T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/943 - 2026/341 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/943 KARAR NO : 2026/341 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/07/2021 NUMARASI : 2020/187 E. - 2021/287 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince v…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/943 - 2026/341 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/943 KARAR NO : 2026/341 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/07/2021 NUMARASI : 2020/187 E. - 2021/287 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/07/2021 Tarih ve 2020/187 Esas - 2021/287 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili tarafından 2019/19201 sayılı "..." ibareli marka başvuru yapıldığını, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından SMK'nın 5/1-b.c maddeleri uyarınca müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, bu karara yönelik müvekkili itirazının ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili başvurusunun SMK m. 5/1-b kapsamında ayırt edici niteliği haiz olduğunu, başvurunun SMK m.5/1-c kapsamında tanımlayıcı veya vasıf bildirici olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili başvurusu yönünden tescil engeli bulunduğu düşünülse bile söz konusu markanın SMK m.5/2 kapsamında kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını, tüketicilerin "..." uygulamasını aktif olarak kullandığını ve bu uygulamanın müvekkiline ait olduğunu bildiğini, dolayısıyla müvekkili markasının SMK m.5/2 uyarınca kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığının kabulünün gerektiğini ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-3920 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvurunun, ilgili tüketiciler tarafından doğrudan "otomasyon sistemlerinde kullanılan ve çevirici (inverter) görevi gören bir elektronik birim" biçiminde algılanacağını, anılan ibarenin ayırt edici olmadığı gibi tanımlayıcı nitelik taşıdığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka başvurusundan çıkartılan 09-01,02 (cep telefonları kılıfları hariç), 03,05,06,07,10,11,12,14, 16, 35-01,02,03,04,05⦋09-01,09-02 (cep telefonları kılıfları hariç),09-03,09-05,09-06,09-07, 09-10,09-11,09-12,09-14,09-16⦌, 38-01,02,03, 41-01,02,03,04,05,06,07,08, 42-01,02,03,04. sınıf mal ve hizmetlerin, ... bilgileri içeren veya bu bilgilerin kullanılmasını konu alan, ... bilgileri veya özellikleri içeren alet veya makineler ile bunların kullanımı yoluyla gerçekleştirilen mal ve hizmetler olduğu, başka bir ifadeyle bu mallar/hizmetlerin, başvuru konusu ".../..." ibaresi ile bağlı/bağımlı bir ilişki içinde bulunduğu, dolayısıyla bu mal ve hizmetler bakımından, dava konusu marka başvurusunun SMK m.5/1-b hükmü uyarınca somut ayırt edici niteliği haiz bir ibare olmadığı, dava konusu marka başvurusundan SMK m.5/1-c hükmü gereğince çıkartılan mal ve hizmetlerin büyük çoğunluğunun, elektronik ortamlar üzerinde veri kaydı yapan ve/veya bu kayıtları elektronik ortamlarda saklayan, aktaran, ileten veya bilgi dönüşümünü gerçekleştiren cihazlar olduğu, bu malların/hizmetlerin, ... ögeler veya ... koruma ögeleri içerdiği, söz konusu içerikler nedeniyle ".../..." ibaresinin, işaretlenen mallar/hizmetler için cins, çeşit, vasıf gibi özellikler belirttiği, bu özelliklerin ilgili tüketici kesimi tarafından herhangi bir telmih oluşturmaksızın doğrudan akla geleceği, mal veya hizmetin işlevi, niteliği gibi noktaları da akla getireceği, nitekim ibarenin ilgili tüketiciler için mallar veya hizmetlerin ... yollarla oluşturulduğu ve muhafaza edildiği yönünde vasıf bildirici durumunun, ".../..." ibaresinin sıfat tamlaması niteliği nedeniyle de pekiştiği, neticede dava konusu marka başvurusunun tanımlayıcılık gerekçesiyle reddedildiği 09-01,02 (cep telefonları kılıfları hariç), 03, 38-02, 42-02 mal ve hizmetler için cins, çeşit, vasıf gibi özellikleri bildirir nitelikte olduğu, dava konusu marka başvurusundan SMK m.5/1-b ve m.5/1-c hükümleri uyarınca çıkartılan 9. sınıf "Cep telefonlarının kılıfları. Antenler, uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları. Koruyucu giysiler, koruma ve can kurtarma amaçlı donanımlar. Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları. Trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları. Yangın söndürme amaçlı taşıtlar dahil yangın söndürme aletleri ve cihazları (yangın söndürme hortumları ve yangın söndürme vanaları dahil). Dekoratif mıknatıslar." , 35. sınıf "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Cep telefonlarının kılıfları. Antenler, uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları. Koruyucu giysiler, koruma ve can kurtarma amaçlı donanımlar. Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları. Trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları. Yangın söndürme amaçlı taşıtlar dahil yangın söndürme aletleri ve cihazları (yangın söndürme hortumları ve yangın söndürme vanaları dahil). Dekoratif mıknatıslar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri bakımından, "... / ..." ibaresinin doğrudan bağımlı bir ilişkisinin bulunmadığı, bu mal ve hizmetlerin karakteristik özelliklerinden birini hemen ve ilk bakışta akla getirmediği, dolayısıyla belirtilen mal ve hizmetler bakımından SMK m.5/1-b ve m.5/1-c hükümlerinde düzenlenen mutlak tescil engellerinin mevcut olmadığı, marka işlem dosyasında karara itiraz sürecinde kullanım sonucu ayırt edicilik hususunda iddiada bulunulmadığı, ayrıca bu konuda herhangi bir delil de ibraz edilmediği, bu nedenle somut uyuşmazlık kapsamında marka işlem dosyası kapsamında kullanım sonucu ayırt edicilik bakımından değerlendirme yapılacak hiçbir bilgi/belge bulunmadığı, somut olay bakımından kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanılmasına ilişkin istisnai düzenlemenin uygulanabilme imkanı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 9. sınıf "Cep telefonlarının kılıfları. Antenler, uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları. Koruyucu giysiler, koruma ve can kurtarma amaçlı donanımlar. Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları. Trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları. Yangın söndürme amaçlı taşıtlar dahil yangın söndürme aletleri ve cihazları (yangın söndürme hortumları ve yangın söndürme vanaları dahil). Dekoratif mıknatıslar.", 35. sınıf "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Cep telefonlarının kılıfları. Antenler, uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları. Koruyucu giysiler, koruma ve can kurtarma amaçlı donanımlar. Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları. Trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları. Yangın söndürme amaçlı taşıtlar dahil yangın söndürme aletleri ve cihazları (yangın söndürme hortumları ve yangın söndürme vanaları dahil). Dekoratif mıknatıslar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri bakımından 2020-M-3920 sayılı YİDK kararının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, müvekkil başvurusunun SMK m. 5/1-b kapsamında somut ayırt edici niteliği haiz olduğunu, başvurunun "..." ve "..." sözcüklerinin birleşmesinden meydana geldiğini, Türkçe’ye "..." yaygın kullanımıyla geçen sözcüğün, anlam bakımından "sayısal, sanal" anlamlarına geldiğini, "..." sözcüğünün de "İşletmeci, işletmen” anlamlarını taşıdığını, "..." işaretiyle, ... hizmetlerinin ... ortamda verileceğinin ifade edildiğini, sektördeki benzer firmalardan ayırt edici bir hizmet sunulduğunu, müvekkili başvurusunun kapsadığı mal ve hizmetler açısından piyasada kullanılan bir ifade olmadığı gibi verdiği hizmet bakımından da bir ilk olduğunu, diğer bir deyişle müvekkili başvurusundan çıkarılan mal ve hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesi dikkate alındığında, hedef kitleye yönelik herhangi bir mal veya hizmetin ticari kökenine dair bir algı oluşturmadığını, halbuki somut ayırt edicilik araştırması yapılırken ilgili çevrenin/hedef kitlenin varsayılan algısının ne yönde olacağının belirleyici kriter olduğunu, bu ilkenin yargılama safhaları esnasında göz ardı edildiğini, müvekkili başvurusunun SMK m. 5/1-c kapsamında tanımlayıcı veya vasıf bildirici de olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, başvurunun esas unsurunu oluşturan "... ..." ibaresinin, ilgili tüketiciler/hizmet alıcılar tarafından doğrudan doğruya "otomasyon sistemlerinde kullanılan ve çevirici (inverter) görevi gören bir elektronik birim" biçiminde algılanacağını, bu nedenle, söz konusu ibarenin ilgili tüketiciler tarafından, belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağını, markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremeyeceğini ve tanımlayıcı nitelikte bir ibare olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :1-Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibaresinin, tescil edilmek istendiği yukarıda ayrıntılı olarak sayılan 09-01,02 (cep telefonları kılıfları hariç), 03,05,06,07,10,11, 12,14,16, 35-01,02,03,04,05⦋09-01,09-02 (cep telefonları kılıfları hariç), 09-03,09-05,09-06, 09-07,09-10,09-11,09-12,09-14,09-16⦌, 38-01,02,03, 41-01,02,03,04,05,06,07,08, 42-01,02, 03,04. sınıf mal ve hizmetler bakımından ayırt edici bulunmadığı gibi 09-01,02 (cep telefonları kılıfları hariç),03, 38-02, 42-02. sınıf mal ve hizmetler bakımından tanımlayıcı da olduğu, "..." ibaresinin SMK'nın 5/2 anlamında kullanım sonucu ayırt edici hale getirildiğinin de ispatlanamadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; 6769 sayılı SMK'nın, 5/1-b maddesinde herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretler tescil edilemeyecektir. Bir işaretin belli mal veya hizmetler açısından ayırt edici olup olmadığı ise "somut ayırt edicilik" olarak adlandırılmaktadır. Bu hüküm ile sicilde gösterilebilir olması ve soyut ayırt ediciliğe sahip olmasına karşılık, tescilinin talep edildiği mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliği olmayan işaretlerin tesciline engel olunması amaçlanmıştır. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; dava konusu başvuru, "..." ve "..." ibarelerinin düz yazı ile yazılmasından ibaret olup başkaca bir ek kelime ya da şekil içermemektedir. Her ne kadar ilk derece mahkemesince dava konusu ibarenin başvuru kapsamında yer alan 9. sınıf "Cep telefonlarının kılıfları. Antenler, uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları. Koruyucu giysiler, koruma ve can kurtarma amaçlı donanımlar. Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları. Trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları. Yangın söndürme amaçlı taşıtlar dahil yangın söndürme aletleri ve cihazları (yangın söndürme hortumları ve yangın söndürme vanaları dahil). Dekoratif mıknatıslar." , 35. sınıf "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Cep telefonlarının kılıfları. Antenler, uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları. Koruyucu giysiler, koruma ve can kurtarma amaçlı donanımlar. Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları. Trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları. Yangın söndürme amaçlı taşıtlar dahil yangın söndürme aletleri ve cihazları (yangın söndürme hortumları ve yangın söndürme vanaları dahil). Dekoratif mıknatıslar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri yönünden ayırt edici olduğunun kabulüyle yazılı şekilde karar verilmişse de, "..." ibaresinin günlük hayat ve çalışma hayatı içerisinde oldukça yoğun olarak kullanılan pek çok alete ilişkin bir teknolojiyi tanımladığı, bir teşebbüsün mallarını ve hizmetlerini diğer bir teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt edemeyeceği, dolayısıyla marka algısı oluşturmayacağı, tür ve karakteristik özelliği tanımlama yanında bu mal ve hizmetlerin asgari seviyede kaynağına işaret edebilecek ayırt edici bir işaret olmadığı, Dairemizce dava konusu ibarenin tescili istenen tüm mal ve hizmetler yönünden somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı kanaatine varılmış olup ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir. Nitekim, davacının 2019/19206 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusu yönünden de Dairemizce aynı sonuçlara varılmış ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.06.2024 tarih, 2023/1524 E., 2024/4582 K. Sayılı onama ilamı ile Dairemiz kararı yerinde görülmüştür. Yapılan açıklamalar çerçevesinde ilk derece mahkemesince, dava konusu "..." ibaresinin, başvuru kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler yönünden 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b maddesi gereğince somut ayırt ediciliği bulunmadığından marka olarak tescil edilemeyeceği, buna göre dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/07/2021 gün ve 2020/187 Esas - 2021/287 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 54,40-TL’nin düşümü ile kalan 677,60-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... Kurumuna verilmesine, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333), 9-Davacıdan alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60-TL’nin düşümü ile kalan 304,40-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 10-Davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.