İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/01/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firma ile davalılar ... A.Ş. (...) ile ... A.Ş. (...) arasında 09.06.2010 tarihinde müvekkilin muhasebe yönetimi, finans yönetimi, sabit kıymetl…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1056 KARAR NO : 2026/104 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/06/2021 NUMARASI : 2017/853 Esas - 2021/513 Karar DAVA: Tespit İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/01/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firma ile davalılar ... A.Ş. (...) ile ... A.Ş. (...) arasında 09.06.2010 tarihinde müvekkilin muhasebe yönetimi, finans yönetimi, sabit kıymetler, stok, depo otomasyonu üretimi, kalite kontrol, dış ticaret otomasyonu, bordro programlarının işletilmesi ve yazılımının geliştirilmesine ilişkin ve müvekkilce bu hizmete karşılık sözleşmede belirlenen bedellerin ödeneceğine ilişkin ... ... Satış Sözleşmesi” imzalandığını, sözleşmenin “...’NİN görev ve sorumlulukları” altında düzenlenen 3. Maddesinde; “İlk bir sene tüm ...’ler ücretsiz olup bundan sonraki seneler için ...’lerin (güncellemelerin) ücreti 6.000-TL+KDV olarak belirlenmiştir” şeklinde açık hüküm bulunmasına rağmen davalı tarafından, müvekkilce 06.07.2017 tarihinde davalılardan programda güncelleme talep edildiğinde, ... tarafından güncelleme (...) bedeli olarak 47.474,00 TL + KDV talep edildiğini, davalı tarafından talep edilen miktarın fahiş olup hem sözleşme hükümlerine hem de hakkaniyete aykırı olmakla aynı zamanda ticari ahlakla da bağdaşmadığını, davalı tarafın sözleşmeye aykırı teklif vermekle müvekkiline hizmet sağlamamakta olduğunu, müvekkili ile davalılar arasında süregelen ilişki irdelendiğinde taraflar arasında işbu sözleşme hükümlerinin uygulandığını, mamafih davalıların hiçbir neden olmaksızın, (...) bedeli olarak 47.474,00 TL + KDV talep ettiğini, bu hususun hukuka aykırı olduğunu, tarafların sözleşme hükümlerine uygun hareket etmesi gerektiğini, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu 11.vd. (mülga 6762 Sayılı Kanun) çerçevesinde davalılar tacirdir ve yine anılan Kanunun 18. maddesi gereğince tacirin basiretli iş adamı gibi hareket etmesi asıldır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 18 / 2 maddesi aynen şu şekildedir; “Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir”. Bu halde davalının sözleşme maddelerini müzakere ederek imzalaması sonrasında başkaca talepler bulunması basiretli iş adamı hareketlerine uymadığını, davalı tarafınca talep edilen bedelin hukuki dayanağı bulunmadığını, davalı tarafın sözleşmede düzenlenenden ve taraflar arasında süregelen ticari ilişkiden farklı olarak iki yılda tahsil edilen bedelin 2 katından fazla ... bedeli talep ettiğini, bu hususun iyiniyet ve dürüstlük kurallarına da aykırı olduğunu, davalı firmaca müvekkili firmanın ... işleminin derhal yapılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerinden 3.1 maddesindeki hükmün sözleşme sona ermiş olsa bile davalının taahhüdü niteliğinde olduğundan halen geçerli olduğunun tespitini, taraflar arasında imzalanan sözleşme çerçevesinde ... bedelinin “6000,00-TL+KDV” olduğunun, bu kabul edilmeyecek ise bu bedele eklenecek üfe oranı kadar artacak miktarın ... bedeli olarak belirlenmesini, bu taleplerimiz kabul edilmeyecek ise ... bedelinin mahkemeniz tarafından belirlenerek taraflar arasındaki muarazanın menini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını, Ankara ilinde olduğu gözetilerek davanın en az sayıda duruşma ile yürütülmesini ve yazılım acil ve güncel bir ihtiyaç olduğundan davanın en kısa sürede sonuçlandırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının huzurdaki dava ile talebi, taraflar arasında 09.06.2010 tarihinde akdedilmiş olup, 30.06.2011 tarihinde sona ermiş olan sözleşmenin 3.1’nci maddesinin sözleşmenin sona ermiş olmasına rağmen uygulanması gerektiğinin tespiti ile, bu madde uyarınca verilecek hizmetin bedelinin mahkemece belirlenmesinden ibaret olduğunu, davacının bu talebi ile birlikte tespitini ve bedelinin belirlenmesini talep ettiği hizmetin ihtiyati tedbir yoluyla davalı müvekkile gördürülmesini ve hizmet bedelinin mahkemece belirlenmesini talep ettiğini, ihtiyati tedbir kararı 6100 sayılı HMK’nın “Geçici Hukuki Korumalar” başlıklı 10’ncu kısmında düzenlenmiş olup, ancak mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde verilebildiğini, işbu davaya konu olayda ihtiyati tedbir için aranan “hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması”, “tamamen imkânsız hale gelmesi” veya “gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacak olması” şartları gerçekleşmediği