11. Hukuk Dairesi 2023/4406 E. , 2024/5864 K. MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/959 Esas, 2023/1026 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2022/569 E., 2023/77 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, …
**11. Hukuk Dairesi 2023/4406 E. , 2024/5864 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/959 Esas, 2023/1026 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2022/569 E., 2023/77 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Anadolu Tıp Teknolojileri Ürt. Paz İth. İht. San. ve Tic. A.Ş. isimli şirketin 2003 yılında kurulduğunu, kuruluş ortaklarının arasında davalı ve davacının olduğunu, 26.04.2013 tarihinde davalı ve müvekkilinin arasında pay devri sözleşmesi yapılması hususunda anlaşıldığını, müvekkili tarafından sermayesi ödenmiş 381.900,00 TL değerinde, 7.638 adet nama yazılı payın davalıya devredildiğini, ancak pay bedelinin davacıya ödenmediğini iddia ederek müvekkilinin 7.638 adet payının karşılığı 381.900,00 TL'nin hisse devir tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından hisse devir bedelinin tahsil edilmediği gerekçesiyle dava açılmış ise de bu husus taraflarınca kabul edilmemekle birlikte hisse devir bedeline ilişkin talebin zamanaşımına uğradığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 147 nci maddesinde ortaklar arasındaki alacaklar için 5 yıllık zamanaşımı süresi öngörüldüğünü, pay devrinin 26.04.2013 tarihinde gerçekleştiğini, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun'un 147 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar için zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, somut olayda davaya konu payların nama yazılı olup dava dışı şirketin yönetim kurulu kararı ile devrin gerçekleştiği, bu yönüyle yapılan devrin şirketçe bilindiği ve kabul edildiği, bu devirden ... alacak taleplerinin 26.04.2013 tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, 26.04.2018 tarihinde zamanaşımının dolduğu, bu süre zarfında zamanaşımını kesen veya durduran bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu ilişkinin sözleşmeden kaynakladığını, sözleşmeden ... alacaklarda zamanaşımı süresinin on yıl olduğunu, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığını, yerel Mahkemece şirket yönetim kurulu kararı ile devrin gerçekleştiği, devrin şirketçe bilindiği ve kabul edildiği, bu nedenle alacak talebinin 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davanın şirkete yöneltilmediğini, davanın hisse devir sözleşmesine dayalı olduğunu, davalının hisse devir sözleşmesinden ... borcunu ifa etmediğini, hisse bedelini müvekkile ödemediğini, eldeki davada esasa girilmesi gerekirken davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, bu hususta emsal Yargıtay kararlarının bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacının istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, dava dışı anonim şirket hisse devrinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6098 sayılı Kanun'un 147 nci maddesinin dördüncü fıkrası. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.09.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, dava dışı Anonim şirkette davacıya ait payın davalıya devri nedeniyle ödenmeyen devir bedelinin tahsili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, uyuşmazlıkta 6098 sayılı T.B.K. 147/4 üncü maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasının gerektiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir. Sözleşme tarhinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı T.B.K. 147/4 üncü (mülga 818 sayılı B.K 126/4) maddesinde "Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden ... ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki, bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar"ın 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu düzenlenmiştir. Bu hükmün uyuşmazlıkta uygulanabilmesi için öncelikle taraflar arasında bir ortaklık sözleşmesinin bulunması, uyuşmazlığın ortaklık sözleşmesinden kaynaklanması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ortaklık sözleşmesinden kaynaklanmadığı ahvalde hükmün uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır. Bu durumda zamanaşımı süresinin taraflar arasındaki hukuksal ilişkiye göre tayini gerekecektir. (... M. Kılıçoğlu-Borçlar Hukuku-Genel Hükümler Sh. 1094 ) Taraflar, davadışı Anonim şirketide paydaş olmakla birlikte, ortaklar arasında davacıya ait payın 26.04.2013 tarihinde hisse devir sözleşmesi düzenlendiği, pay devrinin esas sözleşmede düzenlenip düzenlenmediği dosya içeriğinde anlaşılmamaktadır. Ortaklar arasındaki pay devrinin esas sözleşmede düzenlenmiş olması durumunda T.B.K. 147/4 üncü maddesindeki şartlar gerçekleşmediğinden uyuşmazlıkta 5 yıllık zamanaşımının uygulanması mümkün olmayıp, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği itibari ile dava 6098 sayılı T.B.K. 146 ncı (818 sayılı B.K 125) maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı suresine tabidir. (Yargıtay 11. H.D. 2007/3311 E. 2008/5022 K. sayı 15.04.2008 tarihli karar ile yine 2018/10988 E. 2010/1653 K. sayı ve 15.02.2010 tarihli karar) Bu halde, dava dışı şirket esas sözleşmesinin incelenerek sözleşmede ortaklar arasında pay devrine ilişkin bir hüküm bulunup bulunmadığının tespiti, bu şekilde bir hükmün sözleşmede varlığı halinde davanın TBK 147/4 maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresinin uygulanacağı, aksi halde uyuşmazlığın TBK 146 maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunun kabulü gerekmektedir. İlk Derece Mahkemesince şirket ana sözleşmesinin bu yönde incelenmeksizin uyuşmazlıkta TBK 147/4 maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresinin uygulanarak davanın reddine karar verilmesi, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf kanun yolu başvurusunun da esastan reddedilmesi doğru değildir. Açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kararın onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum.