T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1140 KARAR NO:2026/426 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:25/04/2019 NUMARASI:2016/1354 Esas - 2019/474 Karar DAVANIN KONUSU:Tazminat (Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ:18/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. Maddesi uyarınca dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1140 KARAR NO:2026/426 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:25/04/2019 NUMARASI:2016/1354 Esas - 2019/474 Karar DAVANIN KONUSU:Tazminat (Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ:18/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. Maddesi uyarınca dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ... A.Ş. ile dava dışı sigortalı .... A.Ş. arasında düzenlenen ... Sigorta Sözleşmesi dava dışı ... firmasının Çerkezköy/Tekirdağ adresinde yer alan işyerinde meydana gelebilecek rizikoların müvekkili sigorta şirketi tarafından sigorta himayesi altına alındığını, 29/04/2016 günü Tekirdağ ili Çerkezköy ilçesinde, ... sevk ve yönetimindeki ve davalı ... şirketine sigortalı ...-... plaka nolu TIR ile, diğer davalı ... firmasından iplik getirirken müvekkili şirketçe sigortalı işyerine kazan dairesinden iplik deposu bölümüne gittiği sırada, söz konusu kazan dairesinden işletme içerisine girerken doğalgaz ve buhar borularının bulunduğu taşıyıcı köprüye dorsenin yüksekliği hesap edilmeden çarptığını, bu çarpma sonucunda köprünün taşıyıcı demirlerinde hasar meydana geldiğini ve bu hasar sonrasında yapılan hasar tamiratı sonucunda tespit edilen 8.828,00-TL hasar bedelinin sigortalısına ödediğini, davalı ... A.Ş.'nin hasara neden olan ...-... plaka nolu tırın trafik sigortacısı olduğunu, davalı ... firmasının dava konusu hasara kusuru ile sebebiyet veren tır dorsesinin işleteni ve maliki olduğunu, buna göre dava konusu hasardan sorumlu olduğunu, bütün bu nedenlerle sigorta tazminatı olarak ödenen 8.828,00-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, asıl alacak olan 8.828,00-TL'ye ödeme tarihi olan 24/05/2016 tarihinden itibaren en yüksek oranda reeskont avans faizi işletilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesi ile; ... plaka nolu aracın müvekkili şirket nezdinde trafik sigortalı olduğunu, dava konusu kaza karayolu sayılan yerlerde meydana gelmediğinden davacı tarafın talebinin reddedildiğini, davacı tarafın sigortalının kusurunu ve zararını usulen ispat etmesi gerektiğini, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin faizden dava tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu olduğunu, ayrıca, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti olan 62.000,00-TL ile sorumlu olduğunu, bütün bu nedenlerle, haksız davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.Diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece, bilirkişi raporu bilimsel ve denetlenebilir olduğundan hükme esas alındığı, taraflar tacir olduklarından davacı tarafın ödeme yaptığı tarih olan 24.05.2016 tarihinden itibaren dava konusu alacağa avans faizi işletilmesi uygun görüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile; 8.800,00-TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsil olarak alınarak davacıya verilmesine, 8.800,00-TL alacağa ödeme tarihi olan 24/05/2016 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı... A.Ş. vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Hükme esas alınan raporda işveren olarak kusursuz sorumluluğumuzun bulunduğu ileri sürülmüş olup, diğer davalı ... ile birlikte kusurunun %100 olduğu belirtildiğini, ancak somut olayda müvekkil şirkete araç işleten sıfatıyla kusur izafe edilmesi hukuka aykırılık teşkil ettiğini, zira söz konusu davada olayın gerçekleşmesinde zarar görenin ağır kusuru bulunduğunu, davalı ...'un fabrikanın belirtilen kısmına giriş yapmasına sebep, zarar gören şirket olduğunu, söz konusu olayda kaza ne araçtaki bozukluktan ne de kendisine veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilere yüklenebilecek herhangi bir kusur bulunmamaktadır. Kaza tamamen diğer davalı ...'un %100 kusurundan kaynaklanmıştır. Zararla motorlu aracın işletilmesi arasındaki uygun illiyet bağı zarar görenin ağır kusuru sebebiyle kesintiye uğramıştır. Bu sebeplerle müvekkil davalı işletenin, dava konusu hasara kusuru ile sebebiyet veren tır dorsesinin işleteni ve maliki olduğunu, kusursuz sorumlu olduğuna ilişkin karar hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.Davalı ... A.