İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:07/10/2022 DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat KARAR TARİHİ:02/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:05/02/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eks…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:07/10/2022 DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat KARAR TARİHİ:02/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:05/02/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13/06/2016 tarihinde, davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesiyle sigortalı, diğer davalı ... idaresindeki ... plaka sayılı araç ile davacının yönetimindeki ... plaka sayılı kamyonetin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde yarlandığı ve iş göremezliğe maruz kaldığı, davalı sürücünün kusuru nedeniyle kazanın vuku bulduğu, taksirle yaralama suçundan davalının yargılanıp ceza aldığı, kazadaki yaralanmasından dolayı davacının efor kaybı yaşadığı, iş göremezliğe uğraması, tedavi masrafları ile hastane ve bakıcı gideri ve işini yapmamasından kaynaklı gelir kaybından dolayı maddi zararı bulunduğunu beyanla ve fazlaya dair hakkı saklı tutulması kaydıyla 2.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yine davacının bedensel zararından dolayı duyduğu acı ve ıstıraba karşılık 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 29/06/2022 günlü dilekçesinde, başlangıçta 2.000,00 TL olarak talep olunan maddi tazminatın 1.000,00 TL'sinin daimi iş göremezlik zararı için, 350,00 TL tutarındaki kısmının geçici iş görmezlik zararı olarak, 250,00 TL'sinin ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı olarak, 150,00 TL'sinin hastane ve tedavi giderleri için, 250,00 TL'sinin de bakıcı gideri zararına karşılık istendiğini açıkladıktan sonra sürekli iş göremezlik zararını 308.056,40 TL'ye, geçici iş göremezlik zararını 17.615,24 TL'ye yükseltmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı ... vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusu trafik kazasına ilişkin olarak Denizli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında yürütülen kamu davasının halen derdest olduğu ve ceza davasının neticesinin bekletici mesele yapılmasını, davacının basit şekilde yaralandığı ve tedavisinin aynı gün sonlandırılıp hastaneden taburcu edildiği, davacının asli kusurlu kural ihlalinden dolayı kazanın meydana geldiği, kusurun ve zararın ispatı gerektiği, manevi tazminatın fahiş miktarda istendiği, öte yandan müvekkiline ait aracın kaza tarihini kapsar şekilde ... A.Ş. nezdinde genişletilmiş kasko poliçesi bulunduğu ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının 250.000,00 TL'ye kadar olan manevi tazminat taleplerini teminat altına aldığı ve davanın adı geçen kasko sigortacısına ihbarı gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi bulunduğu, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında, sigorta genel şartları kapsamında ve azami poliçe limitiyle sınırlı olduğu, kusurun ve zararın ispatı gerektiği, maddi tazminatın hangi zarar kalemi yönünden ne kadar istendiğinin açıkça belirtilmediği, geçici iş göremezlik zararı ve tedavi gideri bakımından sorumluluğun Sosyal Güvenlik Kurumuna ait olduğu ve belirtilen zarar kalemleri yönünden müvekkiline husumet yöneltilemeyeceği, kazaya ilişkin olarak davacıya yapılan ödemelerin ve rücuya tabi bağlanan gelirlerin tespiti ile hesaplanacak zarardan mahsubu icap ettiği, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin ancak dava tarihinden ve yasal faiz ile sınırlı sorumlu olunmasına karşın olay tarihinden avans faizi istendiğini beyanla davanın reddini istemiştir. DELİLLER: Denizli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/11/2018 gün, ... esas ve ... sayılı karar örneği, trafik kazası tespit tutanağı, kusur, maluliyet ve tazminat bilirkişi raporları, sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanakları, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; uyuşmazlık konusu kazaya ilişkin adli trafik bilirkişisinden temin edilen kusur raporuna göre davacı sürücünün %37,50 oranında ve davalı yanın %62,5 oranında kusurlu bulunduğu, kusur durumlarına itiraz üzerine bu kez ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesinden temin edilen rapora göre davacıya %20 oranında ve davalı sürücüye %80 oranında kusur izafe edildiği, ATK 2. İhtisas Kurulundan alınan sağlık kurul raporuna göre trafik kazası sonucu yaralanmasına bağlı arazı nedeniyle davacının Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporu Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uyarınca davacının %13 oranında engelli hale geldiği, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceğinin mütalaa edildiği, bu rapora itiraz üzerine aynı kurumdan temin edilen ve bu kez Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grubu 34 kabul edilerek kazadaki yaralanmasına bağlı arazı nedeniyle davacının %13,3 oranında meslekten kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, sürekli bakım ihtiyacı olmadığı ancak olaydan sonra 1 ay süreyle başkasının bakımına ihtiyaç duyacağının belirtildiği, tazminat bilirkişi raporunda davacının %20 kusur durumu, %13,3 daimi iş göremezlik oranı, 6 aylık geçici iş görmezlik süresi, 1 aylık geçici bakıcı ihtiyaç mühleti, TRH 2010 yaşam tablosundaki bakiye ömürü, maaş bordrosundaki gelirine göre öncelikle sigorta şirketi tarafından dava öncesi yapılan ödemenin tediye tarihindeki verilere göre davacının zararını karşılamadığı ve dava öncesi ödemenin yetersiz olduğu tespit olunduktan sonra belirtilen kriterlere göre yapılan hesaplamadan sigorta şirketinin yaptığı ödemenin güncel tutarı mahsup edilmek suretiyle nihai iş göremezlik zararının toplam 175.779,68 TL ve bakıcı giderinin 1.317,60 TL olarak hesaplandığı, rapora itiraz üzerine düzenlenen ek raporda kök rapordan farklı olarak SGK tarafından kazaya ilişkin yapılan iş göremezlik ödemesi mahsup edilmek suretiyle nihai iş göremezlik zararını 120.402,03 TL olarak revize edildiği, bakıcı gideri yönünden kök rapordaki tutarın aynen tekrarlandığı, bu rapora da itiraz edilmesi üzerine en son temin edilen ve hükme esas alınan tazminat bilirkişisi raporunda ise TRH 2010 yaşam tablosu ile birlikte %10 artırım ve iskontolu progresif rant yöntemi kullanılarak önceki hesap raporunda benimsenen kusur ve maluliyet raporundaki saptamalara, dava öncesi sigorta şirketinin yaptığı ödemenin güncel tutarının ve SGK tarafından davacıya yapılan geçici iş göremezlik ödemesinin davalı yanın kusuru orana denk gelen tutar birlikte mahsup edilerek davacı için 17.615,24 TL geçici ve 308.056,40 TL sürekli iş göremezlik zararı hesaplandığı, maddi tazminata ilişkin zarar kalemleri bakımından hastane ve tedavi giderine dair sunulan evraklara, bakıcı gideri bakımından yapılan saptamaya ve iş göremezlik zararı yönünden tazminat bilirkişi raporundaki tespite göre maddi tazminat taleplerinin sübuta erdiği, manevi tazminat yönünden olayın meydana geliş şekli, tarafların kusur durumu, davacının uğradığı cismani zararın boyutu, tarafların ekonomik ve sosyal konumları ile diğer etmenlere göre manevi tazminat talebinin kısmen haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı için 17.615,24 TL geçici ve 308.056,40 TL sürekli iş göremezlik zararı ile 150,00 TL hastane ve tedavi gideri alacağının ve 250,00 TL bakıcı giderinin olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden hükmedilen tazminata 02/07/2018 tarihinden faiz uygulanması ve tazminat sorumluluğunun 310.000,00 TL poliçe limitiyle sınırlı tutulmasına, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 28.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den tahsiline, fazlaya dair manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin çevre mühendisi olarak çalıştığı, aldığı maaşlara ilişkin bordrolarda belirtilen kazancından başka danışmanlık hizmetlerinden dolayı da gelir elde ettiği, hükme esas alınan tazminat raporunda hükme en yakın tarihteki verilere göre hesaplama yapılmadığı, hesaplamanın yapıldığı süre zarfında müvekkilinin gelirinin raporda benimsenen tutardan çok daha fazla olduğu, gerçek zarar ilkesine göre zarar tespiti yapılmadığı, en son bilinen maaşı üzerinden gelecek dönem zararı hesaplaması yapılması gerekirken maaş ortalamasına göre zarar saptamasına itibar edildiği, davacının gider avansından karşılanan yargılama giderlerinin davalılardan tahsiline karar verilecek yerde Hazineye irat kaydedildiği, kusur durumları, davacının yaralanma derecesi, tarafların ekonomik ve sosyal konumu ile diğer etmenlere göre makul miktarda talep olunan manevi tazminatın aynen hüküm altına alınması gerekirken kısmen reddedildiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talebi gibi karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; kaza