T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2024/1950 Esas KARAR NO :2026/93 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2015/1146 Esas - 2024/392 Karar TARİH:16/05/2024 DAVA:Alacak KARAR TARİHİ:22/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incel…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2024/1950 Esas KARAR NO :2026/93 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2015/1146 Esas - 2024/392 Karar TARİH:16/05/2024 DAVA:Alacak KARAR TARİHİ:22/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1997 yılından bu yana sivil gemi inşa ve askeri amaçlı bot, gemi projelerinde titreşim ve akustik hesap işlerini yüklendiğini, faaliyet merkezinin Tuzla/İstanbul olduğunu, 09/09/2015 tarihinde şirket hesaplarının geriye doğru incelenmesi sonucunda Mart 2012 ile 30/08/2015 tarihleri arasında şirketin ... Bankası nezdindeki hesabından usulsüz şekilde ... Bankası nezdindeki hesabına aktarılan 458.050,00-₺'nin anılan hesaba ait bankamatik kartı kullanılarak çekildiğinin tespit edildiğini, Nisan 2010 yılından beri müvekkili şirkette asistan olarak çalışan davalı ...'un sahte olarak davacı şirket adına ürettiği faks talimatları ile şirketin ... Bankası nezdindeki hesabından kendisine emanet edilmiş bulunan bankamatik kartının ait olduğu ...Bankası'ndaki şirket hesabına aktardığı tutarları bankamatikten çektiğinin anlaşıldığını, davalı gerçek kişinin müvekkili şirketin... Bankası ...Şubesi nezdinde yer alan hesabından müvekkili şirketin günlük harcamalar için açtığı ve müvekkili şirket tarafından küçük miktarlar yatırılan ... Bankası ...Şubesi nezdindeki hesabına EFT yolu ile para çıkışı sağladığını, davalı ...'un kendisine emanet edilen bankamatik kartını kullanarak 458.050,00-₺'yi zimmetine geçirerek müvekkili şirketi zarara uğrattığını, bilahare müvekkili tarafından ihtarname gönderilerek... akdinin haklı nedenle feshedildiğini ve aleyhine suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı bankanın müşterisi şirket yetkilisinden teyit almayarak 135 defa EFT yaptığını, gerekli özeni göstermediğini, önlem almadığını, müvekkilini zarara uğrattığını belirterek davanın kabulü ile 458.050,00-₺'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı... Bankası vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; dava konusu tutarların davacıya ait başka bir banka nezdindeki hesaba gönderildiğinden davacının zararı bulunmadığını, davaya konu para çekim işlemlerinin davacı tarafından verilen yazılı talimata istinaden ve bankacılık işleyişine uygun şekilde gerçekleştiğini, ilgili işlemlerin şirket çalışanı ... tarafından gerçekleştirildiğini, davacının internet bankacılığını kullandığını ve ilgili işlem tarihlerinde ve sonrasında işlemlerden haberdar olduğunu, davacı şirketin hesap hareketleri ve bakiyelerinin ekstreler yolu ile aylık olarak posta aracılığı ile davacı şirkete gönderildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili aşamalardaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 16/05/2024 tarih ve 2015/1146 Esas - 2024/392 Karar sayılı kararında; "Dava, davaya konu bankacılık eylemi kapsamında davacının zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise zarar miktarının tespiti ile davalıların sorumluluk ve kusur durumlarının tespiti talebine ilişkindir.(...)Dava konusu uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi, meydana gelen olayda bankanın sorumlu olup olmadığının tartışılabilmesi için öncelikle davalılardan ...'un söz konusu transfer işlemlerini gerçekleştirdiğinin ve bu bu bakiyeyi davacının rızası hilafında kendi uhdesine geçirdiğinin ispatlanması gerekmektedir. Davacı tarafından, söz konusu olaydan haberdar olunduğu tarihte davalının... akdine son verildiği ve aynı zamanda olaya ilişkin suç duyurusunda bulunulduğu görülmektedir. Ceza soruşturmasının sonucunun mahkememizce verilecek kararı doğrudan etkileme ihtimali bulunduğundan bekletici mesele yapılmasına karar verilmiş; davalı ... hakkında Türk Ceza Kanunu'nun Güveni Kötüye Kullanma başlıklı 155. maddesi kapsamında yürütülen soruşturma ve kovuşturma neticesinde İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/3 Esas, 2022/157 Karar sayılı kararı ile 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın yargısal denetimden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Ceza muhakemesi kararının fiili olaylar bakımından hukuk yargılamasında bağlayıcı etkisi karşısında, Davalı ...'un hukuka aykırı şekilde davacı şirkete ait parayı uhdesine geçirdiği sabittir. Bu durumda, davalının söz konusu zararın tamamından sorumlu