İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “Borçlu davalı şirketin, müvekkilim şirketine olan borcu sebebiyle İstanbul 23. İcra Müdürlüğü” nün... E. dosyası ile icra takibi açılmış ve borçlu şirket vekili ta…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/610 KARAR NO : 2025/1529 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/12/2021 NUMARASI : 2020/504 Esas - 2021/890 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “Borçlu davalı şirketin, müvekkilim şirketine olan borcu sebebiyle İstanbul 23. İcra Müdürlüğü” nün... E. dosyası ile icra takibi açılmış ve borçlu şirket vekili tarafından 30/06/2020 tarihinde takibe itiraz olunmuş ve takibin durduğunu, müvekkilinin ve borçlu arasında birden fazla ticari faaliyet yapılmış olup, ödemeler vaktinde yapılmadığını, ancak son faturalardan kalan bakiye 7.670,00 TL miktarlı faturanın ödenmesi için noter kanalı ile ihtar edildiğini, takibe konu faturanın ödenmediğini, beyan ederek davalının itirazın iptali ile takibin devamını, borçlunun %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, ihtiyati haciz talebinin kabulünü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; Davacı şirket ile müvekkil şirket arasında satın alma ilişkisi tesis edildiği gerekçesi ile taraflarına 29.05.2020 tarihli ve 05414 yevmiye numaralı ihtarnameyi gönderdiğini, bu ihtarname uyarınca Müvekkili şirketin kendilerine ..., ... irsaliye numaralı faturalardan kaynaklı olarak borçlu olduğunu ve faturaların ödenmediğini, bu surette toplam 74,930 TL tutarında alacakları olduğunu beyan ettiğini, devamında cevabi ihtarnamede, davacıya ödenmemiş borcunun olmadığı, tüm ödemelerin yapıldığının bildirildiğini, davaya konu edilen alacak icra takibi öncesinde taraflarınca ödenmiş olup; ödeme belgelerinde de anlaşılacağı üzere müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını beyan ederek davanın reddini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, vekalet ücret, ve yargılama masraflarının karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,...dava, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında bakiye fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın İİK’ nın 67. maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir. Dava konusu olayda, takip bakiye fatura alacağına dayalı olarak başlatılmış, davalı taraf icra takip dosyasına sunduğu dilekçesinde takibin tamamına itirazda bulunmuştur. Bu durumda ispat yükü genel karine gereğince davacı taraf üzerindedir. Davacı taraf takipte dayandığı bakiye fatura alacağı bulunduğunu ispat etmelidir. Mahkememizce dosyanın bilirkişiye tevdii üzerine, davacı ve davalı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, davacı ve davalı ticari defterlerinin TTK ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulduğu, her üç defter sonuçlarının birbiri ile ve ilgili belgelerle uyum arz ettiğini, defterlerin davacı ve davalı lehinde delil niteliği taşıdığını, HMK 222 hükmü gözetilerek takdirinin Mahkememize ait olduğu, yapılan işlemler sonucunda davacı yanın incelenen 2020 yılına ait kendi ticari defter kayıtlarında ve muavin defter dökümünde, davalı yanın davacı yana 10.06.2020 tarihi itibariyle 7.670,00-TL borçlu olduğunun görüldüğü, davalı yanın incelenen 2020 yılına ait kendi ticari defter kayıtlarında ve hesap hareketleri dökümünde, davacı yanın davalı yandan 10.06.2020 tarihi itibariyle herhangi bir alacağı veya borcunun bulunmadığı, hesap bakiyesinin 0.00-TL olduğunun görüldüğü, davacı tarafın davalı tarafa aralarındaki ticari ilişki nedeniyle 10.02.2020 tarih GİB 2020-29 no.lu 57.820,00-TL bedelli, 11.03.2020 tarih GİB 2020-50 no.lu 9.440,00-TL bedelli, 23.03.2020 tarih GİB 2020-54 no.lu 7.670,00-TL bedelli e arşiv faturaları tanzim edildiği ve muhataba e posta yolu ile iletildiğinin anlaşıldığı, bunun üzerine davalı tarafın yukarıda dökümü yapılan ilk iki fatura toplamı bedeli olan 67.260,00-TL yi banka havalesi ile ödediği, bakiye kalan 7.670,00-TL yi ödemediği, fatura içeriği malların 23.03.2020 tarih ... no.lu sevk irsaliyesi ile şirket çalışanı ..imzasına teslim edildiği tespitinde bulunmuştur. Davalı taraf ürünlerin teslim edilmediği yönünde bir savunmada bulunmadığı gibi, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde de ürünleri teslim alan kişinin şirket çalışanı olmadığı yönünde açıkça bir itiraz ileri sürmemiştir. Bu hali ile davaya konu faturaya ilişkin malın davacı tarafça teslim edildiğinin usulünce ispatlanmış olduğu, buna karşı davalı tarafından borçlu olmadığına veya faturaya konu ürünlerin bedelinin ödendiğine dair dava değeri de gözetilerek HMK 200/1 maddesi gereğince aynı kuvvet ve mahiyette herhangi bir belge ve delil de sunmadığı anlaşılmakla, davanın KABULÜ ile davalının İstanbul 23. İcra Müdürlüğü'nün... Esas Sayılı takip dosyasına yaptığı itirazının iptali ile takibin takipteki diğer koşullarla devamına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. Davacı alacağı likit nitelikte olup, davalının itirazında haksız bulunduğu anlaşıldığından İ.İ.K.nun 67/2. maddesi hükmü gereğince takdiren kabul edilen alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına," karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi tarafından davalı şirketin ticari defterlerini yerinde incelenmeden sadece dosyada mübrez eski tarihli bir cari hesap kaydından yola çıkarak rapor tanzim edildiğini, bilirkişi raporunun uyuşmazlık bakımından esas alınmasının mümkün olmadığını, eksik inceleme sonucu hatalı karar verildiğini, davaya konu edilen alacak tutarının esasının da davacı tarafa ödendiğini, davacının davalı şirketten herhangi bir alacağının da kalmadığını, ancak bu hususun Yerel Mahkemece değerlendirilmediğini, icra inkar tazminatı koşullarının da oluşmadığını, davada icra takibine konu olan faturaya konu tutar ve dayanağı olan sözde alacağın esası mahiyeti itibariyle tartışmalı olduğunu, yargılamayı gerektirdiği için yerleşik Yargıtay içtihatları kapsamında icra tazminatı talebinin de reddi gerektiğini, ancak yerel Mahkemenin bu hususu da hatalı değerlendirerek usule ve yasaya açıkça aykırı şekilde icra inkar tazminatına hükmettiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava; ticari ilişki nedeniyle düzenlenen fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının takibe dayanak fatura miktarı kadar alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı alacaklı tarafından, davalı hakkında, İstanbul 23. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyası ile " ... irsaliye no'lu 23/03/2020 tarihli fatura sebebiyle ödenmeyen bakiye alacaktır" borcun sebebi gösterilerek 7.670,00 TL asıl alacağın tahsili istemiyle takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve süreside itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunuğu davacı tarafça davalıya 3 adet toplam 74.930 TL bedelli fatura düzenlendiği, davacı tarafça davalıya gönderilen ihtar üzerine 2 fatura bedeli olan 67.260 TL lik kısmın ödendiği, 7.670 TL tutarlı takibe dayanak faturanın ödenmediği, denetime elverişli tarafların ticari defterleri üzerine yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile faturanın davacı defterlerinde kaydı bulunduğu, davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, takip konusu fatura dışında diğer faturalar ve ödemenin birebir uyumlu olduğu, davacı kayıtlarına göre takip tarihi itibarıyla davacınını 7.670 TL alacaklı görünür iken davalı kayıtlarında bakiyenin sıfır olarak göründüğü belirlenmiştir.Davacı tarafça dosyaya takibe dayanak faturaya ilişkin sevk irsaliyesi sunulmuş sevk irsaliyesi üzerinde teslim alan olarak ... adıyla teslim alan olarak atılı imza bulunduğu, davalı tarafça bu şahsın kendilerinin çalışanı olmadığı yönünde açıkça inkar bulunmadığı, taraflar arasındaki sipariş formu ile uyumlu fatura ve imzalı sevk irsaliyesi bulunduğu, davalı taraf bilirkişi raporuna itirazında ve istinaf sebeplerinde uyuşmazlık konusu malın teslim edilmediğine dair bir savunmada bulunmamış, fatura konusu malların davalıya teslim edildiği ilk derece mahkemesince kabul edilerek davanın kabulüni karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, davalıya teslim edilen ürünlere ilişkin fatura alacağı likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmakla davalının istinaf istemi yerinde değildir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 130,90 TL harcın, alınması gerekli olan 523,94 TL harçtan mahsubu ile bakiye 393,04 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 30/10/2025