sonrası davacının tedavi gördüğü hastaneden aynı gün taburcu olduğu ve buradaki muayenesi neticesinde sadece davacıda burun kırığı teşhis edildiği, sonrasında özel hastaneye gittiği, davacının burun kısmında öncesinde bir araz ve sağlık sorunu olabileceği, vücudundaki sorunun kazayla illiyetinin ortaya konmadığı, tarafların kusur durumu tayinine ilişkin dosya kapsamında alınan raporların ve davacının maluliyet durumu ve iş görmezlik ve bakım ihtiyaç süresine dair temin edilen bilirkişi raporlarının farklılık gösterdiği halde davacının lehine olan raporlara itibar edilerek yapılan hesaplamaya göre sonuca gidildiği, öncelikle kusur ve maluliyet raporları arasındaki bu çelişkilerin giderilmesinin elzem olduğu, asgari ücretin üzerinde kazanç sağlandığının ispatlanamadığı, davacının gelirine ilişkin resmi kurum kayıtlarının getirilmesi ve neticesine göre iş göremezlik zararı hesaplattırılması icap ettiği, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmadığı, dosya kapsamına ve tarafların ekonomik ve sosyal konumlarına göre fahiş miktarda manevi tazminat belirlendiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusurun oluşa ve trafik mevzuatına göre hatalı belirlendiği, kusur raporları arasındaki çelişkinin üst kurul veya genişletilmiş uzmanlar kurulundan temin edilecek bir rapor ile giderilmediği, bilirkişi hesap raporları arasında da ciddi farklılıklar bulunduğu, raporlara yönelik itirazlarının mevcut olduğu, davacının gelirine dair bordrodaki tutarlar ile SGK kayıtlarının örtüşmediği, tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam tablosuyla birlikte %1,8 teknik faiz yöntemi kullanılması gerektiği, geçici iş göremezlik, bakım ve tedavi giderine dair zarar kalemleri bakımından müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığı, 6111 sayılı yasa ile Trafik Kanunun ilgili maddelerinde yapılan değişiklik neticesinde belirtilen alacaklardan Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olduğu, davacı sürücünün seyri sırasında emniyet kemerinin takılı olup olmadığının da araştırılmadığı, emniyet kemerini kullanılmaması durumunda müterafik kusurun söz konusu olacağı ve tazminattan indirim yapılmasını gerektireceği, müvekkili şirketin faiz sorumluluğunun da hatalı belirlendiği, dava dilekçesiyle istenilen tazminatlar yönünden temerrüt tarihinin dava tarihi ve artırılan kısımlar bakımından da ıslah tarihinin faiz başlangıç tarihi olarak esas alınması gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir. Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat ve aynı kanunun 56/1 maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Davacı, trafik kazası sonucu yaralandığını, iş görmezliğe maruz kaldığını, tedavi ve bakım masrafı yaptığını, ekonomik geleceğinin sarsıldığını ileri sürerek belirtilen zarar kalemlerine ilişkin maddi tazminatın karşı aracın sürücüsü, kayıt maliki ve trafik sigortacısı olan davalılardan, uğranılan bedensel zarar nedeniyle elem ve ıstırap çekilmesi nedeniyle bir miktar manevi tazminatın ise sadece araç sürücüsünden tahsilini talep etmiş, ilk derece mahkemesince yürütülen yargılama sonucunda maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. 6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda; 1-Korkuteli Asliye Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarih ve ... esas, ... sayılı kararı ile sanık ...'in katılan ...ye yönelik taksirle yaralama eylemi nedeni ile TCK'nın 89/1, 89/2-b, 62, 52/1-2 maddeleri gereğince 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi'nin ... esas ... karar sayılı ilamı ile tanık ...'ın aşamalardaki birbiri ile tutarlı beyanları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında; sanığın makas atarak aracı ile seyiri sırasında sağa dönmek isteyen katılanın sağından geçtiği sırada sesli ikazı üzerine katılanın direksiyon hakimiyetini kaybederek yoldan çıktığı ve kaza sonucu yaralanmanın meydana geldiği olayda; sanığın makas atarak aracı ile karayolunda seyir etmesinin bilinçli taksir oluşturduğu halde olayda bilinçli taksir koşullarının oluşmadığı kabul edilerek sanığa eksik ceza tayin edilmesinin olaya uygun düşmediği, taktirde yanılgıya düşüldüğü ve yasaya aykırı olduğu değerlendirildiğinden Denizli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/11/208 tarih ve ... esas, ... sayılı kararının CMK'nın 280/2. maddesi gereğince ortadan kaldırılmasına ve bilinçli