11. Hukuk Dairesi 2009/5199 E. , 2010/11650 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.07.2008 tarih ve 2005/59-2008/445 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve …
**11. Hukuk Dairesi 2009/5199 E. , 2010/11650 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.07.2008 tarih ve 2005/59-2008/445 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı ve dava dışı ...’nin ... Hesap Makineleri....A.Ş.’nin ortakları ve yönetim kurulu üyeleri olduklarını, vergi dairesince tahakkuk ettirilen vergi borçları ve cezalarının anılan şirket tarafından ödenmemesi üzerine şirketten tahsil edilemeyen vergi borcunun tamamının cezaları ile beraber şirket yönetim kurulu üyesi ve temsilcilerinden olan müvekkilinden tahsil edildiğini, müvekkilinin bu ödeme nedeniyle doğan rücu hakkına dayalı olarak şirketin diğer temsilcilerinden kendi paylarına düşen borçları ödemelerini istediğini, ancak yönetim kurulu üyelerinden ...’nin ölmesi ve mirasçılarının mirası reddetmeleri nedeniyle anılan üyeye düşen borcun rücu edilemediğini, davalıya karşı başlatılan icra takibinin ise davalının itirazı sonucu durduğunu, duran takip nedeniyle müvekkilinin kanundan doğan rücu hakkının engellendiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, organları oluşturan kişilerin kural olarak şirket borçlarından sorumlu olmadıklarını, şirketin vergi borcundan dolayı temsilcilerin sorumlu tutulabilmesi için vergi alacağının asıl borçlu şirketten tahsilinin olanaksız olması ve bu durumun vergi idaresi tarafından yapılacak cebri icra prosedürü sonucu düzenlenecek aciz vesikası ile kesin bir şekilde tespit edilmesi gerektiğini, şirket hakkında böyle bir takibin yapıldığına ilişkin herhangi bir delil bulunmadığını, davacının yaptığı ödemeyi sadece vergi borçlusu şirketten talep edebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, vergi alacaklarından asıl borçlu şirketin sorumlu olduğu, ortaktan alınması için şirketin aciz duruma düşmesinin gerektiği, ancak bu kuralın yönetim kurulu üyelerinin iç ilişkilerinde uygulama yerinin bulunmayıp, kanuni temsilcilerin vergi idaresi ile olan ilişkilerinde sözkonusu olabileceği, dosyadaki bilgi ve belgelerden şirketin aktif ve pasif dengesinin bozuk olup, tasfiye aşamasında bulunduğu, şirketin aciz duruma düştüğü, bu durumda anılan koşulun da yerine geldiği, yönetim kurulu üyelerinden ...’nin öldüğü ve mirasçılarının mirası reddettikleri, davalının vergi borç ve cezalarının tahakkuk ettiği dönemde şirketin yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle davacının ödemiş olduğu miktarın yarısından sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile icra takibinin 6.915,95 YTL alacak için takip tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiziyle birlikte takip talebindeki diğer koşullar dairesinde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, her iki tarafın yasal koşulları bulunmayan % 40 tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 315,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 11.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.