T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/52 KARAR NO: 2026/50 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/09/2021 NUMARASI: 2020/958 Esas - 2021/708 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 14/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/52 KARAR NO: 2026/50 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/09/2021 NUMARASI: 2020/958 Esas - 2021/708 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 14/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkil şirketin, her türlü ürün ve hizmetin tanıtımında kullanılan içerik üretimi, tasarımı, yapımı, açık ve kapalı alanlarda reklamcılık hizmeti verdiğini, davalı ... Hizmetleri ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişki çerçevesinde, davalı şirketin “...”, "... (Eğitim)", "...", "...", "...", "...", "..." ile “...” isimli markalara ait reklam görsellerinin müvekkili şirkete ait billboard, raket ve durak reklam panolarında asımının belli tarih aralıklarında yapılarak teşhir edilmesi hususunda taraflar arasında mutabakat sağlandığını, müvekkili şirketin, anlaşma uyarınca üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, sunmuş olduğu hizmet karşılığı, davalı şirkete fatura kesildiğini, davalı taraf ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişki kaynaklı cari hesap ekstresinde yer alan toplam 21.022,92 TL borç bakiyesinin vade tarihi geçmiş olmasına karşılık davalı tarafından ödenmemesi sebebiyle, müvekkili tarafından davalı şirkete Beşiktaş .... Noterliği' nin 23.10.2019 tarihli ihtarname gönderildiğini davalının Üsküdar .... Noterliği' nin 30.10.2019 T ve ...YN. N ihtarnamesi ile borca itiraz ettiğini, tüm sözlü ve yazılı taleplere rağmen davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmaması nedeni ile İstanbul Anadolu 21. İcra müdürlüğünün ... Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, davalı borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına, davalının takibe konu alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP:Davalıya usulüne uygun yapılan dava dilekçesi tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, "...Davalı tarafın davayı takip etmediği, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan 21.022,92 TL alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı husunun düzenlendiği, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, davacının faturaya konu malları davalıya teslim ettiğinin, bizzat davalı tarafından vergi dairesine sunulan Ba formları ile sabit olduğu, davalının satın aldığı mallara ilişkin olarak davacı tarafından düzenlenen faturaları kayıtlarına işleyerek ilgili vergi dairesine bildirdiği, malın fatura ile teslim edildiğinin kural olarak kabul edilmesi gerektiği, fatura ve davalı tarafından vergi dairesine yapılan bildirim dikkate alındığında faturaya konu malların davalıya teslim edildiği kabul edildiği" gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı/takip borçlusunun, İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına vaki itirazının iptaline, kabulüne karar verilen asıl alacağın %20 'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; mahkemece yapılan bilirkişi raporu tebligatları geçersiz olup müvekkil firmanın hukuki dinlenilme hakkı ve itiraz hakkı çiğnendiğini, müvekkil firma 2021 haziran ayında "... Sultanbeyli-İstanbul" adresinde kiracı olarak bulunduğu adresten kentsel dönüşüm sebebiyle çıkarılmak zorunda bırakıldığını, davalı müvekkil firmaya 22/06/2021 tarihli bilirkişi raporu tebliğ edilmediğini, müvekkil firmanın bulunduğu adres o tarihte yıkıldığını, zaten mahkemece çıkartılan bilirkişi rpaorunun tebligatı iade olarak gelmiş ve akabinde mahkemece yaptırılan T.K. 35. göre yapılmış olan tebligat işlemi de PTT memurlarınca usulsuz olarak gerçekleştirildiğini, ayrıca tahkikat aşamasına geçilerek sözlü yargılama yapılarak karar verileceği müvekkil firmaya tebliğ edilmediğini,Esasa ilişkin olarak; müvekkilin davacı firmaya icra takibine konu miktarda bir borcu bulunmadığını, müvekkil 21.000 TL lik ödemeyi davacı firma çalışanının isteği doğrultusunda bu kişinin hesabına yatırdığını, ayrıca müvekkil firmanın ticari defterleri incelenmeden hazırlanan bilirkişi raporu kabul edilebilir olmadığı gibi bu konuda inceleme