İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/03/2026 Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında müvekkil şirket tarafından davalı borçluya ticari satım gerçekleştirildiğini, sundukları sevk irsaliyelerinde de görüleceği üzere söz konusu ticari satım karşılığında malların davalıya teslim edildiğini, cari hesap ekstresinde davalının müve…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/442 KARAR NO: 2026/498 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/01/2026 NUMARASI: 2022/566 Esas - 2026/42 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/08/2022 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/03/2026 Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında müvekkil şirket tarafından davalı borçluya ticari satım gerçekleştirildiğini, sundukları sevk irsaliyelerinde de görüleceği üzere söz konusu ticari satım karşılığında malların davalıya teslim edildiğini, cari hesap ekstresinde davalının müvekkil şirkete 986.221,54-TL borcu olduğunun görüldüğünü, 27.01.2022 tarihinde taraflarca cari hesap mutabakatı imzalandığını, davalı şirketin 986.221,54- TL borç için mutabakat verdiğini, TTK nın 94 maddesi uyarınca artan tutarı gösteren cetveli alan tarafın, aldığı tarihten itibaren bir ay içinde itirazda bulunmamışsa, bakiyeyi kabul etmiş sayılacağını,27.01.2022 tarihli hesap mutabakatının hiçbir ihtirazi kayıt olmaksızın davalı tarafından kabul edildiğini, davalı taraf hesap mutabakatını kabul ettiği halde takibe itiraz ettiğini,müvekkil tarafından gönderilen faturaların davalıya tebliğ edilmiş ise de , davalının teslim aldığı faturalara itirazda bulunmadığını alacağın likit olduğunu,müvekkili şirketin yerleşim yeri .......... olduğundan İstanbul Anadolu İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, beyanla, davalının İstanbul ........ İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; davacı tarafından mal teslimlerinin müvekkil şirkete hiçbir zaman gerçekleştirilmediği, davacının sunduğu sevk irsaliyelerinde yer alan imzaların müvekkili şirkete ait olmadığını, müvekkilinin 1978 yılından beri her çeşit sanayi kuruluşu ve fabrika için yüzlerce monolitik refrakter ürettiğini, davalının taraflar arasında ticari alım-satımdan bahisle bir takım faturalar tanzim ederek, takip dayanağı faturalara ilişkin müvekkil şirket tarafından imzalanan sevk irsaliyesi olmadığını, bununla birlikte davacı taraf, faturaların ticari defterlere işlenerek taraflarca cari hesapta mutabık kalındığını beyan etmiş ise de; sunulan mutabakat evrakı asıl olmayıp davacı tarafça asıl evrak sunulduğunda ayrıca beyanda bulunulacağını, fatura konusu malların müvekkili şirkete verilen taahhüt gereği teslim edileceği inancı ile ticari defterlere işlendiğini, Ancak davacı taraf müvekkil şirkete verdiği taahhüte uymayarak hiçbir mal ve hizmet sunmamış, üstelik haksız ve kötü niyetli bir şekilde olmayan alacağına istinaden icra takibi başlatığını,müvekkil şirket tarafından uyuşmazlık konusu faturalara karşılık malların teslim edilmemesi sebebi ile iade faturası düzenlendiği, .... Noterliği'nin, ... yevmiye numaralı, 27.04.2022 tarihli ihtarnamesi ile; suretleri ihtarname ekinde yer alan faturaların kayıtlarına işlenmesi, müvekkil şirket hakkında başlatılan İstanbul .... İcra Dairesinin ... Esas numaralı icra takibinden feragat edilmesinin ihtar edildiğini,fatura içeriğine yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması yalnızca faturada belirtilen verilerin doğru olduğuna karine teşkil etmekte olup, bu hususun aksi her zaman ispat edilebileceğini, davacı tarafça dava konusu işin yapıldığı ve malların teslim edildiğinin ispatlanması gerektiğini, itiraz edilmemesi faturanın verilmesine neden olan hizmetin yapıldığının kabulü anlamını taşımadığını, hukuki bir işlem olan teslimin ne şekilde ispatının mümkün olduğu HMK nda düzenlendiğini, teslimin davacı tarafça yazılı şekilde ispat edilmesi gerektiğinin anlaşılacağını belirterek davanın reddine, davalı yararına %20 den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili;dosyaya sunulan, uzman mütalaasının mahkemece adeta yok sayıldığını, gerekçeli kararda da hiçbir şekilde tartışılmadığını, bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasında çelişki bulunması halinde bu çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdii gerektiğini, fatura ve ticari defter kaydı "teslim"in ispatı olmayıp, davacı tarafından dosyaya bir takım sevk irsaliyeleri sunulmuş ise de takibe konu fatura içeriği malların teslim edildiğini gösterir sevk iraliyelerinin dosyaya sunulmadığını,30.07.2021 tarihli,........ numaralı( 606.710,57-TL),,....... numaralı (585.911,30 TL) bedelli faturaların ticari güven ilişkisine dayalı "malların bilahare teslim edileceği inancıyla" defterlere kaydedildiğini, malların teslim edilmeyeceğinin icra takibi başlatmasıyla anlaşılması üzerine müvekkili tarafından kaydi durumu fiili duruma eşitlemek için iade faturaları düzenlendiğini, faturaların ticari defterlere işlenmesini ve BA formlarında bildirilmesini "malın teslim edildiğine karine" sayan yaklaşımın,Yargıtay İBK ilkelerine tamamen aykırı olduğunu, salt fatura düzenlenmiş olması, akdî ilişkinin varlığını tek başına ispata yeterli olmadığını “ticari defterlere kayıt karinesi”, fiili teslimi gösterir nitelikte, imzalı sevk irsaliyesi gibi delillerle desteklenmediği sürece ispata elverişli kabul edilemeyeceğini, davacının taraf ticari defter ve kayıtlarını sunmamış olup ispat yükünü yerine getiremediğini, davalı müvekkili şirket tarafından ise tüm ticari defter ve kayıtlar usulüne uygun olarak sunulmuş olup, bilirkişi tarafından ticari defterlerinde faturaların iade edildiğinin açıkça tespit edildiğini, davacı taraf ticari defter ve kayıtlarını sunmadığından, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre karar verilmesi gerekirken, ispatlanamayan davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, cari hesap mutabakatı "borç ikrarı" değil, yalnızca muhasebesel durum tespiti olup dava konusu malların müvekkili şirkete teslim edildiği ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mutabakat belgesinin, kural olarak taraflar arasında başkaca alacak veya talep bulunmadığını ortaya koyan açık ve kesin bir irade açıklaması içermediği sürece, yalnızca hesap bakiyesinin tespitine hizmet ettiğini, bu nedenle, mutabakat içeriğinden hareketle tarafların birbirlerini tüm alacak ve borç ilişkileri bakımından ibra ettiklerinin kabulü, ancak metinde bu yönde açık bir irade beyanının bulunması halinde söz konusu olabileceğini; aksi halde mutabakat, ibra sonucunu da doğurmayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davalı tarafından takip konusu faturalara yasal süresi içinde itiraz edilmediğini, bu faturalar için vergi dairesine BA bildiriminde bulunulduğunu, takibe konu faturaların davalı yanca ticari defterlere işlendiği, faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenen ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktarın kesinleştiğini, davalı şirket tarafından davacı şirketin tam tasdik sözleşmesi kapsamında denetimini yapan ..........firmasına gönderilen 27.01.2022 tarihli yazıda davacının davalıdan 986.221,54-TL alacaklı olduğunun belirtildiği, taraflar arasındaki cari hesap uyumsuzluğu davalı tarafından bahsedildiği üzere icra takibi başladıktan sonra iade edilen faturalardan kaynaklandığını,faturaların tebliğ tarihinden 8 ay 21 gün sonra icra takibinden 1 gün sonra davalı yanca iade edildiği, fatura ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç olmadığı,satım faturası BA formu ile vergi dairesine bildirilirse sonradan düzeltme yapılsa da malın teslim alındığına karine olduğunu, faturalara süresi içinde itiraz edilmediğinden veya iade edilmediğinden ve aynı zamanda söz konusu faturalar ticari defterlere işlendikten ve BA formu ile vergi dairesinde bildirildikten sonra düzenlenen iade faturalarının bir hükmü olmadığını, davalının ispat külfeti altında olduğunu, ticari defterler kesin delillerden olduğu, artık faturanın değil ticari defterlerin ispat kuvveti söz konusu olduğunu, ticari defterlerin aksinin ancak eş değer yazılı delillerle ispat edilmesi gerektiği davalının takip konusu olan ve itiraz veya iade edilmeyen ve ticari defterlere