T.C. İSTANBUL BAM 8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2021/2099 KARAR NO: 2025/1376 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/06/2021 NUMARASI: 2018/799 Esas - 2021/469 Karar DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenl…
T.C. İSTANBUL BAM 8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2021/2099 KARAR NO: 2025/1376 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/06/2021 NUMARASI: 2018/799 Esas - 2021/469 Karar DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... sigortası bulunmayan ve dava dışı ... isimli şahsın sürücüsü olduğu ... plaka sayılı aracın, vekil edeninin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araca çarpması neticesinde meydana gelen, 05/09/2017 günlü çift taraflı trafik kazasında ağır bir biçimde yaralanan davacının geçici ve kalıcı iş gücü kaybına uğradığını, kazanın meydana gelmesinde ... plaka sayılı sigortasız araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, kazadan sonra Adıyaman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden temin edilen Sağlık Kurulu raporuyla müvekkilinin en az %32 oranında engelli hale geldiğinin belirlenmesi üzerine, davalı kuruma başvuru da bulunulduğu ve bu başvuruya bağlı olarak hasar dosyası açıldığı halde sonuç alınmadığını beyanla; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla (belirsiz alacak) geçici ve kalıcı iş gücü kaybı zararına karşılık 200,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş; 24/04/2021 günlü bedel arttırım dilekçesi ile de toplam 200,00-TL olan maddi tazminat talebinin 100,00-TL'sinin geçici iş göremezlik, 100,00-TL'sinin kalıcı iş göremezlik zararına ilişkin olduğunu açıkladıktan sonra, dosya kapsamında temin edilen 04/01/2021 günlü aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda poliçe limitiyle sınırlı olarak geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istek miktarını 1.053,00-TL'ye, kalıcı iş göremezlik tazminatına ilişkin istek miktarını da 328.947,00-TL'ye çıkarttıklarını (toplam 330.00,00-TL) bildirmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; talep konusu kazaya karıştığı belirtilen ... plaka sayılı araç sürücüsü ... ile işleteni olan ...'e davanın ihbar edilmesini istediklerini, ayrıca davacının uğradığını ileri sürdüğü zararın kapsamının usulüne uygun şekilde kanıtlaması gerektiğini, kaldı ki geçici iş göremezlik zararının tazmini bakımından Güvence Hesabı'nın sorumluluğu yoluna gidilemeyeceğini ve motosiklet sürücüsü davacının kaza anında kask takmadığı ve koruyucu ekipman kullanmadığı gözetilerek, hesaplanacak tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.Mahkemece; iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları, olayla ilgili olarak Adıyaman 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen 2018/379 Esas sayılı ceza yargılamasına ilişkin dava dosyası, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; ... plaka sayılı otomobil ile ... plaka sayılı motosikletin çarpışması neticesinde meydana gelen 05/9/2017 günlü trafik kazasında, motosiklet sürücüsü ...'ın yaralandığı, kazanın meydana gelmesinde ... plaka sayılı sigortasız araç sürücüsü ...'in %75 oranında, davacı motosiklet sürücüsü ...'ın ise %25 oranında kusurlu olduğu, kaza neticesinde davacının %32,3 oranında maluliyete uğradığı, iyileşme süresinin ise 1 ay olduğu, kazaya sebebiyet veren aracın Trafik Sigorta Poliçesi bulunmadığından davacının Güvence Hesabı'ndan uğradığı bedensel zararının tazminini talep edebileceği, davacı motosiklet sürücüsünün kaza sırasında kask takıp takmadığı dosyadaki bilgi ve belgeler ile ifadelerden anlaşılamamakla birlikte bu durumun sonuca bir etkisi olmadığı, zira davacıda kaza nedeniyle oluşmuş herhangi bir kırık veya kafa travması bulunmadığı, dolayısıyla davacı sürücüsünün kask, dizlik, eldiven gibi ekipman takmamasının yaralanmasına neden olduğu veya bunların kullanılmaması nedeniyle zararın arttığı hususu davalı tarafından kanıtlanamadığından, müterafik kusur indirimi yapılmasının gerekmediği benimsenerek, aktüer bilirkişi ... tarafından düzenlendiği anlaşılan 04/01/2021 günlü ek rapordaki birinci seçenek doğrultusunda;-Davanın kabulü ile; 1.053,00-TL. geçici işgöremezlik tazminatı, 328.947,00-TL. sürekli işgöremezlik tazminatı olmak üzere toplam 330.000,00-TL. maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 26/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.Karara karşı davalı Güvence Hesabı vekili ve katılma yolu ile de davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davalı Güvence Hesabı vekilinin istinaf nedenleri; davacının maluliyetine ilişkin belirlemelerin hatalı olduğu, maluliyetin kaza tarihinde yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmediği, ayrıca tazminat hesaplamasında TRH 2010 Yaşam Tablosu'nun kullanılması halinde 1,8 teknik faiz uygulanması gerekirken, bunun yapılmamış olmasının da hatalı olduğu ve vekil edeni kurumun 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Trafik Sigortası Genel Şartları uyarınca geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu tutulmaması gerektiğinin karar yerinde gözetilmediği, tüm bunlardan ayrı ceza dosyasında davacının kazanın meydana gelmesinde daha ağır kusurlu bulunduğu tespit edildiği halde, görülmekte olan davada %25 kusurlu olduğunun kabul edilmemesinin de doğru olmadığı gibi, kaza anında kask takmayan ve koruyucu ekipman kullanmayan davacının müterafik kusurlu sayılması gerekirken bunun yapılmamış olmasının da isabetsiz bulunduğu, faiz başlangıcı ve cinsi yönündeki belirlemenin de hatalı olduğu ve SGK tarafından davacıya rücua tabi ödeme yapılıp yapılmadığının da usulüne uygun şekilde araştırılıp belirlenmediği, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.Davacı