TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/11/2022 NUMARASI : 2021/512 Esas 2022/769 Karar DAVA : Menfi Tespit (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/08/2021 KARAR TARİHİ : 03/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/11/2025 Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanı…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/244 Esas 2025/1052 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/244 KARAR NO : 2025/1052 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/11/2022 NUMARASI : 2021/512 Esas 2022/769 Karar DAVA : Menfi Tespit (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/08/2021 KARAR TARİHİ : 03/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/11/2025 Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin muris ...'un mirasçıları sıfatıyla takip borçlusu olduklarını, dava dışı ... Müşavirlik Mühendislik Ticaret Limited Şirketinin, ... AŞ'den genel kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandığını, dava dışı ... Müşavirlik Mühendislik Ticaret Limited Şirketine ait 2 adet taşınmaz üzerinde banka lehine 3.500.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğinin, dava dışı ... Otobüs Servis Seyahat Ticaret Limited şirketine ait 10 adet araç üzerine banka lehine rehin tesis edildiğini, davacılar murisinin de 4.413.676,59 TL tutarlı senette kefil olduğunu, kredinin ödenmemesi üzerine icra takipleri başlatıldığını, murisin kefil olduğu teminat senedi içinde icra takibi yapıldığını, dava dışı ...'ın borcun sebebi ve kaynağı tek olan iş bu takip dosyalarındaki alacağını 17/05/2011 tarihinde davalıya temlik ettiğini, temlik alan davalı aleyhine müvekkilleri tarafından menfi tespit davası açıldığını, açılan davada müvekkillerinin murisinin temlik edilen takipten dolayı 2.125.926,69 TL borçlu bulunmadığının tespitine karar verildiğini, mahkeme kararının müvekkilleri hakkında devam eden takip dosyasına ibraz edilerek hesap yapılmasının talep edildiğini, icra müdürlüğünün 2.878.627,61 TL bakiye borç çıkardığını, 08/07/2011 tarihi itibari ile müvekkillerinin dava konusu takipten dolayı 274.442,07 TL asıl alacak, 48.073,10 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 322.515,17 TL borcunun bulunduğunu, bu tarihten sonra 05/11/2012 tarihinde müvekkillerine ait 2 adet taşınmazın satışının yapılarak dosyaya 770.382,45 TL'nin geldiğini, 23/03/2012 tarihinde 125.852,34 TL ve 25/07/2011 tarihinde 1.376,56 TL'nin dosyaya girişinin yapıldığını, dava tarihinden sonra dava devam ederken 897.611,35 TL daha tahsilat sağlandığını, davalının Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2010/1582 sayılı takip dosyasından yapılan tahsilatı müvekkillerinin borçlu olduğu takip dosyasına bildirmediğini, ayrıca Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2010/1582 sayılı takip dosyasından 11/12/2013 tarihinde 1.858.222,95 TL tahsilat yapılmasına rağmen bu dosyadan feragat etmediğini, müvekkillerinin 2.878.627,61 TL daha borçlu konuma sokulduğunu belirterek müvekkillerinin takip dosyası nedeniyle 02/07/2021 tarihi itibarıyla 2.878.627,61 TL borçlu bulunmadığının tespitine, %20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya dayanak icra dosya hesabının hatalı çıkarıldığını, dosyaya bildirilmediği iddia edilen tahsilattan önce dosya borcunun sona erdiğini, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacılar murisinin kredi borcundan kefil sıfatıyla sorumlu olduğunu, yapılan takiplerden yalnızca kambiyo takibinde taraf sıfatı bulunduğunu, müvekkili aleyhine temlikten sonra açılan menfi tespit davasında murisin takip dosyasında borçlu olduğu miktarın tespit edildiğini, işbu davaya dayanak icra müdürlüğü hesabında menfi tespit davasında davacının borçlu bulunmadığı belirtilen tutarın dava tarihi olan 08/07/2011 tarihinde yapılmış bir tahsilat olarak girildiğini, bu nedenle dosya hesabının hatalı yapıldığını, kesinleşen mahkeme kararına uygun hesaplama yapıldığı taktirde işbu davada davacı tarafça dosyaya bildirilmediği iddia edilen tahsilatlardan önce borcun sona erdiğinin görüleceğini bildirerek davanın reddini, %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ... AŞ tarafından, kredi borçlusu ... Müşavirlik Mühendislik Ticaret Limited Şirketi'ne kullandırdığı krediden ötürü almış olduğu teminatlara