7. Hukuk Dairesi 2010/5586 E. , 2011/4404 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 323 ada 11 ve 303 ada 6 parsel sayılı sırasıyla 91,52 m2, 1145,85 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazların kıy
**7. Hukuk Dairesi 2010/5586 E. , 2011/4404 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 323 ada 11 ve 303 ada 6 parsel sayılı sırasıyla 91,52 m2, 1145,85 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazların kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların tescil harici bırakılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece dava konusu 323 ada 11 ve 303 ada 6 parsel sayılı taşınmazların aktif dere yatağı ve dere etkisi altında kalan yerlerden olduğundan söz edilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Taşınmazlar üzerinde iki kere keşif yapılmış, jeolog bilirkişilerden iki ayrı rapor alınmıştır. Birinci keşif sonrası alınan jeolog bilirkişisi raporu ile ikinci keşif sonrası alınan jeolog bilirkişisi raporları birbiriyle çelişmektedir. Söz konusu çelişki giderilmeden, varsa nedenleri açıklanmadan dava konusu taşınmazların aktif dere yatağında kalıp kalmadığı açıklık kazanmadan hüküm kurulması isabetsizdir. O halde sağlıklı sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman, fen, ziraat ve üçlü jeolog bilirkişiler heyeti ile tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, özellikle taşınmazların dere yatağı veya etkisi altında olup olmadığı üzerinde durulmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, dıştan komşu taşınmazların dayanağı kayıtlar getirtilerek sözü edilen kayıt ve belgelerde nizalı parsel yönünün ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterildiği üzerinde durulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi mahkeme hükmünden sonra 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/A ve geçici 11. maddelerinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz ve bu hüküm henüz infaz edilmemiş yargı kararlarına da uygulanır.” hükmü öngörülmüştür. Bu yasal değişiklik nedeniyle davalı aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderine hükmolunmaması gerekirken, yasal düzenlemelere aykırı şekilde mahkemece hüküm oluşturulması dahi isabetsiz olup, davalı ...’in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan 91.05 TL temyiz harcın istek halinde davalıya iadesine, 28.06.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.