T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/2124 Esas KARAR NO : 2025/1698 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2023/116 Esas- 2023/743 Karar TARİH: 09/10/2023 DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) KARAR TARİHİ: 16/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/2124 Esas KARAR NO : 2025/1698 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2023/116 Esas- 2023/743 Karar TARİH: 09/10/2023 DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) KARAR TARİHİ: 16/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin, Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezi’nin 2 1413 01 05 ... 034 27-69 dosyasında işlem gören mükellefi ve aynı zamanda davalı bankaya ait İstanbul Aksaray Girişimci Şubesi'nin müşterisi olduğunu, müvekkilinin ihracat yapan bir firma olması nedeni ile KDVK'nın 32. maddesi ile 81 ve 84 numaralı KDV Genel Tebliği ve 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesi uyarınca İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nda biriken KDV iade alacaklarının, davalı bankanın anılan şubesinde bulunan hesabına aktarıldığını, müvekkili şirkete ait SGK borçlarının da bu hesaba aktarılan KDV iadelerinden mahsup edilmek suretiyle davalı banka tarafından ödendiğini, müvekkili şirket, SGK prim borçlarının anılan şekilde ödendiği inanç ve güvenindeyken dava dışı SGK tarafından müvekkili şirkete SGK borçları nedeni ile icra takibi başlatıldığını, müvekkili tarafından SGK'ya 2016 yılında SGK borçlarının ferileri ile birlikte 58.000 TL olarak ödendiğini, ödeme sonrasında yaptıkları araştırma ve inceleme neticesinde; müvekkili şirketin hesabında toplanan KDV iadesinin 18.385,90 TL’sinin 11.05.2005 tarihinde SGK borçlarından mahsubu için davalı tarafından Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezi hesaplarına aktarıldığını ancak yine aynı tarihte 8.328,11 TL olan diğer KDV iadesinin müvekkili şirketin davalı banka nezdinde bulunan 0751/1982737-5001 numaralı hesabından virman edildiği, ancak söz konusu tutarın müvekkili şirketin Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezi'ne olan borcuna istinaden aktarılmadığı, anılan tutarın başka bir şirket olan 380113/0 sicil nolu ... Turizm Personel Taşımacılığı İnşaat Taahhüt Plastik Tekstil Gıda San.ve Tic. Ltd. Şti.’nin SGK borcuna mahsuben gönderilmiş olduğunun anlaşıldığını, davalı banka tarafından müvekkilinin SGK'ya olan borcunun ödenmesi gerekirken başka bir şirketin SGK borcunun ödenmesi için müvekkili hesaplarından virman yapılmış olduğunu, davalı banka tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak yapılan bu hatalı işlem nedeni ile müvekkilinin SGK'ya olan borcunun ödenmemiş olduğunu, anılan borç nedeni ile SGK tarafından müvekkili aleyhine takip başlatıldığını ve 58.000 TL ödenmek zorunda kaldıklarını, bu durumu 2018 yılı içerisinde öğrendiklerini, davalı bankaya 01.03.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiğini ancak cevap verilmediğini, arabuluculuk görüşmelerinden de herhangi bir netice alınamadığını beyanla davalı banka şubesi tarafından müvekkili hesabından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde virman yapılan tutar nedeni ile müvekkilin uğramış olduğu 58.000 TL zararın davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Dış Ticaret Vergi Dairesi Başkanlığının cevap dilekçelerine ekli 10.05.2005 tarihli gönderme yazısına istinaden ... Konf. San. Tic. Ltd. Şti.'nin SGK borcuna mahsup edilmek üzere 11.05.2005 tarihinde Dış Ticaret Vergi Dairesi Başkanlığı hesabından SGK’nın 1745- Ankara Kamu Kurumsal Şubedeki ...-5027 numaralı hesabına “... Konfeksiyon San. 2005/3: ...-5027 nolu Hesaba Virman” açıklaması ile 8.328,11 TL aktarıldığını, oysa davacının 8328,11 TL tutarındaki ödemenin 3801113/0 sicil numaralı ... Turizm Personel Taşımacılığı İnşaat Taahhüt Plastik Tekstil Gıda San. Tic. Ltd. Şti.'nin SGK borcuna mahsuben gönderilmiş olduğunu belirttiğini, ekte mevcut hesap ekstresi incelendiğinde görüleceği üzere müvekkili banka tarafından, Dış Ticaret Vergi Dairesi Başkanlığının 10.05.2005 tarihli gönderme emrine istinaden davacı ... Konf. San. Tic. Ltd. Şti için toplam 25.696,97 TL (447,44 + 304,11 + 231,41 + 16.385,90 + 8.328,11), ... Plastik Amb. Tekstil Gıda için toplam 869,08 TL (205,22+663,86), ... Turizm Personel Taşımacılığı İnşaat Taahhüt Plastik Tekstil Gıda San. Tic. Ltd. Şti. için ise 33,33 TL tutarında işlem yapıldığını, dava dilekçesinde 8.328,11 TL KDV iadesinin 751/1982737-5001 nolu hesaptan virman yapıldığı belirtilmekle birlikte, söz konusu hesabın Dış Ticaret Vergi Dairesi Başkanlığına ait olduğunu, Dış Ticaret Vergi Dairesi Başkanlığının 10.05.2005 tarihli gönderme emri ekinde yer alan KDV iadesine ilişkin borç döküm formundan 8.328,11 TL'nin 2005 yılı Mart ayına ait borç olduğunun anlaşıldığını, dava dilekçesinde durumun SGK’ya ödeme yapıldıktan çok sonra 2018 yılı içerisinde öğrenilmiş olduğu belirtilmiş olsa da, ilk ödeme tarihinin 03.03.2017 son ödeme tarihinin ise 05.08.2019 olan ödeme planı dökümlerinden toplam 56.277,18 TL (17.345,12+38.932,06) ödeme yapılmış olduğunun anlaşıldığını, müvekkili bankanın her hangi bir işlem hatası bulunmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili ıslah dilekçesi ile; cevap dilekçesinin ıslahı ile zamanaşını definde bulunduklarını, olayın gerçekleştiği tarihin 11.05.2005 olduğunu, haksız fiile uygulanan 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin dolduğu göz önüne alındığında davanın usulden reddinin gerektiğini, müvekkili bankanın asli sorumluluğu olan ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 09/10/2023 Tarih, 2023/116 Esas ve 2023/743 Karar sayılı kararında;"Dava; davalı bankanın haksız işlemi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin tazminat davasıdır......İstanbul BAM 13.HD.ise davalı bankanın hatılı işlem tarihi olan 11.05.2005 tarihinde davacının talep ettiği alacağın doğmadığını, zamanaşımı süresinin başlamadığını kabul etmektedir. İade kararında mahkememizce, açıklanan yasal düzenlemeler kapsamında zamanaşımının başlangıç tarihinin ve alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespit edilmesini istemektedir. Mahkememizce davalı bankanın eylemi haksız fiil olarak değerlendirilerek, zararın bu tarihte doğduğu, alacak hakkının da bu fiil nedeniyle hatalı işlemin yapıldığı 11/05/2005 tarihi itibariyle doğduğu kabul edilmiştir. Zira haksız fiilde TBK.nun 149.maddesi gereğince zararın bildirimi veya ihbarı gerekmediğinden olayın meydana geldiği tarihte istenebilir durumdadır. Mahkememizin kabulü ve hukuki görüşü bu yöndedir. Ancak bu görüş kabul edilmediğinden ve yeni bir tespit yapılması, zamanaşımı başlangıç tarihinin tekrar değerlendirilerek belirlenmesi istendiğinden bu kez zamanaşımının başlangıcı olarak zararın öğrenilmesi tarihi esas alınmıştır. Son rapora yapılan itirazlarda da bilirkişilerce zamanaşımının başlangıç tarihinin tespit edilmediği belirtilmiş ise de bu tespitin mahkememizce yapılmasının daha doğru olacağı