olduğunun kabulü gerekmiş ve 458.050,00-₺ alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'tan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Diğer taraftan, davalı ...'un davacının bilgisi ve muvafakati dışında ve onun imzasını taklit ederek diğer davalı ... Bankasına faks göndermek suretiyle para transferi işlemlerini sağladığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar banka tarafından, söz konusu transfer neticesinde paranın doğrudan davacının hesabından çıkmadığı ve yine kendisine ait bir başka banka hesabına aktarıldığı ileri sürülmüş ise de bu durum bankanın müşterisi ile arasındaki ilişkiden doğan müşterisini koruma ve ağırlaştırılmış özen yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır. Davalı bankanın, faks yoluyla kendisine iletilen ödeme talimatlarına ilişkin davacı şirketten onay aldığına dair yazılı delil ortaya koyamadığı gibi bu yönde tarafalar arasında önceden kararlaştırılmış bir sözleşeme de bulunmamaktadır.Dolayısıyla, davalı bankanın meydana gelen zararda kusurunun bulunduğu ve sorumlu olması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.Öte yandan, tacir vasfını haiz olan davacının Türk Ticaret Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca bütün faaliyetlerinde basiretli davranma yükümlülüğü bulunmaktadır. Davacının yaklaşık üç yıllık süreçte meydana gelen toplam 135 farklı faks talimatı sonucu gerçekleşen hesap hareketini denetlemekte ve tespit etmekte yetersiz kaldığı, yine aynı şekilde dava dışı üçüncü bir bankaya ait kartın şifresini davalıyla paylaşarak ve bu hesabın hareketlerini denetlemeyerek zararın meydana gelmesinde kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının zararın meydana gelmesinde ve artmasında müterafik kusurlu olduğu kabul edilmiş; hükme esas alınan bilirkişi raporu ve ceza muhakemesi kararı da dikkate alınarak davacının davalı bankaya yönelttiği tazmin talebinden yarı oranında indirim yapılmasına karar verilmiş olup, sonuç olarak davalı ... yönünden davanın tam kabulüne, davalı banka yönünden ise yarı oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, ''1-Davanın kabulüne, 458.050,00-₺ alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, (davalı ... Bankası A.Ş.'nin sorumluluğunun 229.025,00-₺ ile sınırlı olmasına ve banka yönünden alacağa ticari avans faizi işletilmesine)'' karar verilmiş ve karara karşı davacı ve davalı .. BANKASI A.Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararında da bilirkişi raporları ile paralel olarak, davalı bankanın müşterisi ile arasındaki ilişkiden doğan müşterisini koruma ve ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü mevcut olduğu ve davalı bankanın, faks yoluyla kendisine iletilen ödeme talimatlarına ilişkin davacı şirketten onay aldığına dair yazılı delil ortaya koyamadığı gibi bu yönde taraflar arasında önceden kararlaştırılmış bir sözleşme de bulunmadığının tespit edildiğini, bu tespitlerin davalı bankanın müvekkili şirket hesabından talimatsız olarak para transferi yapılmasında açık bir biçimde kusurlu ve sorumlu olduğunu ortaya koyduğunu,Dosyada alınan bilirkişi raporlarında davacı şirketin sisteminde kayıtlı bulunan işyeri adresine dava konusu hesaba ilişkin hesap ekstrelerinin aylık olarak gönderildiği yazmaktaysa da, daha önceki itirazlarında da dile getirdikleri üzere müvekkiline kesinlikle aylık hesap ekstresi tebliğ edilmediğini; dosyadaki belgeler içerisinde de müvekkiline aylık ekstre tebliğ edildiğine ilişkin hiçbir delil bulunmadığını, raporda bahsedilen 2009-2015 dönemine ilişkin toplu ekstre gönderiminin taraflarınca davalı bankaya uyuşmazlığa ilişkin olarak gönderilmiş olan ihtarnameden sonra yapıldığını, bilirkişilerce tespit edildiği üzere davalı bankanın taraflar arasında imzalanmış bir bankacılık sözleşmesi sunmadığını; dolayısıyla davalı bankanın, bankacılık sözleşmesinde yer alan adrese ekstre göndermekle aylık ekstre gönderme yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılmasının da mümkün olmadığını; Bilirkişi raporlarında ileri sürülenin aksine müvekkili şirket yetkilisi ... internet üzerinden hesapları incelemediğini, davalı banka tarafından tek taraflı olarak düzenlenebilen ve üzerinde kolaylıkla ekleme çıkarma yapılabilen “excel” dökümlerinin delil ve/veya belge niteliği bulunmadığını, davalı banka tarafından dosyaya farklı dönemlerde farklı dökümler sunulmuş olup dökümlerin davalı banka tarafından sonradan şekillendirildiğini; ayrıca, davalı banka ön inceleme duruşmasında kurulan ara karara ve taraflara yapılan ihtarata rağmen dosyaya excel dökümlerini 2 hafta içerisinde sunmadığını, dolayısıyla sonradan değiştirerek sunduğu dökümlere delil olarak dayanmasının mümkün olmadığını; bu hususun, Yerel Mahkeme tarafından hiçbir surette gözetilmediğini, ancak bir an için davalı bankanın sunduğu Excel dökümlerinin belge niteliğinde olduğu kabul edilse dahi bu dökümlerin içerikleri itibariyle müvekkilinin hesapta gerçekleşen işlemleri incelediği sonucunu doğurmadığını, “excel” dökümlerinde müvekkili şirket yetkilisi ...’