Ş. vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Kazanın meydana geldiği fabrika sahası 2918 sayılı Kanunun anılan maddesinde yer alan karayolu sayılan yerlerden sayılmadığından, davacı tarafın talebi reddedildiğini, müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmadığını, işbu nedenle huzurdaki davanın müvekkil şirketin yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, yerel mahkeme tarafından verilen kabul kararı usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava; davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısının işyerinde meydana gelen hasar nedeniyle ödenen hasar tazminatının 6102 Sayılı TTK'nin 1472. maddesi uyarınca rücuen tahsili istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre, dava dışı .... A.Ş.'ye ait işyerinin 30/06/2015-2016 tarihleri arasında davacı sigorta şirketi nezdinde "... Poliçesi" ile 29/04/2016 günü dava dışı sigortalıya ait fabrika içerisinde, davalı ...'un sevk ve idaresindeki ...-... plaka nolu TIR'ın dorse üzerindeki yükün taşıyıcı köprüye çarpması sonucunda dava dışı sigortalının fabrikasındaki demirbaşın hasar görmesi nedeniyle davacı sigorta şirketince sigortalısına 24/05/2016 tarihinde 8.828,38 TL hasar ödemesi yapıldığı, oluşan hasardan davalıların, haksız fiil, araç maliki/işletenin sorumluğu ve sigorta hükümleri uyarınca sorumlu olduğundan bahisle rücuen tazmini amacıyla huzurdaki davanın açıldığı görülmüştür.Rücu ve halefiyet, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmıştır. 6102 sayılı TTK'nin "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Dosya kapsamında yer alan sigorta sözleşmeleri ve ödeme belgeleri dikkate alındığında, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır.Dosyada mevcut 29.04.2016 tarihli tutanakta, “29.04.2016 tarihinde, saat 10.52'de, firmamıza giriş yapan ... firmasından 40'lık konteynir içinde iplik getiren ... sevk ve yönetimindeki ... çekici plakalı ve ... dorse plaka nolu araç ile girmiştir. Kazan dairesi tarafından iplik depo bölümüne gittiği esnada kazan dairesinden işletme içerisine giden doğalgaz ve buhar borularının bul unduğu taşıyıcı köprüye dorsenin yüksekliğinden dolayı çarpmıştır. Köprünün taşıyıcı demirlerinde hasar oluşmuştur. Taşıyıcı köprüde net görünür biçimde 4 metre uyarı levhası bulunmaktadır. Bilgilerinize arz ederim.” bilgileri yer aldığı, tutanağın güvenlik personeli ve sürücü ... tarafından imzalandığı görülmüştür.İnşaat mühendisi, makine mühendisi ile finans uzmanından oluşan üçlü bilirkişi heyetinden alınan 22/06/2018 tarihli raporda " Olay, Tekirdağ ili, Çerkezköy ilçesi, ..., A.Ş. firmasına ait fabrika içerisinde, gündüz, hava açık, meskun mahalde, yol yüzeyi kuru ve beton kaplı, yükseklik uyarı levhası olan, düz fabrika alanında seyreden sürücünün, dorsesi üzerindeki yükünü taşıyıcı köprüye çarpması biçiminde meydana geldiği, olayın cereyan tarzına ve tespitlere göre, davalılardan ... firmasının maliki olduğu ve ... A.Ş.'ye trafik sigortalı ... plaka nolu çekici ve ... plaka nolu dorse sürücüsü davalı ..., dorsesinde konteynır yüklü olduğu halde, meskun mahaldeki fabrika sahası içerisinde, fabrika sahasını gereği gibi kontrol etmeden, taşıyıcı köprüde net görünür biçimde 4 metre uyarı levhasını dikkate almadan ve aracının yükünün yüksekliğini dikkate almadan kontrolsüzce seyrettiği, doğalgaz ve buhar hatlarının üzerinden geçtiği köprüye çarparak kazaya neden olduğu sabit olup, bu duruma göre aracının ve aracının üzerindeki yükün yüksekliğini dikkate alma kuralını ihlal etmesi, dalgın, dikkatsiz ve tedbirsiz davranması nedeniyle olayda birinci derecede ve tam kusurlu olduğu,Yapılan incelemeye göre, davalılar tarafına ait ... -... plaka nolu TIR'ın kara yolunda seyredip fabrika alanına girdiği ve fabrika alanı içinde de seyrine devam ettiği, kazanın meydana geldiği fabrikanın ambar bölümünün yükleme ve boşaltmanın yapıldığı yerlerden olduğu ve karayolu sayılan yerlerden olduğunun belirtilmekte ve anlaşıldığı, bütün bu nedenlerle, hasarın sigorta kapsamında olduğu sonucuna varıldığı,Eksper tespiti, tutanaklar ve fotoğraflar ile incelendiğinde, eksper tespitindeki her bir malzemenin hasarlanabileceği