T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2238 KARAR NO : 2025/2445 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/09/2023 NUMARASI : 2023/56 E. - 2023/276 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Hak…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2238 KARAR NO : 2025/2445 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/09/2023 NUMARASI : 2023/56 E. - 2023/276 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/09/2023 Tarih ve 2023/56 Esas - 2023/276 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 2022/053699 sayılı "..." ibareli ve 2022/189106 sayılı "..." ibareli marka başvurularının, TÜRKPATENT tarafından SMK'nın 5/1-ğ maddesi gerekçe gösterilerek reddedildiğini, halbuki dava konusu edilen 2022/077753 sayılı "... ... ..." ibareli markanın aynı hizmet sınıflarında davalı şahıs adına tescil edildiğini, bu kararların birbirleriyle çeliştiğini, müvekkili Derneğin gönüllü çalışanları tarafından herhangi bir maddi menfaat beklenmeksizin, bir yılı aşkın süren hazırlık çalışmalarının neticesinde Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ile ortaklaşa olarak düzenlenmeye çalışılan “...” faaliyetinin yerel ve ulusal basında yer alması üzerine davalı şahsın davacı Derneğe bir ihtarname göndererek böyle bir festivalin düzenlenmesi durumunda, isim hakkının kendilerinde olması nedeniyle tazminat talep edeceklerini bildirdiğini, oysa dava konusu edilen markanın da “kamuyu ilgilendiren, tarihi, kültürel değerler bakımından halka mal olmuş” işaretlerden sayılması gerektiğini, zira bu markada geçen “...” ibaresinin halka mal olmuş tarihi bir yer adı olduğunu, davacının bahsi geçen festivali gerçekleştirmeye çalışması nedeniyle huzurdaki hükümsüzlük davasını açmasında haklı ve hukuki bir menfaatinin bulunduğunu, nitekim davalının davacı tarafa gönderdiği ihtarnamenin de bu hususu tevsik etmeye tek başına yeterli olduğunu, kaldı ki davacı Derneğin Tüzüğü’nde, Derneğin ...'nin ulusal ve uluslararası mecralarda tanıtılmasına katkı sunmak amacıyla sanatsal faaliyetlerde bulunacağı hususunun da yer aldığını, TÜRKPATENT’in esas unsuru "...” olan markaları tescil etmemesinin de dava konusu edilen markanın tescil edilmesi ile çeliştiğini, Şanlıurfa'nın tarihine ve kültürüne hizmet etmek isteyen davacı Derneğin, kültürel ve sanatsal faaliyetlerine hiç bir neden yokken karşı çıkıp, tarihi ve sanatsal festivalin yapılmasına engel olmak için ihtarname çeken davalı şahsın kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli 2022/077753 sayılı "... ... ..." sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, var ise internet sitesinin erişime kapatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, öncelikle davacı derneğin huzurdaki davayı ikame etmesinde güncel, kişisel ve meşru bir menfaati bulunmadığından, davanın dava şartı yokluğundan usulen reddedilmesi gerektiğini, zaten dava konusu edilen markada “... ...” kelime öbeğinin markanın tek başına esas unsuru olmadığını, aksine bu markada geçen ve görsel açıdan ön plana çıkartılmış olan “...” harflerinin markanın esas unsuru olduğunu, dava dilekçesinden davacının dava konusu edilen markanın hangi hizmetler yönünden hükümsüzlüğünü talep ettiğinin anlaşılamadığını, dava konusu edilen markada geçen “...” ibaresinin, antik yer veye bölge adı olup, tarihi ve kültürel bir değer kapsamına girmediğini, SMK m. 5/1-ğ hükmünde ifadesini bulan tarihi ve kültürel değerlerin Anıtkabir, Ayasofya Camii, Selimiye Camii, Dolmabahçe Sarayı gibi yerleri ifade ettiğini, ayrıca davalının markasında ... antik tapınağına ait veya bu tapınağı çağrıştıran herhangi bir resim/figür unsuruna yer verilmediğini, dolayısıyla sadece yer veya bölge adından hareketle “...” ibaresinin tarihi ve kültürel bir değer olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin "..." ismindeki Derneğin kurucularından ve halen başkanı olduğunu, müvekkilinin faaliyetleri