11. Hukuk Dairesi 2025/3927 E. , 2026/832 K. "" MAHKEMESİ: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1510 Esas, 2025/839 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ: Ereğli (Konya) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2024/16 E., 2024/376 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulün…
11. Hukuk Dairesi 2025/3927 E. , 2026/832 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1510 Esas, 2025/839 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ: Ereğli (Konya) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2024/16 E., 2024/376 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının üretimini ve ticaretini yapıp müvekkili şirkete 15.05.20 19... .05.2019 tarihlerinde teslim ettiği... Peynir Altı Suyu Tozu (PST %70) ham maddesinin müvekkili şirketin ürettiği bazı ürünlerde kullanıldığını, müvekkili şirketin gelen ham maddeleri ilk incelemesi sonucunda alım kriterlerine aykırılık tespit edilemediğinden kabul edildiğini ve üretimde kullanıldığını, müvekkilinin davalının garantisine istinaden söz konusu PST'leri ürettiği gıda maddelerinde kullandığını, yurt içi ve yurt dışı piyasaya sattığını, müşteri şikayetleri geldiğini ve bir kısım malların iade edildiğini, söz konusu bozukluğun sadece ilgili tarihli PST'lerin kullanıldığı ürünlerde bulunduğunun tespit edildiğini, PST numunesi ile farklı tarihli ve farklı marka PST numunesi TÜBİTAK MAM'a duyusal olarak kıyaslama testine gönderilmiş olup iki PST arasında %99,9 duyusal olarak fark bulunduğunu, bu durumun davalı tarafa bildirildiğini ve PST'lerin kötü kokuya neden olduğunun davalı tarafından da kabul edildiğini, müvekkili şirketin davalının kusurlu imalatı nedeni ile kendi ürettiği malların piyasadan geri toplatılması neticesinde maddi ve malların imajı, markası, müşteri kitleleri nedeni ile de manevi zarara uğradığını, ham maddelerin numuneler alınmak sureti ile karşı tarafa iade edildiğini ve karşı tarafın da bu ham maddelerin gizli ayıplı olduğunu kabul ederek itirazsız iade aldığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 219. ve devamı maddeleri gereği davalı tarafın müvekkilinin zararlarını karşılamak zorunda olduğunu, gıda mühendisi bilirkişinin yaptığı tespite göre de kusurun davalının üretiminden kaynaklandığını, muhasebe bilirkişisi aracılığı ile iade alınan tüm malların miktarlarının müvekkili defter ve kayıtlarından tespiti yapıldığını ancak yurt dışına gönderilen ve gümrük mevzuatı gereğince yurda tekrar getirilemeyen mamullerin tespitinin yapılamadığını ileri sürerek fazlaya dair ve yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu yargılama aşamasında belirlenecek miktarı ıslah hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 750.000,00 TL maddi ve 1.000.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 1.750.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça açılan dava haksız ve yersiz olup ileri sürülen iddiaları ve talepleri kabul etmediklerini, davacı tarafından, müvekkili şirkete gerek resmi yollardan gerekse şifahen sözde ayıplı mala ilişkin süresinde yapılan usule uygun ayıp ihbarı bulunmadığını, ayrıca alınan PST ürünlerine ilişkin düzenlenen faturalara da itiraz edilmediğini, iki tarafı da tacir olan satış sözleşmelerinde ayıplı mala ilişkin hususların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 23/c maddesinde açıkça düzenlendiğini, davacının müvekkilinden satın aldığı PST'lerin tüm kontrollerini kendi tesislerinde yaptırarak aldığını, kendi ürettiği ürünlerin satılmasından sonra şikayetin geldiğini, ayrıca davacının taleplerine karşı zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının müvekkili şirketten aldığı ürünlerde ayıp olduğunu ve ayıbın niteliğini ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; TBK'nın "Satıcının ağır kusurunun sonuçları" başlıklı 225. maddesinde "ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir." düzenlemesinin bulunduğu, somut olayda davacıya satılan PST'lerin ayıplı olup olmadığı hususunda aldırılan bilirkişi raporunda gizli ayıp olduğundan bahsedilemeyeceği yönünde görüş bildirildiği, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen mali müşavir bilirkişi raporunda davacıya satılan malların iadesine ilişkin iade faturası düzenlenmediğinin tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, ancak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/3 maddesinde "Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.", 4. maddesinde; "Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." ve 13/4. maddesinde "Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." hükümlerinin yer aldığı, buna göre maddi ve manevi tazminat yönünden ayrı ayrı maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maddi ve manevi tazminat talebinin toplamı üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine, reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ayrı ayrı davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, satış sözleşmesi gereğince davacıya satılıp teslim edilen emtianın ayıplı ifası iddiasıyla maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.