11. Hukuk Dairesi 2015/720 E. , 2015/5332 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 30.09.2014 tarih ve 2014/150-2014/286 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2015/720 E. , 2015/5332 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 30.09.2014 tarih ve 2014/150-2014/286 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, Erenköy Gümrük Müdürlüğü lehine davalı bankaya 22/07/2005 tarih ve 75712 nolu serbest dolaşım giriş beyan konusu her türlü gümrük işlemlerine ilişkin olarak ... Şti'den tahsili gereken 15.085,00 TL için teminat mektubu verildiği, bu teminat mektubunun nakde çevrilmesi için Erenköy Gümrük Saymanlığı'nca 10.09.2008 tarihli ve 1920 sayılı yazıyla, ... İkitelli Şubesi'ne yazı yazıldığı ve ... Bankası'nın ilgili hesabına yatırılmasının talep edildiği, talebe rağmen davalının mektubu nakde çevirmediği için yapılan telefon görüşmesi sonucunda teminat mektubu miktarının 15.085,00 TL olarak idare hesaplarına geçirildiği, gümrük saymanlığınca gecikme zammı olarak 19.10.2005 tarihiyle 09.03.2012 tarihi arasında işleyen faizin 25.755,72 TL tespit edildiği, bu bedelin davalıdan talep edilmesine rağmen ödenmeyeceğinin bildirildiği, davalı bankanın talebe rağmen teminat mektubunu zamanında nakde çevirmeyerek 25.755,72 TL müvekkilinin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek, belirtilen değerin faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının iddia ettiği 10.09.2008 tarihli 1920 sayılı yazının kendilerine ulaşmadığını, PTT gönderisinin davacı tarafça kayıtsız gönderi olarak yapılması sebebiyle takibinin mümkün olmadığını, talep yazısının bankaya ulaştığının ispat yükünün davacıya ait olduğu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece; bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; teminat mektuplarının tazmin şekline ilişkin usullerde ya mutemet eliyle bizzat banka şubesine ibraz edilerek ya da tazmin talebinin taahhütlü bir mektup ile ya da adi bir mektup ile istenmesi suretiyle yapıldığı, taahhütlü mektup ile istenmesinin amacının tebliğin ne zaman yapıldığını görmek olduğu, davalının, böyle bir tazmin mektubu almadığını davacının ise PTT aracılığıyla yapıldığını ileri sürdüğü somut olayda, banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede gönderinin bankaya ulaştığı tespit edilemediği gibi bankanın yasal olarak tutmak zorunda olmadığı ve TTK'da tanımlanan tutulması zorunlu defter niteliğini taşımayan evrak kayıt defterini sunmamış olmasının da davalının bu olayda kusurlu kabul edilmesine yetmeyeceği, zira, tebliğin karşı yana ulaştığını ispat külfetinin davacıya ait olduğu, kaldı ki davacı, bu anlamda iadeli taahhütlü bir gönderi usulünü tercih etmemiş, kayıtsız gönderi şeklinde göndermiş olduğu, ayrıca bu gönderinin PTT memurları tarafından usulünce yerine ulaştırılıp ulaştırılmadığı anlaşılamadığından, somut olaydaki gibi PTT'nin herhangi bir kusurunun bulunup bulunmadığı da bilinemediğinden genel ispat kuralları çerçevesinde davacının güvenilir tebliğ yöntemlerini kullanması gerektiği, bu yöntemleri kullanmadığı, salt kendi defterindeki zimmet kaydına ve PTT'deki gönderi kaydına itibar ederek davalıyı sorumlu tutmanın genel ispat kuralları ve hakkaniyet gereği yerinde olmadığı, aksi takdirde ispatı kendisine ait bir konuda ispat yükünün karşıya yüklenmesi gibi bir sonuç doğabileceği ve davacının basiretli davranmaması sebebiyle durumdan lehine sonuç çıkartmasının söz konusu olabileceği, bu anlamda davalının sorumluluğunun doğması için gönderinin davacı tarafça usule uygun gönderilene tebliğ edildiğini ispatlaması gerektiği, somut olayda bu ispat koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davalıya atfedilecek bir kusurun varlığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz eden davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 15.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.