ın dava konusu usulsüz işlemlerin gerçekleştiği Mart 2012- ağustos 2015 döneminde yalnızca 5 kez internet üzerinden hesabına girdiğinin görüldüğünü ve bu girişlerde de hesapta gerçekleşen usulsüz aktarımlara vakıf olabilecek nitelikte bir işlem yapılmadığını; gerçekliklerini kabul anlamına gelmemek kaydıyla bahse konu “excel” dökümlerine göre ... tarafından 05.10.2012 tarihinde sadece ana sayfa görüntülendiğini, 11.10.2012 tarihinde parola değişikliği ve kayıtlı hesaba 6.500-TL’lık EFT yapıldığını, 30.10.2012 tarihinde parola değişikliği ve ana sayfa görüntülemesi yapıldığını, 02.01.2013 tarihinde parola değişikliği ve toplam 4.876,3TL’lık havale yapıldığını, 24.04.2014 tarihinde parola değişikliği ve ana sayfa görüntülemesi yapıldığını, bu durumun müvekkili şirket yetkilisi ...’ın internet üzerinden hesapları incelediğinin değil, aksine incelemediğinin göstergesi olduğunu, Ekim 2012’de üç gün, Ocak 2013’de bir gün ve Nisan 2014’de bir gün olacak şekilde hesaba girilmiş olduğu (ve üstelik usulsüz işlemlerin en yoğun olduğu yaklaşık 1,5 yıllık son dönemde hiç hesaba giriş yapıldığı) göz önünde bulundurulduğunda müvekkili şirket yetkilisinin banka hesap hareketlerinden haberdar olduğunun ve bunları benimsediğinin söylenmesinin mümkün olmadığını; yerel mahkemece kurulan hükümde bilirkişi raporlarında olduğu gibi belirttikleri bu hususların değerlendirilmediğini,Davalı bankanın kanuni yükümlülüklerini ihlal ederek müvekkilini kart kullanımına ilişkin olarak bilgilendirmediğini, Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Kanun’un "Sözleşme şartları" başlıklı 24. Maddesinin; "… Sözleşme hükümleri ve kartın kullanımı hakkında kart hamiline ayrıntılı bilgi verilmesi zorunludur. Kart çıkaran kuruluşların kart hamilleri ile akdedeceği sözleşmelerin şekil ve içeriğinde yer alması gereken asgarî hususlar Kurulca belirlenir…” düzenlemesini içerdiğini, maddeden açıkça anlaşıldığı üzere müşteriye 16. maddedeki sorumlulukların yüklenebilmesi için öncelikle Bankanın müşterisini sözleşme hükümleri ve kart kullanımı hakkında bilgilendirmiş olması gerektiğini,Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Yönetmeliğin 17. maddesi ile de; “Kart teslimi sırasında veya kart tahsisini müteakip teslimden önce banka kartı hamillerine aşağıda yer alan hususlarda kağıt üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısı ile bilgilendirme yapılması zorunludur: a) Kart hamilinin sorumluluğunun kartın zilyetliğine geçtiği andan itibaren başlayacağı ve kartın imza hanesinin kart hamili tarafından imzalanması gerektiği, b) Kart hamilinin, kartı ve kartın kullanılması için gerekli şifre bilgilerini güvenli bir şekilde koruması ve bu bilgilerin başkaları tarafından kullanılmasına engel olacak önlemleri alması gerektiği, bunların kaybolması, çalınması halinde veya iradesi dışında gerçekleşmiş herhangi bir işlemi öğrenmesi durumunda kart çıkaran kuruluşa derhal bildirim yapmak zorunda olduğu,” düzenlemesi getirilerek bankaların müşterilerine kartın başkasına kullandırılmaması yönünde bilgilendirme yapmakla yükümlü olduklarının düzenlendiğini, oysa davalı bankanın böyle bir sözleşme akdetmediğini ve müvekkilini kart kullanımına ilişkin olarak bilgilendirmediğini; bilirkişilerce de tespit edildiği üzere davalı bankanın müvekkili ile imzaladığı bir bankacılık sözleşmesini dava dosyasına sunmadığını; yani davalı bankanın Kanunun ve Yönetmeliğin kendisine yüklediği sorumluluğu yerine getirmediği dosya içeriği ile sabit olduğunu; buna rağmen Kanunun 16. maddesinden yola çıkılarak müvekkiline sorumluluk yükletir şekilde bilirkişi raporları düzenlendiğini,Bilirkişilerin, dava konusu olayla benzer nitelikteki bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 15.11.2018 tarih ve 2016/13776E., 2018/7105K. sayılı kararına kök raporda yer verdiklerini, ek raporda ise “içerik olarak konumuzla ilgili olduğu kanaatimizi korumakla birlikte, konunun nihai takdiri Sayın Mahkemeye aittir.” şeklinde görüş belirttiklerini, söz konusu Yargıtay kararı incelendiğinde usulsüz imza ile işlem yapan banka ile müşteriye %50’şer kusur yüklendiğinin görüldüğünü; ancak