İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/11/2025 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plak…
T.C. İSTANBUL BAM 8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/1552 KARAR NO : 2025/1813 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/12/2024 NUMARASI : 2023/100 Esas - 2024/1032 Karar BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2017/1104 ESAS DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/11/2025 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı dava dışı araç sürücüsü Mustafa ...'ın direksiyon hakimiyetini yitirmesi neticesinde meydana gelen 18/08/2012 günlü tek taraflı trafik kazasında araç içerisinde yolcu olarak bulunan vekil edenlerinin yaralanarak sakat kaldıklarını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak ve her bir davacı için şimdilik ayrı ayrı 500,00-TL olmak kaydıyla toplam 1.000,00-TL maluliyet tazminatının kaza tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini istemiş, dava dilekçesinde davacı Sevda ...'ın ev hanımı olduğunu, diğer davacı Tahsin ...'ın ise özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığını bildirmiş ve bu dava İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/143 Esasına kaydedilmiştir.Davacılar vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen 2014/143 Esas sayılı dosya kapsamında temin edilen 03/04/2014 günlü aktüer bilirkişi raporunda davacı Tahsin ... için 24.379,20-TL, davacı Sevda ... için ise 3.762,00-TL bakıcı gideri zararı hesaplandığını belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davacı Tahsin ... ve davacı Sevda ... için ayrı ayrı belirlenen ve toplam 28.141,20-TL olan bakıcı gideri tazminatının da kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak vekil edenlerine verilmesini istemiş, ve bu davanın asıl dava ile birleştirilmesini talep etmiştir. Söz konusu bu davaların birleştirilmesinden sonra davacılar vekili, 15/05/2018 günlü bedel arttırım dilekçesi ile Tahsin ... için talep edilen maluliyete ilişkin istek miktarını 137.427,67-TL'ye, Sevda ... için talep edilen maluliyete ilişkin istek miktarını da 95.271,41-TL'ye çıkarttıklarını açıklamış, daha sonra dosyaya sunduğu 29/08/2018 günlü ıslah dilekçesi ile de asıl dava yönünden Tahsin ... için olan istek miktarını 161.025,77-TL'ye, Sevda ... için olan istek miktarını da 116.398,38-TL'ye çıkarttıklarını bildirmiştir.Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davacıların yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazasının oluşumunda ... plaka sayılı sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, kaza neticesinde davacı Sevda ...'ın %15,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, iyileşme süresinin 4 ay bulunduğu, diğer davacının ise %15 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, iyileşme süresinin ise 24 ay bulunduğu, davacıların uğradıkları maddi zararların kapsamının 10/04/2018 günlü ek aktüer bilirkişi raporuyla tespit edildiği, sigortalı araç sürücüsü Mustafa ...'ın davacı Tahsin ...'ın kardeşi, davacı Sevda ...'ın da eşi olması sebebiyle belirlenen tazminatlarda hatır taşıması indirimi yapılmaması gerektiği, ancak asıl davanın belirsiz alacak davası olarak açılmaması nedeniyle talep arttırım dilekçesinin esasen ıslah dilekçesi mahiyetinde bulunduğu, bu durumda 29/08/2019 tarihinde sunulan dilekçe 2.ıslah dilekçesi niteliğinde olduğundan 2. Islah dilekçesinin reddi gerektiği ve dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru yapıldığına ilişkin herhangi bir belge sunulmadığından, Tahsin ... yönünden 137.427,67-TL'nin, Sevda ... yönünden 95.271,41-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınarak ilgili davacıya verilmesine, birleşen davada, bakıcı gideri olarak, Tahsin ... için 24.379,20-TL'nin, Sevda ... için 3.762,00-TL'nin temerrüt tarihi olan 21/07/2017'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak ilgili davacıya verilmesi gerektiği şeklindeki gerekçeyle asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.Karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemizce verilen 22/12/2022 gün 2019/4772 Esas - 2022/1925 Karar sayılı ilamla;Davacıların geçici iş göremez oldukları dönemde bakıcı ihtiyacı içerisinde olup olmadıkları, varsa süresi konusunda doktor raporu alınmaksızın karar verilmiş olmasının hatalı olduğuna;Ayrıca davacı Tahsin ...'ın yaralanmasına bağlı iyileşme süresi içerisinde SGK tarafından kendisine geçici iş göremezlik ödemesi yapılıp yapılmadığı araştırılıp belirlenmeden ve böyle bir ödeme varsa geçici iş göremezlik zararının hesaplanmasında dikkate alınması gerekirken bu husus üzerinde durulmaksızın sonuca ulaşılmasının isabetsi bulunduğuna;Tüm bunlardan ayrı, davacı Tahsin ...'ın tazminata esas gelirinin tespiti bakımından da yapılan inceleme ve araştırmanın yetersiz olduğuna ve gelir araştırmasının nasıl yapılması gerektiğine işaret edilmek suretiyle, davalı sigorta şirketi vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın davalı taraf yararına olacak şekilde HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca kaldırılmasına karar verildiği ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre de davalı sigorta şirketinin sair, davacılar vekilinin ise tüm istinaf itirazlarının inceleme dışı bırakıldığı görülmüştür.Dairece verilen kaldırma kararından sonra 2023/100 Esasa kayıtlanan davanın yargılaması neticesinde mahkemece; iddia, savunma, kaldırma kararı, kaldırma kararından önce ve sonra temin edilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı yeniden değerlendirilerek;Kaldırma kararından sonra temin edilen aktüer bilirkişi raporunda, davacı Tahsin ...'ın indirimsiz geçici iş göremezlik dönem zararının 30.655,75-TL olduğu, SGK tarafından yapılan 28.608,72-TL'lik ödeme düşüldüğünde karşılanmamış zararın 2.047,43-TL bulunduğunun açıklandığı, kişinin sürekli iş göremezlik zararının da 130.370,02-TL olarak hesaplandığı; davacı Sevda ...'ın uğradığı geçici iş göremezlik zararının 2.693,20-TL, kalıcı maluliyet zararının da 113.705,18-TL olarak belirlendiği; kaldırma kararından sonra Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'nundan temin edilen 18/10/2023 tarihli raporlarda; her iki davacının da geçici ve kalıcı iş göremez oldukları dönemde başka bir kişinin yardımına ihtiyaç duymayacakları yönünde görüş bildirildiği, bu durumda davacılar tarafından bakıcı gideri zararına ilişkin olarak açılan birleşen davaya konu taleplerin reddine karar verilmesi gerektiği; asıl dava bakımından da davanın belirsiz alacak davası olarak açılmaması nedeniyle talep arttırım dilekçesinin esasen ıslah dilekçesi mahiyetinde bulunduğu, bu durumda 29/08/2019 tarihinde sunulan dilekçenin 2. ıslah dilekçesi niteliğinde olduğu, dolayısıyla 15/05/2018 günlü ıslah dilekçesindeki talepler aşılamayacağından, Tahsin ...'ın eldeki dava bakımından talep edebileceği maddi tazminat miktarının 132.417,05-TL olacağı, Sevda ... yararına ise 95.371,41-TL'ye maddi tazminata hükmedilebileceği şeklindeki özet gerekçeyle;-ASIL DAVA YÖNÜNDEN-Davanın Tahsin ... yönünden KISMEN KABULÜNE, 132.417,05- TL'nin dava tarihi olan 01/04/2014'ten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte poliçe teminat miktarı ile sınırlı olmak üzere davalıdan alınarak davacı Tahsin ...'a verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine-Davanın Sevda ... yönünden KABULÜNE, 95.271,41-TL'nin dava tarihi olan 01/04/2014'ten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte poliçe teminat miktarı ile sınırlı olmak üzere davalıdan alınarak davacı Sevda ...'a verilmesine,-BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN (İstanbul Anadolu 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1104 Esas Sayılı dosyası)-Davanın Tahsin ... ve Sevda ... yönünden AYRI AYRI REDDİNE karar verilmiştir.Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; görülmekte olan asıl dava, niteliği itibariyle bir belirsiz alacak davası olduğu ve kaldırma kararından sonra kamu düzeninden olan asgari ücretler gözetilmek suretiyle karar tarihine en yakın tarihlerdeki verilere göre düzenlenen 17/07/2024 günlü aktüer bilirkişi raporundaki ikinci seçenek çevresinde müvekkillerinin talep edebilecekleri sürekli maluliyet tazminatlarının 225.000,00-TL olarak belirlendiği ve bu nedenle, 07/11/2024 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile de yeniden maddi tazminata ilişkin taleplerin arttırıldığı gözetilerek mahkemece son talep doğrultusunda karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme neticesinde 29/08/2019 günlü dilekçenin, ikinci ıslah dilekçesi olarak kabul edilmesi neticesinde vekil edenleri aleyhine eksik tazminata hükmedilmiş olmasının ve dahi vekil edenleri yararına şartları oluştuğu halde geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmemiş bulunmasının usul ve yasaya aykırı olduğu; birleşen dava yönünden de geçici iş göremez olunan dönemde %100 malul sayılması gereken bir kişinin herhangi bir doktor raporuna ihtiyaç olmaksızın bakıcı ihtiyacı içerisinde olduğunun kabul edilmesi gerekirken, hatalı bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle müvekkillerinin geçici bakıcı gideri zararına ilişkin taleplerinin reddine karar verilmesinin de isabetsiz bulunduğu; kabule göre de, gerek asıl davada ve gerekse birleşen davada davalı taraf lehine vekalet ücreti takdir edilmesi hatalı olduğu gibi, usulü kazanılmış hakları da ihlal eder nitelik taşıdığı ve avans faizi yerine yasal faize hükmedilmiş olmasının da doğru bulunmadığı; tüm bunlardan ayrı, her bir davacı yararına hükmolunan tazminat miktarı üzerinden ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, bunun yapılmamış olmasının da hukuka aykırılık teşkil ettiğine yöneliktir.Asıl ve birleşen dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen cismani zararlara dayanılarak açılmış maddi tazminat isteğine ilişkindir.Asıl dava bakımından yapılan incelemede;1-Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin Dairemizce de benimsenen 2021/21378 Esas-2022/12496 Karar sayılı ilamında işaret edildiği üzere; Davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesiyle; mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak davası kabul edilmiştir.6100 sayılı Kanun'un 107. maddesine göre, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir, ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir. 6100 sayılı Kanun ile birlikte, yukarıda belirtilen çerçevede belirsiz alacak davası açma imkanı tanınarak, belirsiz alacaklar bakımından hak arama özgürlüğü genişletilmiş; bununla bağlantılı olarak da hukuki yarar bulunmadan kısmi dava açma imkanı sınırlandırılmakla birlikte, tamamen kaldırılmamıştır.Zaman zaman, 6100 sayılı Kanun ile birlikte kabul edilen belirsiz alacak davası ile kısmi davaya ilişkin yeni düzenlemedeki sınırın tam olarak tespit edilemediği, birinin diğeri yerine kullanıldığı görülmektedir. Oysa bu iki davanın amacı ve niteliği ayrıdır. Alacak, belirli veya belirlenebilir ise, belirsiz alacak davası açılamaz; ancak şartları varsa kısmi dava açılması mümkündür.Kanunun kısmi dava açma imkanını sınırlamakla birlikte tamamen ortadan kaldırmadığı da gözetildiğinde, belirli alacaklar için, belirsiz alacak davası açılamasa da, şartları oluştuğunda ve hukuki yarar bulunduğunda kısmi dava açılması mümkündür. Aksi halde, sadece ya belirsiz alacak davası açma veya belirli tam alacak davası açma şeklinde iki imkandan söz edilebilir ki, o zaman da kısmi davaya ilişkin 6100 sayılı Kanun'un 109. maddesindeki hükmün fiilen uygulanması söz konusu olamayacaktır. Çünkü, belirsiz alacak davasında zaten belirsiz alacak davasının sağladığı imkanlardan yararlanarak dava açılabilecek; şayet alacak belirli ise de, o zaman sadece tam eda davası açılabilecektir. Oysa kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceği prensibi gereği, anılan maddeyle kısmi davaya ilişkin düzenleme yapıldığı düşünülerek ve Kanundaki sınırlamalara dikkat edilerek kısmi dava açılabilecektir.Ne var ki somut olayda, dava açan dilekçede fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuş olmakla birlikte, davanın açıkça belirsiz alacak davası olarak açıldığı belirtilmediğinden, ilk derece mahkemesince görülmekte olan davanın belirsiz alacak davası değil kısmi dava olarak kabul edilmiş olmasında ve bunun sonucu olarak da davacılar vekili tarafından bedel arttırım dilekçesi adı altında sunulan 15/05/2018 günlü dilekçeyi ıslah dilekçesi, daha sonra sunulan 29/08/2018 günlü ıslah dilekçesini de ikinci ıslah dilekçesi olarak kabul edilmek ve bir davada yalnızca bir kez ıslah yapılabileceği dikkate alınmak suretiyle 15/05/2018 günlü dilekçedeki taleplerle sınırlı olmak kaydıyla, davalıların sorumluluğu yoluna gidilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik tespit edilemediğinden (-Bkn. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin benzer başka bir olaya ilişkin olarak verdiği 08/09/2025 gün, 2023/13201 Esas - 2025/11925 Karar sayılı ilamı), davacılar vekilinin açıklanan hususa ilişkin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.2-Davacılar vekilinin, müvekkilleri yararına geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmemiş olmasının isabetsiz olduğuna yönelik istinaf itirazına gelince;Her ne kadar mahkemece, asıl davaya konu hüküm fıkrasında davacılar yararına belirlenen maddi tazminatların ne kadarlık kısmının geçici iş göremezlik, ne kadarının da kalıcı iş göremezlik zararına ilişkin olduğu konusunda bir ayrım yapılmamış ise de; karar gerekçesiyle bir bütün olup, kararın gerekçe bölümünde davacı Tahsin ... lehine belirlenen ve hüküm altına alınması gereken toplam 132.417,05-TL'lik maddi tazminatın 2.047,03-TL'sinin geçici iş göremezlik tazminatına, 130.370,02-TL'sinin de kalıcı iş göremezlik zararına ilişkin olduğu; davacı Sevda ... lehine belirlenen toplam 95.271,41-TL maddi tazminatın da 2.693,20-TL'lik kısmının geçici iş göremezlik tazminatına, kalanının ise kalıcı iş göremezlik zararına ait bulunduğu açıkça belirtilmiştir. Bu durumda, davacıların geçici iş göremezlik tazminatına yönelik taleplerinin reddedildiği veya bu konuda karar verilmediği söylenemeyeceğinden, davacılar vekilinin bu hususu amaçlayan istinaf başvurusunun da reddi gerekmiştir.Birleşen dava bakımından yapılan incelemede;3-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın dayandığı delillerle usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle; Dairece verilen kaldırma kararına uygun biçimde ATK Adli Tıp 2.İhtisas Kurulu' ndan temin edilen 16/10/2023 günlü raporlardaki 1973 doğumlu Tahsin ...'ın ve 1981 doğumlu Sevda ...'ın 18/08/2012 tarihinde geçirdikleri trafik kazasına bağlı yaralanmaları nedeniyle sürekli ya da geçici surette bir başkasının bakımına muhtaç durumda olmadıkları yönündeki bilimsel mütala dikkate alındığında, kişinin iyileşme süresi içerisinde %100 malul sayılması ve bu nedenle de bakıcı ihtiyacı içinde bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğine ilişkin varsayıma itibar edilemeyecek olması karşısında mahkemece, yeterli ve geçerli nitelik taşıyan böyle bir rapora dayanılarak, birleşen davaya konu davacı taleplerinin reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir yanılgı tespit edilememiştir.Her ne kadar birleşen davada davacıların, asıl davada olduğu gibi ihtiyari dava arkadaşı konumunda bulundukları dikkate alındığında, her bir davacının davasının ayrı ayrı reddedilmiş olması nedeniyle davalı taraf yararına yani davacıların her biri aleyhine ayrı ayrı ret vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, davalı taraf yararına tek vekalet ücreti takdir edilmiş olması isabetsiz olmakla birlikte, bu durum istinaf edenlerin aleyhine değerlendirilemeyecek olması nedeniyle, sadece eleştirilmekle yetinilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.4-Davacılar vekilinin asıl ve birleşen davadaki vekalet ücretinin ve faiz cinsinin hatalı belirlendiği, usulü kazanılmış hakların ihlal edildiğine ilişkin istinaf itirazları birlikte değerlendirildiğinde;a-Görülmekte olan davada, mahkemece verilen önceki kararda birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, kaldırma kararından sonra ise birleşen davada her iki davacının talepleri reddedilmiştir. Bu durumda, birleşen dava bakımından önceki kabul kararına bağlı olarak düzenlenen yargılama giderleri ile vekalet ücretine ilişkin hiçbir belirlemenin, şimdi istinaf konusu olan karar bakımından usulü kazanılmış hak oluşturmayacağı konusunda duraksama bulunmadığı gibi kazaya sebebiyet veren aracın tescil kaydında cinsinin kapalı kasa kamyonet olarak yazılı olmasına karşın kullanım amacının yük nakli hususi olarak gösterildiği ve araç malikinin de gerçek kişi olduğu (-Mustafa ...) dikkate alındığında, mahkemece haksız fiilden kaynaklanan bir tazminat davasında faiz cinsinin yasal faiz olarak belirlenmiş olmasında da herhangi bir isabetsizlik tespit edilemediğinden, davacılar vekilinin açıklanan hususlara yönelik istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.b-Buna karşılık ilk derece mahkemesince verilen önceki kararda, asıl dava yönünden her iki davacı tarafından açılan geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatına ilişkin davaların 15/05/2018 günlü ıslah dilekçesi doğrultusunda kabulüne karar verilmiş olup, bu karar gereğince esasen reddedilen bir tazminat miktarı bulunmamaktadır.Kaldırma kararından sonra verilen istinaf isteğine konu kararda ise, yine 15/05/2018 günlü ıslah dilekçesiyle talep edilen toplam tazminat miktarları üzerinden davacılardan Tahsin ...'ın geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin isteğinin kısmen reddedildiği görülmüştür. Bu durumda, istinaf isteğine konu karar gereğince, davacı Tahsin ...'ın reddedilen maddi tazminat talebiyle ilgili olarak davalı taraf yararına ret vekalet ücretine hükmedilmiş olmasında kural olarak bir yanılgı bulunmamakla birlikte; 15/05/2018 günlü ıslah dilekçesine konu olan toplam tazminat miktarı ile lehine hüküm altına alınan tazminat miktarı dikkate alındığında, Tahsin ...'ın reddedilen tazminat miktarının sadece (137.427,67-TL - 132.417,05-TL) 5.010,62-TL olduğu gözetilerek bu miktar üzerinden davalı taraf yararına ret vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, 28/08/2018 günlü dilekçenin ikinci ıslah dilekçesi olduğu, dolayısıyla bu dilekçedeki taleplerin dikkate alınamayacağı açıkça kabul edilen bir davada bu hususun göz ardı edilmesi sonucunda (-Davalı tarafça, davacı Tahsin ... lehine asıl dava neticesinde hükmolunan 132.417,05-TL'lik maddi tazminata ilişkin istinaf itirazı bulunmamaktadır.) davalı taraf yararına fazla vekalet ücreti takdir edilmesi doğru olmadığı gibi görülmekte olan asıl davada ihtiyari dava arkadaşı konumunda bulunan davacılar bakımından lehlerine ayrı ayrı hüküm altına alınan maddi tazminat miktarları ile sınırlı olmak kaydıyla her bir davacı yararına ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken bunun yapılmamış olması da isabetsiz olmuştur.Hal böyle olunca, az yukarıda 4/b sayılı bentte gösterilen sebeplerle, istinaf yasa yoluna başvuran davacılar aleyhine asıl dava bakımından gerçekleştirildiği anlaşılan vekalet ücretine ilişkin hatalı uygulamaların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun sadece bu sebebe münhasır kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-b/2 hükmü uyarınca kaldırılmasına ve istinaf yasa yoluna başvuru konusu yapılmayan hususlarla reddedilen istinaf itirazları nedeniyle taraflar yararına oluşan usulü kazanılmış haklar gözetilerek asıl davaya ilişkin hüküm bölümünün esasına; birleşen davaya ilişkin hüküm bölümünün ise tamamına dokunulmaksızın sadece asıl dava bakımından vekalet ücretlerine ilişkin olarak gerçekleştirilen istinaf eden davacılar aleyhine gerçekleştirilen hatalı belirlemelerin düzeltilmesi suretiyle yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca, 1/İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/12/2024 tarih ve 2023/100 Esas - 2024/1032 Karar sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda ayrı ayrı bentler halinde açıklanan sebeplerle KISMEN KABULÜNE ve KISMEN REDDİNE,a/İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacı tarafa iadesine,b/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,c/İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ise takdiren üzerlerinde bırakılmasına, 2/İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/12/2024 tarih ve 2023/100 Esas - 2024/1032 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ASIL DAVA YÖNÜNDENa/Davanın Tahsin ... yönünden KISMEN KABULÜNE, 132.417,05-TL'nin dava tarihi olan 01/04/2014'ten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte poliçe teminat miktarı ile sınırlı olmak üzere davalıdan alınarak davacı Tahsin ...'a verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddineb/Davanın Sevda ... yönünden KABULÜNE, 95.271,41-TL'nin dava tarihi olan 01/04/2014'ten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte poliçe teminat miktarı ile sınırlı olmak üzere davalıdan alınarak davacı Sevda ...'a verilmesine,c/Alınması gereken 15.553,40-TL harcın davacılar tarafından yatırılan 881,53-TL harçtan mahsubu ile bakiye 14.671,87-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,ç/Davacılar tarafından yatırılan 25,20-TL peşin harç, 25,20-TL başvuru harcı, 856,33-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 906,73-TL harç giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,d/Davacılar tarafından harç dışında harcanan 14.728,35-TL (Davacı tarafından ödenen iki adet toplam 9.095-TL ATK faturası dahil) yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan (%47,11 Kabul, %52,89 Ret) 6.938,52-TL'sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, bakiye kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,e/Davalı tarafından harcanan 50,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan (%47,11 Kabul, %52,89 Ret) 26,44-TL'sinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,f/Davacı Tahsin ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden, lehine hükmolunan tazminat miktarı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı Tahsin ...'a verilmesine,-Davacı Sevda ... kendisini vekille temsil ettirdiğinde, lehine hükmolunan tazminat miktarı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı Sevda ...'ı verilmesine,g/Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca belirlenen 5.010,62-TL red vekalet ücretinin davacı Tahsin ...'dan alınarak davalıya verilmesine,BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN (İstanbul Anadolu 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1104 Esas Sayılı dosyası)a/Davanın Tahsin ... ve Sevda ... yönünden AYRI AYRI REDDİNE,b/Alınması gerekli 615,40-TL harcın davacılar tarafından yatırılan 96,12-TL harçtan mahsubu ile bakiye 519,28-TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,c/Davacılar tarafından yapılan giderlerin davacılar üzerinde bırakılmasına,ç/Birleşen dava yönünden (İstanbul Anadolu 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1104 esas sayılı dosyası) davalı tarafından masraf yapılmadığından karar verilmesine yer olmadığına,d/Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,3/Taraflarca yatırılan gider avanslarından arta kalanının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.26/11/2025