2. Ceza Dairesi 2020/17216 E. , 2020/13430 K. "" Mala zarar verme suçundan suça sürüklenen çocuk ...'nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 151/1, 31/3, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.320,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair...Çocuk Mahkemesinin 25/05/2017 tarihli ve 2016/4 esas, 2017/542 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 15/06/2020 gün ve 94660652-105-72-1975-2019 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası …
**2. Ceza Dairesi 2020/17216 E. , 2020/13430 K.** **"İçtihat Metni"** Mala zarar verme suçundan suça sürüklenen çocuk ...'nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 151/1, 31/3, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.320,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair...Çocuk Mahkemesinin 25/05/2017 tarihli ve 2016/4 esas, 2017/542 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 15/06/2020 gün ve 94660652-105-72-1975-2019 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.06.2020 gün ve 52896 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; Dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuk ...'nun mala zarar verme suçu ile birlikte işlediği iddia olunan nitelikli hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal etme suçları yönünden kurulan mahkumiyet hükmünün istinaf edilmesi üzerine,... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 05/12/2017 tarihli ve 2017/3001 esas, 2017/2975 sayılı kararı ile bozulmasını müteakip yeniden yapılan yargılama sonunda,...Çocuk Mahkemesinin 25/10/2018 tarihli ve 2018/51 esas, 2018/489 sayılı kararıyla, suça sürüklenen çocuğun nitelikli hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlâl suçlarını işlediğinin sabit olmaması nedeni ile beraatine karar verildiği anlaşılmakla, olay günü suç yeri eczanenin kapısına zarar vermek suretiyle suça süreklenen çocuğun içeriye girerek kasadan para hırsızlaması şeklinde gerçekleştiği iddia edilen eylemde, mala zarar verme suçunun nitelikli hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlâl suçlarıyla bağlantılı olduğu ve her üç suçun da birlikte işlendikleri nazara alındığında, bu suç yönünden de mahkumiyete yönelik kesin delil elde edilemediği ve dolayısıyla beraaat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: