T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/291 KARAR NO : 2026/489 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/10/2025 NUMARASI : 2025/433 E. - 2025/690 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) Taraflar arasında görüle…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/291 KARAR NO : 2026/489 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/10/2025 NUMARASI : 2025/433 E. - 2025/690 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07/10/2025 Tarih ve 2025/433 Esas - 2025/690 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: K A R A R Taraflar arasında görülen davada, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11/10/2016 tarih ve 2015/142 E- 2016/660 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Dairemizce verilen 04/05/2017 tarih ve 2017/402 E- 2017/415 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01/10/2019 tarih, 2018/698 Esas, 2019/6022 Karar sayılı kararı ile; "Kararın davacı vekiline 25.05.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekili tarafından, mahkemece kesin olarak karar verildiği oysa, dava değeri temyiz sınırının üzerinde olduğundan maddi hatanın düzeltilerek karardaki kesin ibaresinin kaldırılması talebini içerir 15.05.2017 tarihli dilekçe ibraz edildiği, işbu talep üzerine mahkemece 11.10.2017 tarihli tashih kararı verildiği ve tashih kararı ile gerekçeli kararın davacı vekiline 27.10.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilince de 09.11.2017 tarihli dilekçe ile kararın temyiz edildiği anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekiline gerekçeli kararın yukarıda da açıklandığı üzere 25.05.2017 tarihinde tebliği ile temyiz süresinin işlemeye başladığı, davacı vekilinin temyiz iradesi içermeyen 15.05.2017 tarihli dilekçesi üzerine verilen tashih kararı sonrası yapılan tebliğ ile yeni bir temyiz süresinin işlemeye başlamayacağı, mahkemece temyiz yolu açık olan işbu kararın kesin olarak verildiğinin belirtilmiş olmasının temyiz başvurusuna engel olmadığı gibi yeni bir temyiz süresinin işletilmesine de imkan vermeyeceği, bu itibarla, davacı vekili tarafından kendisine yapılan ilk karar tebliği tarihi olan 25.05.2017 tarihinden itibaren işlemeye başlayan temyiz süresinin bitiminden sonra 09.11.2017 tarihinde yapılan temyiz isteminin süresinde olmadığı" gerekçesiyle davacı vekilinin HUMK 432/4. maddesi uyarınca temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin temyiz isteminin süre yönünden reddine dair anılan kararına karşı davacı vekili tarafından Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmuş, Anayasa Mahkemesi'nin 17/04/2024 tarih, 2020/586 başvuru no.lu kararı ile; "...Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz başvurusunun süresinde yapılıp yapılmadığı incelenirken maddi hata içeren 4/5/2017 tarihli ilk istinaf kararı dikkate alınarak temyiz başvuru süresinin değerlendirildiği görülmektedir. Somut olayda başvurucunun yargı kararına güvenerek hareket ettiği anlaşılmakta hatta Bölge Adliye Mahkemesince de kararın kesin olmaması gerekirken maddi hata nedeniyle kesin karar verildiği kabul edilmektedir. Bu durumda, temyiz başvuru tarihinin maddi hatanın düzeltildiği, temyiz başvuru yolunun açık olduğuna ilişkin verilen 11/10/2017 tarihli kararın tebliğ tarihi yerine maddi hatalı (kesin olarak verilen) kararın tebliğ tarihi dikkate alınarak temyiz başvurusunun süresinde olamadığının değerlendirmesinin öngörülebilir bir yorum olarak kabul edilmesi mümkün görülmemiştir. Yargıtayın anılan değerlendirmesinin kanun yolunu kullanma imkânını ortadan kaldırdığı, başvurucu üzerinde ağır bir yüke sebep olduğu, bu suretle başvurucunun katlanmak zorunda kaldığı külfetin hedeflenen meşru amaçlarla orantısız olduğu, dolayısıyla müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir. Başvurucu, yeniden yargılama ile 50.000 TL manevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği mahkemece yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir. Açıklanan gerekçelerle; Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması için Yargıtay 11. Hukuk Dairesine (E.2018/698, K.2019/6022) iletilmek üzere Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesine (E.2015/142, K.2016/660) gönderilmesine, başvurucunun tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi tarafından karar gereğinin yerine getirilmesi için dosyanın kendisine gönderildiği Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yeniden esas hakkında hüküm kurularak dosya, davacı vekilinin temyiz istemi nedeniyle Dairemize gönderilmiş ise de, Anayasa Mahkemesi kararı, davacının temyiz isteminin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından süre yönünden reddedilmesi nedeniyle oluşan mahkemeye erişim hakkı ihlalinin giderilmesi amacına yönelik olup, dosyanın kendisine gönderildiği mahkemece yapılması gereken, davacı vekilinin temyiz isteminin incelenmesi bakımından dosyanın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesinden ibaret olduğu halde, yeniden esas hakkında karar verilerek dosyanın Dairemize gönderilmesi doğru olmadığından, Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması için Yargıtay 11. Hukuk Dairesine (E.2018/698, K.2019/6022) iletilmek üzere dava dosyasının Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle dosyanın ilk derece mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, HMK'nın 352. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/03/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...