istinaden, borçlular aleyhine kambiyo senedi, rehin ve kredi sözleşmesine dayalı olarak 3 ayrı takip yapılmış olup, asıl olanın tahsilde tekerrür olmaması olduğu, davacılar tarafından alacaklı banka ile alacağı temlik alan mevcut davada davalı aleyhine 2011 yılında açılan ve Yargıtay aşamasından geçerek kesinleşen bir menfi tespit davasının mevcut olduğu, davacıların söz konusu karara istinaden icra takip dosyasını yeniledikleri, 02/07/2021 tarihli kapak hesabında fer'iyle birlikte 2.878.627,61 TL borçlu çıkarıldıkları, davalı alacaklı tarafından yapılması gerekenin icra takip dosyasının infaz nedeni ile işlemden kaldırılması olması gerekirken halen davacıların yapılan kapak hesabında borçlu olarak görülmeleri nedeni ile kapak hesabının yapıldığı tarihten bir aydan fazla bir süre geçtikten sonra anılan icra takip dosyasından ötürü borçlu olmadıklarının belirlenmesi için mevcut menfi tespit davasını açmakta hukuki yararlarının bulunduğu, bilirkişi raporu ve dosya kapsamından davacıların kapak hesabının yapıldığı 02/07/2021 tarihi itibari ile kapak hesabında fer'ileri ile birlikte belirlenen 2.878.627,61 TL borçlu olmadıklarının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacıların icra takip dosyasında 02/07/2021 tarihi itibari ile 2.878.627,61 TL borçlu olmadıklarının tespitine, koşulları oluşmayan tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davanın kabulüne karar verildiği halde koşulları oluşmadığı gerekçesiyle tazminat istemlerinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, kesinleşmiş mahkeme kararına rağmen davalı alacaklı tarafından icra takip dosyasının infazı nedeni ile işlemden kaldırılması gerekmesine rağmen davalının anılan icra dosyasını bir türlü işlemden kaldırmadığından icra dairesince 02/07/2022 tarihi itibari ile yapılan kapak hesabında müvekkillerinin halen 2.878.627,61 TL daha borçlu olarak göründüğünü, bu nedenle Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2008/10854 sayılı icra dosyasından dolayı müvekkillerinin davalıya 02.07.2021 tarihi itibariyle 2.878.627,61 TL borçlu olmadığının tespiti ile borcun kaynağının tek olduğunu bilmesine ve bu hususun anılan dava dosyasının içinde ve kesinleşen gerekçeli mahkeme kararında dahi çok açıkça yer almasına rağmen, yaptığı tahsilatları haksız ve kötüniyetli olarak müvekkillerinin borçlu olduğu Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2008/10854 sayılı icra dosyasına kasten bildirmeyerek icra dosyası borcunun devam etmesine, müvekkillerinin yaklaşık 40 civarında gayrimenkulü, araçları ve banka hesapları üzerindeki hacizleri kaldırmayarak tüm varlığı üzerindeki hacizlerin devam etmesine haksız ve kötüniyetli olarak sebebiyet veren davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesi için işbu davanın açıldığını, davalı alacaklının haksız ve kötü niyetli olduğunu, kesinleşmiş mahkeme kararına rağmen alacaklı olduğu dosyaya tahsilatları bildirmediğini, dolayısıyla müvekkillerinin 02.07.2021 tarihi itibariyle halen 2.878.627,61 TL olarak borçlu konumunda olduğunu, müvekkillerinin neredeyse tüm varlıkları üzerinde hala haciz bulunduğunun açıkça göründüğünü, tüm bu hususların davalı alacaklının haksız ve kötüniyetli olduğunu açıkça gösterdiği halde mahkemece davalının icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının işbu dava açıldıktan sonra, icra dosya borcunun bittiğini, dolayısıyla işbu davayı açmada hukuki yararının bulunmadığına ilişkin beyanda bulunmuş olmasına rağmen icra dosyasına, dosya borcunun bittiğini beyan etmediği gibi müvekkillerinin menkul ve gayrimenkul malları üzerindeki hacizleri kaldırmadığını, oysa davalının icra dosyasına bakiye tahsil harcını ödeyerek dosyayı infazen kapatmak ve müvekkillerinin tüm menkul ve gayrimenkul mallarının üzerlerindeki hacizlerin fekkini sağlamak zorunda olmasına rağmen işbu dava açıldıktan sonra dahi dosyayı kapatmaya ve hacizleri kaldırmaya yönelik bir işlem yapmadığını, dolayısıyla davalının haksız ve kötüniyetli olarak takibe devam etmesi sebebiyle müvekkillerinin işbu davayı açmasına sebebiyet verdiğini, müvekkillerinin işbu davayı açmada hukuki yararının bulunduğu aşikar iken icra inkar tazminatının koşullarının oluşmadığına karar usul ve yasaya da aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, müvekkilleri yararına icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bitmiş dosya için açılan menfi tespit davasına karşı icra takip dosyasında borç sona ermişken icra müdürlüğünün dosya kapak hesabını hatalı olarak çıkararak dosyayı kapatmadığını, aslında dosyada menfi tespit konusu edilebilecek bir borcun kalmadığı belirtilerek davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığının ifade edildiğini, ne var ki mahkeme, bu beyanlar hatalı yorumlayarak, bitmiş dosya için menfi tespit kararı verdiğini, haricen tahsil dosyaları dışında takip dosyasına gelen tahsilatlarla kapanan dosyalar için, alacaklının beyanda bulunma yükümlülüğü olmadığı gibi, icra müdürlüğünün yanlış hesabı sebebiyle açılan menfi tespit davasının dayanaksız olduğunun da tartışmasız olduğunu, müvekkile temlik eden dava dışı ... A.Ş., kredi alacaklarının tahsili için kredi borçlusu ve kefilleri hakkında tahsilde tekerrür etmemek kaydı ile icra takiplerine başladığını, davacıların miras bırakanları hakkında da icra takibine geçildiğini, davacıların, tahsilde tekerrür etmemek kaydı ile yapılmış diğer takiplerde tahsil edilen tutarların, işbu takip dosyasına bildirilmediği gerekçesi ile öncelikle menfi tespit davası açtığını, yargılaması sırasında da icra dosyasına kısmi tahsilatlar yapıldığını, dosyada yapılan bu tahsilatlar ile Ankara 4. Ticaret Mahkemesinin 2011/462 Esas 2018/538 Karar sayılı kararıyla borçlu bulunulmadığının tespit olduğunu, bu sebeple dosya, Ankara 4. Ticaret Mahkemesi dosyası kararı kesinleşene kadar taraflarınca takipsiz bırakıldığını, dosyadaki geçmiş hacizler ve takip dosyasının düşürüldüğünü, ankara 4. ticaret mahkemesi dosyası kesinleştiğinde takip dosyasının çoktan mahzen olduğunu, dosyadaki hacizlerin düştüğü takipsiz dosya, davacı takip borçlusunca mahzenden çıkarttırıldığını, bu zamana kadar işlemsiz olan dosyaya menfi tespit kararı sunularak dosya kapak hesabı çıkarılmasının istendiğini, davacının talep tarihinde Ankara 4. Ticaret Mahkemesinin 2011/462 esas 2018/538 karar sayılı dosyası menfi tespit kararı ve takip dosyasında yapılmış tahsilatlar ile takip dosya borcunun çoktan sona erdiğini, ne var ki icra müdürlüğü faiz hesaplamasındaki hataya düşerek, 02.07.2021 tarihli dosya hesabında hataen 2.878.627,61 TL bakiye borç hesapladığını, davacı takip alacaklısının ise, hatalı çıkarılan icra dosyası kapak hesabına istinaden işbu menfi tespit davasını açtığını, hesaplama hatası sonucu kapak hesabının fazla çıkarılması da davacı hakkında başlatılmış takibin ve borcun sona erdiği gerçeğini ortadan kaldırmayacağını, zira dosya kapak hesabının bir icra müdürlüğü işleminden ibaret olup, takip dosyasında bir alacak kalıp kalmadığının genel mahkemede görülen menfi tespit davasında zaten inceleneceğini, davacının bitmiş takip dosyası için menfi tespit davası açtığını, takip dosyasında davacılardan talep edilebilecek bir borç zaten kalmadığını, takip dosyası borcunun sona erdiği doğru dosya hesabı yapıldığında icra müdürlüğü tarafından da tespit edilerek dosya infazen kapatılacak iken, sona eren bitmiş takipte hatalı kapak hesabına dayalı olarak menfi tespiti davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, icra takibinde sonra icra dosyasına yapılan ödemeler icra müdürlüğünce dikkate alınacağından borçlu davacının icra dosyasına yapılan bu ödemeler yönünden takipte borçlu olmadığının tespiti isteminde hukuki yararı bulunmadığını, bitmiş bir takipte alınan kapak hesabında hataen bakiye borç çıkarılmasının, takipte borcun bittiği ve takibin sona erdiği gerçeğini de ortadan kaldırmayacağını, icra müdürlüğünün takip dosyası içerisinde düzeltilebilir bir yanlış işleminin söz konusu olup, takip alacaklısı olarak müvekkilinin de bu yanlış dosya hesabına dayanarak yapmış olduğu işlemi bulunmadığını, tam aksine dosyanın işlemsiz bırakıldığını, biten takip için verilmiş menfi tespit kararının hukuka aykırı olduğunu, yerleşik Yargı içtihatlarında, takip borçlusunun da menfi tespit kararını icra dosyasına sunup, tahsilatları takip dosyasına bildirmesi gerektiği kabul edildiğinden ve ayrıca doğru dosya hesabı çıkarıldığı taktirde takip dosya borcunun sona erdiğinin de icra müdürlüğünce tespit edilebileceğinden, yıllardır icra dosyasını takipsiz bırakan, hacizleri düşürüp hiçbir icrai işlem yapmayan müvekkilinin talebine