kararda müşteriye kusur yüklenmesinin gerekçelerinin, davacı kooperatifin her yıl genel kurul yapıp hesapları ibra etmiş olması ve yapılan işlemlerin bir kısmına onay verilmiş olması olarak gösterildiğini; oysaki görülen davada Yargıtay kararında belirtilen müşteriye kusur yüklenme gerekçelerinin mevcut olmadığını, müvekkili şirketin, tek ortaklı bir limited şirket olduğunu ve yönetim kurulu bulunmadığını; usulsüz işlemlerden yönetim kurulu faaliyet raporu ile veya genel kurul esnasında sunulan bilançolarla haberdar olunmasının söz konusu olmadığını; bu hususun dosya içindeki belgelerle sabit olduğunu, müvekkilinin davalı ...’un bir kısım usulsüz işlemlerine onay vermesi gibi bir durumun da mevcut olmadığını; bu bakımdan müvekkiline Yargıtay kararında yer aldığı şekliyle kusur yüklenmesi mümkün olmadığını, Dava konusu olayın meydana geliş şekli ve dosyada mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde davalı bankanın müvekkil şirketin uğradığı zarardan %100 sorumlu olduğunu, davalı ...'un, sahteliği ilk bakışta anlaşılabilecek faks talimatları ile ... Bankası nezdindeki dava konusu büyük hesaptan... Bankası nezdindeki küçük hesaba, parça parça küçük miktarlarda para aktardığını, davalı ... Bankası sahte olduğu ilk bakışta anlaşılabilecek faks talimatları ile işlem yaparak kontrol ve özen yükümlülüğünü ihlal ettiği gibi, Kanun’dan kaynaklanan faks talimatı için teyit alma yükümlülüğünü de yerine getirmediğini; davalı ... Bankasının bu yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmasından ötürü diğer davalı ...'un müvekkili şirketin ... Bankası nezdindeki büyük hesabından yaklaşık 3,5 yıllık bir süreçte 458.050,00-TL’yi parça parça sahte faks talimatları ile... Bankası nezdindeki küçük hesaba aktardığını, ...Bankası nezdindeki küçük hesaba parça parça aktardığı bu paraları da kendinde mevcut ATM kartı ile çektiğini ve bu paraların önemli bir kısmını aynı gün kendi şahsi hesaplarına yatırdığını; geri kalanlarını da şirkete veya şirket yetkilisine teslim etmediğini veya şirket için kullanmadığını, tüm bu süreç boyunca davalı banka tarafından müvekkiline hesapların durumuna ilişkin ekstre tebliğ edilmediğini, ...’un şirketteki görevinin sekreterlik olduğunu; müvekkili tarafından kendisine yetki ve görev verilmemiş olan ...’un davalı bankanın ağır ihmal ve kusurundan faydalanarak dolandırıcılık niteliğindeki eylemleri ile yol açtığı zarardan her iki davalının da birlikte sorumlu olduğunu, devletten aldığı lisansla faaliyet gösteren bir güven kurumu olan davalı bankanın, en temel yasal yükümlülüğü olmasına rağmen faks talimatlarının teyidini almadığı ve ilk bakışta sahteliği anlaşılan talimatlarla işlem gerçekleştirdiği için dava konusu zararın oluşmasında %100 kusurlu olduğunu İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının davalı bankanın sorumluluğunun sınırlandırılmasına ilişkin kısmının kaldırılmasına ve davanın davalı bankanın zarardan sorumluluğu sınırlandırılmaksızın tamamen kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı... BANKASI A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme dosyasına sunulan İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/314 E. sayılı dosyasında, davacı şirket sekreteri ve ön muhasebe elemanı olarak çalışan ... hakkında kamu davası açıldığını ve mahkumiyet kararı verildiğini; bu kapsamda ceza dosyasında özellikle görülen davayı etkileyecek "maddi olgular" hususundaki beyanlarını aşağıdaki başlıklar halinde sunduklarını,Banka personelleri hakkında kamu davası açılmadığını, dosyaya sunulan müvekkili Banka müzekkere cevabı ile, dava konusu olayda müvekkili bankanın kusurunun bulunmadığının ortaya çıktığını, davacının internet bankacılığı yolu ile hesaplarından haberdar olduğunun ve hesap hareketlerinin kendisine gönderildiğinin banka cevapları ile ortaya çıktığının belirtildiğini, davacının bizzat kendisinin ...'a ATM kartı ve şifresini verdiğinin ortaya çıktığını, bu hali ile ceza dosyası kapsamında müvekkili Bankaya kusur izafe edilecek husus bulunmadığını, Banka personelleri hakkında davacı şikayetçi olmuş ise de, personeller hakkında kamu davası dahi açılmadığından, hukuk davasında müvekkili bankaya kusur izafe edilemeyeceğini,davacının ceza davasına esas Savcılık şikayetinde müvekkili Banka şube çalışanları hakkında da şikayetçi olduğunu, savcılık tarafından müvekkili Banka personelleri hakkında takipsizlik kararı verildiğini ve haklarında kamu davası açılmadığını, bu hususun dahi başlı başına müvekkili Banka ve personellerinin herhangi bir hukuka aykırı eylemlerinin bulunmadığını, davacı