T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2023/1244 - Karar No:2025/1056 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1244 KARAR NO : 2025/1056 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/07/2023 NUMARASI : 2022/193 E-2023/509 K DAVANIN KONUSU : Rücuen Tazminat/ (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 15/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/10/2025 Davacı…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2023/1244 - Karar No:2025/1056 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1244 KARAR NO : 2025/1056 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/07/2023 NUMARASI : 2022/193 E-2023/509 K DAVANIN KONUSU : Rücuen Tazminat/ (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 15/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/10/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; taraflar arasında Ağrı Suçatağı 300 Yataklı Devlet Hastanesi İnşaatı Yapım işi sözleşmesi düzenlendiğini, davalı şirket işçilerinden ...'nın işçilik alacaklarının tahsili amacıyla davacı aleyhine açtığı Ağrı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/207 esas sayılı davasının kabulüne karar verildiğini ve kararın infazına ilişkin başlatılan Ağrı İcra Dairesi'nin 2020/806 esas sayılı dosyasında dava dışı işçiye ve dava dosyasında yargılama giderleri kapsamında ödeme yapıldığını, ihale evrakı ve sözleşmeler gereğince davalının işçi alacaklarından sorumlu olduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 12.338,66 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17/05/2023 tarihli ıslah dilekçesinde, 20.513,31 TL'nin 20.347,61 TL'lik kısmına 18/03/2020 ödeme tarihinden, bakiye 165,70 TL'lik kısma 16/09/2019 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; işçilik alacaklarının davacı tarafından ödendiğine ilişkin ihtilaf bulunmadığını, müvekkil şirket ile davacı arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkilinin alacağı bulunduğu, bu durumun cari hesap kayıtlarında da mevcut olduğu, sebeplerle takas definin incelenmesi için iç ilişki kapsamında tarafların ticari defterlerinin incelenerek takas defi ile birlikte müvekkil şirketin davacıya karşı borçlu olup olmadığının tespitini talep ettiklerini, dava dışı işçilerin açmış oldukları davalarda arabuluculuk ücretinin de müvekkili tarafından yatırıldığını savunarak açılan davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; taraflar arasında eser sözleşmesi imzalandığı, sözleşme gereği çalıştırılan dava dışı işçinin işçilik alacaklarının tahsili amacıyla açtığı davanın davacı aleyhine sonuçlanması neticesinde davacının ödeme yaptığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın ödemenin rücu edilip edilemeyeceği, miktarı ve davalının takas savunmasının yerinde olup olmadığı noktasında toplandığı, taraflar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’nun 2/6 maddesinde belirtildiği şekilde, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumlu olacağı, ancak bu sorumluluğun dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumluk niteliğinde olduğu, asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukukunun değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukukunun esas alınacağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinde düzenlenen, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları ve ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceğinin açıkça belirtildiği, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceğinin anlaşıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından, dava dışı işçi için işe iadeden kaynaklı işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti, faizler, vekalet ücreti, yargılama giderleri, harç ve ferilerine dayalı olarak toplamda 20.883,57 TL ödeme yapıldığı, ancak 20.513,31 TL'nin rücu edilebileceğinin belirlendiği, gerçek zarar kapsamında bilirkişinin hesaplamalarına itibar edildiği, dava dosyasına sunulan sözleşme metinlerinin incelenmesinden, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 10. maddesinde “....Sözleşme ifası süresince, işbu sözleşmenin imzalanmasını müteakiben yürürlükteki mevzuatın tanımlandığı çerçevede yapılacak yer teslimi