gerek olmadığını, müvekkilinin, böyle bir zorunluluk veya gerekliliği olmamasına rağmen icra dosyasında talepte bulunmadığı için davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğu görüşünün açıkça hatalı olduğunu, dosya borcu tahsilatlarla sona erdiğinde dosyanın işlemden kaldırılması için müvekkilinin talebine ihtiyaç bulunmadığını, zira icra müdürlüğünün, bir icra dosyasında yapılan tahsilatlar ile takip dosya borcunun sona erdiğini tespit ettiği taktirde, alacaklının talebini aramaksızın takip dosyasını infazen kapatmakla görevli olduğunu, bir menfi tespit davası açılmadan evvel alacaklı yanın icra dosyasına başvuru yapması beklenmeksizin, takip borçlusunun icra dosyasına müracaatının arandığını, müvekkilinin dava açılana dek ne dosyanın yenilendiğinden ne çıkarılan hatalı dosya hesabından haberi olduğunu, mahzendeki dosyayı takipsiz halde bıraktığını, icra müdürlüğünce dosya kapak hesabı doğru şekilde yapılmış olsa idi, dosyada yapılmış tahsilatlar ile dosya borcunun sona ermiş olacağının tespit edileceğini, dosya hesabı bir icra müdürlüğü işlemi olup, dosyada kapak hesabının hatalı çıkarılmış olmasının, alacaklı yana borcu sona ermiş takibi hatalı dosya hesabına göre devam ettirmeme imkanı vermediğini, takip borçlusunu haciz ve takip baskısı altında bırakmadığını, . zira dosya borçlusunun icra müdürlüğüne müracaatı ve/veya kapak hesabının icra müdürlüğüne doğru olarak yaptırılması sonucunda dosyanın, alacaklı talebine gerek olmaksızın infazen kapatılabileceğinden, müvekkilinin takipsiz bıraktığı dosyaya talepte bulunmamasına bir hukuki netice bağlanamayacağını, bu hususlar gözetilmeksizin biten dosyayı talebi ile kapatabilecek davacının, dosya borcu bitmiş dosya için açtığı menfi tespit davasında hukuki yararı bulunduğunun kabulünün hatalı olduğunu, davacı işbu davada, tahsilde tekerrür etmemek kaydı ile başlatılan takiplerde yapılan tahsilatların, dava konusu Ankara 32. İcra Müdürlüğü dosyasına bildirilmemesi sebebi ile menfi tespit talep etmiş ise de, dosyadaki tüm beyanlarında da belirtildiği gibi, dosya borcu Ankara 4. Ticaret Mahkemesinin menfi tespit kararı ve Ankara 32. İcra Müdürlüğü dosyasında yapılan tahsilatlar ile bitmiş olup, davacının dosyaya bildirilmediğini iddia ettiği başkaca dosyalarda yapılmış tahsilatların, Ankara 32. İcra Müdürlüğü dosyasında yapılmış tahsilatlardan sonra olduğunu, 02.07.2021 tarihli 2.878.627,61 TL’lik dosya kapak hesabı hatalı yapıldığı gibi, dosyaya bildirilmediğini iddia edilen 1.858.225,95 TL tahsilattan evvel dava konusu Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2008/10854 sayılı dosya borcunun sona erdiğini, Ankara 4. Ticaret Mahkemesinin 27.06.2018 tarih 2011/462 Esas 2018/538 Karar sayılı kararında Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2008/10854 sayılı dosyasında 08.07.2011 tarihinde 274.442,07 TL anapara ve 48.073,10 TL faiz olmak üzere toplamda 322.515,17 TL borcu bulunduğunu, bakiye 2.125.926,69 TL tutarca borçlu olunmadığının kabul edildiğini, mahkeme işbu kararı verirken hükme esas aldığı 02.03.2017 tarihli bilirkişi raporunda dosyaya bildirilmediği kabul edilen tahsilatların, 05.12.2008 tarihinde 5.546,72 TL, 05.12.2008 tarihinde 2.703,00 TL, 16.12.2008 tarihinde 3.507,13 TL, 17.12.2008 tarihinde 2.191.810,59 TL, 30.06.2009 tarihinde 30.000,00 TL, 04.08.2009 tarihinde 30.000,00 TL, 09.03.2010 tarihinde 49.508,39 TL, 09.03.2010 tarihinde 7.149,35 TL, 09.03.2010 tarihinde 44.555,33 TL, 09.03.2010 tarihinde 23.726,14 TL, 17.03.2010 tarihinde 55.642,85 TL, 17.03.2010 tarihinde 61.343,14 TL, 06.04.2010 tarihinde 23.805,60 TL, 28.05.2010 tarihinde 18.839,94 TL olmak üzere toplam 2.548.38,18 TL olarak tespit edildiğini, bu tahsilatların dosya borcundan tahsil tarihlerinde mahsup edilip, tahsilatlar arasında bakiye borca faiz işletilerek yapılan hesaplamada 322.515,17 TL bakiye alacak bulunduğunu, icra dosyasında hesap yapılırken aynı menfi tespit davasında yapıldığı gibi bu tahsilatların tek tek belirtilip tahsil tarihlerine kadar faiz işletilerek dosya hesabı yapılması gerektiğini, bunun yerinde davaya dayanak alınan 02.07.2021 tarihli dosya hesabında, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında davacının borçlu bulunmadığı belirtilen tutarın dava tarihi olan 08.07.2011 tarihinde yapılmış bir tahsilat