11. Hukuk Dairesi 2011/14141 E. , 2012/20288 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/01/2010 tarih ve 2008/288-2010/28 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve …
**11. Hukuk Dairesi 2011/14141 E. , 2012/20288 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/01/2010 tarih ve 2008/288-2010/28 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin hisselerini davalılar ... ve ...’dan 25.08.1995 tarihli noterde düzenlenen hisse devir senedi ile devraldığını, ancak hemen sonrasında ortak olmaktan vazgeçtiğini, 25.08.1995 tarihli ortaklar kurulu kararlarıyla müvekkilinin şirket ortaklığına kabulüne, ikinci müdür olarak yetkili kılınmasına ve sermaye artırımına ilişkin karar verildiğini, bu kararlarda müvekkilinin yerine sahte imza atıldığını ileri sürerek, şirket ikinci müdürü olarak tayinine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunun tespitine, tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonunda dava konusu ortaklar kurulu kararlarındaki imzanın davacıya ve davalılara ait olmadığının anlaşıldığı, şüpheli ... ve ...’in evrakı bilerek kullandıklarının ispat edilemediği, kaldı ki suçun zamanaşımına uğradığından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davacının karar tarihinden itibaren davalı şirkete yaklaşık 13 yıl boyunca bir başvurusunun olmadığı, kararın iptali için de mahkemeye talepte bulunmadığı, 13 yıl bekledikten sonra mali yükümlülükler nedeniyle kendisine yaptırım uygulanmasından sonra iş bu davanın açılmasının MK’nun 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir Davacı, hisse devrine dair işlemlerin tamamlanmadığını, sahte işlemlerle kendisinin ortak ve müdür yapıldığını ileri sürmüş ve gerçekten de davacının müdür olarak tayinine ilişkin 25.08.1995 tarihli ortaklar kurulu kararındaki imzanın davacıya ait olmadığı Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada alınan rapordan anlaşılmıştır. Ortaklar kurulu kararındaki imza davacıya ait olmamasına rağmen, davacının müdür sıfatıyla bir takım işlemler yapması veya müdürlüğü kabul ettiğine, benimsediğine dair yazışmalar yada belgeler bulunması halinde davacının bu davadaki talebinin MK’nun 2. maddesine aykırı olduğundan söz edilebilir ise de böyle bir durum söz konusu olmadığında yani sahtecilik işleminden sonra davacının herhangi bir bilgisinin olmadığı hallerde geç dava açılmasının MK’nun 2. maddesine aykırı olduğundan söz edilemez. Bu itibarla, mahkemece anılan yönde inceleme yapılıp, yukarıda açıklandığı gibi bir durum mevcut değil ise davacının sahtecilik işlemini ileri sürmesinin MK’nun 2. maddesine aykırı olmadığı kabul edilip sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı gerekçeye dayanılarak davanın reddi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.