vekilinin istinaf nedenleri ise; davalı tarafın istinaf başvurusunda dile getirdiği hususların yerinde olmadığı, reddi gerektiği ancak ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması ve yeniden aktüer hesaplama yapılacak olması halinde yeni hesap tarihindeki asgari ücretin dikkate alınması gerektiğine ilişkindir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen bedensel zarara dayanılarak açılmış, maddi tazminat isteğine ilişkindir. Haksız fiil sonucu çalışma gücünün kaybedildiği, bedensel bütünlüğün bozulduğu ve maluliyet oluştuğu iddiasıyla tazminat talep edilmesi durumunda; zararın kapsamının belirlenmesi açısından malûliyetin varlığı ve oranı ile davacının iyileşme süresinin ne olduğunun belirlenmesi esaslı unsur olup, bu yöndeki belirlemelerin ise; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra ise de Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. (Bkn: Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 11/01/2022 gün ve 2021/7309 E.-2022/122 K. sayılı içtihadı)Bu durumda kaza tarihinin 05/09/2017 olduğu gözetildiğinde maluliyete ilişkin belirlemenin "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre yapılması gerektiği konusunda duraksama bulunmamaktadır. Somut olayda, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 10/03/2020 tarihli "Dört Öğretim Üyesi " (...) doktor bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" ve "Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği" esas alınarak davacının sağ göz görme kaybı nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybının %32,3 olduğunun açıklandığı, ancak hükmü esas alınan raporu düzenleyen doktorların uzmanlık alanlarının ne olduğunun gösterilmediği tespit edilmiştir.Hal böyle olunca; ilk derece mahkemesince kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan yönetmelik hükümleri esas alınarak belirlenen maluliyet raporunun hükme esas alınması doğru olmadığı gibi olay tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğin 6.madde hükmüne göre, davacının yaralanmasının niteliği ile davacıda var olduğu sonucuna varılan göz arazı olgusu da dikkate alınarak, heyette olması gereken uzman doktorlar aracılığıyla, davacı kazazedenin geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı yaralanmasıyla illiyetli olarak maluliyete uğrayıp uğramadığı, uğramış ise sebep ve oranının ne olduğu, ayrıca iyileşme süresinin de ne bulunduğu hususunda açık denetlenebilir gerekçeler içeren taraf ve yargı denetimine imkan sağlayacak rapor düzenlenilmesinin sağlanılması, ondan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bunun yapılmamış olması isabetsiz olmuştur. (Bknz: Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 27/09/2022 gün 2022/8049 esas-2022/10868 karar sayılı ilamı) Eksik inceleme ve araştırmayla karar verilemez. Bundan ayrı; davacının 06/03/2023 tarihinde hayatını kaybettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.Bilindiği gibi, dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi durumunda ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur (-TMK.m. 28/1). Bu nedenle davaya ölen kişi tarafından devam edilmesi ve onun leh ve aleyhine hüküm kurulması mümkün değildir. Somut olayda olduğu gibi yalnız öleni ilgilendirmeyen yani mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalar tarafın ölümüyle konusuz kalmaz. Bu davalara tüm mirasçılar tarafından mecburi dava arkadaşı olarak devam edilir. Hal böyle olunca, devam eden yargılama sırasında meydana gelen bu durum gözetilerek, ilk derece mahkemesince, dava şartı niteliğinde olan ve davanın her aşamasında resen gözetilmesi gereken taraf teşkilinin sağlanması amacıyla gerekli yasal işlemlerin yapılması, taraf teşkili sağlandıktan sonra da yargılama sırasında 06/03/2023 tarihinde hayatını kaybettiği sabit olan müteveffa davacının kalıcı iş göremezlik zararı, bakiye ömür süresinin sonuna kadar yapılan varsayımsal hesaplama yöntemiyle belirlenemeyeceğinden, kazazedenin ölüm tarihiyle sınırlı olmak kaydıyla yeniden hesaplatılması gerekmektedir. Sonuç itibariyle mahkemece yapılacak iş; olayın özellikleri dikkate alınmak suretiyle öncelikle, taraf teşkiline ilişkin eksikliğin giderilmesi, müteakip Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı gibi kuruluşlarından, kaza tarihinde yürürlükte bulunan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde oluşturulacak uzman doktor heyetinden, davacının kazadan sonra geçirmiş olduğu tüm tedavi evrakları ile dosyada mevcut diğer raporlardaki tespitler de dikkate alınıp değerlendirilmek suretiyle usulüne uygun, denetime ve karar vermeye elverişli olacak şekilde davacıda var olduğu ileri sürülen, kaza ile illiyetli maluliyetin derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla yeni bir rapor alınması ve hasıl olacak sonuca ve davacının hayatını kaybettiği 06/03/2023 tarihiyle sınırlı olmak kaydıyla, davacının varsa kalıcı iş göremezlik zararının ne olduğuna ilişkin aktüer hesaplama yaptırılarak yeni bir karar verilmesinden ibaret olup; taraf vekillerinin istinaf başvurularının açıklanan nedenlerle kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK 353/1-a/6 maddesi gereğince kaldırılmasına, kararın kaldırma sebep ve şekline göre davalı ve davacı vekillerinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca,1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/06/2021 tarih ve 2018/799 Esas - 2021/469 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca, peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harçlarının talepleri halinde yatıran tarafa İADESİNE,4-İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5-İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/09/2025