11. Hukuk Dairesi 2023/26 E. , 2024/3334 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1394 Esas, 2022/1550 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/1119 E., 2020/221 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvur
**11. Hukuk Dairesi 2023/26 E. , 2024/3334 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1394 Esas, 2022/1550 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/1119 E., 2020/221 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, davacı şirketin eski hissedarı ve yetkilisi olduğunu, davacı şirketteki hisselerinin tamamını Bakırköy 43. Noterliğinin 16.05.2016 tarih ve 13464 yevmiye no.lu Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile...'a devir ve temlik ettiğini, haksız ve kötü niyetli davalının, işbu hisselerin devrini “şirket resmi kayıtlarına işlenmemiş ve bilançolarında gözükmeyen borçlar haricinde, şirketin aktifine ve pasifine ilişkin tüm hak ve borçlarıyla birlikte... isimli kişiye 247.500,00 TL bedel karşılığında devir ettim” ihtirazı kaydıyla devir ve temlik ettiğini, davalının, davacı şirketteki hisselerini devrettiği tarih itibariyle davacı şirkete 137.440,49 TL borçlu olup borcunu ödemediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL alacağın pay devir tarihi olan 16.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 137.440,49 TL 'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı şirkete böyle bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin davacı şirketin yetkilisi, temsilcisi ve hissedarı iken, hisselerini 16.05.2016 tarihinde aktif ve pasifiyle...’a devir ve temlik ettiğini, devirden sonra, davacı şirket ve şirket yetkilileri ile müvekkili arasında karşılıklı olarak gerek hukuki ve gerekse cezai bir çok davanın söz konusu olduğunu, bu nedenle davacı şirket yetkililerinin müvekkiline zarar verme maksadıyla ticari defterlerinde her türlü hile ve desiseyi yapabileceklerini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacı şirketin ortağı ve yetkilisi iken hisselerini 16.05.2016 tarihli hisse devir sözleşmesi ile devrederek şirketten ayrıldığı, davacı şirketin ticari defter ve belgelerine göre davalının davacı şirkete devir tarihi itibariyle 137.440,49 TL borçlu bulunduğunun saptandığı, davalı taraf davaya cevabında her ne kadar davacı şirketin ticari defterlerin davalıya zarar verme maksadıyla ticari defterlerinde her türlü hile ve desiseyi yapabileceğini yani şirket kayıtlarının kötü niyetli olarak değiştirilmiş olabileceğini ileri sürmüş ise de söz konusu kayıtların davalının şirketin tek yetkilisi olduğu dönemde yapılmış kayıtlar olması ve defterlerin tasdikinin yaptırılmış olması nedeni ile davalının bu savunmasına itibar edilmesinin mümkün olmadığı, davalının kendi yetkili olduğu dönemde yapılmış defter kayıtlarının yanlış olduğunu ileri sürmesinin kabul edilemeyeceği, davalı taraf bilirkişi raporlarına itirazında özellikle şirket defterlerinde davalıya borç para olarak görünen kayıtların aslında şirketin personel maaşları, şirketin çek ödemeleri, şirketin İĞDAŞ, İSKİ, BEDAŞ, TTNET gibi kurum fatura ödemeleri için kullanılan paralar olduğunu ileri sürmüş ise de davalının cevap dilekçesinde bu yönde bir savunma bulunmadığı, davacı tarafın bu savunmaya açık bir muvafakatinin de bulunmadığı, dolayısıyla bu yöndeki itirazın savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında olduğu, kaldı ki davalı tarafın bu ödemelerin davalıya yapılan borç ödemesi olmadığı aslında personel maaşı, çek ödemesi ve fatura ödemesi olduğu yönündeki savunmasını doğrulayan herhangi bir delil ibraz edemediği, defterlerde 131-Ortaklardan alacaklar hesabı kısmında kayıtlı bulunan ödemelerin davalının davacı şirketten borç olarak aldığı paraları ifade ettiği, davalı yanın bunun aksini ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, bilirkişi mali müşavir E. Öğr. Gör. ...'a tevdi olunan 19.09.2019 günlü raporuna vaki itirazları üzerine yine adı geçen ...'a dosyanın ek rapor için tevdi edilmesi sonucunda alınan 04.02.2019 günlü bilirkişi raporuna itirazları gözetilerek, talepleri gibi dosyanın bu kere bir kurula, heyete tevdi olunduğunu, ancak, kendilerine tebliğ olunan 02.01.2020 tarihli bilirkişi raporunu tanzim eden kurul içerisinde, önceki raporları tanzim eden mali müşavir E. Öğr. Gör. ...'ın da yer aldığını, önceki raporları tanzim eden kişinin bu defa itiraz üzerine tevdi olunan heyette bilirkişi kurulunda yer almasının hukuka aykırı olduğunu, üçlü kurul içerisinde yer alan bilirkişi ...'ın önceki raporlarını aynen dikte ettiğini, önceki raporlarına yapılan itirazları göz önünde bulundurmadan rapor tanzim ettiğini, heyetteki diğer bilirkişilerin dosyaya hiçbir katkısı olmadığını, bu durumun usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirdiğini, davacı şirket yetkililerinin, müvekkiline zarar verme maksadıyla ticari defterlerinde her türlü hile ve desiseli işlemler yapabilecek pozisyonlarda olduklarını, hükme dayanak kabul edilen 19.09.2018 tarihli bilirkişi raporunun 4, 5. ve 6. sayfalarında, 07.01.2015 ila 31.12.2017 tarihleri arasındaki ticari defterdeki kayıtların listesinin paylaşıldığını, bu ticari kayıtlara göre müvekkili ile olan hesap hareketlerini 131 Ortaklardan Alacaklar Cari hesap kodu ile davacı şirket tarafından takip edildiği bilgisine yer verildiğini, oysa listedeki tarih ve açıklamalara bakıldığı zaman, "Şirketin İgdaş, Bedaş, İski, Türk Telekom gibi fatura borçlarının ödendiğine ilişkin açıklamalar, muhtelif bankalardaki kredi kartları borçlarının ödendiğine ilişkin açıklamalar, kim tarafından yatırıldığı belli olan ve olmayan şeklinde açıklamalara havi hesaba para yatırıldığına ilişkin açıklamalar, personelin maaşının ödendiğine ve muhasebe için ödemeler yapıldığına ilişkin açıklamalar, müvekkilinin hasmı konumundaki Nevzat Kızılay'ın türlü borçlarına ve alacaklarına ilişkin işlemler ve açıklamalar, hesaptan nakit para çekme işlemleri, çek ödemeleri, onlarca dava dışı şahısların isimlerinin yazıldığı açıklamalar, sigorta ödemeleri" şeklinde açıklamalara yer verildiğini, ve bu kayıtlara göre müvekkilinin davalı şirkete 137.440,49 TL borcu olduğu kanaatine varıldığını, bu kanaate nasıl varıldığının anlaşılamadığını, zira ticari defterlerdeki bu açıklamalardan da, bu işlemlerin sadece birkaçının müvekkiline ait olup, tüm işlemler sanki müvekkiline aitmiş gibi gösterilmek suretiyle müvekkilinin bakiye tüm borçtan sorumlu tutulmaya çalışıldığının açıkça anlaşılacağını, örneğin; açıklamalara bakıldığı zaman şirketin personel ödemesinin, yine şirketin İGDAŞ, İSKİ, BEDAŞ, TTNET gibi faturaları ile kredi kartı, şirket muhasebe ödemelerinin, ayrıca yine üçüncü şahısların (ki, bu şahıslardan Nevzat KIZILAY gibi [devir sözleşmesinin tarafı] bazı kişilerin müvekkilinin hasmı konumundaki şu anki davacı şirket yetkilisi kişiler olduğunun da açıkça görülmekte olduğunu) şirket hesabından aldıkları paraların müvekkiline borç kalemi olarak yansıtılmış olduğunu, bilirkişi tarafından, sadece müvekkili ...'ın isminin geçtiği işlemler dikkate alınarak bir sonuca varmaya çalışılsa idi, müvekkilinin borçlu olmadığı bilakis alacaklı olması hasebiyle zaten 11.04.2016 tarihinde şirket hesabından 56.720,00 TL tutarında ve 14.04.2016 tarihinde yine şirket hesabından 3.750,00 TL tutarında kendisine EFT yaparak şirketten olan bakiye alacağını aldığını tespit edecek olduğunu, zaten, tarafların alacak ve borç konusunda anlaşmaları üzerine, bu EFT'lerden hemen 1 ay sonra; müvekkili, davacı şirketin yetkilisi, temsilcisi ve hissedarı iken, bu hisselerini 16.05.2016 tarihinde Bakırköy 43. Noterliğinin 13465 yevmiye numaralı sözleşmesi ile aktif ve pasifiyle...’a devir ve temlik ettiğini, bu devirden sonra, davacı şirket ve