11. Hukuk Dairesi 2010/6619 E. , 2011/17668 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/12/2009 tarih ve 2008/299-2009/409 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup dava konusu meblağ 14.200 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle te…
**11. Hukuk Dairesi 2010/6619 E. , 2011/17668 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/12/2009 tarih ve 2008/299-2009/409 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup dava konusu meblağ 14.200 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı ile alabalık üretimi yapmak için 1997 yılında adi ortaklık kurduğunu, buna göre tüm tesisin masraflarının davalı ile birlikte eşit olarak karşılandığını, ancak daha sonra davalının yaptığı masrafları yüksek göstermesi nedeniyle aralarında sorun çıktığını ve müvekkilinin tesisten uzaklaşmak zorunda kaldığını, bu nedenle adi ortaklığın devamının imkansız olduğunu ileri sürerek, adi ortaklığın feshini ve tasfiyesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında adi ortaklığın mevcut olmadığını, tarafların 3 ortaklı limitet şirket kurduklarını, bu nedenle asıl davanın reddini, karşı dava olarak da, davacının limitet şirketin feshini istemiş olması nedeniyle şirketin devamı açısından davacının şirketten ihracını talep etmiştir. Mahkemece, Dairemizin 27.05.2008 tarihli bozma ilamına uyulmasına kara verilerek yapılan yargılama sonunda, tarafların limitet şirket kurmadan önce yaptıkları bina, köprü, su bendi, su kanalları, balık havuzları ve yol bedelinin dava tarihi itibari ile 26,676,38 TL olduğu, adi ortaklığın tasfiyesi ile bu miktarın yarısının davacıya verilmesinin gerektiği gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile 13.338,19 TL’nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı karşı davacıdan tahsiline, bu şekilde ortaklığın tasfiyesine, karşı davacının davasının ise reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1 - Dava, adi şirketin tasfiyesi istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin davalı ile alabalık üretimi yapmak için 1997 yılında adi ortaklık kurduğunu, buna göre tüm tesisin masraflarının davalı ile birlikte eşit olarak karşılandığını, ancak daha sonra davalının yaptığı masrafları yüksek göstermesi nedeniyle aralarında sorun çıktığını ve müvekkilinin tesisten uzaklaşmak zorunda kaldığını, bu nedenle adi ortaklığın devamının imkansız olduğunu ileri sürerek, adi ortaklığın feshini ve tasfiyesini talep ve dava etmiş, davalı vekili, taraflar arasında adi ortaklığın mevcut olmadığını, tarafların 3 ortaklı limitet şirket kurduklarını, bu nedenle asıl davanın reddini, karşı dava olarak da, davacının limitet şirketin feshini istemiş olması nedeniyle şirketin devamı açısından davacının şirketten ihracını talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, karşılık davanın reddine, asıl davanın ise kısmen kabulü ile adi şirketin malvarlığının değerinin yarısının bedeli olan 13.338,19 TL’nın davalıdan tahsiline ve adi şirketin bu şekilde tasfiyesine karar verilmiştir. Adi şirketin tasfiyesi usulü BK.’nun 538 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, buna göre taraflar arasında adi şirket sözleşmesinin bulunduğu hallerde, tasfiyenin mevcut malların taksimi suretiyle gerçekleştirileceği belirlenmiştir. Öte yandan yerleşik Yargıtay uygulaması gereğince de, taksimin mümkün olmaması halinde mevcut malların satılması suretiyle elde edilen gelirin paylaştırılması yoluna gidilmesi gerekmektedir. Bu durumda, mahkemece, taraflar arasındaki adi şirket ilişkisinin değinilen şekilde tasfiyesi gerekirken yukarıda açıklanan şekilde, adi şirketin malvarlığının belirlenen değerin yarısının davalıdan tahsili suretiyle tasfiye hükmünün kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 26.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.