taksirle yaralamadan neticeten 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Somut olaya ilişkin kaza tespit tutanağında, davacı sürücü ...'nin, 13/06/2016 günü saat ... sıralarında sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonet ile Denizli istikametinden ... istikametine bölünmüş yolun sol şeridini takiben seyir halindeyken geldiği olay mahallinde sağ şeride doğru manevra yaptığı esnada geriden önündeki aracı sağdan geçerek gelen ve kendisini korna ile uyaran davalı sürücü ... idaresindeki ... plakalı otomobilden etkilenerek direksiyon hakimiyetini kaybetmesiyle sağ taraftan yol dışı kalması sonucu yaralanmalı kaza meydana geldiği yönünde tutanak düzenlendiği, somut dosyada Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporunda ise, sürücü ...’in %80 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ...’nin %20 oranında kusurlu olduğu yönünde rapor tanzim edildiği anlaşılmış olup; bu haliyle, somut dosyada Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporun, kaza tespit tutanağı, olayın oluş şekli, ceza dosyası kapsamındaki raporlar ve diğer delillerle uyumlu olması nedeniyle bu kusur raporuna itibar edilerek hüküm kurulmasında isabetsizlik görülmemiş, bu nedenle davalı vekillerinin kusur durumuna yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir. Bunun yanında, somut olaya ilişkin kaza tespit tutanağında davacının kaza anında emniyet kemeri takıp takmadığı işaretli olmayıp bu durumun aksi dosya kapsamındaki delillerle ispatlanmamıştır. Bu durumda, ilk derece mahkemesince hükmolunan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmaksızın karar verilmesi de isabetli olup, müterafik kusura yönelen istinaf taleplerinin de reddi gerekmiştir. 2-Davalı sigorta şirketi vekili, geçici iş göremezlik ve tedavi ve bakım giderlerinin teminat ve dolayısıyla sorumluluk dışı olduğunu iddia etmiş ise de, 6098 sayılı TBK 54. maddesi gereğince vücut bütünlüğünün ihlali sonucu ortaya çıkan zararlardan olan geçici iş göremezlik zararı, bakıcı gideri ve SGK tarafından karşılanmayan faturasız tedavi giderleri, ihlâlin doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıktığından zorunlu mali sorumluluk sigortası teminat kapsamında olduğundan ve 6111 sayılı kanunla Karayolları Trafik Kanunun 98. maddesinde değişiklik yapan düzenlemenin faturalı olan ve SGK tarafından karşılanan tedavi giderlerine ilişkin olması nedeniyle somut olayda bu yasa maddesinin uygulanması mümkün olmadığından, ilk derece mahkemesince SGK tarafından karşılanmayan faturasız tedavi giderleri, bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik yönünden davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmaması nedeniyle, davalı sigorta şirketi vekilinin bu hususlara yönelen istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. 3-Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında hükmolunan tazminata kaza tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekmektedir. Sigorta şirketinin taraf olduğu davada ise de, sigorta şirketi yönünden faiz başlangıç tarihi olarak temerrüt tarihinin kabul edilmesi gerekmekte olup, bu temerrüt tarihinin de sigorta şirketi davadan önce başvuru yapılmış olması halinde bu başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrasından başlatılması, başvuru yapılmamış olması halinde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir. Her durumda, ıslahla dava değerinin artırılması halinde faiz başlangıç tarihi değişmeyecek, yani başlangıçta uygulanan faiz başlangıç tarihi tüm tazminat miktarına uygulanacaktır. Somut dosyada, davalı sigorta şirketi aleyhine hükmolunan tazminat miktarına davacının davalıya yaptığı usulüne uygun başvuru tarihinin üzerinden 8 iş günü geçmesinden sonra faiz işletilmesi yoluna gidildiği anlaşılmış olup, ilk derece mahkemesinin temerrüt tarihinin belirlenmesine ilişkin değerlendirmesi yerinde olduğundan, ilk derece mahkemesinin faiz başlangıç tarihine ilişkin kararında her hangi bir isabetsizlik görülmemiş, bu nedenle davalı vekilinin bu hususa yönelen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. 4-Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan uğraması muhtemel zararlar TBK m. 54’de “ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar” şeklinde ifade edilmiştir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin bu ihlâl nedeniyle ekonomik geleceği sarsılmış olabilir. Bu tür zararlar çalışma gücünün tamamen veya kısmen kaybı nedeniyle ortaya çıkan zararlar dışında ekonomik geleceğin sarsılmasının meydana getirdiği zararlardır. Ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar müstakbel zararlardır ve bu zararlar çalışma gücünde bir azalma olmasa dahi meydana gelmektedir. Somut olayda davacı çevre mühendisi olup, davacının yaralanmasının bel ve omurga ile ilgili olduğu, davacının bu yaralanmasının ekonomik geleceğini sarstığı ve iş bulmasına engel teşkil ettiği yönünde dosyada hükme esas almaya elverişli delil bulunmadığından, ayrıca davacı tarafın kendi beyanı ile olay tarihinden sonra davacının çalışmaya, kendi işini yapmaya devam ettiği anlaşıldığından bu talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olup davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. 5-Yargıtay 4. Hukuk Dairesince maluliyete ilişkin alınacak raporların kazanın meydana geldiği tarihe göre; 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik'e uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda davacının maluliyetine ilişkin alınan ATK 2.İhtisas Kurulunun 30/12/2019 tarihli raporunda özetle; kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkındaki yönetmeliğe göre davacının kas iskelet sistemi omurgaya ait sorunlar, %13 olduğunu, dolayısıyla kişinin tüm vücut engellilik oranının %13 olduğunu, iyileşme iş göremezlik süresinin olay tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceğini belirtmiştir. Bu rapora itiraz edilmesi üzerine ATK 2. İhtisas Kurulunun 18/12/2020 tarihli raporunda özetle; davacının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve çevre mühendisi olduğu anlaşılmakla meslek grup numarası Grup 34 kabul olunarak %13.3 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağını, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceği, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nin 15. maddesine göre dava konusu olay nedeniyle başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 1 ay süreyle başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceğini belirtmiştir. İlk rapor ile iş bu rapor arasındaki oran farkının farklı yönetmelik cetvelleri arasındaki hesaplama farkları neticesinde ortaya çıktığı anlaşılmış olmakla söz konusu raporlar arasında yeniden rapor alınmasını gerektirir bir çelişki bulunmadığına kanaat getirilmiş olmakla davacının maluliyetine ilişkin davalı vekillerinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. 6-Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut olayda, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusur durumları, davacının yaralanmasının derecesi ve niteliği, paranın satın alma gücü, günün ekonomik koşulları ve yukarıda açıklanan ilkeler dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince hükmedilen tazminat davacının manevi zararlarının karşılamasını sağlayacak olup, hükmolunan manevi tazminat miktarı bu nedenle isabetlidir. Bu durumda, taraf vekillerinin manevi tazminat miktarına yönelik istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. 7-İlk derece mahkemesince davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına karar verildiği görülmüş olup, yargılama giderlerinin davalılardan sorumluluk oranında alınarak davacıya verilmesi gerektiği yönünde hüküm kurulması gerekmekte ise de bu hususun mahkemesince yerinde yapılacak tashih işlemi ile düzeltilmesi mümkün olduğundan bu yanlışlığa değinilmekle yetinilmiş, belirtilen hususta yeniden hüküm tesisi yoluna gidilmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve istinaf eden davacı vekili ile davalılar vekillerinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı, davalı ... Sigorta A.Ş. ve davalı ... tarafından ayrı ayrı peşin yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile davacının peşin yatırdığı 80,70 TL istinaf karar harcı, davalı ...'in peşin ödediği 6.049,91 TL istinaf karar harcının ve davalı ... Sigorta A.Ş.'nin peşin yatırdığı 5.569,00 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan, 12.570,72 TL bakiye istinaf karar harcının ise 9.560,19 TL tutarındaki kısmının davalılardan müteselsilen, 3.010,53 TL tutarındaki kısmının ise davalı ...'den alınarak Hazineye verilmesine, 3-Yapılan istinaf giderlerinin sarf eden taraf üzerinde bırakılmasına, 4-Artan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 02/02/2026 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. ...