prosedürleri neticesinde İşverence SGK'da açılmış olan dosyanın altında Taşeronca bir alt iş yeri numarası alınacak SGK dosyası tanzim edilecektir. Taşeron tarafından çalıştırılacak her türlü personel bu iş yeri numarası altında işlem görecektir. Taşeron çalıştırdığı personelin yürürlükteki mevzuata göre vergi, SGK primleri, işçilik ücretleri, tazminat ve masraflarını ve sözleşmenin ifası ile ilgili tüm vergi ve fonlarını ödemekle mükelleftir.” hükmünün bulunduğu, hüküm uyarınca işçilik ücretlerinden davalının sorumluluğu bulunduğu açıkça belirtildiğinden davacının yapmış olduğu ödemenin tamamının davalıdan rücuen talep edebileceği, işe başlatmama tazminatına ilişkin olarak, davalının işçilerin başvuruda bulunmadığına ilişkin bir savunması bulunmadığından, bilirkişi tarafından hesap edilen oranda rücu edilebileceğinin değerlendirildiği, yine davacının tahsilini talep ettiği alacaklar arasında arabuluculuk ücreti bulunmadığından ve açıklanan sözleşme hükmü gereği zaten davalının sorumluluğunda olduğundan davalı tarafından ödendiği iddia edilen arabuluculuk ücretinin ve yine harç ve yargılama giderlerinin takas kapsamında değerlendirilemeyeceği, davalının takas savunması kapsamında, davalı defterlerinin süresinde ibraz edilmediği, davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, BA-BS formlarının birbirini doğruladığı ve arabuluculuk ücretine ilişkin yapılan açıklama dikkate alınarak takas savunmasının elverişli delillerle ispat edilemediği, davalı zamanaşımı savunmasında bulunmuş ise de, dava dilekçesinde dayanmadığı bu savunmayı bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ileri süremeyeceğinden savunmaya itibar edilemediği, yine her ne kadar davalı, seri dosyalarda alınan bilirkişi raporlarında defter incelemeleri arasında farklılık olması nedeni ile raporlara itibar edilemeyeceğini savunmuş ise de, diğer dosyalarda da davalının defterlerini ibraz etmediği, davacı defterlerinde inceleme yapıldığı ve kimi raporda yalnız taraflar arasındaki fatura alacağı hususu değerlendirilmiş iken, kimi raporda davacının dava konusu olan ödemelerini davalı borç kayıtlarına eklemiş olması nedeni ile hesaplamalarda farklılık bulunduğu, raporların hiç birinde davalının alacaklı olduğuna dair bir tespit bulunmadığı, açıklanan nedenlerle tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde, davacının rücuen tazminat talebinin yerinde olduğu ve davacının ıslah dilekçesi de gözetilerek rücuen alacak isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği, İş Mahkemesi dosyalarında davalının da taraf olması nedeni ile davalının ödeme tarihi itibari ile temerrüte düştüğü (Ankara BAM 23. HD 2018/2070 esas 2019/1481 karar sayılı ilamı), bilirkişi tarafından belirlenen ödemelerin ödeme tarihleri ve davacının talebi gözetilerek ödeme tarihinden veya talep tarihinden işleyecek, işin ticari olması nedeni ile avans faizi ile birlikte tahsili gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 20.513,31 TL'nin 20.347,61 TL'sinin 18/03/2020, bakiye kısmın 16/09/2019 ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın rücuen tazminat talepli olarak açıldığı, tarafları ve konusu aynı olan seri dosyalardan biri olduğu, dosyaların tamamının, taraflar arasında akdedilen yapım işi sözleşmesi gereği çalışan işçilerin işçilik alacaklarına yönelik yapılan ödemelerin rücusuna ilişkin olduğu, seri dosyalarda alınan bilirkişi raporları ile rücu ilişkisinin yorumlanmasının birbirinden farklı olduğu, dosyalar arasındaki çelişkiler giderilmeksizin hüküm kurulmasının hatalı olduğu, dosya kapsamında talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığı, bu yönde taraflarınca yapılan itirazların mahkemece reddedildiği ve zamanaşımına uğramış alacaklar yönünden hüküm kurulduğu, gerekçeli kararda zamanaşımı defiinin reddine yönelik mahkemece yapılan açıklamada, taraflar arasında hizmet alım sözleşmesi olduğu ve kendine has özellikleri olan bu sözleşme türü için kanunda ayrık bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden genel hükümlere tabi olarak 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu; bu nedenle zamanaşımı definin yerinde olmadığından reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, dava