T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:15/11/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:15/11/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin mermer ihracatıyla uğraştığını, davalıdan yurt dışına mermer ihraç etmek için mermer aldığını, davalının bazı sevkıyatlarında malzemelerin bozuk ve ayıplı gönderdiğini, davalı firmayla yapılan görüşmeler sonucu malın ayıplı olduğunun kabul edildiğini, bundan dolayı malların bedelinde indirim yapılarak çözüm konusunda mutabakata varıldığını, bu indirim taahhüdü üzerine müvekkilinin ayıplı malın bedelini ithalatçı firmaya ödediğini, davalı tarafından ayıp nedeniyle kısmi iskonto yaptığını, anlaşmaya göre 5528 USD daha indirim yapması istendiğini, davalının bunu kabul etmeyip 5528 USD tutarında fatura keseceğini belirterek davalı yana borçlu olunmadığının tespiti ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, yetki itirazında bulunduğunu, davacının dava konusu talebinin açıklanması gerektiğini, malın ayıplı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Davacı tarafın davalı taraf ile ayıp indirimi hususunda mutabakata varıldığı yönündeki iddiasını dayandırdığı mail yazışmaları incelendiğinde; davalı tarafın adres, tlf, web adresi vb. tüm bilgilerinin aynen yer aldığı ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin bu yazışmalar üzerinden sağlandığı, davalı tarafça da cevap dilekçesinde bu mail adresinin davalı şirkete ait olmadığı yönünde bir itirazın bulunmadığı dikkate alındığında, mail adresinin davalı şirkete ait olduğu, her ne kadar davalı şirket tarafından mail yazışmalarını gerçekleştiren ...'ın böyle bir yetkisinin bulunmadığı iddia edilmiş ise de; yapılan bilirkişi incelemesiyle, ...'ın davalı şirketin pazarlama ve satın alma bölümü yetkilisi olarak hareket ettiğinin ve şirket yetkililerinin bilgi ve talimatıyla görevini ifa ettiğinin tespit edilmesi, taraflar arasındaki ticari ilişkiye ilişkin başka yazışmaları bulunması, taraflar arasında ayıp ve indirim hususundaki yazışmalardan sonra da tarafların aynı şekilde ticari ilişkiye devam etmesi ve hatta 991 USD indirimin uygulanmış olması, bu durumun dahi davalı şirketin, yapılan indirim mutabakatına onay verdiğini göstermesi karşısında, davalı tarafın ...'ın yetkisinin bulunmadığına yönelik itirazına itibar edilmemiş, taraflar arasında teslim edilen malın bir kısmının ayıplı olması nedeniyle 6.519 USD indirim uygulanması noktasında anlaştığı, buna göre davacının davalıya bakiye 5.698 USD'ye karşılık gelen 21.495,87 TL borçlu olmadığına" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacı şirketin davalı şirkete 21.495,87 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece 15/06/2021 tarihli duruşma zaptının 4 nolu ara kararı ile davacı tarafa talep sonucunu netleştirmek için 2 haftalık kesin süre verildiğini, davacı tarafça kendisine verilen kesin sürede talep sonucunun açıklanmadığını, HMK'nın 119. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu hususun değerlendirmeye alınmadığını, ayıp ihbarının usule uygun yapılıp yapılmadığına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, mail adresinin müvekkili şirkete ait olmadığına yönelik itirazlarının bulunduğunu, mahkemece itirazları yok kabul edilerek karar verildiğini, ...'ın şirketin yetkilisi olmadığını, ayıpları kabul etme ve davacı tarafla ticari konular hakkında mutabakat yetkisinin bulunmadığını, SGK kayıtlarına bakıldığında müvekkili şirkette çalışmadığının anlaşılacağını, ...'ın, davacı şirketle, şirkete ait olmayan mail aracılığı ile yaptığı mutabakatların müvekkili şirket açısından herhangi bir bağlayıcılığının olmadığını, davacı tarafın tacir olarak üzerine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, mutabakatlara ilişkin davacı tarafın sunduğu mailler dışında herhangi bir yazılı belgenin bulunmadığını, davacı tarafın ayıp iddialarının hiçbir zaman müvekkili şirket tarafından kabul veya ikrar edilmediğini, davacının mallardaki ayıbı usulüne uygun biçimde ispatlaması gerektiğini, bir an için ayıp iddiaları kabul edilse dahi ayıp ihbarının hak düşürücü sürede ve usulüne uygun yapılmadığını, taraflar arasında birçok ticari ilişki olduğunu, bahsi geçen indirim beyanlarının, dava konusu ayıp iddiası nedeniyle olup olmadığının dahi açık ve kesin olmadığını, mahkemece illiyet bağı kurulmadan ve araştırma yapılmadan karar verildiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, mail yoluyla mutabakat teklifi sunan kişinin davalının pazarlama ve satın alma bölümü yetkilisi olduğu ispatlandığından, mutabakat ve ayıp nedeniyle indirim teklifinin davalıyı bağlayacak olduğuna yönelik yerel mahkeme değerlendirmesinin isabetli olmasına, mutabakatla, ayıp, davalı tarafça kabul edildiğinden davalı tarafın ayıp ihbarının yapılmadığına yönelik savunma ve istinafının yerinde olmamasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bilimsel yöntemlere ve oluşa uygun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 1.468,38 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.288,48 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin temyiz kesinlik sınırının altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi. ...