gibi; davacı, davanın esası hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiğini, oysaki ihtiyati tedbir HMK’nın sistematiği içerisinde de açıkça görüleceği üzere bir geçici hukuki koruma olup, davanın esasını halleder şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemez. Yerleşik Yargıtay içtihadı da bu yönde olup, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin “2012/2615 K. 2012/7420 T. 21.3.2012 T.” künyeli kararı da bu yöndeki içtihadın bir örneğini teşkil ettiğini, taraflar arasında 09.06.2010 tarihinde akdedilen sözleşmenin bir yazılım lisans sözleşmesi olduğunu, davacı tarafın müvekkil şirkete ait ... paket programlarından sözleşmede belirtilen modüller kapsamında kullanım lisansını almasına ilişkin olduğunu, bu kapsamda 09.06.2010 tarihinde ilgili sözleşme imzalandığını, karşılığında davacıya ... no.lu lisans verildiğini, işbu lisansın 01.07.2013 tarihinde ... no.lu lisans ile değiştirildiğini, davanın esasını halleder şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden ve ihtiyati tedbir için aranan şartlar oluşmadığından davacının ihtiyati tedbir kararının reddini, davaya konu sözleşme 2011 tarihinde yürürlükten kalkmış olması sebebiyle sözleşmenin 3.1’nci maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığından ve ilgili sözleşmenin davacının müvekkil şirketten talep ettiği güncelleme hizmetini içerir nitelikte bulunmadığından davanın esastan reddini, yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Her ne kadar ilk sözleşmenin 3.1 maddesinde 'ilk bir sene tüm upgradeler ücretsiz olup bundan sonraki seneler için upgradelerin ücreti 6.000+KDV olarak belirlenmiştir' şeklinde düzenleme olsa da; sözleşmenin süreli olduğu, güncellenip durduğu, yeni modüller eklendiği, taraflar arasında bu maddenin hiç uygulanmadığı, mevcut koşullara ve eklemelere göre güncelleme bedelleri teklif edildiği ve ödendiği anlaşılmakla davacı tarafın muarazanın, sözleşmenin 3.1 maddesine göre giderilmesi talebi mahkememizce kabul edilmemiştir. Mahkememizce 27/06/2020 tarihli bilirkişi raporu denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmakla, raporda da belirtildiği gibi; 2013 ve 2014 yıllarında ... ve ...-1 lisans numaralı ... Paket Programları Lisans Anlaşması ile E-Fatura ve E-Defter modülerinin 09.06.2010 tarihindeki sözleşmede yer almadığı, 2 ayrı modül olarak ilk sözleşmede teslimi taahhüt edilen uygulamaya sonradan eklendiği, bu sebeplerle 09.06.2010 tarihli sözleşme gereği, dava konusu yazılımın ilgili tarihteki mevcut modüllerle birlikte değerlendirildiğinde 2017 yılı için yıllık güncelleme bedelinin 9.969TL + KDV, ana sözleşmede yer almayan ve yazılıma sonradan ilgili kanun, mevzuat veya müşteri talebi doğrultusunda eklenen ve ek geliştirme gerektiren E-Fatura modülü için yıllık 2.496TL + KDV yine benzer sebeple sonradan eklenen E-Defter modülü için yıllık 2.270TL + KDV olmak üzere toplam 19.985TL + KDV bedelin yani davalının 19.06.2017 tarihli teklifin makul olduğu, devam eden yıllar için ise tekliflerinde yer alan yıllık TEFE + TÜFE/2 oranında artış oranında yazılımın ana sözleşme ve sonradan eklenen modüllerle birlikte güncelleme bedelinin belirlenebileceği ve muarazının bu şekilde giderilmesi gerektiğine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının istinaf talebinin usule ve yasalara aykırı olduğunu reddi gerektiğini, davalı tarafınca talep edilen bedelin hukuki dayanağı bulunmadığını, davalı taleplerinin dürüstlük kurallarına da aykırı olduğunu, sözleşmeye uygun şekilde bedel tahsil edilmesi gerektiğinin tespiti ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi gerektiğini, dava konusu zarar miktarının tespiti açısından huzurdaki dosyada farklı tarihlerde sunulmuş iki rapor arasındaki çelişki giderilmeden verilen kararın usul ve yasalara aykırı olduğunu, davalı tarafın güncelleme fiyatı olarak talep edebileceği miktarın tespiti konusunda, dosyaya sunulan, sonucu farklı iki adet bilirkişi raporundaki çelişkili durum giderilmeden karar verilmesinin usule ve yasalara aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından haksız, hukuka ve usule aykırı olarak ikame edilen davanın usulden reddi gerekirken mahkemece esasa ilişkin inceleme yapılarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, eksik ve hatalı hesaplamalar bulunan rapordaki tutarın mahkemece hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, 09.06.2010 sözleşmenin ve 3.1 maddesinin yürürlükte olmadığını, yürürlüğü kalmayan bir sözleşme ve programa ilişkin güncelleme maddesinin halen ve aynı şekilde geçerli olduğunun kabulünün akla, hukuka aykırı olduğunu, dava konusu fiyat teklifinin davalı firma tarafından yeni lisans sözleşmesi uygulamaları dahilinde ve ek modülleri de kapsar şekilde 2017 yılı tüm müşterilere uygulanan güncel fiyat listesi üzerinden yapıldığını, dava dosyası içerisinde 2017 yılı fiyat teklifi listesi sunulduğunu, bilirkişi tarafından söz konusu fiyat listesi içerisinden herhangi bir araştırma yapılmadığını, bilirkişi tarafından incelenen rapora dayanak yapılan fatura içeriklerinin neye ilişkin olduğuna dair hiçbir inceleme yapılmadığını, sadece faturalar arasında rakamlar karşılaştırılmak suretiyle rapor oluşturulduğunu, bu nedenle raporun eksik ve yetersiz olduğunu, bilirkişinin davalı taraf iddialarını karşılayacak şekilde incele yapmadığını, dosyanın eksik ve hatalı olmasına sebep olduğunu, doğru ve güncel bir tespitin yapılabilmesi adına dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmesi gerektiğini, yargılama giderlerinin davalı yan üzerinde bırakılmasına dair verilen kararın hukuki sebebinin davalı tarafça anlaşılamadığını, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin kararın kaldırılarak, davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, ticari satıma konu lisanslı ürünün güncelleme bedeline ilişkin muarazanın giderilmesi istemidir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ve bilirkişi raporu esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuş, davacı vekili de katılma yolu ile istinaf isteminde bulunmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; mahkemece kurulan hükmün dosya kapsamına uygun olup olmadığı noktasındadır.Davacı; taraflar arasında düzenlenen 09/062010 tarihli sözleşme hükümlerinden 3.1 maddesindeki hükmün sözleşme sona ermiş olsa bile davalının taahhüdü niteliğinde olduğundan halen geçerli olduğunun tespitini, taraflar arasında imzalanan sözleşme çerçevesinde ... bedelinin “6000,00-TL+KDV” olduğunun, bu kabul edilmeyecek ise bu bedele eklenecek ÜFE oranı kadar artacak miktarın ... bedeli olarak belirlenmesini, bu taleplerimiz kabul edilmeyecek ise ... bedelinin mahkemeniz tarafından belirlenerek taraflar arasındaki muarazanın menini talep etmiştir. Davalı taraf 09/062010 tarihli sözleşmenin 30.06.2011 tarihinde sona erdiğini, taraflar arasında 09.06.2010 tarihinde akdedilen sözleşmenin bir yazılım lisans sözleşmesi olup müvekkil şirkete ait ... paket programlarından sözleşmede belirtilen modüller kapsamında kullanım lisansını almasına ilişkin olduğunu, davacıya verilen lisansın 01.07.2013 tarihinde ... no.lu lisans ile değiştirildiğini ilgili sözleşmenin davacının müvekkil şirketten talep ettiği güncelleme hizmetini içerir nitelikte bulunmadığından davanın reddini savunmaktadır. Taraflarca yapılan sözleşmenin 3.1. Maddesinde sürenin bitiminden sonra 6 ay ücretsiz destek garantisi verileceği, ilk bir sene upgardelerin ücretsiz olduğu, bundan sonraki seneler için ücretin 6.000 TL + KDV olduğu kararlaştırılmıştır. Sonraki 2013 ve 2014 tarihli lisans anlaşmaları herhangi ayrıntılı hüküm içermemekle birlikte 2010 tarihinde yapılan sözleşmeye bir atıfta yapılmamıştır. Ancak 2010 tarihli sözleşme ile satışı yapılan ve ek alınan programların lisansı ile ilgili olduğu görülmektedir. Alınan teknik bilirkişi raporları ile bu tür programların güncellenmesi gerektiği, alıcının bunu bilerek programı aldığı, satıcının da bu kabulden hareketle güncelleme ücreti belirlediği, eldeki uyuşmazlıkta da 2010 tarihli sözleşmenin 3.1 maddesinde "bundan sonraki seneler" denilmek suretiyle müteakip senelerde güncelleştirme yapılacağının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Ancak sonraki tarihlerde yapılan lisans sözleşmeleri ile yeni programlar ilave edildiği, ücrete ilişkin her lisans döneminde yeni rakamlar belirlendiği, davalının davacıyı lisansını sattığı programı güncellemek zorunda olduğu, ancak bedeline ilişkin 2010 tarihli sözleşmenin 3.1 maddesinin uygulama yeri bulunmadığı, hükme esas alınan 10/01/2021 tarihli bilirkişi raporu ile davalının davacıya güncelleme için teklif ettiği 19/06/2017 tarihli teklifinin taraflar arasındaki ticari satım ve süre gelen ilişkiye uygun olduğu, mahkemece de bu yönde hüküm kurulduğu anlaşılmakla tarafların bu yönlere ilişen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacını tüm talepleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde terditli talepler olduğu, bu taleplerden birisi hakkında red kararı verilmesinin davalı tarafa vekalet ücreti verilmesini ve yargılama giderlerinin dağıtımını gerektirmediği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 102,49 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 629,51 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı ve davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/01/2026