T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/31 - 2026/72 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/31 KARAR NO : 2026/72 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/07/2023 NUMARASI : 2022/144 E. - 2023/68 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Ha…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/31 - 2026/72 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/31 KARAR NO : 2026/72 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/07/2023 NUMARASI : 2022/144 E. - 2023/68 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/07/2023 tarih ve 2022/144 E. - 2023/68 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı şahıs vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." markasının ... nezdinde 13.12.2004 tarihinde tanınmış marka olarak ilan edildiğini, 2015 yılında hayata geçirilen "..." konsepti kapsamında "..." markasının yanı sıra "... ... ...", "... ... ...", "... ..." markalarının tescil ettirildiğini, yaygın ve yoğun reklam kampanyaları ile sektör gözetmeksizin tüm tüketici kesimlerinde yüksek bilinirliğe ulaştığını, müvekkili markalarını mesnet göstererek davalı şahsın 2021/023755 sayılı ve "... ..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı TÜRKPATENT 2022-M-1506 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, davaya konu markanın müvekkile ait itiraza ve davaya dayanak markalarla iltibas tehlikesi yaratacak derecede benzer olduğunu ve 25. sınıfta bire bir aynı ürünleri kapsadığını, başvurunun tescili halinde müvekkilinin tanınmış markalarından haksız yarar sağlayacağını, davalının yakın akrabası olan "..." adına yapılan 2017/119199 sayılı marka başvurusunun reddedilmesine rağmen ...'un bu markayı müvekkiline ait "..." markaları ile iltibas yaratacak şekilde kullanmaya devam ettiğini, dava konusu markanın davalı ile birlikte hareket eden dava dışı akrabası/ortağı ile gerçekleştireceği muhtemel marka tecavüzü eylemlerine haklılık ve meşruluk zemini hazırlamak için tescil ettirildiğini, dolayısıyla hükümsüzlüğü istenen marka başvurusunun SMK'nın 6/9. maddesi anlamında kötüniyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, YİDK’nın 2022-M-1506 sayılı kararının iptaline ve dava konusu 2021/023755 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şahıs vekili, müvekkiline ait tescilli "... ..." ibareli markada "..." kelimesinin önce "..." kelimesinin daha sonra yazıldığını, davacıya ait mesnet markalarda ise "..." kelimesinin önce "..." vs kelimelerin daha sonra yazıldığını, kelimelerin sıralanış biçimine bakıldığında markaların benzemediğini, dava konusu markanın tescil edildiğini, tescil edilen bir markanın kullanımının suç olmadığını, bu sebeple müvekkilinin haksız fiilinden söz edilemeyeceğini, davacının "..." koleksiyonunun bilindik bir marka olmadığını, davacının ... kot üzerinde tekel oluşturmayı istediğini, haksız yarar, haksız rekabet veya kötüniyete dair delil bulunmadığını, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, benzerlik iddiasında bulunan davacının kötü niyetli olduğunu, davacının prestij kaybına uğradığı söyleminin soyut bir iddia olduğunu, davacının belirttiği 2018/227 D. İş sayılı dosya kapsamındaki davanın kesinleşmediğini ve istinaf edildiğini, "... ..." markasının müvekkil adına tescil edildiğini ve markanın hükümsüzlüğü şartlarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "... ... ...", "...", "i+şekil+...", "...", "...", "...+şekil", "... ...", "... ..." esas ibareli markalar ile davalının "... ..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak davalıya ait marka ile davacıya ait markalardan sadece 2019/53502 tescil numaralı ve "... ..." ibareli markada, marka imajı taşıyan unsurlardan bir harf hariç markaların görsel, sesçil ve kavramsal olarak birbirlerine benzemesi karşısında markaların bütünsel olarak benzer olduğu; dava konusu markaya eklenen farklara rağmen genel imaj içerisinde kaybolmaması ve bütünsel varlığını halen korumaya devam etmesi nedeniyle işaretlerin bütünsel algı itibariyle birbirleriyle ilişkilendirilebilirliği karşısında üst düzey dikkate ve özene sahip tüketicilerin bile yanılgı yaşamalarının mümkün olacağı, dolayısıyla ilgili tüketici kitlesinin taraf markalarını aynı/aynı tür ya da benzer mallar/hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, önceden bildiği ve tanıdığı davalıya ait 2019/53502 tescil numaralı ve "... ..." markasını birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunduğu, davaya konu başvurunun davalıya ait marka serisinden biri olarak algılanacağı, "..." esas unsurlu markalarından ve bu marka adı altında sunmakta olduğu hizmetten haberdar olan ilgili tüketicinin davacı markasının davalıya ait olduğunu, onun izni ile kullandığını düşünme ihtimalinin bulunması, tüketicilerin davalı markalarından edindiği izlenimi davacı başvurusuna aktarabilecek olması, tüketicinin iki ayrı marka ile karşı karşıya kaldığını fark etse dahi her iki markanın da aynı iktisadî veya idarî kaynağa ait olduğu yanılgısına düşebilecek olması karşısında dava konusu marka başvurusunun tüm sınıfları bakımından SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu; davacı yan "... ..." ibaresinin tanınmış marka olduğunu iddia etmiş ise de, bilirkişi heyeti tarafından yapılan araştırmada anılan markanın davacı adına tanınmış marka olarak tescil edildiğine dair herhangi bir kayıt bulunamadığı, davacı markalarının davalı tescilinden etkilenmesi, sulandırılması, itibarına veya ayırt edici karakterine zarar verilmesi, davalı yanca haksız menfaat temin edilmesi olasılığının mevcut olduğunun somut deliller ile ispat edilememesi karşısında SMK'nın 6/5. maddenin uygulama şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, YİDK'nın 2022-M-1506 sayılı kararın iptaline, davalıya ait 2021/023755 kod nolu "... ..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şahıs vekili, taraf markaları arasında benzerlik olmadığını, haksız yarar, haksız rekabet ve kötüniyete ilişkin delil bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu marka ile davacının mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, zira dava konusu markanın davacının "..." ibareli markasındaki kelimelerin yerlerinin değiştirilmesi ve "M" harfi yerine "N" harfinin kullanılması ile oluşturulduğu, bu hali ile dava konusu markanın davacının seri markalarından biri olarak algılanacağı, davalı şahıs markasının davacı markalarının tescilli olduğu 25. sınıf malları da kapsadığı, davalı markasını gören tüketicilerin bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayamayacağı, nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.11.2024 tarih ve 2024/83 E.-2024/8252 K. sayılı kararında "..." ibaresinin davacının markalarıyla benzer bulunduğu anlaşılmakla, davalı şahıs vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı şahıs vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca ayrı ayrı alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şahıs ile davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 27/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.