T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/172 - 2026/378 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/172 KARAR NO : 2026/378 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/11/2023 NUMARASI : 2023/187 E. - 2023/509 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5.…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/172 - 2026/378 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/172 KARAR NO : 2026/378 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/11/2023 NUMARASI : 2023/187 E. - 2023/509 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/11/2023 tarih ve 2023/187 E. - 2023/509 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin “...” markasının, butik mağaza zincirleri olarak tanındığını, ..., www.....com web sitesi ve “...” mobil uygulaması üzerinden online satış mağazaları ile tüketicilere ürün satışı gerçekleştirdiğini, “...” markasının tanınmış olarak tespit edildiğini, itiraza konu “+...” ibareli marka başvurusunun tescili halinde, tüketiciler nezdinde bu markanın müvekkili firmanın “.../...” ibareli olan seri markaların devamı olduğu veya bir firmayla iş birliği yapıldığı yönünde intiba oluşacağını, söz konusu marka başvurusu sahibinin bu tanınmışlıktan haksız olarak yararlanacağını, ayrıca müvekkili firmaya ait markaların ayırt edici karakterinin zedeleneceğini, itiraz konusu “+...” ibareli markanın başvurusu içerisinde müvekkili şirkete ait markaların esas unsurunu teşkil eden “...” ibaresinin birebir aynısını barındırdığını, SMK m.6/1 koşulunun gerçekleştiğini, itiraz konusu marka başvurusunun tescilinin talep edildiği 16. ve 35. Sınıfta müvekkili şirkete ait itiraza mesnet markaların da hali hazırda tescilli olarak koruma altında olduğunu, marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek ..., Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2023-M-1728 sayılı kararının iptaline ve 2021/144080 marka başvurusunun tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, başvuruya konu marka ile iddialara mesnet markalar arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmadığı gibi diğer davalının başvuru markası ile davacı markalarının görsel bakımdan birbiriyle kıyaslanamayacak kadar farklı olduğunu, davalı ile itiraza gerekçe olarak gösterilen davacı markalarının bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığını, dava konusu markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Diğer davalı cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin hükümsüzlük istemi bakımından; davaya konu "+..." ibareli marka ile davaya gerekçe olan 2015/35900 sayılı "..." ibareli markalar ile bir kısım aynı/aynı tür ve benzer mal ve hizmetleri içerdiği tespit edilmiş olmasına rağmen markalar ortak herhangi bir kelime veya şekil unsuru içermediğinden söz konusu markalar nedeniyle ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, dava konusu marka kapsamında 16. sınıfta yer alan malların, davacı şirkete ait 2016/18267, 2018/83521, 2010/60282, 2014/46630, 2014/46608, 2013/13136, 2014/43688, 2014/44579, 2014/44575, 2014/46615, 2014/46637, 2014/43693 sayılı markaların tescili kapsamındaki 16. sınıftaki mallar ile aynı/aynı tür olduğu, dava konusu marka kapsamında 35. sınıfta son alt grupta yer alan hizmetlerin, davacı şirkete ait 2016/18267, 2018/83521, 2014/46630, 2014/46608, 2013/13864, 2014/43688, 2014/44579, 2014/46615, 2020/131213, 2014/46637, 2014/43693 sayılı markaların tescili kapsamındaki 35. sınıftaki hizmetler ile aynı/aynı tür olduğu, dava konusu marka kapsamında 16. sınıfta yer alan malların, davacı şirkete ait 2014/44564, 2016/22627, 2016/18427, 2016/103493, 2018/44367 sayılı marka tescilleri kapsamındaki 16. sınıftaki mallar ile aynı/aynı tür olduğu, dava konusu marka kapsamında 35. sınıfta 16. alt grupta yer alan malların perakendecilik hizmetlerinin, davacı şirkete ait 2014/44564, 2012/06500, 2016/22627, 2015/09794, 2016/18427, 2016/103493, 2016/53278, 2014/93106, 2014/93101, 2018/44367, 2020/1311214, 2020/1311211, 2020/130438, 2020/130421, 2022/011694, 2020/130385, 2021/190037, 2021/190034 sayılı marka tescilleri kapsamındaki 