yapılamadığını ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, reklam hizmetinden kaynaklanan hizmet bedeli alacağına istinaden düzenlenen faturalara dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyası incelendiğinde; davacının 11 adet faturaya istinaden toplam 21.022,92 TL asıl alacağın tahsili için takip başlattığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece tarafların ilişki dönemlerine ait ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup bir mali müşavir, bir sektör bilirkişiden alınan 22/06/2021 tarihli müşterek raporda özetle; "Davacı Şirketin incelenen ticari defter ve kayıtları ile uyum içinde olduğu tespit olunan ve yukarıda listelenen açık cari hesap kayıtlarından görüleceği üzere; davacı şirketin davalı şirketten 21.022,92 TL asıl alacaklı durumunda bulunduğu tespit edildiği, davacı şirketçe, davalı şirket adına 2018 yılında düzenlenen ve BA/BS formu beyanına tabi olarak BS formu ile beyan edilen satış faturalarının tamamının, davalı şirketçe mükellefi olduğu Vergi Dairesine davacı şirketten mal/hizmet alımı olarak aynı adet ve tutarlar üzerinden herhangi bir mutabakatsızlığa sebebiyet vermeyecek şekilde BA formu ile beyan edildiği, takdiri mahkemeye ait olmak üzere davacı şirketçe davalı şirket adına kesilmiş ve ticari defterlerdeki kayıtların sonucu olarak BA/BS formu beyanına tabi tutulmuş alım/satım faturalarının, yasal sürelerinde itiraza uğramayarak ve benimsenerek ticari defterlere kaydedilerek BA formu ile beyan edilmiş olmaları gerekçeleriyle münderecatları itibarıyla kesinleşmiş oldukları kanaatine varıldığı, defter ve kayıtlarını bilirkişi incelemesine sunmayarak ibrazdan kaçınan davalı şirketin, davacı şirket ticari defter kayıtlarının aksine davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığı yönündeki iddialarını kanıtlayamadığı" şeklinde görüş ve tespitte bulunmuştur.Davalı vekilinin, bilirkişi raporunun usulüne uygun tebliğ edilmediği itirazı yönünden;Tebligat Kanunu'nun "Adres değiştirmenin bildirilmesi mecburiyeti" başlıklı 35. maddesinde; "Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. (Değişik fıkra: 11/1/2011-6099/9 md.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. (Değişik: 19/3/2003-4829/11 md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır. (Ek:6/6/1985-3220/12 md.; Değişik fıkra: 11/1/2011-6099/9 md.) Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır…" hükmü yer almaktadır.Dosya kapsamına göre; dava dilekçesi ile tensip zaptının, davalı tarafın ticaret sicilde kayıtlı bulunan ".. Sultanbeyli, İstanbul" adresine tebliğe çıkarılmış olup 29.12.2020 tarihinde davalı tarafça tebellüğ edilmiş olmakla davalı taraf anılan tarihte ilgili adreste bulunduğu ve davadan da haberdar olduğu görülmüştür. Nitekim davalının, dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilmediği yönünde bir itirazı da bulunmamaktadır. Ayrıca mahkemenin 16/04/2024 tarihli ön inceleme duruşma zaptı aynı adrese davalıya 26/04/2024 tarihinde tebliğ edilmiş, ön inceleme duruşmasının sonunda tahkikat aşamasına geçilerek tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilerek bilirkişi incelemesi için gün atanmış, defter ibraz etmeyen tarafın defterlerini ibrazdan kaçınmış sayılarak dosyadaki delil ve defterlerini ibraz eden tarafın kayıtlarının incelenmesi ile yetinileceği ihtarı yapılmıştır. Davalı vekilinin itirazı; söz konusu adresten 2021 haziran ayında kentsel dönüşüm sebebiyle çıkarılmak zorunda bırakıldığını ileri sürmüş ise de davalı taraf yeni adresini mahkemeye bildirmediğinden bilirkişi raporunun tebliğ için aynı adrese çıkartılan tebligatın, adresin kapalı olması nedeniyle iade edilmesi sonucunda mahkemece aynı adrese usulüne uygun olarak Tebligat Kanunu 35. Maddesine göre tebliğe çıkartılmış olup TK 35 madde gereğince düzenlenen tebliğ evrakının 27/07/2024 tarihinde muhatabın kapısına yapıştırılarak usulüne uygun tebliğ edildiği görülmüştür.Davalı vekilinin usule ilişkin diğer bir itirazı ise sözlü yargılama yapılarak karar verileceği davalıya tebliğ edilmediğini ileri sürmüş ise de karar tarihi itibariyle dava değerinin miktarı yönünden basit yargılama usulü uygulanmakta olup basit yargılama usulünde de sözlü yargılama aşaması bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece sözlü yargılama aşamasına geçilmeden karar verildiği iddiası yerinde görülmemiştir.6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesinde:"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 26.12.2024 tarih ve 2023/1909 E., 2024/5226 K. sayılı ilamı:"Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.Mahkemece yapılan 16.12.2019 tarihli bilirkişi incelemesi neticesinde; davalı tarafından davacı tarafından düzenlenen iki adet malzeme satış faturalarına itiraz edilmediği, davacının faturalarının tamamının davalının ticari defterlerine işlendiği tespit edilmiştir. Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, davacının temyize konu ettiği 2.896.631,32-TL bedelli kurşun geçirmez malzeme faturası, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup, HMK 222. maddesi uyarınca aleyhe delil olduğundan, 20.05.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda, temyiz konusu fatura da dikkate alınarak alacak hesaplandığına göre, davanın, bilirkişi raporunda belirlenen 571.396,96-TL üzerinden kabulü gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru olmamış,..."şeklindedir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 06.12.2021 tarih ve 2021/421 E., 2021/2017 K. sayılı ilamı:"...bb-) Ticari defterlerin sahibi aleyhine delil olması: TTK'nın 222/4. maddesi gereğince açılış ve kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olur. Ticari defterleri aleyhine delil olarak kullanan taraf defterlerindeki kayıtların aksini iddia ve ispat edebilir. Ancak karşı tarafın kendi aleyhine delil olan ticari defterlerindeki kayıtların aksini sadece kesin delillerle ispatı gerekmektedir. Yine bir tarafın ticari defterlerinin tamamı kanuna ve usulüne uygun tutulmakla birlikte içerdikleri kayıtlar yönünden karşı tarafın iddialarını doğrulaması halinde bu kayıtlarda sahibi aleyhine delil teşkil eder. Örneğin, satım sözleşmesinde satıma konu faturanın alıcı defterlerinde kayıtlı olması faturaya konu emtianın ve faturanın alıcıya teslim edildiği iddiası bakımından defter sahibi aleyhine teşkil eder. Bunun aksini defter sahibinin başkaca kesin delillerle ispatı gerekir..."şeklindedir.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir.Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.).Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Diğer yandan ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir. Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur.." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/3447 Esas 2022/3634 Karar sayılı ilamı). 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK m.222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20/09/2023 tarih 2022/2881 E. 2023/5134 K. Sayılı ilamında ifade edildiği gibi; 7251 sayılı Yasa ile değişik 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Aynı Kanun'un 222 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davalı taraf, usulüne uygun ihtara rağmen ticari kayıt ve defterlerini sunmadığından bilirkişilerce davacı şirketin defter ve kayıtları üzerinden inceleme yapılmış olup davacı şirket cari hesap ekstresi ve ticari defter kayıtlarının incelenmesi neticesinde davalıdan dava konusu borç miktarı kadar alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan davacı ile davalının bağlı bulunduğu Vergi Dairelerine müzekkere yazılarak BA BS formları da ayrıca istenmiş olup davalının bizzat kendisinin Vergi Dairesi'ne sunduğu bildirimler neticesinde de davalının BA formlarında davacının düzenlemiş olduğu faturaları vergi dairesine bildirdiği, bu kapsamda faturalar ve mevcut borcu kayıtlarına işlediği anlaşılmakla faturaya konu hizmetin verildiği karine olarak kabul edilmiştir. Davalı taraf her ne kadar ödeme iddiasında bulunmuş ise de buna ilişkin hiçbir kayıt veya ödeme dekontu vs. belge sunmadığından bu yöndeki ödeme savunmasına itibar edilmemiştir.Açıklanan gerekçelerle; incelenen mahkeme kararının istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı yapılan inceleme itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b.1 gereğince esastan reddine, karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 359,02 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 373,98 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.14/01/2026