T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/74 - 2026/290 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/74 KARAR NO : 2026/290 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/05/2023 NUMARASI : 2022/255 E. - 2023/234 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Hakla…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/74 - 2026/290 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/74 KARAR NO : 2026/290 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/05/2023 NUMARASI : 2022/255 E. - 2023/234 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/05/2023 tarih ve 2022/255 E. - 2023/234 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı ... ...'ın 2020/95986 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince adına tescilli "..." ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya yapılan itirazın, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edildiğini ve başvuru kapsamından bir kısım malların çıkarıldığını, başvurunun tümden reddi istemiyle bu karara yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu marka ile müvekkilinin markalarının aynı veya benzer mal ve hizmetleri içerdiğini, bu niteliği itibariyle markaların karıştırılacağını, müvekkilinin "..." markası ile dava konusu markanın aynı, ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, dava konusu markanın farklı mal ve hizmetleri kapsadığı kabul edilse dahi dava konusu marka tescil başvurusunun reddinin gerektiğini, müvekkil şirketin Türkiye'nin en büyük ilk beşyüz sanayi kuruluşundan biri olduğunu, 1999 yılından bu yana ticaret unvanının kök unsuru olan “...” ibaresini aralıksız ve yoğun olarak kullandığını, ... nezdinde tescilli markaların sahibi olduğunu, Markalar Dairesi Başkanlığınca verilen kararla müvekkilin markalarının tamamının davalı markası ile benzer görüldüğünü, dava konusu marka ile müvekkilin markalarının 29. ve 30. sınıflarda aynı ve benzer mal ve hizmet sınıfında bulunduğunu, bu malların özelliğinin değeri düşük, fazla zaman ayırmadan anlık kararla alınabilen mallar olduğunu, davalının "..." markasının müvekkil şirketin "..." ibareli seri markalarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzer bulunduğunu, müvekkilinin "..." markasının tanınmış marka olduğunu, bu markanın yıllardır kullanılması ve yarattığı haklı yurt içi ve yurt dışı ünden ve kullanıcıya verdiği güvenden, davalının hiçbir yatırım yapmadan yararlanacağını, markasının imajına büyük bir zarar verebileceğini ileri sürerek YİDK'in 2022-M-4979 sayılı kararının iptaline, dava konusu 2020/95986 nolu "..." ibareli marka başvurusunun tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında, başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... ... vekili, davaya konusu markanın müvekkilinin ad ve soyadından oluştuğunu, müvekkilinin baklava ustası olduğunu, müvekkili ile davacının hizmet verdiği sektörlerin birbirinden tamamen farklı bulunduğunu, davacının toptan satış yapan bir yağ firması olduğunu, müvekkilinin ise perakende olarak baklava sattığını, davacının markalarının tanınmış marka olmadığını, markalar arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, müvekkilinin Konya'da "..." olarak 2020 yılından bu yana birden fazla şubesiyle üretim ve satışı yaptığını, davalı firmanın ise Gaziantep'te faaliyet gösterdiğini, başvuruda kalan mal ve hizmetlerin davacının itiraz konusu markalarının eşya listesi kapsamında yer almadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "şekil+ ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "şekil+..." ibareli tescilli markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının bulunmadığı, SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların da somut olayda oluşmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, davalı Kurum tarafından müvekkilinin itirazına gerekçe markaların tamamının, davalı markası ile benzer bulunduğunu, söz konusu karara davalının itiraz etmediğini ve bu yönden kararın kesinleştiğini, buna rağmen dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, markalar arasında her ne kadar mallar bakımından benzerlik olsa da görsel, işitsel ve genel izlenim olarak benzerlik bulunmadığı yönünde kanaat bildirildiğini, mahkemece de bu rapora itirazları dikkate alınmayarak, hatalı bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulduğunu, davalı başvurusunun, müvekkilinin "..." ibareli veya esas unsurlu seri markalarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, müvekkili markalarında yer alan "..." ibaresinin, davalı başvurusunda da aynen ilk unsur olarak yer aldığını, davalı başvurusunun, müvekkilinin seri markalarının arasına sızacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararı iptali hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama tüketiciler üzerinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerliğin olmadığı, zira dava konusu başvuruda "..." ibaresinin öne çıkartılmadığı ve bir bütün olarak "... ..." ibaresinin asli unsur olarak kullanıldığı, bu şekilde dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, her ne kadar davalı Kurum tarafından taraf marka işaretleri arasında karıştırılmaya yol açacak derecede benzerlik bulunduğu kabul edilerek marka başvurusunun kısmen reddine karar verilmiş ve bu karara karşı davalı gerçek kişi tarafından yasal yollara başvurulmamış ise de davalı Kurumun kabulünün mahkeme yönünden bağlayıcı bir niteliğinin bulunmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/1497 Esas, 2024/4726 Karar sayılı kararının da bu yönde olduğu, dolayısıyla bu yöne ilişkin davacı istinafının da yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.