(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2006/5505 E. , 2006/12361 K. Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av....... ile davalılar vek.Av....'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamala…
**(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2006/5505 E. , 2006/12361 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av....... ile davalılar vek.Av....'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, dava dışı Hayat Dış Ticaret A.Ş ile imzalanan 9.10.1989 tarihli sözleşmeyi Abdulhakim Bilgili ve ..., 27.4.1992 tarihli sözleşmeyi ...'nin kefil olarak imzaladığını, imzalanan "genel kredi sözleşmelerine istinaden kullandırılan" kredinin geriye ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek ihtarname keşide olunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itiraz edildiğini iddia ederek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir. Davalılar savunmalarında, 9.10.1989 tarihli sözleşme kapsamında bir kredi kullanılmadığını, 27.4.1992 tarihli sözleşme ile 1 yıl vadeli ihracaat kredisi kullanılıp geriye ödendiğini ve bu nedenle kefaletin sona erdiğini, bankanın aynı sözleşmeye dayalı yeni bir kredi kullandırmasının kefili bağlamayacağını beyan ederek davanın reddini istemiştir. Mahkemece 9.10.1989 tarihli sözleşme ile bankanın kredi kullandırdığının kanıtlanamadığı 27.4.1992 tarihli sözleşme ile kullanılan kredinin geriye ödenerek kefaletin sona erdiği bankanın aynı sözleşme ile tekrar kredi kullandırmasının kefili sorumluluk altına sokmayacağı gerekçeleriyle benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 9.10.1989 tarih 500.000.000.TL limitli kredi sözleşmesine istinaden davacı bankanın kredi kullandırdığı ve bu krediden dolayı alacaklı olduğunu kanıtlayamadığı anlaşıldığından davacının anılan kredi sözleşmesine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 27.4.1992 tarih 500.000 USD limitli sözleşmeye yönelik temyizine gelince; 27.4.1992 tarihli 500.000 USD limitli sözleşme "genel kredi sözleşmesi" dir.Anılan sözleşmede süre öngörülmediği gibi, davacı bankaya değişik türde kredi kullandırma olanağı tanınmıştır. Banka bu çerçevede, 27.4.1992 tarihinde 1 yıl vadeli 500.000 USD'lık ihracaat kredisi kullandırmış ve kredi 17.12.1992 tarihinde ödenmek suretiyle borç sıfırlanmıştır. Ne var ki, kullandırılan kredinin geriye ödenmiş olması 27.4.1992 tarihli "Genel Kredi Sözleşmesi" nin de sona ermiş olmasını gerektirmemekte olup, sözleşme feshedilmediği sürece geçerlidir. Cari hesap şeklinde işlenen genel kredi sözleşmelerinde borcun bur tarihte sıfırlanmış olması kefilin sorumluluğunu ortadan kaldrmaz. Bu durumda bankanın aynı sözleşmeye istinaden tekrar kredi kullandırmasında bankacılık usul ve teamüllerine aykırı bir yön bulunmadığı gibi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının 26.6.2000 tarihli genelgesi de bu yönde açıklamayı içermektedir.Bu nedenle davalı kefiller Genel Kredi Sözleşmesi çerçevesinde kullandırılan krediden kefalet limiti ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçlarıyla sorumludurlar. O halde mahkemece 27.4.1992 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinden doğan borcun belirlenmesi yönünden banka kayıt ve belgeleri üzerinde uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulu vasıtasıyla inceleme yaptırılıp ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmek gerekirken olaya uygun düşmeyen bilirkişi raporunun hükme esas alınması ve yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı banka yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 500.00-YTL. duruşma vekalet ücretinin davalı ... Bilgin'den alınarak, davacı bankaya ödenmesine, 25.12.2006 gününde oyçokluğuyla karar verildi. -KARŞI OY YAZISI- Davacı ... bankanın dava dışı Hayat Dış Ticaret A.Ş ile imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden anılan şirkete ihracat kredisi kullandırdığı, davalıların limitleri tutarında bu kredi sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzalamış oldukları hususları ve ihracata kredilerinin 1 yıllık süreli olduğu yönü çekişmesizdir. Nitekim bilirkişi kurulundan alınan 11.12.2002 tarihli asıl, 22.12.2003 ve 31.10.2005 tarihli ek raporu ile ; Birinci dilim olarak 27.4.1992 tarihinde kullandırılan 500.000 USD tutarlı kredinin 17.12.1992 tarihinde borçlusu şirketçe ödenerek kapatıldığı, Aynı genel kredi sözleşmesine istinaden 16.2.1994 tarihinde borçlu şirkete kullandırılan 550.000 USD tutarlı ikinci dilim kredinin de vadesi gelmesi nedeniyle kapatıldığı , 16.2.1994 tarihinde 2579-25 nolu hesaptan 15.2.1995 vadeli 550 USD tutarlı 2579-19 nolu hesaptan 450.000 USD tutarlı ihracat kredisi kullandırıldığı ve vadesi gelmesi ile kapatıldığı; 18.2.1994 tarihinde 2579-28 nolu hesaptan 15.2.1995 vadeli 450.000 USD tutarlı dördüncü dilim kredinin kullandırıldığı ve bu dilim kredinin ödenmemiş olduğu yukarıda belirtilen raporlarla sabittir. Uyuşmazlık davacı banka tarafından 27.4.1992 tarihinde dava dışı Hayat Dış Ticaret A.Ş'ye kullandırılan ihracata dayalı döviz kazandırıcı işlem koşullu YASAL YÖNDEN 1 yıl süreli olarak açılan ve Genel Kredi sözleşmesini kefil olarak imzalayan davalıların sözleşme konusu borcun tamamen ödendikten sonra bankaca aynı borçlu şirkete tekrar tekrar 1 yıllık sürelerle kulandırılan 2 nci, 3ncü ve ödenmeyen 4 ncü krediden sorumlu olup, olmadıkları ilk kredinin 1 yıllık yasal sürede ödenmesiyle davalı kefillerin kefaletlerinin sona erip ermediği noktasında toplanmaktadır. Sayın çoğunluk yerel mahkeme kararını imzalanan sözleşmenin Genel Kredi Sözleşmesi olması nedeniyle davalıların kefaletlerinin devam ettiği gerekçesiyle T.C.Merkez Bankasının genelgesini de dayanak göstererek bozmuş ise de, bilirkişi kurulu raporunda da bildirildiği gibi T.C.Merkez Bankasının genelgesinde ihracat koşullu döviz kredilerinin hangi sözleşme tipine dayanırsa dayansın sürelerinin 1 yıl olduğu açık şekilde gösterilmiştir. Somut olayda davalıların kefil oldukları birinci dilim 1 yıllık ihracat koşullu kredi ödeme sonucu tasfiye edilerek kapatılmış olup, davalı kefillerin kefaletleri de sona ermiştir. Kaldı ki , 1 nci dilim kredinin kapatılmasından sonraki kredi miktarları da farklıdır. Bu nedenlerledirki yeterli incelemeyi içeren uzman bilirkişi kurulu asıl ve ek raporları esas alınarak davanın reddine dair verilen kararın onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına katılamıyorum.