T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/254 KARAR NO : 2026/322 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 14.11.2024 NUMARASI : 2024/685 Esas DAVA : Alacak (Kredi ve Hisse Rehni Sözleşmesinden Kaynaklı) Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ar…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/254 KARAR NO : 2026/322 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 14.11.2024 NUMARASI : 2024/685 Esas DAVA : Alacak (Kredi ve Hisse Rehni Sözleşmesinden Kaynaklı) Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 10.02.2021 tarihinde düzenlenen Hissedar Kredileri ve Hisse Rehni Sözleşmesinin 2.1 (a) ve (b) maddesinde belirtildiği üzere, müvekkili şirketin davalılara toplam 50.170.000 USD kredi verdiğini, sözleşmenin 3. maddesine göre yıllık %6 oranında faiz uygulanacağını, 4. maddede vade tarihinin 15.02.2026 olarak belirlendiğini, sözleşmenin 7. maddesinde uyarınca davalı ...‘nin ...'deki hisseleri üzerinde müvekkili lehine birinci derecede rehin tesis edeceğini, davalı ...'nin, 09.02.2021 tarihinde 2021/2 sayılı yönetim kurulu karar ile ...‘ye yetki verdiğini, sözleşmenin 6. maddesi uyarınca ... ve ...'nin yıllık bağımsız denetçi raporlarının müvekkili ile paylaşılması gerektiğini, ancak sözleşmeye aykırı şekilde bu işlemin yapılmadığını, şirketin finansal tablo ve raporlarının paylaşılmadığını, bilgi verilmemesinin temerrüt olarak kabul edilerek kredinin tahakkuk eden faiziyle birlikte geri ödenmesinin talep edildiğini, cevabi ihtarda ise davalıların yükümlülüklerini yerine getirdiğinin ve temerrüt hali bulunmadığının vadenin henüz gelmediğinin belirtildiğini ileri sürerek, yargılama süresince davalılara ait taşınmazlar, hava araçları ve müstakbel varlıklar dahil olmak üzere herhangi bir varlığını elden çıkarmasını ve üçüncü kişilere devrinin engellenmesine, davalı şirketlere kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; ... Danışmanlık, ...’nin diğer davalının % 99,0 oranında hissedarı olduğunu, davacının beyanlarının yanlış ve yanıltıcı olduğunu, davacının banka ya da kredi vermeye yetkili kuruluş olmadığını, sözleşmenin taraflar arasındaki borç alacak ilişkisine istinaden düzenlendiğini, müvekkillerinin borcun varlığını tamamen inkâr etmediğini, 10.02.2021 tarihli sözleşmenin imzalanarak belirli bir borcun varlığının kabul edildiğini, ancak sözleşme konusu borcun 2011 yılından beri devam eden ortaklık ve ticari ilişkiler süresince oluşan karşılıklı alacak ve borçlardan kaynaklandığını, davacı tarafından müvekkillere herhangi bir kredi ödemesi yapılmadığını, sözleşme imzalandığı tarihte bir para transferi gerçekleşmediğini, sözleşmenin geçmişe dönük hesaplaşmaları ve taraflar arasındaki durumu tespit etmek amacıyla düzenlendiğini müvekkillerinin sözleşme kapsamında raporlama yaptığını ve temerrüt hali bulunmadığını, borca ilişkin finansal kayıtların müvekkillerince sonradan değiştirilmediğini, kayıtlarda tahrifat yapılmadığını, müvekkilleri ile ...’nin davacıdan alacaklı olduğunu, sözleşmenin ekonomik zorluklar altında imzalandığını, ihtiyati tedbir talebinin yersiz olduğunu ve mal kaçırılmadığını savunarak, dava ve ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesi davanın açıldığı tarih itibariyle verdiği 14.11.2024 tarihli ara kararı ile yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince 04.12.2025 tarihli dilekçe ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf başvurusu Dairemizin 28.01.2025 tarih ve 2025/52 Esas, 2025/78 Karar sayılı ilamı ile incelenerek HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1 maddeleri uyarınca reddedilmiştir. Davacı vekili bu kez de 31.01.2025 tarihli dilekçe ile davalılar tarafından sunulan 23.12.2024 tarihli ve davacının istinaf başvurusuna yönelik cevap dilekçesine karşı, 31.01.2024 tarihli dilekçe sunmuştur. İlk derece mahkemesince bu dilekçe istinaf dilekçesi olarak kayıt edilerek dairemize gönderilmiştir. Dairemizin 25.03.2025 tarih ve 2025/430 Esas sayılı kararı ile davacının talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, 16.12.2025 tarihli dilekçesinde özetle; yargılama sırasında, bu davayı doğrudan ilgilendiren ve kredinin geri ödemesini tehlikeye sokan bir olay yaşandığını, 20.10.2025 tarihinde davalı ...’nin filosunda yer alan bir uçağın ...Havalimanında geçirdiği kazada parçalandığını, davalıların temerrüt hali nedeniyle kredi geri ödemesini zorlaştıracak bu olayın, HMK'nın 145. maddesi uyarınca mahkemece nazara alınması gerektiğini, ayrıca HMK'nın 396. maddesi uyarınca değişen ihtiyati tedbir koşulları sebebiyle, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesi için yeniden talepte bulunulduğunu, bu davadaki haklı alacağının tahsilinin imkansız hale getiren bu kaza sebebiyle ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini belirterek, kazaya uğrayan ... üretici seri numaralı, ... tescilli ...-481 tipi uçağa dair sigorta kapsamında ödenecek her türlü tazminatın, davalılar veya üçüncü kişiler tarafından tahsil edilmemesine, tazminatın ilgili sigorta şirketi tarafından mahkeme veznesine tevdi edilmesine, davalıların yargılama süresince davalı şirketlerin taşınmazlar, hava araçları ve müstakbel varlıkları dahil olmak üzere herhangi bir varlığını elden çıkarmasının ve üçüncü kişilere devrinin engellenmesine, davalılara bir kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 23.12.2025 tarihli ara kararda; "... HMK'nın 390/3. maddesine göre, tedbir talep eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Burada sözü edilen ispatın ölçüsü ise, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Bu kapsamda mevcut dosya incelendiğinde; davacı her ne kadar davalı şirketlerin taşınmazları, hava araçları ve müstakbel varlıkları da dahil olmak üzere herhangi bir varlığını elden çıkarmasını ve üçüncü kişilere devrini engelleyen ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve davalılara kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiş ise de; davanın kredi sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olduğu, ihtiyati tedbirin davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını önleyici fonksiyonu olduğu, ihtiyati tedbir talep eden vekilinin tedbir taleplerinin uyuşmazlık konusu ile ilgili olmadığı ve davanın niteliğine göre davalılara kayyım atanması da talep edilemeyeceği..." gerekçesiyle, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Bu davada müvekkili şirket ile davalılar arasındaki 10.02.2021 tarihli Hissedar Kredileri ve Hisse Rehni Sözleşmesi uyarınca, müvekkilince verilen krediye istinaden, davalıların kredi sözleşmesinden kaynaklı yükümlülüklerini ihlal ettiğinden temerrüt halinin doğması, sözleşmeden doğan rehin hakkının varlığının tespiti ile davalılardan 17.870.000 USD'nin 10.02.2021 tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilinin istendiğini, yargılama sırasında davaya ilgilendiren ve davalıların temerrüt hali sebebiyle kredi geri ödemesini ciddi tehlikeye sokan bir olay yaşandığını, 20.10.2025 tarihinde davalı ...’nin filosunda yer alan ... uçağının ...Havalimanında kaza yaptığını, kaza sonucu kredi sözleşmesinden kaynaklı temerrüt nedeniyle tahsilat