düşünülerek, itirazlar reddedilmiş ve bu konuda ek rapor alınmamıştır. Ayrıca Buna göre; davacının, dava dışı ... ...Ltd. Şti.ile beraber ortak imzalı olarak 29.01.2014 tarihinde Fatih Sosyal Güvenlik kurumuna verdiği dilekçelerinde davalı ... Bankasının yaptığı hatayı bildikleri ve bu hatanın SGK tarafından kayıtlarda düzeltilmesini istedikleri anlaşılmaktadır. O halde zamanaşımının başlangıç tarihi 29.01.2014 tarihidir. TBK.nun 146.maddesinde belirtilen 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan 09/07/2019 tarihinde dava açıldığından davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Böylece, bilirkişi rapor ve kök raporundan da anlaşılacağı üzere, Dış Ticaret Vergi Dairesi'nce 10.05.2005 tarihinde verilen talimata istinaden davalı-... Bankası'nın hızlı bir şekilde ertesi gün 11.05.2005 tarihinde gerekli işlemleri yaparak ... Tekstil'e ait SGK prim borcu ödemesi işlemlerini yaptığı, ancak ödemelerden biri olan davaya konu 8.328,11 TL'yi SGK'nın hesabına aktarırken şirket ünvanını eksik yazdığı (O harfi yazılmamış, MAT Konfeksiyon şeklinde yazılmıştır.), ayrıca şirketin sicil numarasının da yazılmamış olduğu, her ne kadar para SGK hesabına aktarılmış olsa da davacı firma borcuna mahsup edilemediği anlaşılmıştır. Bu eylemde davalı banka tam kusurludur. Davacıya atfedilebilecek bir kusur bulunmamaktadır. Bilirkişi tarafından yapılan hesaplama sonucunda da da İstanbul BAM 13.HD.nin iade kararında işaret edilen "...Davacının talebi, davalı bankanın SGK prim borcunu ödemediği iddiası ile oluşan zarara ilişkin olduğundan, iddia edilen alacak, ödenmeyen prim ve işlemiş faizinden oluşmaktadır...." görüşleri doğrultusunda alınan ek raporda belirlenen 47.991,72.-TL zarar bedelinin davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile,''Davanın KISMEN KABULÜNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararda müvekkili bankanın tam kusurlu olduğu ve zamanaşımı oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiğini, ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğunu, istinaf incelemesi sonucu kaldırılması gerektiğini, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, Mahkeme tarafından gerekçeli kararda belirtildiği üzere 29.01.2014 tarihi her ne kadar zamanaşımı başlangıcı olarak kabul edilse de bu tespitin hatalı olduğunu; Gerekçeli kararda "davacının, dava dışı ... ...Ltd. Şti.ile beraber ortak imzalı olarak 29.01.2014 tarihinde Fatih Sosyal Güvenlik kurumuna verdiği dilekçelerinde davalı ... Bankasının yaptığı hatayı bildikleri ve bu hatanın SGK tarafından kayıtlarda düzeltilmesini istedikleri anlaşılmaktadır. O halde zamanaşımının başlangıç tarihi 29.01.2014 tarihidir." şeklinde ifade edilmek suretiyle zamanaşımına ilişkin başlangıç tarihinin tespit edildiğini, ancak zamanaşımının başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, zira davaya konu SGK borcunun 2005/2 dönemini oluşturduğunu, dosyada mübrez bilirkişi raporlarında 2005/2 ve başkaca dönemlere ilişkin muhtelif zamanlarda SGK tarafından ödeme emirleri gönderildiğinin ifade edildiğini, ancak bu gönderilen ödeme emirlerinin tarihlerinin ve davacıya tebliğ edildiği tarihlerin bilgisinin SGK tarafından dosyaya sunulmadığını, İlk derece mahkemesinin davacının SGK'ya başvurduğu dilekçe tarihini zamanaşımı başlangıcı olarak dikkate almasının bu sebeple hatalı olduğunu;Dava tarihinin 09/07/2019 olduğunu, buna göre 10 yıllık genel zamanaşımı süresi göz önüne alındığında Mahkemenin zamanaşımına ilişkin tespitinin haklı olabilmesi