şirketin müvekkili Banka nezdindeki hesaplarından gerçekleşen işlemlerinde Banka prosedür ve mevzuatına uygun hareket ettiklerini, gerekli tüm kontrollerin ve incelemelerin yapılması neticesinde dava konusu işlemlerin gerçekleştiğini gösterdiğini, İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin vermiş olduğu 08.05.2019 tarihli kararın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından; ... Bankasına müzekkere yazılarak dava konusu faks talimatlı işlemlerin ne şekilde gerçekleştiği ve işlemlere ilişkin davacının teyidinin alınıp/alınmadığı sorulması gerektiği gerekçesi ile bozulduğunu, bozma kararı gereğince müvekkili Bankaya hitaben yazılan müzekkereye verilen cevabın bir örneği ilk derece mahkemesine sunulmakla işbu dilekçeleri ekinde de sunduklarını, müzekkere cevabında özetle; şube personeli tarafından talimatlardaki imzalar ile sistemde kayıtlı imza arasında tutarlılık bulunması; faks talimatlarının firmanın sistemde kayıtlı faks numarasından gelmesi; talimatlarda yer alan alıcının bir başka bankadaki firma hesabı olması(davacının iki banka nezdindeki hesapları arası havale olması) gibi hususlar gözetilerek; ayrıca işlem teyidi almaya gerek kalmaksızın işlemlerin gerçekleştirildiği ve bu durum iç süreçlere aykırılık teşkil etmediği, yukarıdaki hususlar gözetilerek müşteriden herhangi bir teyit alınmasına gerek olmasa da; muhtelif zamanlarda müşteri temsilcisi yardımcıları tarafından zaman zaman firma yetkilisi Ibrahim ..'ı zaman zaman şirket çalısanı ...'u aranarak işlemlerle ilgili teyit alındığı, diğer taraftan konuya ilişkin bir müfettişlik raporu olmamakla birlikte; yapılan incelemelerde; müşterinin şikayetçi oldugu EFT işlemleri haricinde 2005 yılından bu yana gerçekleşmiş toplam tutarı 641.537 TL olan 160 adet talimat ile para çekme, havale, EFT işlemleri olduğu; bu 160 adet islemin 109 tanesinin de benzer sekilde faks yoluyla gerçekleştiği, 27 adet faks talimatı ile ...'ın kendi hesaplarına da 126.413 TL tutarında islem yapıldıgı; müsteri tarafından herhangi bir itirazın bulunmadığı, (itiraz konusu olmayan onlarca işlem olduğunun ortaya çıktığını), ayrıca toplam tutarı 296.054 olan internet bankacılığı üzerinden gerçeklesmis olan 134 adet havale ve EFT islemi olduğu; firma sahibi ... ve firma mali müşaviri ...'un internet bankacılıgı yetkisi olduğu; 2011-2015 yılları arasında muhtelif tarihlerde 32 kez internet bankacılığına giriş yapılarak hesap hareketlerinin incelendiği, müşterinin sistemde kayıtlı işyeri adreslerine müsterinin şikayetçi olduğu hesaba yönelik 2009 yılından itibaren aylık olarak hesap hareketlerinin detayının basılı ekstre olarak gönderildiği, firmanın mizan bilgileri ile Haziran 2015 verileriyle sistemde yer alan bakiyenin uyumlu olduğu, hususlarının tespit edildiğinin belirtildiğini, ceza dosyasındaki yukarıda tespitler karşısında müvekkili bankaya kusur izafe edilemeyeceğini, davacı şirketin gerek internet bankacılığı gerekse de kendisine gönderilen hesap hareketleri ile hesaplarından haberdar olduğu tespit edildiğinden, ceza dosyasındaki verilen karardan bağımsız maddi olgulara dair tespitler esas alınarak haksız ve hukuka aykırı davanın tümden reddi gerektiğini,Davacının müvekkili banka nezdindeki işlemlerinden bir zararı bulunmamakta olduğunu, müvekkili bankaya iletilen talimatlarda, müvekkili banka nezdindeki tutarların, davacının... Bankası nezdindeki hesaplarına gönderilmesinin talep edildiğini; bu şekilde dava konusu tutarlar 3. bir kişinin hesabına değil yine davacının başka bir banka nezdindeki hesaplarına gönderildiğinden, dava konusu tutarlar davacının uhdesinde yani yine kendisinin malvarlığında kaldığını, davacının işbankası nezdinde bulunan hesabından tasarruf edilen tutarlar bakımından ise, ilgili işlemler, İşbankası nezdinde gerçekleşmiş olduğundan, bu işlemler nedeniyle müvekkili Bankanın sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, tutarın başka bir bankaya gönderilmesinden sonra başka bir banka nezdinde gerçekleşen bankamatik kartı ile para çekme işlemleri nedeniyle bir zarar iddiası varsa, bu zarar ile müvekkil banka nezdinde gerçekleşen işlem arasında uygun bir illiyet bağının bulunmadığını,Bilirkişilerin de raporlarında aşağıdaki şekilde, dava konusu zarar ile illiyet bağı içerisinde olan eylemin, davacı şirketin ATM kartını ve şifresini diğer davalı ile paylaşması ve yine, 2011-2015 yılı arasında hesaplarından haberdar olmasına rağmen, işlemlere itiraz etmeyerek zarar doğmasına neden olmadığını kabul ettiğini, ilk derece mahkemesi dosyasına sunulan ek raporda bilirkişilerin, davacı