yapamayan müvekkilinin tahsilat imkanının daha da zorlaştığını, rehnin değerini düşüren ve davanın ikamesinden sonra ortaya çıkman dava anında ileri sürülmesi imkanı bulunmayan bu durumun HMK'nın 145. maddesi uyarınca dikkate alınması ve HMK'nın 396. maddesi uyarınca, değişen ihtiyati tedbir koşulları sebebiyle, ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, buna rağmen mahkemenin hatalı gerekçe ile talebi reddettiğini, Davalılardan ... tarafından işletilen ... uçağının iniş sırasında pistten çıkarak kaza yapması ile uçağın ciddi zarar gördüğünü, kazanın oluşumuna ve uçağın kısmen suya gömüldüğüne ilişkin tutanaklar düzenlendiğini, alınan ön raporda eksiklerin tespit edildiğini, davalılara gönderilen ihtara verilen cevapta kazanın oluşumunun kabul edildiğini, davalıların filosunda bulunan ... uçağının belirlenemeyen sebeplerle düşmesi ile davalıların operasyonlarının ciddi zarar gördüğünü, davanın zaten temerrüt hali nedeniyle açıldığını, bu hali ile borcun ödenmesinin imkansız hale geldiğini, davalıların toplam beş adet ... uçağı bulunduğunu, uçaklardan üç tanesinin ticari mantığa aykırı kiralama düzenlemeleri ve kararları ile, ... ve ...'nin başkanı olan ...tarafından, kendisinin sahibi olduğu Bulgar şirketi ... Airlines altında faaliyet göstermesinin kolaylaştırıldığını, kalan iki adet uçaktan biri olan ...'nin kazada enkaza döndüğünü, bu hali ile davaların işletme gelirinin %75'ini kaybettiğini, değişen ihtiyati tedbir koşulları uyarınca ihtiyati tedbir talebinin kabulü gerekirken reddedilmesinin hatalı olduğunu, davalıların taşınmazları, hava araçları ve müstakbel varlıkları da dahil olmak üzere herhangi bir varlığı elden çıkarmasının ve üçüncü kişilere devrinin engellenmesine ilişkin ihtiyati tedbir talebinin uyuşmazlık konusuna ilişkin olduğunu, zira hisse rehninin şirketin hissesinin değerine bağlı olduğunu, şirketin değerinin ise hisselerin toplam değerinden oluştuğunu, hissenin, rehin verilen şirketin malvarlığını temsil eden bir oluşum olduğu gözetildiğinde, şirketin değerini düşüren herhangi bir davranışın, rehne ve kredi sözleşmesine etki edeceğini, HMK’nın 396. Maddesi uyarınca durumun değişmesi halinde ihtiyati tedbir kararı verilebileceğini, yargılama sırasında uçağın kaza geçirmesinin yeni bir durum olduğunu, 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu 132. maddesi uyarınca, sigorta yaptırılmasının gerekli olduğunu, bu nedenle kuruma yazı yazılarak ... uçağına dair mali mesuliyet sigortası ve varsa diğer sigorta bilgilerinin, sigorta poliçelerinin, sigorta bedelinin, sigorta teminatının, sigorta şirketi, reasürör şirketi ve reasürans brokeri şirketi bilgilerinin ve kaza kırım raporu da dahil olmak üzere her türlü bilgi ve/veya belgelerin istenmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verildiğini, TMK'nın 865.maddesinde da rehinli malın malikinin önlem alma ödevinden bahsedildiğini, müvekkilinin haklı alacağının yaklaşık olarak kanıtlandığını, kredi sözleşmesinin herhangi bir şekilde ihlalin temerrüt halini teşkil ettiğini, buna rağmen davalıların 31.03.2023 ve 30.09.2023 tarihli mali tablolarını, ...’nin 31.03.2023 ve 30.09.2023 tarihli mali tablolarını, 2023 yılı denetim raporunu ve 2024 yılına ait herhangi bir ... veya ... mali raporunu sunmayarak kredi sözleşmesinin 6(c) maddesini ihlal ederek temerrüde düştüklerini, İkinci ihlalin de davalı ...’nin finansal tablolarında kredinin kullandırıldığının ve ...'nin ...'ya 17.870.000 ABD doları tutarında borçlu olduğunun reddedilmesinden kaynaklandığını, müvekkilince sağlanan kredilerin, ...'nin