15. Ceza Dairesi 2013/4686 E. , 2014/17027 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık HÜKÜM : Beraat Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,…
**15. Ceza Dairesi 2013/4686 E. , 2014/17027 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık HÜKÜM : Beraat Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. TCK'nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır. Sanığın, ... Vakfı Okullarında çocuğunun öğrenim görmesi nedeniyle öğrenci velisi olduğu ve ... Lisesi servis taşımacılığını yapan ... Turizm Ltd. Şti yetkilisi ...'ı arayarak, kendisinin ... Vakfı Okullarının okul aile birliğine üye olduğunu, ... Vakfına ait okulun yapacağı öğrenci servisi ihalesinde kendisi ile anlaşması halinde servis işini düşük fiyata kendisine ayarlayabileceğini, servis işini birlikte yapabileceklerini, her ikisinin de karlı çıkacağını, bu yardımların karşılığı olarak iş yaparak para kazanmanın yanı sıra servis ücretinin tahmini 50.000 TL olan aylık gelirinin sadece bir aylık ücretini kendisine vermesi gerektiğini söylediği, bunun dışında sanığın ... Vakfının öğrenci taşıma işini yapmakta olan ... Turizm yetkilisi ...'ü de arayarak, kendisinin ... Vakfı Okullarının okul aile birliğinde yönetici olduğunu, bu nedenle kendi çocuğunun servis ücretinden yüksek oranda indirim yapılmasını talep edip 1.750 TL yerine 1.000 TL servis ücreti yatırdığını, ayrıca ... Lisesinin Okul Aile Birliğinde arkadaşlarının olduğunu, ... Lisesinin servis taşıma işini kendisine ayarlayabileceğini söyleyerek teklifte bulunduğu, bu suretle sanığın kamu kurum ve kuruluşlarının, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanığın ... vakfının yapmış olduğu öğrenci servis taşıma ile ilgili ihalede herhangi bir yetkisinin bulunmadığı, sadece ihaleye katılan firma yetkililerine kendi çocuğu da öğrenci olduğu için servis ücretlerinin düşürülmesi gerektiğini bildirdiği, tanık olarak dinlenen ...’ın ifadesinde sanığın kendisi ile görüşürken vakıfla herhangi bir ilişkisinden söz etmediğini belirttiği, bu görüşmeler sonucunda ihaleye katılacak olan firmaların herhangi bir zararlarının söz konusu olmadığı ve netice itibariyle sanığın dolandırıcılık suçuna teşebbüs eyleminin sübut bulmadığı gerekçesiyle kurulan beraat hükmünde isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 22/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.