T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1550 - 2025/1704 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1550 KARAR NO : 2025/1704 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/05/2023 NUMARASI : 2022/327 E. - 2023/209 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. F…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1550 - 2025/1704 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1550 KARAR NO : 2025/1704 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/05/2023 NUMARASI : 2022/327 E. - 2023/209 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/05/2023 Tarih ve 2022/327 Esas - 2023/209 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı şirketin 2020/152688 sayılı “...” ibareli marka başvurusuna, müvekkili şirkete ait T/02598, 2018/93414, 2018/88057, 2018/121553, 2018/121549, 2016/70644, 2016/16996, 2015/66566, 2014/105661 sayılı markaları mesnet gösterilerek gerçekleştirdikleri itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, dava konusu markanın müvekkili adına tescilli “....com” ve “...” ibareli markalar başta olmak üzere “sözcük+...” kalıbı ile oluşturulmuş marka ailesi ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, müvekkili şirketin 1998 yılında online alışveriş sektörüne girdiğini, sahibi olduğu www.....com alışveriş sitesi üzerinden e-ticaret faaliyetleri gerçekleştirdiğini, davalı şirketin markasının müvekkili şirkete ait “...” ibaresini aynı şekilde kullanarak oluşturulduğunu, dava konusu markayı gören tüketicilerin müvekkiline ait seri marka olduğu zannına kapılacaklarını, müvekkili şirketin internet sitesinde 2021 yılında araba satışı yapmaya başladığını ve yaptığı kampanyalar ile büyük ses getirdiğini, dava konusu markanın müvekkili markalarıyla birebir aynı sınıfları içerdiğini, markaların tüketici nezdinde iltibas yaratacağını, “...” ibareli markalarının SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmış olduğunu, müvekkilinin yoğun ve yaygın kullanımı neticesinde tüketici nezdinde markaları ile özdeşleştiğini, marka başvurusunun iyi niyetle yapılmadığını, haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK’nın 05/07/2022 tarih ve 2022/M-8881 sayılı kararının iptaline, 2020/152688 sayılı "..." ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili,dava konusu marka ile davacıya ait markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, “...” ibaresinin ayırt ediciliği düşük, herkesçe bilinen, gündelik hayatta yaygın kullanılan bir sözcük olduğunu, “...” ibaresinin bir kişinin kullanımına bırakılmasının kamu düzenine aykırılık teşkil edeceğini, davacının SMK 6/4 ve 6/5 tanınmışlık gerekçelerine dayalı itirazlarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının kötü niyete dayalı iddiasının destekleyecek nitelikte somut delil sunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin tescil talebinde bulunduğu “...” ibareli marka ile davacı markalarının benzer olmadığını, davacı markasının yalnızca internet üzerinden hizmet veren alışveriş sitesinde kullanıldığını, müvekkili şirket markasının araç alım satımı, oto kiralama ve oto ekspertizi gibi sadece araçlarla ilgili ticari faaliyet için kullanıldığını, “...” kelimesinin işaret zamiri olduğunu, bir kişiye özgülenemeyeceğini, davacının kötü niyete ilişkin hiçbir delil sunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka kapsamında yer alan hizmetlerin, davacıya ait markalarda aynen yer aldığı, taraf markaları arasında sınıfsal olarak ayniyet oluştuğu, davanın konusunu oluşturan hizmetlerin ortalama tüketicisinin ortalamadan yükseğe değişen bilinç ve dikkat seviyesine sahip tüketiciler olduğu, bu tüketicilerin daha detaylı bir araştırma neticesinde hizmeti satın aldığı, taraf markalarında “...” kelimesinin ortaklığından kaynaklı olarak görsel ve işitsel benzerlik olduğu, bu benzerliğin karıştırılma ihtimaline yol açacağı, davacı markaları tanınmış olduğu, davacının tanınmışlığının iltibas ihtimalini artırdığı, “...” ibaresini ortak olarak içeren taraf markalarının tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, "...” markasının davacı firma ile özdeş hale geldiği ve 35. sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” hizmeti bakımından tanınmış marka olduğu, davalıya ait markanın, davacıya ait “..." ibareli tanınmış markanın ayırt edici karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlaması ihtimallerinin somut olay bakımından mevcut olduğu, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, TÜRKPATENT YİDK'nın 2022/M-8881 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu marka başvurusu ile davacı markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, SMK'nın 6/5.maddesinde öngörülen şartların somut olay bakımından gerçekleştiğinin sunulan delillerle ispat edilemediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, benzerlik değerlendirilmesinde markaların bir bütün olarak ele alınmasının gerektiğini, "..." ibaresinin ayırt ediciliği düşük, gündelik hayatta sık kullanılan bir ibare olduğunu, taraf markaları arasında mevcut farklılıkların karıştırılma ihtimalini bertaraf edecek düzeyde olduğunu, bu nedenle iltibas tehlikesinin bulunmadığını, davacı markalarının tanınmış olduğu sektörle başvurunun tescil edilmek istendiği 42.sınıf hizmetler arasında benzerlik bulunmadığını, davacının markalarının tanınmışlığına ve ayırt edici karakterine zarar verilmesinin söz konusu olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, itirazın reddine dair Kurum kararlarının iptali, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamından, davalı şirketin, "..." ibaresinin, 42. sınıf hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas, tanınmışlık ve haksız rekabet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara itirazının da, 05/07/2022 tarih, 2022-M-8881 sayılı YİDK kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 06/07/2022 tarihinde tebliğ edildiği ve iş bu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 19/08/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık YİDK iptali davası açısından, dava konusu " ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı ve aynı Kanun'un 6/5. maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği, hükümsüzlük davası yönünden ayrıca başvurunun SMK'nın 6/9.maddesi anlamında kötüniyetle yapılıp yapılmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. ... öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru " ..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda yer alan "..." ibaresi bir işaret zamiri olduğundan ayırt ediciliği düşüktür. Ayırt ediciliği düşük bu tür zayıf ibarelerinin markalardaki ortaklığı ise tek başına iltibasa sebebiyet vermez. Davacının itirazına mesnet markaları "..." ve "..." ibareleri etrafında oluşturulmuştur. Bu hale göre, taraf markalarında zayıf nitelikteki "..." ibaresi ortak olarak yer almakta ise de, davacının mesnet markalarında "..." ibaresinin öne çıktığı, "..." markasının tanınmış olduğu, "..." ibaresinin ortaklığının markalar arasında iltibasa sebep olmadığı, zira markalardaki ilave unsurların yeterli ayırt ediciliği sağladığı, SMK'nın 6/1. maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.03.2025 tarih ve 2024/3416 E.-2025/1775 K. sayılı kararında "... ....com" ibaresi davacının mesnet markalarıyla benzer bulunmamıştır. Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmediği gibi davacı markalarının tanınmış olması da sonuca etkili bulunmamış, hükümsüzlük davası yönünden kötüniyet iddiası da ispatlanamamıştır. Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmaması nedeniyle ilk derece mahkemesinde YİDK karar iptali ve marka hükümsüzlüğüne ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 24/05/2023 gün ve 2022/327 Esas - 2023/209 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 80,70-TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 7-Davalı şirket tarafından istinaf kanun yoluna başvuru harcı olarak yatırılan 150,00-TL tebligat ve posta gideri ile 738,00-TL istinaf yoluna başvurma harcından oluşan 888,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davalılar tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 269,85'er-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talep halinde ayrı ayrı davalılara iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/09/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.