ve bu parçaların taşıyıcı köprüye ait olduğu, köprünün hasarlanan kısımları ile değişen parçaların uyumlu olduğu, piyasa araştırmasına göre, malzeme ve işçilik giderlerinin kaza tarihi itibariyle uygun olduğu sonucuna varıldığı, buna göre hurda parca tenzili ile toplam malzeme ve işçilik bedeli: 8,800,00 TL belirlendiği, davalı sigorta şirketine trafik sigortalı araç sürücüsü %100 oranında kusurlu olduğundan, davalılar ve sigorta şirketinin bu bedelin tamamından sorumlu olduğu, davacı sigorta şirketi davalılardan ödeme 24.05.2016 ödeme tarihinden itibaren ve sigorta şirketinden dava tarihinden itibaren ticari faiz talep edebileceği" yönünde tespit ve görüşe yer verilmiştir.Dosyaya ibraz edilen kaza tutanağı, kazaya ilişkin fotoğraflar, ekspertiz raporu incelendiğinde, davalı araç sürücüsü ...'un tam kusuru nedeniyle dava dışı sigortalıya ait iş yerindeki demirbaş hasarın meydana geldiği, dava dışı sigortalıya atfedilecek bir kusur bulunmadığı anlaşılmakla oluşan zarardan davalı araç maliki ile trafik sigortacısı araç sürücüsü ile birlikte sorumludur.Davalı araç maliki meydana gelen kazada bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını ileri sürmüş ise de işletenin sorumluluğuna ilişkin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu Kanunun 85.maddesindeki "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." şeklindeki düzenleme uyarınca kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahipleri de zarar görene karşı TBK 61. maddesi uyarınca araç sürücüsü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davalı trafik sigortacısı vekili kazanın meydana geldiği fabrika sahası 2918 sayılı Kanunun anılan maddesinde yer alan karayolu sayılan yerlerden sayılmadığından davalı sigorta şirketinin bir sorumluluğu bulunmadığını ileri sürmüştür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 28/09/2011 tarih 2011/17-499 Esas, 2011/557 Karar sayılı kararı "...Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Davacının sigortalısı araç, fabrikanın ambar kısmında yükleme yaptığı sırada, davalı şirkete ait aracın çarpması sonucu hasarlanmış; sigorta bedeli dava dışı sigortalıya ödendikten sonra davacı ödediği bu bedelin rücuen tahsilini talep etmiştir. Yukarıda da açıklandığı üzere; Karayolları Trafik Kanunu’nun uygulanması için kazanın mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmemekte; karayolu ile bağlantısı olan, karayolu sayılan bir alanda meydana gelmesi halinde de karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edilmektedir. Davaya konu trafik kazasının meydana geldiği fabrika sahasının da 2918 sayılı KTK’nun 2/a maddesi gereğince karayolu ile bağlantısının olmasına; özel izinle girilmesinin, özel güvenliğinin olmasının KTK’nun 2. maddesinin uygulanmasına engel bulunmamasına göre, kazanın meydana geldiği yer karayolu sayılan yerlerdendir ve Karayolları Trafik Kanunu uygulanır. " Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararında ifade edildiği gibi Karayolları Trafik Kanunu’nun uygulanması için kazanın mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmediği karayolu ile bağlantısı olan, karayolu sayılan bir alanda meydana gelmesi halinde de karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edilmiştir. Somut olayda konu trafik kazasının meydana geldiği fabrika sahasının da 2918 sayılı KTK’nun 2/a maddesi gereğince karayolu ile bağlantısının olması nedeniyle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiştir.Açıklanan gerekçelerle; incelenen mahkeme kararının istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı yapılan inceleme itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalılar ... A.Ş. ile ... A.Ş. vekillerinin istinaf başvuruların n 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b.1 gereğince esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davalılar ... A.Ş. İle ... A.Ş. vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye GELİR KAYDINA, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf talebinde bulunan her bir davalı yönünden alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcından, davalılar tarafından yatırılan 150,50 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 581,50 TL harcının davalı ... A.Ş. ile ... A.Ş.'den ayrı ayrı tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/03/2026