şirketin dava konusu işlemler nedeniyle icazet verdiğini net ve açık şekilde ortaya koyduğunu,davacı şirketin dava konusu işlemlerden sonra internet bankacılığı aracılıyla gerek davacı şirket sahibi gerekse de yetkilendirdiği kullanıcı aracılığı işlemler yaptığını; şirkete gönderilen ekstreler ile haberdar olduğunu; ayrıca dava konusu işlemlerin davacı şirketin defterlerine işlenmiş mizan kayıtlarına kaydedildiğini, davacının, hesaplarından gerçekleşen işlemlerden haberdar olmasına rağmen dava konusu işlem hakkında herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmemiş olmasının hesapları üzerinde gerçekleşen işlemlere hukuken icazet verdiğini ve bu yönüyle müvekkili bankaya güven verdiğini ortaya koyduğunu, uzun zamana yayılan işlemlerde, özellikle ticaretle uğraşan kişilerin hesaplarından haberdar olmadığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu; ayrıca; dosyada mevcut kararlara ek olarak aşağıdaki emsal Yargıtay kararları gereğince de İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın tümden reddi gerektiğini (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 2020/422 E. ve 2022/837 K. sayılı, 18.05.2022 tarihli kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2018/4414 E. ve 2020/1829 K. sayılı ve 20.02.2020 tarihli kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2018/2999 E. ve 2020/460 K. sayılı ve 16.01.2020 tarihli kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2017/118 E. ve 2017/222 K. sayılı, 11.05.2017 tarihli kararı) Faks talimatları ile işlem yapılırken teyit almadığı gerekçesi ile kusurlu olduklarına ilişkin görüşü kabul etmediklerini, dava konusu para çekim işlemlerinin bankacılık işleyişine uygun şekilde gerçekleştiğini, davacı şirketin hesaplarından gerçekleşen ve dava konusu yapılan ödemelerin, davacı şirket tarafından müvekkili bankaya iletilen davacı tarafından verilen yazılı talimata faks talimatları gereğince yapıldığını, talimatlar bankaya ibraz edildiğinde, talimatta yer alan imza ile davacının bankaya ibraz ettiği sirkülerin incelendiğini ve imzaların davacı şirketin yetkililerine ait olması ve imzaların imza sirkülerine uyumlu olması nedeniyle işlem yapıldığını, davacı şirketin çok uzun yıllardır müvekkili bankanın müşterisi olduğunu; davacı şirketin yetkilisi ..., sürekli yurtdışında olduğu için, işlemlerin diğer davalı ... tarafından gerçekleştirilmekte olduğunu; ...’ın bilgisi doğrultusunda, işlemlerin diğer davalı ... tarafından gerçekleştirildiğini, diğer davalı ...'un, çok uzun yıllar boyunca davacı şirketin işlemlerini gerçekleştiren, itiraz edilmeyen işlemler yapan ve bu şekilde işlem yapması konusunda müvekkili bankada güven oluşturulan bir kişi olduğunu; bu güvenin, davacı şirket tarafından müvekkili bankaya verildiğini, dava konusu hesabın; davacı şirketin ticari ödemelerinin yapıldığı ticari hesabı olduğunu; davacı şirketin dava konusu işlemleri tespit etmemesinin mümkün olmadığını, bilirkişilerin de; dava konusu ticari hesabın hareketlerinin ve işlemlerin davacı tarafından tespit edilmemesinin, mümkün olmadığını belirttiğini, davacı şirkete ait; 01/01/2012-31/12/2012 yıllarına ait mizan kayıtları gereğince; davacı şirketin ... numaralı hesap bakiyesinin 21.643,97 olduğunu, örneğin yine 01/01/2015-31/12/2015 yıllarına ait mizan kayıtları gereğince; davacı şirketin ... numaralı hesap bakiyesi 24.363,47 TL olduğunu, ilgili mizan kayıtlarında, şirket hesaplarının yıl sonu bakiyesi yer almakta olup; davacı şirketin hesap hareketlerinden ve yine hesap bakiyesinden haberdar olmadığını iddia etmesinin mümkün olmadığını; dava konusu işlemler 3 yıl süre ile devam etmiş olup; iddia edildiği gibi 458.050,00 TL gibi bir tutarın farkına varılmamış olduğu iddiasının kabul edilemez ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,Davacı şirket gerek internet bankacılığı gerekse de kendisine gönderilen ekstrelerle, hesaplarından haberdar olduğunu, dava konusu hesabın, davacı şirketin, şirket faaliyetleri kapsamında kullandığı genel hesabı olduğunu; davacı şirketin sistemde kayıtlı bulunan işyeri adresine, dava konusu hesaba ilişkin hesap ekstreleri aylık olarak gönderildiğini; ilgili ekstrelerin gönderilmesine ilişkin banka kaydı ve PTT bilgilerinin de dosyaya sunulduğunu, bilirkişilerin de, müvekkili banka tarafından davacı şirkete hesaplarına ilişkin ekstre gönderildiğini kabul ettiğini; bu şekilde müvekkili banka tarafından gönderilen ekstrelerle, dava konusu hesaplarla ilgili davacı şirkete bilgi verildiğini, diğer taraftan davacı şirketin, gerek şirket sahibi gerekse de