile ilgili olarak genel kurul kararı gerekmediğini, bu hisselerin doktrinde önemli varlık olarak değerlendirmeye değecek bir büyüklükte olmadığını, 2022 yılındaki zarar görüntüsünün 7363 sayılı kanun ile 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununda bazı değişiklik ve eklemeler yapıldığını, 2022 yılında 26.315.412,31 TL kar edilmiş olmasına rağmen söz konusu kanun değişikliği nedeniyle, zarar görünümü oluştuğunu, yasa ve mevzuat değişikliğinin müvekkilinin irade ve kontrolü dışında gelişen bir durum olduğunu, TTK 553/3. Maddesi gereği, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, yönetim kurulunun huzur hakkı konusundaki iddialarının da kabul etmediğini, huzur hakkının fahiş olduğu iddiasının yerinde olmadığını, yönetim kuruluna tahsis edilen araçların davacının iddialarını haklı kılmayacağını, araçların 7, 4 ve 11 yaşlarında olduğunu, üç otomobilden ikisinin şirket müdürleri tarafından kullanıldığını, davacının yönetimdeyken hangi model araç kullandığının sorulması gerektiğini, davacıya bilgi verilmediği iddiasının da davanın kabulü için gerekçe ve dayanak olamayacağını, vergi ve mali yükümlülüklerin gerektiği şekilde yerine getirilmediği iddiasının da gerçek dışı iftiralardan ibaret olduğunu, müvekkilinin organik bağ içinde bulunduğu şirket iddiasının gerçek olmadığını, entegratörlük hak ve yetkisinin ... Kurumsal'a kaydırıldığı iddiasının da doğru olmadığını beyanla davanın tüm talepler yönünden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Haksız rekabet; Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 54. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, 54/2. maddede rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olarak nitelendirilmiştir.Haksız rekabet sayılan bazı durumlar ise TTK'nın 55. maddesinde belirtilmiştir. TTK'nın 55. maddesinde "başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek", "kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek", "kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak" ve "üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak", "üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendirmek veya başkalarına bildirmek" haksız rekabet eylemleri arasında sayılmıştır. TTK'nın 55/1.b maddesinde ise sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yönelik bir kısım haller haksız rekabet arasında sayılmıştır. Bu kapsamda müşterilerin sözleşmeyi bozmaya yöneltilmesi; üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine veya diğer yardımcı kişilere hak etmedikleri veya işleri ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışması; işçilerin, vekillerin veya diğer yardımcı kişilerin, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltilmesi halleri de haksız rekabet olarak değerlendirilmiştir. Haksız rekabetin varlığı halinde açılacak davalar anılan Yasanın 56. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini talep edebilir.Dosya kapsamında, davacının azınlık pay sahibi olduğu ve davalının da yetkilisi ve ortağı olduğu dava dışı ... Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri Ticaret Anonim Şirketine, davalı ...'in 6102 sayılı kanunda öngörülen rekabet yasağını ihlal etmesi nedeniyle yönetici sorumluluğuna ilişkin maddi ve manevi tazminat taleplerinden ibaret olup, davacının gerçek kişi olması, haksız rekabete ilişkin iddialarla doğrudan bir ilgisinin bulunmaması, ileri sürülen iddiaların dava dışı ... Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri Ticaret Anonim Şirketi'ni ilgilendiren vakıalar olması ve davacının şirket ortağı olmasının haksız rekabete ilişkin davayı kendi adına açması için yeterli olmaması, haksız rekabetten TTK 396. Maddesi gereği zarara uğranılması halinde dava hakkının şirkete ait olması, nedeniyle HMK 114/1-b, 114/2 ve 115/1,2 maddeleri gereğince davanın aktif husumet nedeniyle reddine , ..." karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının hukuki yararının göz ardı edildiğini, davacının şirketin azınlık pay sahibi olduğunu, dava dışı şirketin hakim hissedarının ise huzurdaki davanın davalısı ... olduğunu, dava dışı şirketin uğradığı zararın tazmini davasının ilke olarak tüzel kişilik adına açılması gerektiği kabul edilse bile, mevcut somut olayda dava dışı şirketin yönetiminde bulunan ve zarar vermekle itham edilen davalı ...'in, kendisine karşı açılan bir davada şirketi temsilen hareket etmesi akla, mantığa aykırı olduğunu, hukuken ve fiilen mümkün olmadığını, bu haliyle, azınlık pay sahibi olan davacının dava dışı şirketin menfaatlerinin korunması ve uğradığı dolaylı zararların giderilmesi amacıyla kendi adına dava açma