için; SGK tarafından 2005/2 dönemine ait borca yönelik 09/07/2009 tarihine kadar davacıya hiçbir bildirim yahut ödeme emri gönderilmemiş olması gerektiğini, hayatın olağan akışına aykırı olan bu durumun yargılamada da kanıtlanamadığını, zira SGK'ya yazılan müzekkerelere verilen cevaplarda; davacıya gönderilen ödeme emirleri ve bildirimlerin tarihlerinin bilgisinin dosyaya bildirilmediğini, buna ilişkin yapılan itirazlara rağmen Mahkeme tarafından başkaca delil toplanmaksızın eksik inceleme yapıldığını; kararın bu yönden kaldırılması gerektiğini;Davaya kendileri tarafından sunulan 21/07/2023 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde yeni bir bilirkişi raporu talep edildiğini, çelişkili bilirkişi raporları sebebiyle yeni bir bilirkişi raporu alınmaksızın verilen kararın istinaf incelemesi sonucu kaldırılmasını gerektirdiğini, dosyada mübrez iki adet bilirkişi raporu olduğunu, bilirkişi raporlarından ilkinin istinaftan dönen dosyanın önceki esası olan 2019/419 Esas sayılı dosyadan hazırlanmış 02.07.2021 tarihli rapor olduğunu, iş bu raporda 7.298,83 TL asıl alacak, 26.717,45 gecikme zammı olmak üzere alacağın toplam 34.066,28 TL olarak tespit edildiğini, istinaf sonrası aynı heyet tarafından tanzim edilen 29.06.2023 tarihli bilirkişi raporunda ise 8328,11 TL asıl alacak, 39.663,61 TL gecikme faizi olmak üzere toplam 47.991,72 TL'lik alacak tespit edildiğini, iki bilirkişi raporu arasındaki bariz fark ve değişen tespitler nedeniyle yeniden bilirkişi raporu aldırılması gerekirken İlk Derece Mahkemesinin bu hususu dikkate almaksızın son rapora göre hüküm kurmasının kabul edilemeyeceğini, faiz ve asıl alacaktaki bu değişikliğin neden kaynaklandığı ve bu konuda ek bir rapor aldırılmak suretiyle konunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini, keza itirazlarda bahsedildiği üzere davacının SGK'ya yalnızca dava konusu 2005/2 dönemi için değil 1995/10,11,12 1998/11, 2004/11, 2005/02,07 2006/02,12 2007/01 2010/01, 2012/11, 2013/01,02,03,04,05 dönemleri için de ödeme yaptığını, tüm bu dönemlerin yapılandırılmaya sokulduğunun dosyadan anlaşıldığını, davacı tarafın yaptığı toplam 58.000 TL'lik ödemenin tüm bu dönem borçlarına ilişkin olduğunu, yapılan ödemenin ne kadarlık kısmının 2005/2 dönemine mahsup edildiğinin dosyada belirsiz olduğunu, itirazlarında bu hususun SGK'dan sorulmak suretiyle bir sonuca ulaşılması gerektiği belirtilmişse de, verilen hükümle müvekkili bankanın sorumlu olmadığı dönemlerin borcunun da müvekkili bankaya yıkıldığını, izah edilen sebeplerle kararın kaldırılmasının elzem hale geldiğini;Basiretli tacir gibi davranmayan davacı ve de davaya konu meblağın hangi borca ne zaman mahsup edildiğine dair bir cevap sunamayan SGK'nın, somut olayda asli kusurlular olduğunu, İlk derece mahkemesi tarafından müvekkil bankanın tam kusurlu olarak adledildiğini, kusur tasnifinin hatalı olduğunu, müvekkili bankaca asli yükümlülük olan ödeme işleminin gerçekleştirildiğini, bu aşamadan sonra davacının SGK borcuna ilişkin takibi yapmaması ve de SGK'nın ödemeye ilişkin bir açıklamada bulunmaması sebebiyle davalı bankaya sorumluluk yükletilemeyeceğini, SGK'nın müvekkili bankaca yapılan ödemeyi dikkate almaksızın davacıya ödeme emri göndermesinin ayrı bir kusur, davacının basiretli bir tacir gibi davranmaksızın ödeme emrine itiraz etmeksizin ödeme emrine göre ödeme yapmasının ayrı bir kusur göstergesi olduğunu, davacı şirketin, hakkında yapılan takibe basiretli bir tacir gibi itiraz etmesi gerekirken itiraz etmemesi