35. sınıftaki hizmetler ile aynı/aynı tür olduğu, davaya konu markanın başvuru kapsamında 16. sınıfta yer alan malların, ayrıca davacı şirkete ait bilirkişi raporunda yer verilen Tablo.5’te yer alan markaların tescil kapsamında 35. sınıfta 05. alt grupta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için… 16. Sınıfta yer alan mallar… mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri ile ilişkili mal ve hizmetler olduğu, davaya gerekçe markalardan 2009/42371, 99/001458, 2010/60282, 2009/42372, 2009/42373, 2009/42374, 2014/44575 sayılı markalar ile sadece hükümsüzlük talebine gerekçe 2010/46527 sayılı markanın tescil kapsamında 35. Sınıfta “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri.” nin bulunduğu, 35. sınıfta son alt grupta yer alan bu hizmetlerin genel ifadeye sahip, belirli bir mal grubuyla sınırlandırılmamış hizmetler olduğu, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2016/8877 E 2018/171 K, 2015/8504 E 2016/3492 K, 2015/12715 E 2017/1112 K, 2011/15502 E 2013/461 K, 2017/3588 E 2019/642 K sayılı müstekar içtihatlarında da belirtildiği üzere; mal ya da hizmetlerin, daha önceki tarihte 35.sınıf için bir belirleme yapılmaksızın genel olarak tescil edilmiş bir marka ile aynı ya da benzer tür olduklarının kabulü için, tescilli marka sahibinin itiraz ettiği başvuru kapsamında sayılan malların da kendisi tarafından bu hizmet altında satışa sunulmasının kanıtlanması gerektiği, genel perakende satış hizmetleri için tescilli bir markanın koruma kapsamının "Çoğun içinde az da vardır." görüşüyle ticari alandaki tüm sektörler tarafından satışa arz edilen malları kapsayacak şekilde geniş belirlenmesinin markanın tescilli olduğu mal ve hizmetler bakımından korunması ilkesine uygun düşmeyeceği gibi benzer işaretler altında ancak farklı sektörlerde satışa arz edilecek mallar bakımından karıştırılma ihtimaline yol açacağı düşüncesinin de kabul edilemeyeceği, buna göre; dava dosyası kapsamında davacıya ait olup 35. sınıfta genel olarak düzenlenmiş markaların, başvuru markası kapsamında yer alan; 16 ve 35/5.sınıfta sayma suretiyle sayılan 16.sınıf malların perakendecilik hizmetleri bakımından kullanımını kanıtlar herhangi bir delil bulunmadığından mevcut bilgi ve belgeler ışığında, davacıya ait söz konusu markalar bakımından, taraf markalarının kapsadığı mal/hizmetlerin farklı olduğunun tespit edildiği, dava konusu "+..." ibareli markanın, beyaz zemin üzerine iki farklı yazı tipi ile siyah renkte harflerle yazılmış “+”, “...” ve “...” ibarelerinden oluştuğu, markaların esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, davacı şirkete ait davaya gerekçe markaların ise “... supermarket” ibareli markaların yanı sıra çeşitli ibareler ve figürler ile birlikte tescil edilmiş “.../...” ibareli markalardan ve “...” ibareli markalardan oluştuğu, ".../..." ibaresinin Türkçe'de büyük, geniş anlamlarına geldiğinden ayırt ediciliğinin oldukça düşük olduğu, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağının kabulünün gerektiği, (Ankara BAM 12/12/2019 Tarih 2018/1773 E 2019/1290 K), nitekim bu hususun, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/14005 Esas, 2015/59 Karar sayılı ilamında da kabul edildiği, yine Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 13/09/2017 tarih 2016/1578 Esas 2017/4311 Karar sayılı kararında da ".../..." ibareli davacı markalarının yüksek ayırt ediciliğinin bulunmadığının benimsendiği, dava konusu markayı oluşturan tüm unsurların bir bütün halinde davacıya ait markalardan iltibas tehlikesini bertaraf edecek derecede farklılaştığı, dava konusu marka ile aynı veya benzer tescilsiz bir işaretin, dava konusu marka tescil başvuru tarihinden önce, davacı tarafından yoğun ve sıkı bir şekilde kullanıldığı ispatlanamadığından SMK m.6/3 hükmü koşulunun somut olayda oluşmadığı, “...” ibaresi olmaksızın tek başına “...” ibaresinin veya bu ibarenin Türkçe karşılığı olan “...” ibaresinin davacı şirket ile sıkı sıkıya bağlı, toplumun büyük bir kesimi tarafından herhangi bir mal veya hizmet üzerinde farklı kelime veya şekil unsurları ile birlikte görüldüğünde refleks halinde ilişkilendirebilecek