yetkilendirmiş olduğu internet bankacılığı kullanıcıları aracılığıyla, hesaplarından ve hesap bakiyesinden haberdar olduğunu; davacı şirketin internet bankacılığı kullanıcıları gerek şirket sahibi gerekse de ... olduğunu,Davacı şirketin internet şubesi üzerinden hesapları hakkında bilgi sahibi olması karşısında hiçbir inceleme yapmaması ve aylar sonra açılan dava ile kendi kusurundan kaynaklanan sorumluluğu Bankaya yüklemeye çalışması hukuka aykırı olduğu gibi, bizzat kendisi tarafından internet bankacılığı aracılığıyla hesaplarını kontrol etmesi yanında; kendi yetkilendirdiği ve herhangi bir itirazının olmadığı kullanıcı ... tarafından yapılan işlemlerden haberdar olmamasının mümkün olmadığını (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2014/17575 E. ve 2015/12649 E. Sayılı ve 26.11.2015 tarihli kararı),Davacı dava konusu işlemlere icazet vermiş olmakla birlikte, esasen dava konusu zararın, davacının... bankası nezdindeki hesabına ait ATM kartını, diğer davalı ile paylaşması nedeniyle gerçekleştiğini, yani, davacı şirketin hesaplarından haberdar olduğu bu derece net iken, müvekkili bankanın her bir işlem öncesinde şirketten teyit almadığı gerekçesi ile kusurlu kabul edilmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini,İleri sürerek, açıklanan nedenlerle; tehiri icra taleplerinin kabulüne, istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ispatlanamayan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı şirketin davalı banka nezdindeki hesabından, davalı çalışanı ... tarafından faks yolu ile gönderilen sahte talimatlara istinaden yine davacı şirketin dava dışı... Bankası nezdindeki hesabına 2012-2015 yılları arasında toplam 485.000,00-TL eft yapıldığı, davalı ...'un uhdesindeki bankomat karşı ile davacının... Bankası hesabına transferini sağladığı tutarları ATM'den çekerek kendi hesabına yatırdığı iddialarına dayalı olup, oluşan zararın davalılardan müteselsilen tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın davalı ... yönünden tam, davalı banka yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuş, davalı ... vekiline istinaf harç ve giderlerinin yatırılması için gönderilen kesin süreli muhtıraya rağmen, süresinde istinaf harç ve giderlerinin yatırılmaması üzerine 12/11/2024 tarihli ek karar ile bu davalının istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiş, davalı vekiline tebliğ edilen ek karara karşı süresinde istinaf başvurusunda bulunulmadığı anlaşılmış olup, istinaf incelemesi davacı ve davalı banka ile sınırlı olmak üzere gerçekleştirilmiştir.Mahkemece taraf delilleri toplanmış, davacı çalışanı ... hakkında eldeki davaya da konu eylemler nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında İstanbul Anadolu 7 Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde açılan kamu davası dosyası celbedilmiş ve bekletici mesele yapılmış, iki bankacı ve bir mali müşavir bilirkişiden oluşan heyetten kök ve taraf itirazları üzerine ek rapor alınmış, taraf itirazları üzerine bir hukukçu bir mali müşavir ve bir bankacı bilirkişiden oluşan heyetten yeni bir rapor alınmış, bekletici mesele yapılan ceza davası dosyasında ...'un zincirleme şekilde güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine ilişkin kararın kesinleşmesi akabinde, ilk heyet ek raporu ile son heyet raporundaki birbiri ile uyumlu tespitler doğrultusunda, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın davalı Deniz yönünden tam, davalı banka yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava dilekçesindeki ve aşamalardaki iddiaların tekrarı mahiyetinde olup, ayrıca davalı banka tarafından hesap ekstrelerinin davacıya aylık olarak gönderildiğinin ispatlanamadığı, süresinden sonra sunulan excel tablosundaki internet bankacılığı kullanım verilerine muvafakat etmedikleri, bu verilerin doğru olduğu kabul edilse dahi davacı şirket yetkilisinin 2012-2015 yılları arasında sadece beş kez internet bankacılığını kullanmış olması ve bu kullanım tarihleri tibariyle dava konusu edilen işlemlerin büyük çoğunluğunun henüz gerçekleşmemiş olması karşısında, işlemlerden haberdar olunduğunun ve işlemlere icazet verildiğinin kabul edilemeyeceği, faks ile gönderilen eft talimatlarını teyit almadan uygulayan davalı bankanın %100 oranında kusurlu olduğu, yine davalı bankanın kart kullanımı hususunda davacıyı bilgilendirmediği yönündedir.Davalı banka tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; cevap dilekçesindeki ve aşamalardaki savunmaların tekrarı mahiyetindedir.Davalı ... tarafından öncelikle davalı bankaya gönderilen faks talimatları ile yine