ile talep edilen alacaklar mahkeme ilamından kaynaklandığından rücu isteminde TBK’nın 73. maddesinde düzenlenen genel hükümlere tabi olduğu, Türk Borçlar Kanunu 73. maddesinde rücu isteminin süresinin açıkça düzenlendiği, davacı tarafça talep edilen ödemelerin 16.09.2019 ve 18.03.2020 tarihinde yapıldığı, ödeme yapılan miktarların ise belli olduğu, davacı taraf, ödemenin yalnızca 12.022,96 TL'sini, kısmi alacak olarak, rücu istemi için ön görülen 2 yıllık süre içerisinde talep etmiş olup kalan kısmı için zaman aşımı süresinin dolduğu, davacı yanca, taraflar arasında hizmet alım sözleşmesi olduğu ve kendine has özellikleri olan bu sözleme türü için zamanaşımını düzenleyen ayrık bir hüküm bulunmadığından TBK 146 gereğince 10 yıllık zamanaşımı olduğu iddia edilmişse de; eldeki davada talepler sözleşmeden doğan değil mahkeme hükmünden doğan alacaklar olup dava konusu ödemelerin rücusu istemine ilişkin olduğu taraflar arasındaki sözleşme rücuya yönelik iç ilişkinin belirlenmesi açısından önemli olduğu, bu kapsamda talepler yönünden dikkate alınacak zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğu, taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında müvekkil şirketin davacı şirketten alacaklı olması nedeniyle huzurdaki davada takas mahsup defini ileri sürdükleri, dosyalar açısından taraflara ait aynı ticari kayıtlar incelenmiş olmasına karşılık; müvekkilinin davalıya 5.725.547,22 TL borçlu olduğu ancak yine aynı kayıtların incelendiği 2022/191 Esas sayılı dosyada alacak borç ilişkisinin bulunmadığının raporlandığı, yine aynı seride alınan bir başka raporda ise müvekkilin davacıdan alacaklı olduğu sonucuna ulaşıldığı, bu durumda meydana gelen bu açık çelişki taraflarınca belirtilmiş olmasına karşılık, çelişki giderilmeden karar verildiği, dosya kapsamında yapılan bilirkişi incelemesinde usulüne aykırı olarak müvekkile ait ticari defterlerin incelenmediği, davacı tarafça yapılan ıslah talebi ile talep sonucu tamamen belirsiz hale getirildiği ve mahkemenin yanıltıldığı, 18.05.2023 tarihli, bilirkişi raporuna itirazların dilekçesinde bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalarda toplam tutarın belirtilmediği, bilirkişi raporunda alacak kalemlerini ayırmadan bir hesaplamaya giderek hata yaptığı, davacı tarafça da hatalı rapor esas alınarak ıslah talebinde bulunulduğu, davacı tarafça ıslahla artırılan miktarın 20.513,31 TL olduğu, dosya kapsamında yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde sunulan raporda işe başlatmama tazminatı boşta geçen süre ücreti, faizler, vekalet ücreti, yargılama gideri, harç ve ferilerine dayalı olarak 20.513,31 TL ödeme yapıldığının tespit edildiği ancak taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi hükümleri uyarınca söz konusu bedelin yalnızca %50’sinin rücu edilebileceğinin rapor edildiği ve hatalı değerlendirmeyle hüküm kurulduğu belirtilerek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan rüuen tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle davacı vekilince açılan davada 12.022,96 TL alacak, 165,70 TL harç, 150,00 TL gider avansı olmak üzere toplam 12.338,66 TL üzerinden talepte bulunulmuş olmasına, dosya kapsamı itibari ile davacının harçlandırarak talep ettiği kalemler yönünden talepte haklı olduğunun, ıslah dilekçesinde ve yargılama süresince gider avansına ilişkin talebinden feragat ettiğine yönelik beyanının bulunmadığının anlaşılmasına, mahkemesince dava ve ıslah dilekçesinde gösterilip harcı yatırılan talep edilen miktara göre hüküm kurulmasına, davanın rücuen tazminat istemine ilişkin olup 5 senelik zamanaşımı süresine tabi olmasına, davada ödendiği ispatlanan bedeller yönünden talepte bulunulmasına, mahkemece davacı tarafça ödediği bedeller yönünden karar verilmiş olup, davalı defterlerinin incelenemesinin sonuca etkisi bulunmadığının ve dosya kapsamından davalının takas talebinin yasal delillerle kanıtlayamadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 1.401,26 TL istinaf karar harcından peşin alınan 350,32 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.050,94 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 15.10.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır