T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1943 Esas KARAR NO:2025/1086 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI:2020/352 Esas- 2022/583 Karar TARİH:08/06/2022 DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:26/06/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna baş…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1943 Esas KARAR NO:2025/1086 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI:2020/352 Esas- 2022/583 Karar TARİH:08/06/2022 DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:26/06/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalı aleyhine ... sayılı dosyası üzerinden faturalara dayalı oluşmuş cari hesap alacağına dair icra takibi başlatıldığını, davalının tebliğ almış olduğu ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve takip dosyasının davalı tarafın itirazı ile durduğunu, ... sayılı dosyası ile başlatılmış olan icra takibine devam edilebilmesi amacıyla huzurdaki itirazın iptali davasının açılması zaruretinin hasıl olduğunu, davalı tarafça yapılmış olan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacı müvekkilinin Ankara'da mukim, uzun yıllardır ticaretle uğraşan, itibar sahibi bir şahıs şirketi olduğunu, taraflar arasındaki ticaret gereği müvekkili tarafından ...markası için hazırlanan sticker ve buzdolabı etiketlerinin üretilerek davalıya satışının gerçekleştirildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişki münasebetiyle taraflar arasında cari hesap ilişkisinin bulunduğunu, davacı müvekkilinin davalı şirkete ... seri numaralı 30.03.2019 tarih 345.150,00 TL bedelli fatura, ... seri numaralı 27.04.2019 tarih 402.675,00 TL bedelli fatura, ... seri numaralı 24.05.2019 tarih 402.675,00 TL bedelli fatura, ... seri numaralı 27.04.2019 tarih 471.705,00 TL bedelli fatura ile mal teslim ettiğini, davalı şirketin davacı ile arasındaki alım-satım ile oluşan cari hesap gereği davacının kestiği faturaların bir kısmı için iade faturası düzenlediğini, bir kısmını da hiç ödemediğini, davacı müvekkiline davalı tarafça kesilen iade faturasına yasal sürede itiraz ettiklerini, davalı şirketin icra takibine konu faturalara dair bugüne kadar bir itirazı olmadığını, toplam alacaklarından ise 27.06.2019 faiz başlangıç tarihi ile, takip tarihi olan 23 Ocak 2020 tarihi itibari ile ödenmeyen kısmının 160.000,00 TL olduğunu, söz konusu cari hesap borcunun müvekkilinin vermiş olduğu mallara karşılık düzenlemiş olduğu faturalardan kaynaklandığını, ilgili faturaların davalıya gönderilmiş olmasına rağmen davalı tarafça ödenmediğini, iş bu hususun tarafların ticari defterleri incelendiğinde de sabit hale geleceğini, davalı şirketin faturalara itiraz etmeyerek fatura içeriğini kabul ettiğinin aşikar olduğunu beyanla davalının ... sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın faizi ile tahsiline, davalı tarafça haksız ve kötü niyetle yapılmış olan itiraza karşılık davalı aleyhine hükmolunan meblağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine açılan dava haksız ve mesnetsiz olup davacının tüm taleplerinin reddi gerektiğini, müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafın müvekkili şirkete sticker üretip; müvekkili şirketin revizyon merkezine, hizmet verdiği ana şirket ... A.Ş.'nin bayi ve servis merkezlerine teslim etmekte olduğunu, müvekkili şirketin yaklaşık olarak 70 civarı alt taşeron ile çalışmakta olduğunu ve davacının kesmiş olduğu faturalara dayanak bazı ürünlerin teslim edilmediğini çok sonradan tespit ettiğini, bunun üzerine eksik hizmetler ile ilgili 3. şahıs firmalardan hizmet almak zorunda kaldığını, davaya konu alacak rakamını oluşturan ürünlerin teslim edildiğini ispatlamanın davacının yükümlülüğünde olduğunu, yapılan tespit sonrası davacının kabul etmediği 30.12.2019 tarihli iade faturasını kesmek zorunda kaldığını, müvekkilinin dava dilekçesinde bahsi geçen 4 adet faturanın nerede ise tamamına yakınını ödeyip sadece bu kısmına itiraz etmesinin haklılığının göstergesi olduğunu, müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığından cari hesap alacağının olduğu yönündeki iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkili şirkete ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi durumunda, davacı tarafın iddia ettiği gibi herhangi bir hak ve alacaklarının olmadığı ortaya çıkacağından, haksız ve kötü niyetli olarak müvekkili şirket aleyhine ikame edilen davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, takibe konu alacağın likit olmadığını, takibe konu alacağın bulunup bulunmadığından tespitinin yargılamayı gerektirdiğini beyanla haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddine, müvekkili aleyhine haksız olarak ve kötü niyetle icra takibi başlatan davacı alacaklı aleyhine % 20'den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 08/06/2022 tarih 2020/352 Esas- 2022/583 Karar sayılı kararında;"Dava, cari hesap ekstresinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. ...Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, ... sayılı takip dosyası, 10/03/2021 ve 14/01/2022 tarihli bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında cari hesap şeklinde işleyen sticker ve buzdolabı etiketi alım satımından kaynaklanan ticari bir ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında davacı tarafından cari hesap bakiye alacaklı olduğu iddia edilerek davalı hakkında icra takibine girişildiği, davalı tarafça borca, faiz ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine işbu itirazın iptali istemli davanın açıldığı, taraflar tacir sıfatına haiz olup uyuşmazlığın ticari nitelik arz ettiği, HMK'da yapılan değişiklik gereğince uyuşmazlık değeri 500.000,00 TL'nın altında olduğundan davada basit yargılama usulünün uygulandığı, taraflarca delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, 10/03/2021 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacı şirketin 2019 ve 2020 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olarak yasal süreler içinde yapılmış olduğu, davacı tarafından, davalı şirkete Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran dönemlerinde düzenlenmiş olan 4 adet fatura doğrultusunda davalı tarafından ilgili dönemlerde yapılmış olan BA bildirimleri incelendiğinde, Mart, Nisan ve Mayıs aylarına ait bildirimlerin ilgili dönemlerde düzenlenen faturalar ile örtüştüğü, davalı şirket tarafından, davacı şirkete 30/12/2019 tarihli,... numaralı, 130.000-TL(KDV dahil) tutarında iade faturası düzenlendiği, davacı tarafından noter kanalıyla ihtarname ile ilgili faturanın 22/01/2020 tarihinde tebliğ alındığı ve yasal süresi içinde faturaya itiraz edilerek davalı şirkete iade edildiği, davacı şirketin 2019 ve 2020 yılları ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle; davalı şirketten 160.000,00-TL asıl alacağının bulunduğu, 14/01/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre; davalı şirketin 2019 ve 2020 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre; takip tarihi itibariyle davalının davacıya 205,00-TL borcunun bulunduğu, taraf ticari defterleri arasındaki cari hesap farkının 160.000,00-TL (160.205,00-TL - 205,00-TL) olduğu, taraf ticari defterleri arasındaki cari hesap farkını oluşturan 27/02/2019 tarihli " ..." açıklamalı 30.000-TL tutarlı ödeme ile ilgili olarak; davalı şirketten dayanak evrak talep edilmiş olmakla birlikte dayanak belge sunulmadığından ispata muhtaç olduğu, taraf ticari defterleri arasındaki cari hesap farkını oluşturan 30/12/2019 tarihli 130.000,00-TL bedelli iade faturası ile ilgili olarak; davalı şirket tarafından düzenlenen iade faturasının cevap dilekçesindeki beyanlara istinaden faturalara dayanak bazı ürünlerin teslim edilmemesine istinaden düzenlendiği, davacı şirket tarafından Ankara .... Noterliğinin 22/01/2020 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile fatura içeriğine itiraz edilmiş olmakla birlikte davalı şirket tarafından mezkur faturaya ilişkin davalı yanca ürünlerin eksik alındığına ilişkin bir tespitin yapılması mümkün olmadığından (davalı faturaları sayılmak üzere teslim alınmıştır vb şerh düşmeden aldığından) davalı yanca eksik alındığı iddia olunan faturadaki ürünlerin eksik alındığına dair dayanak da bulunmadığından mezkur faturanın davalının ispatına muhtaç olduğu, neticeten takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 160.000,00-TL alacaklı olduğu hususlarının tespit edildiği, Avcılar ve Kızılbey Vergi Dairesi Müdürlükleri tarafından dosyaya sunulan taraflara ait 2019 yılı BA/BS formlarının birbiri ile örtüştüğü anlaşılmakla; davalı şirketin davacı tarafça düzenlenen faturaları BA formlarında bildirdiği ve davaya konu faturaların davalı şirket kabulünde olduğu, süresinde faturalara itiraz edilmediğinden fatura içeriklerinin davalı tarafça kabul edilmiş sayıldığı değerlendirilerek, davalı tarafça 30.000,00-TL ödeme yapıldığı iddiasında bulunulmuş ise de; bu ödemenin davacı defterlerinde kayıtlı olduğu dikkate alınarak; kesin delil niteliğinde bulunan yemin deliline dayanan taraf, bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; davalının eksik teslim iddiasının yemin delili ile ispatlaması lazım geldiği kabul edilerek, davalı vekiline yemin hakkı hatırlatılmış ancak davalı tarafça verilen kesin süreye rağmen yemin teklifinde bulunulmamış, bu durumda davacının ticari defter kayıtları ve BA/BS formları ile alacağın varlığının ispatlandığı anlaşılmakla; denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporları ve davalının icra takibinden önce temerrüde düşürülmediği dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile davalının ... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazının kısmen iptali ile, takibin 160.000-TL asıl alacak üzerinden devamına karar vermek gerekmiş, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu alacağın faturaya dayalı olması sebebiyle alacağın likit ve bilinebilir olduğu dikkate alınarak asıl alacağın % 20'si oranında, borçlu davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, ''Davanın KISMEN KABULÜ ile;Davalının ... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 160.000,00-TL asıl alacak yönünden KISMEN İPTALİ ile; takibin bu miktar üzerinden takip tarihinden itibaren takipteki koşullar üzerinden faiz uygulanmak suretiyle DEVAMINA,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine açılan ... sayılı icra dosyasına itirazımız üzerine İlk Derece Mahkemesinde görülen itirazın iptali davasında davanın kısmen kabulüne karar verdiğini, İlk derece mahkemesinin işbu kararının, delillerin takdirinde eksik ve hatalı değerlendirme ihtiva ettiğinden netice de usul ve esas açısından yasaya aykırı olduğunu, işbu kararın ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini;Davacının müvekkili şirkete sticker üretip; müvekkili şirketin revizyon merkezine ve hizmet verdiği ana şirket ... A.Ş.'nin bayi ve servis merkezlerine teslim ettiğini, müvekkili şirketin yaklaşık olarak 70 civarı alt taşeron ile çalıştığını, davacının kesmiş olduğu faturalara dayanak bazı ürünlerin teslim edilmediğini çok sonraları tespit ettiğini, davaya konu alacağın dayanağı olan ürünlerin teslimini ispatlamak davacının yükümlülüğünde iken bu teslimlerin yapıldığına dair herhangi bir delilin dosyaya sunulamadığını, davacı tarafın teslimini ispatlayamadığı ürünlerin bedelini talep ettiğini, mahkemenin bu hususa dair talep edilmesi gereken teslim tutanak ve teslim fişlerini talep etmediğini;Müvekkilinin, yapılan tespit sonrası davacının kabul etmediği 30.12.2019 tarihli iade faturasını kesmek zorunda kaldığını, dava dilekçesinde bahsi geçen 4 adet faturanın nerede ise tamamına yakınını ödeyip sadece bu kısmına itiraz etmesinin de haklılığının göstergesi olduğunu, ayrıca müvekkilinin bu eksik teslim edilen ürünler sebebi ile ana firmanın ihtiyacını karşılamak için 3.şahıs firmalardan hizmet almak zorunda kaldığını;Fatura deliline dayanılabilmesi için, fatura düzenleyen kişinin faturada yazılı mal veya hizmeti davalıya teslim ettiğini, bu teslimin borç doğurucu sözleşmesel hukuki bir ilişki sonucu olduğunu, faturanın da bu ilişki sonucu düzenlenmiş olduğunu genel ispat kurallarına göre kanıtlaması gerektiğini, çünkü tebliğ edilen faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemiş olması halinin, faturada yazılı malın alıcıya teslim edildiğini göstermeyeceğini, bunun sadece malın fiyat ve adedi yönünden içeriğini kabul anlamına geleceğini;Sonuç olarak, müvekkili şirkete ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi durumunda, davacı tarafın iddia ettiği gibi herhangi bir hak ve alacaklarının olmadığı ortaya çıkacağından, haksız ve kötü niyetli olarak müvekkili şirket aleyhine ikame edilen davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verildiğini;Davacının icra inkar tazminatı talebinin de hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, ayrıca takibe konu alacağın likit de olmadığını, takibe konu alacağın bulunup bulunmadığının tespitinin yargılamayı gerektirdiğini, icra dosyasındaki itirazlarının haklı olduğunu, müvekkilinin itirazında kötü niyetli olmadığını, İlk derece mahkemesinin bu itirazlar yönünden de herhangi bir araştırma yoluna gitmediğini, eksik inceleme ile usul ve esas açısından yasaya aykırı işbu kararı verdiğini beyanla Yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, bakiye açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalıya toplam 4 adet fatura konusu malları satıp teslim ettiğini, davalının bir kısım fatura bedellerini ödediğini, bir kısmını ise ödemediğini ve iade faturası düzenlediğini, bu faturaya itiraz edildiğini ve davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davacının fatura konusu malların bir kısmını teslim etmediğinin sonradan anlaşıldığını ve davacı adına iade faturası düzenlendiğini, teslimin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması ile diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Ek cümle: 22/7/2020-7251/23 md.) veya defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve 2 ayrı rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir.Davalı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiş, gerekçeli kararda her bir savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; davacı tarafından davalı adına toplam 4 adet ve 1.622.205 TL bedelli fatura düzenlendiği, davalı tarafından söz konusu faturaların tamamının, usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerine kaydedildiği ve büyük bir kısmının ödendiği, faturaların tebliğ alınması ve ödemelerin yapılmasından çok sonra davacı adına 130.000 TL bedelli iade faturasının düzenlendiği, davacı tarafından söz konusu faturaya süresi içerisinde itiraz edildiği, davalı tarafından davacının düzenlemiş olduğu faturaların tebliğ alınması ve ticari defterlerine kaydedilmesi ile malların teslim edildiği noktasında davacı lehine karine oluştuğu, bu noktada ispat unsurunun faturalar değil ticari defterler olduğu, davacının iade faturasına süresi içerisinde itiraz ederek ticari defterlerine işlemediği ve davalının kendi kayıtlarında olup davacının kayıtlarında olmayan ödemeye ilişkin herhangi bir belge de sunmadığı,dolayısıyla davacının HMK'nın 222. maddesi uyarınca ticari defterleri ile alacağını ispat ettiği, bundan sonra ispat yükü kendisine düşen davalı tarafça Mahkemenin hatırlattığı yemin deliline başvurulmadığı, bu minvalde Mahkemece takipte talep edilen asıl alacak yönünden itirazın iptali ile alacak, her iki taraf için de muayyen ve itiraz haksız olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin isabetli olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 10.929,60 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 2.732,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.197,20 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 26/06/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.