ve bunun sonuçlarına müvekkili bankanın katlanmasının kabulünün hukuki manada mümkün olmadığını, olayda asli yükümlülüğünü yerine getiren tek tarafın müvekkili banka olduğunu, buna rağmen tek bir harf eksikliği gibi bir maddi hata sebebiyle tüm sorumluluğun müvekkili bankaya yükletilmesinin kabul edilemeyeceğini, bu sebeple gerekçeli kararda müvekkili bankaya yükletilen tam kusuru kabul etmelerinin mümkün olmadığını beyanla usul ve yasaya aykırı olarak eksik inceleme ve yetersiz araştırma neticesinde tesis edilen ilamın tehiri icra talepli olarak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalı banka tarafından, mevzuat gereği davacı adına SGK'ya aktarılmayan ve faizi ile birlikte ödenen prim borcunun davalıdan tahsili talebine ilişkindir.Davacı, davalı bankanın mevduat hesabı müşterisi olduğunu, tarafına yapılan KDV iadelerinin, davalı banka tarafından SGK borçlarına mahsup edilmek üzere ilgili müdürlük hesabına aktarıldığını ancak 11.05.2005 tarihinde davalı banka tarafından 8.328,11 TL KDV iadesinin başka bir şirket adına aktarılması nedeniyle SGK tarafından hakkında, ödenmeyen prim borçlarının tahsili için icra takibi başlatıldığını, SGK'ya 2016 yılında 58.000 TL ödediğini, davalı tarafından yapılan hatalı işlemi ise 2018 yılında öğrendiğini beyan ederek 58.000 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiş, davalı banka davanın zamanaşımına uğradığını, kendisinin ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiğini, bu nedenle bir sorumluluğunun bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuş, Mahkemece 07/10/2022 tarihli, 2019/419 Esas ve 2022/625 Karar sayılı kararı ile, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, bu karar, davacı tarafın istinafı üzerine Dairemizin 02/02/2023 tarihli, 2022/2224 Esas ve 2023171 Karar sayılı kararı ile HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmış, Mahkemece kaldırma kararı sonrası devam edilen yargılamada, daha önce rapor düzenleyen bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak, davanın yukarıda açıklanan gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dairemizin 02/02/2023 tarihli kaldırma kararında açıklandığı üzere dava konusu talep, davacının, davalı bankadaki hesaplarına gelen KDV iadesinin, prim borçlarından mahsup edilmek üzere SGK'ya aktarılmaması nedeniyle ödemiş olduğu prim borcu ile faizinin davalıdan tahsiline ilişkindir. Her ne kadar, davacı taraf dava dilekçesinde SGK'ya 2016 yılında ödeme yapmış olduğunu iddia etmiş ve fakat SGK tarafından verilen yazı cevaplarında ödemelerin 2017 yılında yapıldığı ve 21/06/2017 tarihi itibariyle davacının herhangi bir prim borcunun bulunmadığı bildirilmiş olduğundan, davacının dava konusu ettiği 2005/2 dönemine ait prim borcunu, ferileri ile birlikte tam olarak hangi tarihte ödediği, buna göre davalıdan talep edilen alacağın, tam olarak hangi tarihte muaccel olduğu dosya kapsamından anlaşılamamakta ise de, ödemenin 2017 yılında yapıldığı sabittir. Dava ise 2019 yılında açılmış olduğundan, dava tarihi itibariyle TBK'nın 146. maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. Bu itibarla Mahkemece gerekçesi hatalı ise de, zamanaşımı itirazının reddine dair verilen karar isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dosya kapsamı itibariyle davalı banka tarafından, davacının hesabına gelen 8.328,11 TL KDV iadesinin SGK hesaplarına hatalı unvan yazılmak suretiyle aktarıldığı, bu nedenle davalının pirim borcundan mahsup edilmediği sabit olduğundan davalı