11. Hukuk Dairesi 2009/1965 E. , 2010/7477 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi BİRLEŞEN MAHKEMENİN : Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 10.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.10.2008 tarih ve 2008/229 - 2008/313 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine
**11. Hukuk Dairesi 2009/1965 E. , 2010/7477 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi BİRLEŞEN MAHKEMENİN : Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 10.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.10.2008 tarih ve 2008/229 - 2008/313 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçelerinde, müvekkillerinin davalı denizcilik işletmelerine ait, diğer davalının sevk ve idaresindeki deniz otobüsünde yolcu olarak bulunmakta iken 13.08.2007 tarihinde Zeytinburnu Ağırkapı bölgesinde Salih Reis - 4 isimli deniz otobüsü ile kuru yük gemisinin çarpışması sonucu müvekkillerinin yaralanarak maddi ve manevi zarar gördüğünü ileri sürerek, asıl davada davacı ... için 525,00 YTL maddi, 10.000,00YTL manevi, küçük ... için 10.000,00 YTL manevi tazminatın, birleşen davada davacı Mahinur için 2.835,00 YTL maddi, 15.000,00YTL manevi, küçük ... için 15.000,00 YTL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nin görevli olduğunu savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Yargıtay içtihatlarında alışverişte düşüp ayağı kırılan kişinin tazminat davası ile otelde kalan kişinin düşüp ayağını kırması nedeniyle açtığı tazminat davasının tüketici mahkemelerinde görüleceğinin kabul edildiği, somut olayda da tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen her iki dosyada da mahkemenin görevsizliğine, dava dilekçesinin bu nedenle reddine, talep halinde dosyanın yetkili ve görevli Bakırköy Tüketici Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HUMK’nun 382. ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı Kararı’nda da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir. Somut olaya gelindiğinde, mahkemece verilen kısa kararda, “500,00 YTL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine” dair hüküm kurulmuş iken gerekçeli kararda “her iki dosya için ayrı ayrı 500,00 YTL ücreti vekalet taktiri ile davacılardan tahsili ile davalılara verilmesine” karar verilmiştir. Bu şekilde kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkiye yol açılması doğru olmadığından kararın bu yönden bozulması gerekmiştir. 2- Kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili bulunması nedeniyle davacılar vekilinin vekalet ücretien yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. 3- Kabule göre ise 20.04.2004 tarih ve 5136 sayılı Kanun ile TTK’nun 4. maddesine eklenen son fıkra ile Denizcilik İhtisas Mahkemeleri’nin kurulması öngörülmektedir. Bu hükme göre, “İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığı’nca, bu Kanunun Dördüncü Kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir”. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 20.07.2004 gün ve 370 sayılı kararı ile İstanbul’da Denizcilik İhtisas Mahkemesi kurulup, faaliyete geçirilmiş ve yargı alanı İstanbul ili mülki sınırları olarak belirlenmiş olup, bu hususlar Kurul’un 24.03.2005 tarih ve 188 Sayılı Kararı ile de bir kez daha vurgulanmıştır. Tazminata konu somut olay deniz taşımacılığı sırasında meydana gelen kaza nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup bu tür davalara bakmaya Denizcilik İhtisas Mahkemesi görevlidir. Bu husus nazara alınmadan Tüketici Mahkemeleri’nin görevli olduğu yönünde hüküm tesisi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 28.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.