finansal tablolarında “İlgili Taraflara Borçlar” başlığı altında bulunmadığını, kaldı ki ... ve ...’nin TTK'nın 7. maddesi uyarınca müteselsil sorumlu olduğu göz önüne alındığında finansal tablolarda 50.170.000 USD borç gözükmesi gerektiğini, ... ve ...'nin yönetim kurulu başkanı ...tarafından 17.11.2023 tarihli e-posta ile borcun inkar edildiğini, borçlunun ekonomik durumu hakkında yanlış beyanda bulunmasının kredi sözleşmesi kapsamında haklı bir muacceliyet hali teşkil ettiğini, borçlunun ekonomik durumu hakkında yanlış bilgi verdiği hallerin öğretide, muacceliyet hali olarak kabul edildiğini, Temerrüt halinde sözleşmenin 7.4 ve 7.5 maddeleri ile Ek 1'inin 3.1.x ve 6.1 maddelerinin, müvekkil şirkete rehinli hisseleri nakde çevirme hakkı tanıdığını, sunulan uzman görüşünde davalıların sunduğu sunulan finansal tabloların usulüne uygun tutulmadığının belirlendiğini, davalılarla imzalanan sözleşmenin borcun varlığını kanıtlayan bir kesin delil niteliğinde olduğunu ve ihtiyati tedbir bakımından yaklaşık ispat ölçüsünü aşar kanıt sunulduğunu, davalıların şirketin içini boşaltmaması için değişen koşullar sebebiyle ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararının kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasındaki kredi ve rehin sözleşmesi kapsamındaki alacağın tahsili istimine ilişkindir. Asıl dava içerisinde, daha önce talep edilen ihtiyati tedbir talebinin reddi üzerine, davalı şirkete ait uçağın düşerek hasarlanması nedeniyle davacı vekilince HMK'nın 145 ve 396. maddesi kapsamında durumun değiştiğinden söz edilerek sunulan 16.12.2025 tarihli talep dilekçesi ile kazasına uğrayan ... üretici seri numaralı, ... tescilli ...-481 tipi uçağa dair sigorta kapsamında ödenecek her türlü tazminatın davalılar veya üçüncü kişiler yerine mahkeme veznesine ödenmesine, davalıların, yargılama süresince davalı şirketlerin taşınmazlar, hava araçları ve müstakbel varlıkları da dâhil olmak üzere herhangi bir varlığını elden çıkarmasının ve üçüncü kişilere devrinin engellenmesine ve davalılara kayyum atanmasına tedbiren karar verilmesi istenmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında 23.12.205 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. HMK'nın 389. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir gelişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Kanun'un 391. maddesine göre, mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir. Kanun hükmü, tedbirin sadece dava konusu olan şey hakkında verilebileceğini düzenlemiştir. Davanın konusu olmayan şeyler hakkında tedbir kararı verilemez. İhtiyati tedbirde, hakkında tedbir kararı alınan şey, esasen asıl davanın konusudur. Konusu para alacağı olan bir davada, koşullarının bulunması halinde İİK'nın 257 vd. maddelerindeki koşullar varsa, talep hâlinde ihtiyati haciz kararı verilebilir. Para alacağının talep edildiği bir davada uyuşmazlık konusu olmayan davalı/borçlunun araçları ve taşınmazları hakkında tedbir kararı verilemez. Davacı vekilince ihitiyati haciz de talep edilmediği nazara alındığında ilk derece mahkemesince de bu gerekçeyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi yerinde olmuştur. Diğer yandan davalıların savunmalarına göre yaklaşık ispat koşulunun da sağlanmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin ara karara yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen 23.12.2025 tarihli ara karar karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına, 3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.02.2026 KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.