vekilinin, davalı bankanın kusurlu bir işleminin bulunmadığına dair istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Mahkemece alınan bilirkişi kök raporunda, davacının, 2017/55 nolu komisyon kararı uyarınca takside bağlanan toplam 34.066,28 TL ödemeyi davalıdan tahsil edebileceği mütalaa edilmiş, aynı raporda söz konusu komisyon kararının 2005/2-2010/11 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olduğu belirtilmiş, yine raporda SGK'nın 06/01/2021 tarihli yazı cevabında yer alan 29/03/2017, 02/03/2017 ve 03/03/2017 tarihli ödemeler yönünden herhangi bir inceleme yapılmamış, davalı vekili 09/08/2021 tarihli dilekçesi ile SGK'dan eksik evrakların celbi ile bilirkişiden ek rapor alınmasını talep etmiş, Dairemizin kaldırma kararı sonrası alınan bilirkişi ek raporunda; SGK'nın yazı cevabında belirtilen ödemelerin 2005/2-7 dönemlerine ait borçlardan mahsup edildiği belirlenmekle birlikte, davalı banka tarafından, davacı adına ödenmeyen 2025/3 dönemine ait prim alacağına, dava tarihine kadar Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'un 49. maddesi uyarınca faiz işletilmek suretiyle davacının 47.991,72 TL alacak talep edebileceği tespit edilmiş, davalı vekili 21/07/2023 tarihli dilekçesi ile; SGK tarafından bildirilen toplu tahsilatların ne kadarının dava konusu döneme ilişkin olduğu, davacının faiz borcundan ne kadar indirim yapıldığı, özetle davacının dava konusu ettiği dönem için ne kadarlık bir ödeme yaptığının raporda tespit edilmediğini, borcun, dava tarihine kadar işlemiş faizi ile birlikte ödendiğinin kabulü ile yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, SGK tarafından tüm belgelerin sunulmadığını beyan ederek eksik belgelerin celbi ile bilirkişiden itirazları doğrultusunda ek rapor alınmasını talep etmiş, Mahkemece davalı vekilinin rapora itirazları, önceki raporda değerlendirildiğinden bahisle reddedilerek, ek raporda tespit edilen miktarın davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de; dosya kapsamı itibariyle davacının 2017 yılında tüm prim borçlarını faizi ile birlikte ödediği sabit olup, Dairemizin kaldırma kararında işaret edildiği üzere Mahkemece, davacının toplu yapmış olduğu ödemelerden, dava konusu edilen dönemin asıl borç ve faizi ile birlikte ayrıştırılması suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, dava tarihi itibariyle hiç bir ödeme yapılmamış gibi asıl alacağa faiz işletilmek suretiyle 39.663,61 TL işlemiş faizi ile birlikte 8.328,11 TL asıl alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesi, Dairemizin kaldırma kararına, dosya kapsamına, usul ve yasaya aykırı olmuştur.Buna göre Mahkemece, öncelikle davacının ödenmeyen prim borcunun 2005 yılının hangi dönemine ait olduğunun tespiti (dosyadan bu dönemin 2025/2 olduğu anlaşılmakta ise de, bilirkişi ek raporunda 2005/3 denilmektedir), bundan sonra SGK'dan bu döneme ait borcun yapılandırılmasına, asıl alacak ve faizi ile birlikte ne tutarda ve hangi tarihte ödendiğine ilişkin tüm belgelerin celbi, bundan sonra önceki bilirkişi veya hesap uzmanı yeni bir bilirkişiden yalnızca davalı tarafından SGK'ya aktarılmayan 8.328,11 TL prim borcu yönünden faizi ile birlikte davacının yaptığı ödemenin tespiti yönünde bir rapor alınması ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/10/2023 tarih ve 2023/116 Esas ve 2023/743 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca varsa icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 16/10/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.