olarak hesaba katılıp, tahsilat tarihleri arasındaki faiz hesaba dahil edilmediğinden hatalı hesaplama yapıldığını, ne var ki rapor veren bilirkişinin, bu hesaplamasında Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde menfi tespit davası yargılaması devam ederken yapılan tahsilatlardan birini hesaplamaya eklemeyi atladığını, bilirkişinin menfi tespit konusu Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2008/10854 sayılı dosyasına 08.07.2011 tarihinden sonra biri 25.07.2021 tarihinde 1.376,56 TL ve diğeri 23.03.2012 tarihinde 125.852,34 TL olmak üzere iki tahsilat yapıldığını kabul ederek hesaplama yapmışa da, icra müdürlüğünün kapak hesabında ve davacının da dava dilekçesinde sayıp kabul ettiği tahsilatlar arasında 05.11.2012 günü yapılmış 770.382,45 TL’lik tahsilatı gözden kaçırdığını, bu tahsilat da hesaba eklendiğinde, davacının iddia ettiği gibi, tahsilde tekerrür etmemek kaydı ile başlatılan Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2010/1582 sayılı dosyasında yapılan ve dosyaya bildirilmediği iddia edilen 09.09.2013 tarihli 1.871.725,18 TL tutarlı tahsilattan önce olduğunu, bilirkişinin hesaba dahil etmeyi atladığı bu tahsilat bakımından rapora itiraz edildiğini, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, eksik bilirkişi raporunda dahi davacının işbu menfi tespit davasını dayandırdığı 02.07.2021 tarihli kapak hesabının hatalı çıkarıldığının tespit olunduğununun göz ardı ederek, hatalı dosya hesabına göre menfi tespit kararı verildiğini, hatalı dosya hesabına göre, icra dosyasında olmayan bir borç için verilen menfi tespit kararının haksız ve açıkça hukuka aykırı olduğunu, dosya kapak hesabı bir icra müdürlüğü işlemi olduğundan, ibraz edilen mahkeme kararına ve dosyada yapılan tahsilatlara uygun olarak dosya hesabı çıkarmayan icra müdürlüğü menfi tespit davası açılmasına sebebiyet vermiş olacağından, dosya borcunun sonra ermesinden sonra takipsiz bırakılan dosyada hiçbir icrai işlemi bulunmayan müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, aksi yöndeki kararın ayrıca hukuka aykırı olduğunu, dosyada ayakta bir haciz de bulunmadığını, dosya borcu devam ederken konulmuş hacizlerin hiçbirinin yenilenmediğini, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen menfi tespit kararının kesinleşmesine değin dosyanın takipsiz bırakıldığını, hacizlerin düşerek dosyanın mahzen olduğunu, tahsil harçlarını ödemekle yükümlü olanın takip borçlusu olduğuna şüphe bulunmadığını, tahsil harçlarını ödeyerek dosyayı kapatmanın, davacını itirazının aksine, harcı ödemekle ödevi olan davacı takip borçlusuna ait bulunduğunu, bitmiş ve hakkında icrai bir işlem yapılmayarak takipsizlikle mahzen edilmiş dosyayı yenileyerek canlandırıp menfi tespit davası açan davacının, işbu davadaki asıl gayesinin kötü niyet tazminatı elde etme olduğunu, davacının bu talebinin haklı olmadığını, yasal şartları taşımayan kötü niyetli tazminatı talebinin reddi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinin teminatı olan kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2008/12522 sayılı takip dosyası sureti, dava konusu Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2008/10854 (yeni 2021/871) sayılı takip dosyası sureti, Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2010/1582 sayılı takip dosyası sureti, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/462 Esas 2018/538 Karar sayılı ilamı ile Dairemizin 2019/756 Esas 2019/1304 Karar sayılı ilamı, Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2021/7871 sayılı takip dosyasında icra müdürlüğünce yapılan 02/07/2021 tarihli icra kapak hesabı, yargılama aşamasında hesap uzmanı bilirkişiden alınan 23/09/2022 tarihli rapor, alacak temlik sözleşmesi dosya içerisinde yer almaktadır. Dava konusu Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2008/10854 (yeni 2021/871) sayılı icra takip dosyası ile, alacaklı ... A.Ş. tarafından davacılar murisi ..., dava dışı ... ve ... ... Ltd. Şti. aleyhine toplam 2.526.544,43 TL alacağın tahsili istemi ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı görülmüştür. Anılan icra takip dayanağı kambiyo senedinde borçlunun ... ... Ltd. Şti., lehtarın ... A.Ş., avalistlerin ... ve ... (muris) olup, 07/04/2006 tanzim tarihli, 16/09/2008 vade tarihli 4.413.676,59 TL bedelli bononun ihdas nedeninin nakden olduğu anlaşılmıştır. Davacılar tarafından davalılar ... A.Ş. ve ... aleyhine işbu dava konusu icra takip dosyasında banka tarafından yapılan tahsilatlar nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti talebiyle açılan asıl ve birleşen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 2011/462 Esas 2018/538 Karar sayılı ilamı ile, asıl davada davalı banka aleyhine açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, dava tarihi olan 08/07/2011 tarihi itibarıyla davacıların davalıya 2.125.926,69 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davada davalı banka aleyhine açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili ve davalı ... vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 2019/756 Esas 2019/1304 Karar sayılı kararıyla, davacılar vekilinin istinaf itirazlarının reddine, davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, sair istinaf itirazlarının reddine, asıl ve birleşen davada verilen kararın vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına, asıl davada davalı banka aleyhine açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, dava tarihi olan 08/07/2011 tarihi itibarıyla davacıların davalıya 2.125.926,69 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davada davalı banka aleyhine açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine hükmedilmiştir. Dairemiz kararına karşı davacılar vekili ve davalı ... vekilince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/5067 Esas 2021/3206 Karar sayılı kararıyla temyiz istemlerinin reddi ile Dairemiz kararının onanmasına karar verilmiştir. Davacı borçlular vekilince 16/06/2021 tarihinde dava konusu icra takibinin yapıldığı icra müdürlüğüne başvurularak öncesindeki son işlem 21/07/2011 tarihinde borçlu ...'a (muris) temlik bildirimi ve kıymet takdir raporunun tebliğ işlemi olan dosyada işlem yapacaklarından dolayı acilen dosyanın yenilenmesi, yenileme için harç yatırılması gerekli ise taraflarına bildirilmesi talep edilmiştir. Anılan talep üzerine Ankara 32. İcra Müdürlüğünce 2021/871 sayılı takip dosyası üzerinden yenileme emri düzenlenmiştir. Davacı borçlular vekilince icra müdürlüğüne 01/07/2021 tarihinde başvurularak bu kez Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararının kaldırılmasına ilişkin Dairemiz kararı ve Yargıtay ilamını sunarak sunulan kararlar uyarınca 08/07/2011 tarihi itibarıyla davacıların işbu dosyadan dolayı 2.125.926,69 TL yönünden borçlu bulunmadığının tespit edildiği, kesinleşmiş işbu mahkeme kararı doğrultusunda 08/07/2011 tarihi itibarıyla müvekkilleri açısından dosya borcunun hesaplanmasını talep etmiştir. Anılan talep üzerine icra müdürlüğünce 02/07/2011 hesap tarihli icra kapak hesabı yapılarak borçlunun dosyaya sunduğu bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay kararına göre yapılan hesaplama uyarınca 5.913.221,22 TL yekün alacaktan 27/10/2008-05/11/2012 tarihleri arasında yatırılan toplam 3.034.593,61 TL mahsup edilerek bakiye 2.878.627,61 TL borçlu olunduğu hesaplanmıştır. Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2008/12522 sayılı takip dosyası ile, alacaklı ... A.Ş. tarafından dava dışı ... ... Ltd. Şti. ve ... Otobüs ... Ltd. Şti aleyhine toplam 2.526.544,43 TL alacağın tahsili istemi ile taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı görülmüştür. Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2010/1582 sayılı takip dosyası ile, alacaklı ... A.Ş. tarafından dava dışı borçlu ... ... Ltd. Şti. aleyhine toplam 2.424.637,58 TL alacağın tahsili istemi ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. ... A.Ş. tarafından davalı ...'e 17/05/2011 tarihli temlik sözleşmesi ile Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2008/12522, Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2008/10854 (dava konusu), Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2010/1582 Esas sayılı dosyalarının takip haklarıyla birlikte 1.430.000,00 TL ödeme karşılığında tüm alacağın kredilerin kullandırılması sırasında alınan tüm teminatlarıyla birlikte temlik edildiği görülmüştür. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, dava konusu icra takip dosyasında davacıların 08/07/2011 tarihi itibarıyla 274.442,07 TL asıl alacak, 48.073,10 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 322.515,17 TL borcu olduğunun kesinleşen mahkeme kararıyla sabit olduğu, bu tarihten sonra yapılan ödemeler dikkate alınarak 02/07/2021 tarihi itibarıyla dosya hesabının yapıldığı, icra dosyasında 08/07/2011 tarihinden sonra 25/07/2011 tarihinde 1.376,56 TL, 23/03/2012 tarihinde 125.852,34 TL olmak üzere toplam 127.228,90 TL tahsilat yapıldığı, alacaklı vekilinin dosyadaki son işlem tarihinin 29/05/2012 olduğu, bundan sonraki işlemlerin 14/03/2019 ve 16/06/2021 tarihinde davacılar vekili tarafından yapıldığı, Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2008/12522 sayılı takip dosyasında 08/07/2011 tarihinden sonra tahsilat yapılmadığı, Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2010/1582 sayılı takip dosyasında 09/09/2013 tarihinde 2.278.450,55 TL tahsilat yapıldığı, kesintilerden sonra 1.871.775,18 TL ödemenin hesaplamada dikkate alınacağı, icra dosyalarında yapılan tahsilatlar mahsup edildiğinde 09/09/2013 tarihli ödeme ile dosya borcunun kapandığı, 02/07/2021 tarihi itibarıyla icra müdürlüğünce hesaplanan 2.878.627,61 TL tutarında davacıların borcunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacı yan temlik eden ... A.Ş. İle dava dışı asıl borçlu ... ... Ltd. Şti arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin teminatı olarak bankaya verilen kambiyo senedinde murislerinin avalist olduğunu, kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan takip dosyasına, temlik eden bankanın diğer takip dosyalarında tahsil ettiği bedeli bildirmediğini, bu nedenle açtıkları menfi tespit davasında icra takip dosyasında borçlu olmadıkları miktarın hüküm altına alındığını, talepleri üzerine icra müdürlüğünce hazırlanan kapak hesabında ise halen borçlu olduklarının hesaplandığını, temlik eden bankanın diğer takipler nedeniyle tahsil ettiği miktarlar sonucu dava konusu icra takip dosyasında bir borcun kalmadığını iddia etmiş, davalı yan ise icra takibine konu borcun sona erdiğini, icra kapak hesabının yanlış yapıldığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında temlik eden bankayla dava dışı asıl borçlu ... ... Ltd. Şti arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin teminatı olarak davacılar murisinin avalist olarak imzası bulunan bononun alacaklı bankaya verildiği, bankanın bu senede dayalı olarak dava konusu icra takibini başlattığı, davacıların Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtıkları dava sonunda bankanın başlattığı diğer takip dosyalarında tahsil ettiği miktarlar nedeniyle dava tarihi itibarıyla icra takip dosyasında borçlu olmadıkları miktarın tespit edildiği, kararın kesinleştiği, kesinleşme kararından sonra davacılar vekilinin icra müdürlüğüne başvurarak kapak hesabının çıkarılmasını istediği, icra müdürlüğünce 02/07/2021 hesap tarihinde icra takip dosya borcunun 2.878.627,61 TL olarak hesaplandığı hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, dava tarihi itibarıyla davacıların temlik alan davalıya icra takibi nedeniyle borçlu olup olmadıkları, var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davacı yan dava dilekçesinde ve aşamalarda Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/462 Esas 2018/538 Karar sayılı kararıyla kısmen borçsuzluğunun tespitine karar verilen Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2008/10854 (yeni 2021/871) sayılı icra takip dosyasında anılan dava tarihinden sonra alacaklı banka tarafından başlatılan diğer icra takip dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan ödemenin işbu takip dosyasına bildirilmediğini, takiplerin tahsilde tekerrür etmemek üzere başlatıldığını, bu nedenle dava konusu icra takibinin yapıldığı icra müdürlüğünce çıkarılan kapak hesabında halen borçlu gözüktüğünü, oysa diğer takip dosyasında yapılan tahsilat nedeniyle borcunun sona erdiğini, takip dosyasının halen derdest olup, hacizlerin devam ettiğini ileri sürerek icra dosyası ve kapak hesabı nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebiyle işbu menfi tespit davasını açmıştır. Davalı yan ise, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takip dosyasındaki tahsilatın 2013 yılında yapıldığını, bu tahsilattan önce icra dosyasına yapılan tahsilat ile borcun sona erdiğini, icra müdürlüğünün kesinleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi kararında