7. Hukuk Dairesi 2010/132 E. , 2010/2343 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin süresinde olduğu anlaşılmış ise de duruşma masraflarını yatırmadığından duruşma isteminin reddine, dosyanın duruşmasız olarak incelenmesine karar verildi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin raporu ve açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Dava birden fazla taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların davacı ta…
**7. Hukuk Dairesi 2010/132 E. , 2010/2343 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin süresinde olduğu anlaşılmış ise de duruşma masraflarını yatırmadığından duruşma isteminin reddine, dosyanın duruşmasız olarak incelenmesine karar verildi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin raporu ve açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Dava birden fazla taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların davacı tarafından meydana getirildiğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmünde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı açıklanmıştır. Bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve taraflarca öne sürülmese bile mahkemece kendiliğinden değerlendirileceği kuşkusuzdur. Öte yandan; mahkemece yargılama sırasında dinlenen tanık anlatımları soyut ve genel ifadelerden ibaret olup, davanın esasını çözümlemeye elverişli değildir. Hal böyle olunca; davaya konu tüm taşınmazların kadastro tutanağı ve dayanağı belgelerin birer örneğinin getirtilmesi, tespitlerin kesinleştiği tarihlerin ilgili Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulması, taşınmazlar üzerinde bulunan muhdesat niteliğindeki ev ve ağaçların kadastro tespitinden önce mi sonra mı yapıldığının, az yukarıda açıklanan hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanamayacağının belirlenmesi, muhdesatların taşınmaz tespitlerinin kesinleştiği tarihten sonra yapıldığının saptanması halinde, davanın birden fazla taşınmaz üzerinde bulunan çeşitli muhdesatlar için açıldığı gözetilerek, her bir taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların hangi tarihte, kim tarafından, kimin adına ve hesabına meydana getirildiğinin tanıklardan ve taraflardan yeniden yapılacak keşif sırasında ayrı ayrı sorulması, muhdesatların kim tarafından meydana getirildiğinin bu şekilde duraksamasız belirlenmesi ve sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken genel ve soyut biçimde alınan tanık beyanlarıyla yetinilip hak düşürücü süre araştırması da yapılmadan eksik araştırma ve incelemeyle hüküm verilmesi isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,peşin ödenen 82,80 TL harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, 20.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.