İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/04/2026 Taraflar arasında görülen trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemli davada; yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonunda verilen kararın Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 13/05/2025 tarih 2022/6555 Esas-2025/7684 Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine; HMK'nın 373/3 maddesi gereğince duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda dosya incelendi, gereği…
8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/2341 KARAR NO: 2026/604 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/01/2019 NUMARASI: 2017/5 Esas - 2019/45 Karar DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/04/2026 Taraflar arasında görülen trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemli davada; yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonunda verilen kararın Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 13/05/2025 tarih 2022/6555 Esas-2025/7684 Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine; HMK'nın 373/3 maddesi gereğince duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda dosya incelendi, gereği düşünüldü; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde... sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın, dava dışı ...'nın sevk ve idaresinde iken sürücünün direksiyon hakimiyetini yitirerek, yaya vekil edeni ...'e çarpması neticesinde meydana gelen 23/03/2013 günlü trafik kazasında davacı ...'in yaralanarak sakat kaldığını, kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunun kaza tespit tutanağı ile belirlendiğini ve sakatlık nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi için sigorta şirketine yapılan başvurudan sonuç alınamaması üzerine, Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulduğunu, bu talebin Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen 24/06/2016 gün ve 2016.E.4168-2016.K.17716 sayılı kararla reddedildiğini, İtiraz Hakem Heyetine yapılan itirazın da, yasal 2 aylık süre içerisinde karar verilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle verilen 13/10/2016 gün ve 2016/İHK-2694 sayılı kararla (dosyadan el çekilerek) sonuçlandırılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişen haklar saklı kalmak kaydıyla (belirsiz alacak) 1.000,00-TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; vekil edeni şirket nezdinde 17/07/2012-1707/2013 tarihleri arasını kapsar biçimde... sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın karıştığı 23/03/2013 günlü trafik kazasında davacının yaralandığını ileri sürülerek tazminat talebinde bulunmuş ise de, vekil edeninin sorumluluğu yoluna gidebilmesi için meydana gelen kazanın oluşum -unda, sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olup olmadığının, maluliyet bulunup bulunmadığının ve uğranılan zarar miktarının ne olacağının davacı tarafça usulüne uygun şekilde kanıtlanması gerektiğini ve talep edilecek faiz cinsinin yasal faiz ve faiz başlangıc -ının da dava tarihi olması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacının yaralanması ile sonuçlanan trafik kazasının oluşumunda sigortalı araç sürücüsü ...'ın kusursuz olduğu, bu durumda davacının davalı taraftan geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı talep edemeyeceği şeklindeki özet gerekçeyle; "Davanın reddine, ATK fatura bedelinin yargılama giderlerinden olarak davacıdan tahsiline, " karar verilmiştir.İlk derece mahkemesi tarafından verilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmasını müteakip Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde; 06/08/2018 günlü kusur bilirkişi heyet raporundaki belirleme ve değerlendirme -lerin dosyaya oluşa uygun denetlenebilir gerekçeler içermesi ve bu değerlendirmelerin de esasen kaza tespit tutanağındaki kazanın oluş şekli ve taraf kusurlarına ilişkin tespitlerle de örtüşmesi karşısında hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı; ancak ATK Trafik ihtisas Dairesinden temin edilen rapor için kurumca 314,50-TL tutarın da fatura düzenlendiği ve bu fatura bedeli karşılığının da davacı vekilince 07/09/2018 tarihinde ATK Döner Sermaye Saymanlığına gönderildiğinin dosya kapsamından anlaşıldığı, bu durumda davacı tarafça ödendiği açık bulunan yargılama giderinin ödeme yapılmamış gibi davacıdan tahsiline karar verilmesinin mükerrer ödemeye sebep olacağından, isabetsiz bulunduğu, düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle; davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun açıklanan bu nedenle kabulüne, öteki istinaf itirazlarının ise reddine, ilk derece mahkemesi kararının HMK.m.353/1-b/2 hükmü uyarınca kaldırılarak yeni hüküm kurulmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizin 24/03/2022 tarih 2019/1601 Esas-2022/388 karar sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz yasa yoluna başvurulması