11. Hukuk Dairesi 2013/1124 E. , 2013/17112 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Malatya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.01.2012 tarih ve 2010/840-2012/508 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanaklar…
**11. Hukuk Dairesi 2013/1124 E. , 2013/17112 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Malatya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.01.2012 tarih ve 2010/840-2012/508 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi Celal Solmaz'ın davalı bankadan kullanmış olduğu konut kredisi için banka tarafından diğer davalı sigorta şirketine hayat sigortası yaptırıldığını, murisin 16.10.2010 tarihinde vefat etmesi üzerinde sigorta şirketine yaptıkları başvurunun, murisin başvuru sırasında koroner arter hastalığını ve stend uygulamasını beyan etmediği gerekçesiyle reddedildiğini, oysa murisin kronik hiçbir rahatsızlığının bulunmadığını, bir kez anjiyo işlemi geçirdiğini ki bu işlemin günümüzde herkese uygulanan bir işlem olduğunu, ayrıca başvuru formunda herhangi bir işaretleme yapılmadığını, dolayısıyla eksiklik var ise bu durumdan sigorta şirketi personelinin sorumlu olduğunu, davalının riziko gerçekleştikten sonra cayma hakkının bulunmadığını ileri sürerek, 30.500,00 TL sigorta teminat bedeli ile, ödemiş oldukları 1.314,00 TL kredi geri ödeme tutarının dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilleri davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davalı banka yönünden, bankanın sigorta poliçesinin tanziminde davalı bankanın acentesi sıfatıyla hareket ettiği, acentelerin imzaladıkları ya da aracılık ettikleri sözleşmeleri kendi nam ve hesaplarına değil acentesi bulundukları sigorta şirketi adına düzenledikleri, dolayısıyla sözleşmeden dolayı kural olarak sorumlu tutulamayacakları, sorumlu tutulabilmeleri için poliçenin düzenlenmesinde, pirimin tahsilinde ya da sigorta şirketinin sigorta tazminatını ödememesinde şahsi kusurunun kanıtlanmış olmasının gerektiği, davalı bankanın bu yönde şahsi bir kusurunun tespit edilmediği gerekçesiyle husumet yönünden reddine; davalı sigorta şirketi yönünden ise, muris Celal Solmaz'ın kendisine soru listesi ve bilgilendirme formu verilmesine rağmen kusurlu olarak bildiği ve bilmesi gereken rahatsızlıklarını sigortacıdan sakladığı ve bu şekilde beyan mükellefiyetini ihlal ettiği, oysa rahatsızlığının sözleşmeden önce varolduğu ve ölümüne sebebiyet verdiğinin açıkça anlaşıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. (1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ...A.Ş. aleyhine tüm temyiz itirazlarının reddi ile bu davalı yönünden kararın onanmasına karar verilmiştir. (2) Davacının diğer davalıya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, davalı sigorta şirketinin sigorta tazminatının ödenmesi sorumluluğundan kurtulabilmesi için beyan yükümlülüğüne aykırı davranıldığını ve rizikonun saklanan bu hastalığa bağlı olarak gerçekleştiğini kanıtlaması gerekir. Her ne kadar murise ait ölüm tutanağında ölüm nedeni olarak ''hastalık'', hastalık adı olarak ise ''miyokart enfarktüsü'' yazılı ise de, mahkemece Malatya Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nden alınan bilirkişi raporunda yer alan tespitler, mevcut durum itibariyle murisin ölüm sebebinin belirlenemediği şeklindedir. Bu itibarla mahkemece, Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin ilgili bölümlerinden oluşturulacak bir heyettten rapor alınması ve sonucuna göre hareket edilmesi gerekirken, bu hususta uzman olmayan hukukçu bilirkişisinin raporu esas alınarak hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacılar vekilinin davalı ...A.Ş aleyhine tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.