işlenen, BA bildiriminde bulunulan faturalar yönünden itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davalının itirazının iptaline ve likit asıl alacağa haksız itiraz nedeni ile davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir. GEREKÇE: Dava, cari (açık) hesap alacağının tahsili istemine ilişkin başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir. Kural olarak fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti davacı satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Dolayısıyla davacı, fatura konusu mal veya hizmetin davalıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. Davacı bu iddiasını, uyuşmazlığın miktarına göre yazılı delille kanıtlamalıdır. HMK'nın 222.maddesi "Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine ibrazına karar verebilir" hükmünü haizdir. Alınan bilirkişi raporunda "....Davacı şirketin iflasına karar verilmiş olması nedeniyle ticari defterlerinin incelenememiş olmasına rağmen, davalı şirketin .... Şti nin 24/08/2022 tarihli karşıt inceleme tutanağında; davacı şirketin 2021 yılı yasal defterlerinin onay durumuna ait bilgilerin verildiği, buna göre taraflar arasında uyumsuzluğun kaynaklandığı 2021 yılına ait davacı şirketin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, usul ve yasaya uygun olduğunun anlaşıldığı, Davalı şirketin ticari defterlerinin kanuna uygun tutulduğu davacı tarafından tanzim edilen e-faturaların davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından ticari defterlerine kaydedildiği, süresinde ret veya iade edilmediği, davacı tarafından tanzim edilen faturaların tebliğ tarihinden 8 ay 21 gün sonra, icra takibinden ise 1 gün sonra davalı tarafından iade faturaların tanzim edildiği nazara alındığında davalının söz konusu faturaları davalının söz konusu ve fatura içeriğini kabul ettiği kanaatine varıldığı, davacının takip tarihi itibariyle asıl alacağının; davalı şirket tarafından, davacı şirketin Tam Tasdik Sözleşmesi kapsamında denetimini yapan ...A.Ş.'ye gönderilen 27.01.2022 tarihli mutabakat yazısında belirtilen 986.221,54-TL olduğu" tesbit edilmiştir. Davacının itiraza konu olan 30.07.2021 tarihli iki adet faturası takibe konu cari (açık)hesap alacağına ilişkin olup, her iki fatura davalının ticari defterlerine itirazsız kayıt edilmiş olup, icra takibi başlatıldıktan ,8 günlük itiraz süresi geçtikten sonra iade faturası düzenlendiği anlaşılmaktadır.Davacı; müflisin ticari defterlerinin yerinde incelenmesi mümkün ise de davacı alacağın davalının ticari defterleriyle BA formu ile kanıtladığından ticari defterlerin yerinde incelenmesinen yargılamaya bir katkısı olmayacaktır. Davalı vekili alacağın kanıtlanamadığını ileri sürmekte ise de; faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesine göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddesine bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Satım sözleşmesinin geçerliliği için yazılı sözleşme yapılması gerekmemektedir. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Davalı taraf ise bu yolda bir delil göstermemiş, alacağı ispata yarayan tüm vakıaların ispatı sağlayamayacağını ileri sürmekle yetinmiştir. Davalı vekilinin,alacağın kanıtlanamadığına, davalının savunmalarına uygun hazırlanan uzman raporuna itibar edilmediğine ilişkin tüm istinaf sebepleri yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle; davacının alacağına dayanak faturaların davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, tarafların BS-BA formlarının mutabık olduğu, davalının davacıya 986.221,54-TL borçlu bulunduğu, itiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası düzenlenmesinin alacağı ortadan kaldırmayacağının kabulü ile itirazın iptaline ve davalının kendi ticari defterlerinde kayıtlı bulunan alacağın bilgisinde olduğu da gözetilerek likit olduğunun kabulü ile davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 67.368,79-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 16.854,19-TL harcın mahsubu ile kalan 50.514,60-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 75-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 23/03/2026