davacı şirkete ait dava dışı... Bankası nezdindeki hesaba eft yaptırıldığı, davalı ...'un bizzat davacı şirket yetkilisi tarafından şifre bilgileri ile kendisine verilmiş olan... bankası bankomat kartını kullanarak davacı şirket hesabına eft yoluyla aktarılan parayı peyderpey ATM'den çektiği ve kendi hesabına yatırdığı hususları ihtilaf konusu değildir.Davacı çalışanı olan diğer davalı tarafından davalı bankaya 2012 ila 2015 yılları arasında ve çok sayıda eft işlemi talimatı gönderildiği, bu faks talimatlarına istinaden eft işlemlerinin gerçekleştirildiği, gerek davacı şirket yetkilisinin, gerekse internet bankacılığına giriş yetkisi verilen davacı şirket muhasebecisinin bu tarih aralıklarında internet bankacılığına girerek işlem yaptıklarının anlaşıldığı, bu durumda üç yılı kapsayan süre boyunca internet bankacılığı yoluyla hesabına giren ve hesaplarını kontrol imkan bulunan davacının, bu kadar uzun süre herhangi bir işlem itirazında bulunmaması karşısında, artık yapılan işlemlere icazet verdiğinin kabulü gerektiği; öte yandan dava konusu zararın ortaya çıkmasının eft talimatları ile davacının davalı banka nezdindeki hesabında bulunan mevduattan dava dışı... Bankası'nda bulunan hesabına para gönderilmesinden kaynaklanmadığı, zararın; bizzat davacı şirket yetkilisi tarafından şifre bilgileri ile birlikte fiziken kendisine... Bankası bankomat kartı teslim edilen davacı çalışanı davalı ...'in, bu bankomat kartını kullanarak ATM'den para çekmesi nedeniyle ortaya çıktığı, bu bankomat kartı dava dışı... Bankası tarafından davacıya verilmiş olup, davalı bankanın, kendisi tarafından verilmemiş kart ve şifre bilgilerinin ne şekilde korunması gerektiğine yönelik davacıyı bilgilendirme yükümlülüğü de bulunmadığı, bu durumda bir an için davacının işlemlere icazet vermediği kabul edilse dahi, kartını ve kart şifre bilgilerini korumayan davacının müterafik kusurunun ve diğer davacı çalışanı olan diğer davalının eyleminin zarar ile davalı banka eylemi arasındaki illiyet bağını tamamen keseceği, açıklanan gerekçelerle davanın davalı banka yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmış, davalı bankanın istinaf başvurusu haklı bulunmuştur (bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2023/5281 esas, 2024/6948 karar sayılı; 2023/4515 esas, 2024/7869 karar sayılı ilamları)Dava konusu zararı oluşturan eylemin gerçekleşme biçimine ve dairemizin kabulüne göre; davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle; davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, yapılacak başkaca tahkikat işlemi ve toplanacak delil bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, davanın davalı banka yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı.... BANKASI A.Ş.'nin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/05/2024 tarih ve 2015/1146 Esas 2024/392 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 3-Davalı... Bankası A.Ş'ye karşı açılan davanın REDDİNE, 4-Davalı ...'a karşı açılan davanın kabulü ile 458.050,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 5-Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 31.289,40-TL harçtan, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 7.822,35-TL harcın mahsubu ile bakiye 23.467,05-TL karar harcının davalı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan 6.900,00-TL bilirkişi ücreti, 764,00-TL tebligat posta gideri, 7.854,15-TL peşin harç ve başvuru harcı olmak üzere toplam 15.518,15-TL yargılama giderinin davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, 7- Davalılar tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihindeki AAÜT'nin 13/1 fıkrası uyarınca hesaplanan 70.127,00-TL nispi vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, 9- Davalı... Bankası A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4 fıkrası uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine, 10-Bakiye gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 12-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 13-Davalı... Bankası A.Ş. tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde ve karar kesinleştiğinde iadesine, 14-Davalı... Bankası A.Ş. tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 500,00-TL dosyanın istinafa gidiş-dönüş masrafı toplamı olan 1.669,40-TL'nin davacıdan tahsili ile davalı... BANKASI A.Ş.'ye verilmesine, 15-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran... BANKASI'na iadesine, 16-Bakiye gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay' da temyiz yolu açık olmak üzere 22/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.