kapsamında Şanlıurfa'nın ve Şanlıurfa'nın tarihi değerlerinin uluslararası alanda tanıtılmasını amaçladığını, dava konusu markanın müvekkili tarafından aktif olarak kullanıldığını, davacının ilk festivalden 10 gün sonra aynı isimle festival düzenlenmesinin, müvekkili markasına açıkça zarar verdiğini, davacının reddedilen marka başvurularının, müvekkili markası hükümsüz kılınsa dahi tescile bağlanmayacağını, dolayısıyla davacının huzurdaki davayı ikame etmekte hukuki bir yararının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu markada, "..." ibaresinin, tek başına ön plana çıkartılmadığı, kurgu içerisinde, işarette geçen alelade bir kelime hüviyetinde kullanıldığı, bu hususlar gözetildiğinde, içerisinde geçen talî bir unsurdan hareketle bu markanın SMK'nın 5. maddesinde geçen herhangi bir mutlak red nedenini barındırdığının söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, SMK’nın 5/1-ğ maddesi ile kamuya mal olmuş, bir toplumun kültürel ve tarihi değerlerini gösteren işaretlerin tekelleştirilerek rakiplere nazaran haksız kazanç elde edilmesinin ve tüketici duyarlılıklarının sömürülmesinin önlenmek istendiğini, buna göre kamuya mal olmuş kişilerin, kamuyu ilgilendiren işaret ve adlandırmaların, tarihi ve kültürel değerlere ilişkin işaret ve adlandırmaların marka olarak tescilinin mümkün olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı tarafça, dava konusu markada yer alan "..." ibaresinin halka mal olmuş tarihi bir yer adı olduğu, SMK'nın 5/1-ğ maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluştuğu ileri sürülerek eldeki dava açılmış, davalı ise davacının hukuki yararının bulunmadığını, "..." ibaresinin, tek başına markanın esaslı unsurunu oluşturmadığını, bu ibarenin tarihi ve kültürel bir değer de olmadığını savunmuş, ilk derece mahkemesince ise bilinen bir yer adı olan "... ibaresinin, tek başına dava konusu markanın asli unsurunu teşkil etmediği, SMK'nın 5. maddesi kapsamında bir hükümsüzlük halinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının olmadığı savunulmuş ise de SMK'nın 25/2. maddesinde, menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kurum ve kuruluşların markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebileceklerinin düzenlendiği, davacının da ... adlı bir film festivali düzenlemeyi planladığı, davalının, işbu davaya konu markaya dayalı olarak davacıya ihtarname gönderdiği gözetildiğinde, davacının SMK'nın 25/2. maddesi kapsamında işbu davayı açmaya yetkili bulunduğu ve hukuki yararının da olduğu kabul edilmiş, bu yöne ilişkin davalı savunması yerinde görülmemiştir. Markanın hükümsüzlüğü halleri SMK'nın 25. maddesinde düzenlenmiş olup, anılan hükmün birinci fıkrasında, SMK'nın 5. veya 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkemece markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği hüküm altına alınmıştır. 6769 sayılı SMK'nın mutlak tescil engellerini düzenleyen 5. maddesinin ğ bendinde, "Paris Sözleşmesinin 2 nci mükerrer 6 ncı maddesi kapsamı dışında kalan ancak kamuyu ilgilendiren, tarihi ve kültürel değerler bakımından halka mal olmuş diğer işaretler ile yetkili mercilerce tescil izni verilmemiş olan armaları, nişanları veya adlandırmaları içeren işaretlerin" marka olarak tescil edilemeyeceği düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenleme ile kamuya mal olmuş, bir toplumun kültürel ve tarihi değerlerini gösteren işaretlerin tekelleştirilerek rakiplere nazaran haksız kazanç elde edilmesi ve tüketici duyarlılıklarının sömürülmesi önlenmek istenmiştir. (YGHK 14.02.2019 gün, 2017/11-18 E. 2019/146 K . Sayılı ilamı) Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu marka, en üstte büyük punto ile "..." ibaresi, onun altında daha küçük punto ile yazılmış "..." ibaresi ve onun da altında daha küçük punto ile yazılmış "..." ibaresinden oluşmaktadır. Söz konusu markada yer alan "..." ibaresi, dosyada mevcut bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere Şanlıurfa ilinin 18 km kuzeydoğusunda, Haliliye ilçesine bağlı Örencik köyü yakınlarında yer alan neolitik bir arkeolojik sit alanının adıdır. M.