sonucunda Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2022/6555 Esas-2022/7684 Karar sayılı ilamı ile; "Uyuşmazlık, davalı sigorta şirketi tarafından ..... poliçesi ile teminat altına alınan aracın yaptığı trafik kazası sonucu yaralanan davacının sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir.Somut olayda; kaza tespit tutanağında; davacı yayanın araçların arasından yolun karşısına geçmeye çalıştığı, yayanın taşıt yollarından taşıt trafiğini tehlikeye düşürecek şekilde taşıt yolunda yürümek kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğu tespit edilmiştir.Davacı tarafın daha önce Sigorta Tahkim Komisyonuna yaptığı başvuru sonucu makine yüksek mühendisi tarafından düzenlenen raporda yaya davacıya %75 oranında, sigortalı araç sürücüsüne % 25 oranında kusur verilmiştir. Eldeki dosya kapsamında düzenlenen Adli Tıp Kurumu raporunda; kaza sonrası aracın ve yayanın çarpma noktasına olan uzaklığı, yayanın akan taşıt trafiğinin arasından karşıdan karşıya geçmek istemesi de dikkate alındığında daha önce düzenlenen rapordaki kusur durumuna iştirak edilmediği, sürücünün görüş alanı dışından karşıdan karşıya geçmek isteyen davacı yayaya karşı alabileceği bir önlem bulunmadığından kusursuz olduğu belirtilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince bu kusur dağılımı esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Bu haliyle kusur raporları arasında çelişki olduğu, kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. O halde, dosyanın Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi Üst Kuruluna tevdii ile daha önce düzenlenen kusur raporları irdelenerek tüm dosya kapsamı ile oluş şekline göre olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti ve meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle; Dairemizin yukarıda özetlenen karar -ının bozulmasına karar verilmiş, dosyanın Dairemize iade edilmesi üzerine duruşma açılarak taraflara Yargıtay Bozma ilamı ekli duruşma gün ve saatini bildirir meşruhatlı duruşma davetiyesi gönderilmiştir. Davalı ... A.Ş vekili usulüne uygun davetiyeye rağmen duruşmalara katılmamıştır,Davacı vekili 16/12/2025 tarihinde icra olunan duruşma oturumuna katılarak Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmesini istemiş; aynı celse usul ve yasaya uygun Yargıtay bozma ilamına uyularak, bozma ilamı doğrultusunda kusur raporu alınmak üzere dosya Adli Tıp Kurumu'na tevdi edilmiştir.ATK Trafik İhtisas Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu tarafından düzenlenen 29/01/2026 günlü raporda; davacının yaralanması ile sonuçlanan 23/03/2013 günlü trafik kazasının oluşumunda ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın idaresindeki araçla olay yerine geldiğinde sol tarafında seyir halindeki aracın önünden aniden seyir yönüne çıkan yayaya karşı alabileceği bir önlem bulunmadığı dolayısı ile de kusursuz olduğu yönünde görüş açıklandığı görülmüştür. Hal böyle olunca; hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda ATK Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu tarafından dosyada mevcut bilgi ve belgeler, taraf iddiaları, kazanın meydana geldiği saat, çarpma noktası ve yolun özellikleri ile daha önce düzenlenen diğer kusur bilirkişi raporlarının da irdelenmesi suretiyle düzenlendiği anlaşılan 29/01/2026 günlü kusur raporundaki belirleme ve değerlendirmelerin taraf ve yargı denetimine imkan verecek nitelikte dosyaya oluşa uygun denetlenebilir gerekçeler içermesi, ve bu belirlemelerin dairemizin kusura ilişkin olarak önceki kararına esas aldığı bilirkişi raporuyla da tam olarak örtüşmesi karşısında, 29/01/2026 günlü ATK kusur raporunun hükme esas alınma gerektiği sonucuna varılmıştır. Her ne kadar talep konusu trafik kazası neticesinde davacı ...'in yaralandığı, yani bedensel zarara uğradığı anlaşılmakta ise de; davalı sigor -ta şirketinin sorumluluğu yoluna gidilebilmesi için kazaya karışan .......... plaka sayılı sigortalı araç sürücüsü dava dışı ...'ın ..............'ın kazanın oluşumunda az veya çok kusurlu olması yani ortada haksız bir fiil bulunması zorunludur.Bu durumda; davacının yaralanma -sıyla sonuçlanan trafik kazasına karışan sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru bulunmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davanın REDDİNE, 2/Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcından 31,40-TL peşin harcın düşümü ile kalan 700,60-TL eksik harcın ( tahsilde tekerrüre sebep olmamak kaydıyla) davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 3/Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4/Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5/Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca belirlenen 1.000,00-TL vekalet ücretinin (-tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davacıdan alınarak davalıya verilmesine 6/Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.14/04/2026