düzeyde bir tanınmışlığı bulunmadığı, diğer taraftan, “...” / “...” ibareli markalar ile dava konusu marka başvurusunun benzer olmadığı kanaatine varıldığından, davalının başvuruya konu markasının davacının tescilli markalarından haksız yararlanma sağlaması, davacı markalarının itibarına zarar vermesi, ayırt ediciliğini zedelemesi gibi durumların ortaya çıkacağına ilişkin kanaat oluşmadığı, davacı şirketin "www.....com.tr" internet sitesi kapsamında kullanılan hizmetler ve satışı yapılan ürünler incelendiğinde, davaya konu marka başvurusu kapsamında 16. sınıfta yer alan bir kısım malların 35. sınıfta ilgili alt gruptaki perakendecilik hizmetleri bakımından ... markasının kullanılmakta olduğu görülmekte ise de dava konusu markanın, davacı şirkete ait ... ibareli marka da dahil olmak üzere davaya gerekçe markalar ile karıştırılma ihtimaline sebebiyet verecek bir benzerliğinin bulunmadığı kanaatine varıldığından, dava konusu markanın davacı şirkete ait alan adı ile de iltibas oluşturmadığı, davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötüniyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu "+..." ibareli marka ile müvekkili şirkete ait .../... ibareli seri markalar arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik olduğunu, itiraz konusu marka başvurusunun tescilinin talep edildiği 16. ve 35. sınıfta müvekkiline ait itiraza mesnet markaların da tescilli olarak korunduğunu, müvekkili şirketin .../... ibareli seri markalarının yoğun kullanım sonucunda tüketici nezdinde ayırt edici nitelik kazandığını, tanınmış markalar olduğunu, bu bakımdan başvuru konusu markanın tescil talebinin 6769 sayılı SMK'nın 6/5. maddesi gereğince de reddi gerektiğini, kararın yerinde olmadığını, davanın kabulü gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının “+...” ibareli başvurusu ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı, zira dava konusu "+..." ibareli markanın, beyaz zemin üzerine iki farklı yazı tipi ile siyah renkte harflerle yazılmış “+”, “...” ve “...” ibarelerinden oluştuğu, markaların esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, davacı şirkete ait davaya gerekçe markaların ise “... supermarket” ibareli markaların yanı sıra çeşitli ibareler ve figürler ile birlikte tescil edilmiş “.../...” ibareli markalardan ve “...” ibareli markalardan oluştuğu, dava konusu marka ile davacı markalarında ortak olarak yer alan “...”(...) ibaresinin “Büyük, geniş, mikro karşıtı” anlamlarına geldiğinin belirlendiği, ticaret hayatında yaygın olarak kullanıldığı dolayısıyla ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olduğu, davalının başvurusundaki farklılıkların yeterli ayırt ediciliği sağladığı, ayrıca davacının itiraza mesnet gösterdiği ve dava konusu markada yer alan “... (...)” ibaresinin ayrılarak inceleme yapılmasının, “bütünsel olarak değerlendirilme” ilkesine aykırı olacağı, bu hale göre davacıya ait önceki tarihli markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan gerek dikkatli ve bilinçli tüketici kesiminin, gerekse makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu "+..." markasını gördüğünde, ya da işittiğinde, davaya konu mal ve hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacı markalarından farklı bir marka olarak algılayacağı, marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı kurmayacağı, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, SMK m.6/3 hükmü koşulunun somut olayda oluşmadığı, “...” ibaresi olmaksızın tek başına “...” ibaresinin veya bu ibarenin Türkçe karşılığı olan “...” ibaresinin davacı şirket ile sıkı sıkıya bağlı, toplumun büyük bir kesimi tarafından herhangi bir mal veya hizmet üzerinde farklı kelime veya şekil unsurları ile birlikte görüldüğünde refleks halinde ilişkilendirebilecek düzeyde bir tanınmışlığı bulunmadığı gibi “...” / “...” ibareli markalar ile dava konusu marka başvurusunun benzer olmadığı için SMK'nın 6/5. maddesinin koşullarının bulunmadığı, yine SMK'nın 6/6. maddesindeki şartların da oluşmadığı, davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/07/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.