11. Hukuk Dairesi 2012/10417 E. , 2013/9466 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.02.2012 tarih ve 2009/917-2012/74 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve t…
**11. Hukuk Dairesi 2012/10417 E. , 2013/9466 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.02.2012 tarih ve 2009/917-2012/74 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının arsasında hafriyat çalışması yaptığı sırada gerekli ve yeterli önlem almaması nedeniyle İSKİ’ye ait su borusunu kırdığı, kırılan borudan akan suyun hafriyat alanında birikerek müvekkili nezdinde işyeri sigorta poliçesi ile sigorta örtüsü altında bulunan işyerine zarar verdiği, 17.381,00 TL hasar bedelinin sigortalıya ödediğini, sigortalının haklarına halef olduğunu ileri sürerek, 17.381,00 TL’nin faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, hasar gören İSKİ borusundan akan suyun müvekkilinin inşaatından daha yüksekte bulunan davacının sigortalının işyerine zarar vermeyeceğini, sigortalının işyerinde bulunan su kuyusunun yağan yağmurlardan sonra zaman zaman taşarak işyerine zarar verdiğini, kırılan su borusundan 27.90 m3 su aktığının bildirildiğini, bu miktarda suyun davacının iddia ettiği oranda hasara yol açmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu hasarın davalının arsasında yaptığı kazı neticesinde meydana gelmediği, davacının sigortalısının işyerinin bodrum katında bulunan kuyuda toplanarak dışarıya taşan suyun neden olduğu, davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, işyeri sigorta poliçesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, 04.04.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre dava konusu hasarın davalının arsasında yaptığı kazı neticesinde meydana gelmediği, davacının sigortalısının işyerinin bodrum katında bulunan kuyuda toplanarak dışarıya taşan suyun neden olduğu, davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bilirkişi raporunda, dava konusu işyerinde hasara neden olan suyun sigortalının kendi binasının altındaki kuyuda bulunan pompanın devreye girmeyerek kuyuda toplanan ve yükselen suyun kuyudan taşarak bodrum kata ve içindeki emtialara zarar verdiği belirtilmiştir. Ancak, davacı vekili mahkemenin hükme esas aldığı 04.04.2011 tarihli raporuna karşı itirazında, olaydan hemen sonra kolluk kuvvetlerince tutulan tutanakta davalının hafriyat yaptığı taraftan sigortalı işyerine su sızdığının tespit edildiğini, sigortalı işyerinin zemininde 11-12 cm su birikintisi bulunduğunu, arazinin gevşek yapıda geçirgen olduğunu, yer altı suyu da ihtiva ettiği için bölgede yapılacak kazılar sırasında çıkacak suyun alandan uzaklaştırılması için gerekli önlemler alınmadığını, bilirkişilerce nedensellik bağının yeterince irdelenmediğini ileri sürmüştür. Mahkemece, davacının sigortalısının işyerinin bodrum katında bulunan kuyudaki suyun artmasına davalının eyleminin neden olup olmadığı, illiyet bağının kesilip kesilmediği, davacının sigortalısının pompasının da devreye girmemesinin müterafik kusur kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunda gerektiğinde yeni bir bilirkişi raporu alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmek gerekirken anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.