hakkının hukuki yararı bulunduğu açık ve tartışmasız olduğunu, şirketin fiilen pasifize edildiği bir durumda, azlık ortağın bireysel dava hakkının tanınmamasının hukuki adaletsizliğe yol açacağını, İlk derece Mahkemesi yerleşik içtihatları gerekçe göstererek dosyayı incelemeden karar vermiş olup yapılan eksik incelemenin hak kaybına yol açtığını, halbuki yerleşik içtihatlara göre “dolaylı zarar” TTK 555 uyarınca hissedarlar tarafından şirkete ödenmesi talep edilebileceğini, huzurdaki davada da uğranılan zararın dava dışı şirkete ödenmesi talep edilmiş, davacının davadaki taleplerinin tamamı hakkında karar verilmeden yalnızca haksız rekabete ilişkin talebe istinaden usulden redde karar verildiğini, halbuki davacı aynı zamanda davalı ...’in yönetim kurulu üyesinin sorumluluklarını yerine getirmediği gerekçesiyle de talepte bulunduğunu, ilk derece mahkemesi bu konuda herhangi bir incelemede bulunmadığını, ilk Derece Mahkemesi'nin gerekçeli kararı, davacının yalnızca bir kısmını oluşturan “haksız rekabet” iddiası üzerinden değerlendirme yapmakla yetindiğini, diğer talepleri hiç incelemediği ve davacı şirket ortaklığı sıfatından kaynaklanan bireysel menfaat ihlallerine ilişkin haklarını yok saydığını, bu durumun, hem HMK m.27 uyarınca hukuki dinlenilme hakkının, hem de Anayasa’nın 36. maddesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, Genel kurul toplantılarının usulüne uygun yapılmaması ve azınlık hissedarın bilgilendirme hakkının ihlal edilmesi davalı ...'in yönetim kurulu üyesinin görev ve sorumluluklarını yerine getirmediğini gösterdiğini, İlk derece mahkemesi kararında Ticaret Bakanlığı raporunun göz ardı edilmesi suretiyle delil değerlendirme hatası yapıldığını, davalı ...'in rekabet yasağını ihlal iddiaları ve şirketin içinin boşaltılmasına yönelik eylemlerin yeterince incelenmemesi suretiyle esasa ilişkin önemli noktaların gözden kaçırılması söz konusu olup Yönetim kurulu başkanı ... tarafından şirket varlıklarının değerinin altında satılması ve fahiş harcamalar iddialarının maddi gerçeklik kapsamında araştırılmamış olup, delillerin değerlendirilmediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava; anonim şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna ve haksız rekabete dayalı olarak açılan tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın aktif husumet nedeniyle reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa konu uyuşmazlık temelde, davacının davada aktif husumetinin bulunup bulunmadığı, Mahkemece davacının tüm taleplerinin değerlendirilip değerlendirilmediği noktalarındadır. Yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen şirket yöneticileri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa ait olup, böyle bir davanın açılabilmesi genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlıdır. Ancak, zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Ortak tarafından açılacak dava, ortaklığın dava açabilmesi için alınması gerekli genel kurul kararına bağlı da değildir. Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik gösterir.Bu nedenle, ortağın doğrudan zararı ile dolaylı zararın açıklanması gerekmektedir.6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda çokça tartışılan doğrudan zarar ve dolaylı zarar kavramlarına 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer verilmemiştir. Ancak yeni Kanunda da şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara uğradıkları zararlar için dava açma hakkı tanınmıştır. Bu kişiler, uğradıkları doğrudan zararların tazmini için kusurlu yönetim kurulu üyelerine yönelebilirler. Ayrıca şirketin uğradığı zararlardan yansıma yoluyla zarar gören yani dolaylı zarara uğrayan pay sahibi ve alacaklılar da belli koşullarda sorumluluk davası açabilirler (TTK 553, 556).Doğrudan ve dolaylı zararlar, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davasında pay sahipleri ve alacaklılar bakımından önemli kavramlardır. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin, pay sahibinin veya alacaklının alanında doğrudan yol açtığı zararlara doğrudan zarar denir. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin malvarlığına zarar verdiği ve bu zararın pay sahiplerini veya alacaklıları etkilediği zararlara da dolaylı zarar denir.Doğrudan zarara istinaden dava hakkı her bir ortağa ve alacaklıya direk ve kişisel olarak tanınmıştır. Diğer ortakların, alacaklıların veya şirketin tazminat talebinden tamamen bağımsızdır. Zararın doğrudan zarar olması halinde, ortak bu davayı hem yönetim kurulu üyelerine hem de şirkete yöneltebilir.Dolayısıyla zarar olarak nitelendirilen zarar ile kastedilen, ortakların veya alacaklıların, yönetim kurulu üyelerinin ortaklık malvarlığını kötüleştiren davranışlarından şirketin zarara uğraması neticesinde uğradıkları zarardır (yansıma zarar/...). Burada doğrudan zarar gören şirket olmakla birlikte, onun malvarlığında azalma meydana getiren bütün işlemler, ortaklar ve alacaklılar bakımından dolayısıyla zarar teşkil etmektedir, çünkü bu zarar nedeniyle şirketin ödeme gücünde meydana gelen azalma, alacaklıların ve ortakların taleplerinde bir kayba yol açmaktadır.6102 s. TTK mülga TTK md. 309 dan farklı olarak dolaylı zarar kavramını kullanmamış, şirketin uğradığı zararın şirket ve ortaklar tarafından talep edilebileceğini belirterek dolaylı zarara üstü kapalı olarak yer vermiştir. Ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zararından ancak şirketin zarara uğraması ve bu zararın ortakların ve alacaklıların malvarlığında bir azalmaya sebep olması halinde bahsedilebilir. Şirketin zararı ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zararının “olmazsa olmaz/conditio sine qua non” şartıdır.Dolaylı zararın talebi halinde ise davanın şirkete yöneltilmesi mümkün değildir. Zira bu durumda asıl zarara uğrayan şirketin kendisidir. Ortak ile alacaklı, şirketin zararının giderilmesi talebiyle bu davayı açmaktadır.Dava ehliyeti, kişinin bizzat bir davayı açabilme veya davada davalı olarak yer alabilme yetkisini ifade eder ve medeni hukuktaki fiil ehliyetinin usul hukukundaki karşılığıdır. Haliyle eldeki davada davacının dava ehliyeti bulunmaktadır. Buna karşın husumet ise tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf sıfatı (husumet), maddi hukuka göre belirlenen, bir sübjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir sübjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Dava şartı olan taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir.Pay sahipleri ve alacaklıların doğrudan zararları; yöneticilerin kanun ve esas sözleşmeden doğan yükümlerine aykırı olarak kusurlu fiil ve işlemleri sonucunda pay sahipleri ve şirket alacaklılarının bizzat ve bireysel, doğrudan doğruya zarara uğramalarıdır. Bu zararlar şirketin zararından bağımsız olduğundan ayrıca şirketin zarara uğrayıp uğramadığının da önemi yoktur. Bu zararlar ortak ve şirket alacaklısı sıfatı sonucu olarak görülmüş zararlardır. (Prf. Dr. Hasan Pulaşlı, şirketler hukuku şerhi 3. Cilt sayfa 2561 ) (Emsal: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/1688 E. 2023/3956 K. Sayılı ilamı)Davacı talepleri incelendiğinde talebinin, davacı ve davalı ...'in dava dışı ... Bilgi Sistemleri ve Teknolojiler Tic. A.Ş.'nin ortakları olduğu, şirketin Yönetim Kurulu başkanının ... olduğu, davalı ...'in ortak oldukları ... Bilgi Sistemleri ve Teknolojiler Tic. A.Ş.'ye zarar verdiği, davacının, azınlık pay sahibi haklarına dair gerekli işlemlerin yapılmaması, dava dışı ... Bilgi Sistemleri ve Teknoloji Ticaret A.Ş.'nin iş ve işlemleri hakkında bilgi verilmemesi, şirketin genel kurulunun son dört yıldır toplanmaması, kar dağıtımının süresinde ve usulüne uygun yapılmaması, şirketin önemli nitelikte ve miktardaki varlıklarının satılması, devredilmesi ve kullandırılması, fahiş mahiyette huzur hakkı ve prim alınması ve ayrıca şirketin piyasa değerinin düşmesi ve mali yapısının bozulması hususunda herhangi bir tedbirin alınmaması, tek kişiden müteşekkil yönetim kurulunun üyesi olan ve aynı zamanda yönetim kurulu başkanı sıfatını da haiz bulunan davalının yükümlülüklerini gereği gibi yapmayarak görev ve yetkilerini kötüye kullanması, özen ve bağlılık yükümlülüğü ve rekabet yasağına aykırılık sebepleri ile açılan yöneticinin sorumluluğu ve davalıların haksız rekabette bulundukları gerekçesi ile belirsiz alacak olarak 150.000,00 TL nin davalılardan alınarak dava dışı şirkete ödenmesi talep etmiştir.Bu haliyle dava dışı şirketin zarara uğratılması nedeniyle meydana gelen zarar, davacının doğrudan zararı olmayıp, dolaylı zararıdır. TTK’nın 626/2. maddesine aykırı olarak şirketle rekabet oluşturan eylemler nedeniyle sorumluluğunda aktif husumet ehliyetinin şirkete ait olduğu ancak TTK'nın 553/1. maddesi uyarınca, kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Bu durumda şirketin uğradığı zararı şirket veya pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri açtıkları davada tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebileceğinden ve davacı dolaylı zararlar nedeniyle oluşan tazminatın dava dışı şirkete ödenmesi talep etmiş olmakla eldeki dava yönünden aktif husumet ehliyetini haiz olduğundan davanın aktif husumet nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025