şirket yetkilileri ile müvekkili arasında karşılıklı olarak gerek hukuki ve gerekse cezai birçok davanın söz konusu olduğunu, bu yüzden davacı şirket yetkililerinin müvekkiline zarar verme amacıyla ticari defterlerde, kayıtlarda kendi lehlerine, müvekkili aleyhine her türlü hukuka aykırı işlemleri yapabilecek pozisyonlarda olduklarını, şirketin kaydi, ticari belge ve bilgilerinin kendi ellerinde olduğunu, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1109 E., 2018/967 K. sayılı kararı, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/475 E., 2019/1014 K. sayılı kararı ile; müvekkili davalının borçlu değil alacaklı olduğu hususunun tespit edildiğini, müvekkilinin şirketin tek yetkilisi olmayıp sadece bir ortağı olduğunu, gerek diğer ortakların gerekse şirketin muhasebecisinin bu kumpası müvekkiline devirden önce uyguladıklarını, bahsi geçen kurumlar beyannamesinin de müvekkili tarafından verilmediğini, diğer ortaklar ve şirket muhasebecisi tarafından tanzim edildiğini, dolayısıyla bilirkişinin kurumlar vergi beyannamesine dayanarak vardığı sonucun kabul edilemeyeceğini, personelin maaş ödemesi dahil şirketin bizzat sorumlu ve borçlu olduğu tüm ödemelerin, müvekkiline borç kalemi olarak yansıtıldığını, müvekkilinin personel maaşı, şirketin İGDAŞ, İSKİ, BEDAŞ, TTNET gibi faturaları ile kredi kartı, şirket muhasebe ödemelerinin, ayrıca yine üçüncü şahısların şirket hesabından aldıkları paraların vs., adı geçen açıklamalardaki ödemelerden sorumlu ve bu yüzden şirkete borçlu olmasının düşünülemeyeceğini, zaten davacı taraf ile husumet noktasının tam da bu noktada toplandığını, hisse devrinden sonra, davacı şirket ve şirket yetkilileri ile müvekkili ...'ın aralarında karşılıklı olarak gerek hukuki ve gerekse cezai birçok davanın söz konusu olduğunu, bu yüzden davacı şirket yetkililerinin müvekkiline zarar verme maksadıyla ticari defterlerinde her türlü hile ve desiseyi yapma girişimi içerisinde olduğunu, haksız menfaat peşine düştüklerini, bilirkişinin yanılgıya düşerek, şirketin tüm giderlerinin müvekkiline borç kalemi olarak yansıtıldığına dikkat etmeksizin rapor tanzimi yoluna gittiğini, bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğunu, açıklanan sebeplerle, itirazları doğrultusunda müvekkilinin var ise şahsen borçlu olduğu miktarın tespit edilmesi, hangi alacak-borç kalemlerinden sorumlu tutulabileceği ve hangilerinden sorumlu tutulamayacağı konusunda bir araştırma yapılmaksızın verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, ıslah edilen miktara ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, dolayısıyla davacı tarafın 16.05.2016 tarihinden itibaren faiz talep etmesinin usule aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi rapor ve ek raporları ile, davacı şirketin usulüne uygun tutulduğu tespit edilen ticari defter ve belgelerine göre davalının davacı şirkete hisse devir tarihi itibariyle 137.440,49 TL borçlu olduğunun tespit edildiği ve davalının kendi yetkili olduğu dönemde yapılmış defter kayıtlarının yanlış olduğunu ileri sürmesinin kabul edilemeyeceği; bilirkişi heyetinin teşekkülünde usule aykırılık bulunmadığı gibi ıslah edilen miktara mahkemece ıslah harcının yatırıldığı tarihinden itibaren faiz işletildiği; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 282 nci maddesindeki "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi dikkate alındığında; davalı vekili tarafından ileri sürülen diğer istinaf sebeplerinin yargılama aşamasında verdiği beyan ve itiraz dilekçeleri ile de ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında bu iddiaların değerlendirildiği ve İlk Derece Mahkemesince sunulan deliller, bilirkişiler tarafından düzenlenen kök ve ek rapor içeriğindeki tespitler de gözetilerek davanın kabulüne karar verildiği; mahkeme kararında yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.