belirttiği borçsuzluğun tespitine karar verilen miktarın tahsilat gibi dikkate alınarak hesaplama yapıldığını, bu hesabın hatalı bulunduğunu, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında tespit edilen tarih ve borç miktarı esas alınıp asıl alacağa takipteki faiz oranı tahsil tarihine kadar işletildiğinde dahi, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi kararında borcun tespit edildiği tarihten sonra yapılan ödeme mahsup edildiğinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip dosyasında yapılan 2013 tarihli tahsilattan önce borcun sona erdiğini ileri sürmüştür. Dava konusu icra takip dosyasında icra müdürlüğünce yapılan kapak hesabının ödeme bilgileri dökümünde 19. sırada ödeme olarak kayıtlı bulunan 08/07/2011 tarih 2.125.926,69 TL'nin esasında bir ödeme olmayıp, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi kararında dava tarihi olan 08/07/2011 tarihi itibarıyla takip dosyasında davacıların davalıya borçlu olmadığı tespit edilen miktar olduğu anlaşılmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda icra müdürlüğü kapak hesabında ödeme bilgileri dökümünde 22. sırada kayıtlı bulunan ve taraflarca inkar edilmeyen 05/11/2012 tarihli 770.382,45 TL'lik ödeme dikkate alınmadan hesaplama yapılmıştır. Bilirkişi tarafından yukarıda anılan menfi tespit miktarının ödeme olarak kayıtlı bulunmasına ilişkin hatalı durum gözetilmiş ise de, 05/11/2012 tarihli 770.382,45 TL bedelli ödeme dikkate alınmadığından, esasında anılan ödeme ile borç sona ermesine rağmen anılan tarihten sonra 2013 yılında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla diğer icra dosyasında yapılan ve bu dosyaya bildirilmeyen tahsilat miktarlarının mahsubuyla borcun sona erdiği kanaati hatalı olarak bildirilmiştir. Temlik eden banka tarafından yapılan ve inkar edilmeyen ödemeler icra takip dosyasında yapılacak hesaplamada dikkate alınacaktır. İcra müdürlüğünce kapak hesabının yukarıda açıklandığı şekilde hatalı yapılmış olması davacının işbu menfi tespit davasını açmakta hukuki yararı bulunduğu sonucunu doğurmayacaktır (Emsal Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 28/05/2012 tarih 2012/4298 Esas 2012/9002 Karar, 22/03/2010 tarih 2009/5642 Esas 2010/3118 Karar sayılı ilamları). Hukuki yarar dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gerekecektir. Bu durumda mahkemece, temlik eden banka tarafından yapılan ve inkar edilmeyen ödemeler icra takip dosyasında yapılacak hesaplamada dikkate alınacağı, icra müdürlüğünce kapak hesabının hatalı yapılmış olmasının icra hukuk sistemindeki hakları doğuracağı, davacının işbu menfi tespit davasını açmakta hukuki yararı bulunduğu sonucunu doğurmayacağı gözetilerek davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Öte yandan, İİK'nun 72. maddesinde yer alan koşullar oluşmadığından davalı yanın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan istinaf incelemesi sonucu kararın kaldırılma gerekçesi ve verilen karar gözetilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmiştir. Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, kararın kaldırma gerekçesi ve verilen karar gözetilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, B)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/11/2022 tarih ve 2021/512 Esas 2022/769 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 4-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 5-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 49.159,77 TL'den mahsubu ile fazla alınan 48.544,37 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, 6-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya ödenmesine, 8-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Bakiye gider avansının HMK'nın 333. maddesi uyarınca talep halinde yatıran tarafa iadesine, C)1-Davalı tarafından yatırılan 49.159,77 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 2-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davadaki haklılık durumu gözetilerek davacılardan müteselsilen alınarak davalıya verilmesine, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yatırılan 147.479,28 TL bakiye karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 4-Davalı tarafından istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/10/2025 Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ...