15. Ceza Dairesi 2011/13809 E. , 2012/38153 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanık hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları bakımından kurulan hüküm yönünden yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde; 2002, 2003, 2004, 2005 yıllarına ait doğrudan gelir desteği almak suretiyle birer yıl arayla işlenen dolandırıcılık suçlarının yenilenen suç işleme kararı altında işlenmesi nedeniyle ay…
**15. Ceza Dairesi 2011/13809 E. , 2012/38153 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanık hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları bakımından kurulan hüküm yönünden yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde; 2002, 2003, 2004, 2005 yıllarına ait doğrudan gelir desteği almak suretiyle birer yıl arayla işlenen dolandırıcılık suçlarının yenilenen suç işleme kararı altında işlenmesi nedeniyle ayrı ayrı suçların oluştuğu gözetilmeden zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır, Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. 1-Sanığın, isim benzerliğinden faydalanmak suretiyle 2002, 2003, 2004, 2005 yıllarında Besni İlçe Tarım Müdürlüğüne müracaat ederek gerçekte ..., ve ...,oğlu 1937 doğumlu 02.07.1997 tarihinde vefat eden ...,'ya ait ..., köyünde bulunan 146 ada 6 parsel, 131 ada 37 parsel, 116 ada 6 parsel, 114 ada 15 parsel sayılı tarım arazisi niteliğindeki taşınmazların maliki olduğunu bildirerek doğrudan gelir desteği ödenmesi talebinde bulunduğu bu talep sırasında sunulan çiftçi kayıt formu ve çiftçi belgelerinin kullanılmasının suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK.nun 356. maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı, Ceza Genel Kurulunun 7.10.1994 gün ve 199-215 sayılı kararında uygulandığı gibi özel belgenin dolandırıcılık suçunun unsuru olması nedeniyle aynı Kanunun 79. maddesi uyarınca daha ağır olan dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasının zorunlu olduğu ancak inceleme tarihi itibariyle 2002, 2003, 2004 yıllarına ait suçların yasal zamanaşımı süresinin dolduğu ve sanığın sadece 2005 yılına ait elde edilen 126.10 TL menfaat sağladığı dolandırıcılık suçundan dolayı cezalandırılması gerektiği, Sanığın 13.7.2005 yılında sunduğu belgelerin ise aynı tarihte verilmiş olması nedeniyle bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda verilme söz konusu olmadığından 5237 sayılı TCK'nun 204/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı ve aynı Kanun'un 43. maddesi uyarınca her iki suçtan da bu madde uyarınca arttırım yapılamayacağının gözetilmemesi, Kabule göre de, 2-5237 Sayılı Yasa’da 765 Sayılı Yasa’dan farklı olarak “gün para cezası sistemi” kabul edildiği için bu sistemde nispi para cezasına yer verilmemiştir.İlgili maddelerin gerekçe bölümlerinde de 5237 Sayılı TCK. nu sisteminde nispi para cezasının öngörülmediği açıkça belirtilmektedir. Ancak, 5237 Sayılı Yasanın 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra 29.06.2005 gün ve 5377 Sayılı Yasanın 19. maddesi ile değişik TCK. nun 158/1. fıkrasına eklenen “... Ancak, (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.” cümlesi ile getirilen yeni değişikliğe ilişkin gerekçede de belirtildiği üzere, 158. maddenin 1. fıkrasına eklenen son cümledeki “…adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.” hükmünün uygulanabilmesi için öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olması gerekmektedir. 5237 sayılı TCK.nun 52. maddesinin 1.fıkrası “Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan paranın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.” şeklindeki adli para cezasının tanımı yapıldıktan sonra aynı maddenin 3. fıkrasında “Kararda, adli para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.” ve aynı Kanunun 61. maddesinin 8. fıkrasında ise “Adli para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır. Adli para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur.” hükümleri ile yasa koyucu adli para cezasının mutlaka gün üzerinden tayin edilmesi gerektiğini belirtmektedir. 5237 Sayılı TCK. nun 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olup olmadığına bakılacaktır. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli değil ise, 5 ila 5.000 tam gün arasında TCK. nun 61. maddesi hükmü göz önünde bulundurularak takdir edilen gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 YTL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise;o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 YTL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Bu açıklama kapsamında sonuç adli para cezası belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5275 sayılı Yasanın 106. maddesinde öngörülen adli para cezası yerine çektirilecek hapis cezası süresinin belirlenmesi açısından infazda tereddüt oluşturacak şekilde doğrudan haksız elde olunan yararın iki katı esas alınmak suretiyle karar verilmesi, 3-Adli para cezasının; 5083 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu'nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.