15. Ceza Dairesi 2015/11954 E. , 2015/28966 K. Güveni kötüye kullanma suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155/1, 62/1, 52/2 ve 50/1-a maddeleri gereğince 80 Türk lirası ve 3.000,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair Asliye Ceza Mahkemesinin 06/01/2015 tarihli ve 2014/235 esas, 2015/9 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 18.05.2015 gün ve 2015-10352/32490 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosya…
**15. Ceza Dairesi 2015/11954 E. , 2015/28966 K.** **"İçtihat Metni"** Güveni kötüye kullanma suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155/1, 62/1, 52/2 ve 50/1-a maddeleri gereğince 80 Türk lirası ve 3.000,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair Asliye Ceza Mahkemesinin 06/01/2015 tarihli ve 2014/235 esas, 2015/9 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 18.05.2015 gün ve 2015-10352/32490 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.06.2015 gün ve 2015/186612 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; Dosya kapsamına göre, annesini arama bahanesiyle mağdurun cep telefonunu alan sanığın, görüşmeyi yaptıktan sonra olay yerinden kaçması şeklinde gerçekleştiği kabul edilen olayda, sanığın eyleminin Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 12/06/2012 gün ve 2011/15-440 esas, 2012/229 sayılı kararında da açıklandığı gibi "hırsızlık" suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde "güveni kötüye kullanmak" suçundan mahkumiyet hükmü kurulmasında isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Sanığın, annesini arayacağını söyleyerek mağdurdan geçici olarak aldığı cep telefonunu iade etmeyerek sattığının iddia edildiği olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 12.06.2012 tarih ve 2011/15-440 Esas- 2012/229 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, başlangıçtan itibaren hırsızlık kastıyla hareket ettiği anlaşılan sanık ile şikâyetçi arasında yasa koyucu tarafından güveni kötüye kullanma suçunun oluşması için aranan nitelikte, zilyetliğin devrine ilişkin, tarafların aldatılmamış özgür iradeleriyle kurulan ve hukuken geçerli olan bir sözleşme, dolayısıyla hukuksal anlamda geçerli bir zilyetlik devrinin bulunduğundan ve sözleşme sonucu meydana gelmiş olan güvenden söz edilemeyeceğinden, sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1. maddesinde öngörülen hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı kanunun 155/1. maddesinde yer alan güveni kötüye kullanma suçundan uygulama yapılması nedeniyle kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden Asliye Ceza Mahkemesi’nin 06.01.2015 tarih ve 2014/235-9 sayılı hükmünün aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, 28.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.