Ö. 9600-9500 civarına tarihlenen ..., dünyanın şu ana kadar bilinen en eski tarihi yapısıdır ve dünyanın bilinen en eski megalitleri olan taş sütunlarla, bir dizi büyük dairesel yapılardan oluşması itibariyle bazı popüler kaynaklarda "tarihin sıfır noktası" nitelendirmesiyle de anılmaktadır. Bu tarihi özellikleri itibariyle de anılan ibarenin, kamuyu ilgilendiren, tarihi, kültürel değerler bakımından halka mal olmuş bir yer adı olduğunun kabulü gerekmektedir. Esasen dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da aynı yönde değerlendirmeler yapılmasına rağmen, bu ibarenin tek başına esas unsur olarak tescilinin mümkün olmadığı, davaya konu markada da bu ibarenin asıl unsur olarak kullanılmadığı, markanın esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, bu nedenle hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı açıklanmış, mahkemece de bu değerlendirmeye itibar edilmiştir. Ancak "..." ibaresi, markada yer alan "..." kelimelerinin baş harflerinin birleştirilmesinden meydana geldiğinden, bu ibarenin tek başına asli unsur olarak kabul edilemeyeceği, markada yer alan diğer ibarelerin tanımlayıcı ibareler olması karşısında "..." ibaresinin, markanın asli unsurunu teşkil ettiği gibi SMK'nın 5/1-ğ maddesinde, tarihi ve kültürel değerler bakımından halka mal olmuş işaretleri içeren markaların tescil edilemeyeceğinin düzenlendiği, diğer bir deyişle aynı hükmün (c) veya (d) bentlerinde arandığı şekilde bu işaretlerin, markada münhasıran ya da esas unsur olarak kullanılmasının aranmadığı gözetildiğinde, bu değerlendirme yerinde görülmemiş, somut uyuşmazlıkta SMK'nın 5/1-ğ maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davacı tarafça, varsa davalının internet sitesinin erişime kapatılması talep edilmiş ise de bu yönden iddianın somutlaştırılmadığı, iddianın ispatına yönelik herhangi bir delil de sunulmadığı anlaşıldığından, bu yönden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. O halde, dava konusu markada yer verilen "..." ibaresinin, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-ğ maddesinde yer alan kamuyu ilgilendiren, tarihi ve kültürel değerler bakımından halka mal olmuş işaretler kapsamında kaldığı ve kimsenin tekeline verilemeyeceği, marka olarak tescilinin mümkün olmadığı ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, bir markanın 6769 sayılı SMK'nın 5/1-ğ kapsamında olup olmadığının hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenecek bir mesele olması nedeniyle dosyada mevcut bilirkişi raporunda farklı sonuçlara ulaşılmasının da mahkeme yönünden bağlayıcı bulunmadığı, internet sitesine erişime kapatılmasına yönelik talebin ise ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/09/2023 gün ve 2023/56 Esas - 2023/276 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalı adına tescilli 2022/077753 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜ ile sicilden TERKİNİNE, 3-Davalının internet sitesine erişimin kapatılmasına yönelik talebin REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 179,90.TL haracın mahsubu ile bakiye 435,50.TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 3.300,00.TL bilirkişi ücreti, 253,00.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 173,00.TL tebligat ve posta giderleri toplamından oluşan 4.464,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranı takdiren 2/3 kabul edilerek hesaplanan 2.976,00.TL'ye 179,90.TL başvurma harcı, 179,90.TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 3.335,80.TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 10-Davacıdan peşin olarak alınan 269,85.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/12/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...