11. Hukuk Dairesi 2008/12008 E. , 2010/3175 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 21.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.07.2008 tarih ve 2007/379-2008/276 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve t
**11. Hukuk Dairesi 2008/12008 E. , 2010/3175 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 21.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.07.2008 tarih ve 2007/379-2008/276 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının sorumluluğunda bulunan rögarın aşırı yağan yağmur nedeniyle tıkanması sonucu taşan suların müvekkili tarafından sel ve su basması rizikolarına karşı teminat altına alınan işyerine dolduğunu, hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini, talep edilmesine rağmen davalı tarafından hasar bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, 10.030 YTL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, sigortalı binanın atık su tesisatının suyun geri gelmesine engel olucu şekilde yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sigortalı işyerinde atıksu tesisatının geri tepmeyi engelleyici şekilde yapılmadığı, bu nedenle davalıya atfedilecek kusurun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davacıya sigortalı işyerine davalıya ait rögarın tıkanması sonucu taşan suların girerek zarar verdiği iddiasına dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. BK’nın 58. maddesi “bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazadaki kusurundan dolayı mesul olur” hükmünü içermektedir. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre B.K.nun anılan maddesindeki sorumluluk objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin yani davalının kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki de, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması gerekmektedir. Ancak; imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Davalıya ait atık suların toplandığı rögar ve atık su kanalı da maddede açıklanan "imal olunan şey" kavramına dahil olup, davalı bu tesisatın kötü yapılmasından, tıkanmasından veya muhafazasından kaynaklanan zarardan kusursuz sorumludur. Somut olayda, ekspertiz raporunda aşırı yağan yağmur sonucu davacıya sigortalı işyerinin ön kısmında yolda bulunan ana rögarın yetersiz kalması nedeniyle taşan suların sigortalı işyerinin bodrum katına girdiği ve burada bulunan mobilya ve halılara zarar verdiği belirtilmiş, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, sigortalı işyerinin bodrum katında bulunan asansör boşluğu kuyusunda bir miktar suyun bulunduğu, bu suyun iki pompa ile bodrum kat tavanından bina ön girişinde bulunan rögara, buradan da yine pompa vasıtası ile 6 m uzaklıktaki caddedeki pik ızgaralı yağmur suyu kanalına boşaltıldığı yani asansöre ait kuyuda bulunan/toplanan suların bodrum katta yapılmış olan hat ile caddedeki yağmur suyu ızgarasına boşaltıldığı, yol kotundaki yağmur suyunun yükselmesi ile rögardan bu suyun geri teptiği, binada geri tepmeyi engelleyici sistemin yapılmaması nedeniyle davalının sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmiştir. Davalı vekili ise bilirkişi raporuna karşı, işyeri önündeki caddede bulunan ana rögarın tıkanması sonucu kaldırımı aşan suların işyerine girerek hasar verdiğini, geri tepme sisteminin bulunmamasının hasarın meydana gelmesinde bir etken olmadığını ileri sürerek itiraz etmiş, mahkemece davacının olayın oluşuna ilişkin baştan beri ileri sürdüğü bu hususta yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Oysa, dosya içinde mevcut ve olaydan bir gün sonra işyerinde inceleme yapan ekspertiz raporu ile tanık olarak dinlenen davacının sigortalısının beyanına göre, işyerinin önünde bulunan davalıya ait rögarın aşırı yağmur nedeniyle tıkanması ve kaldırımı aşarak taşan suların işyerinin içine girmesi sonucu hasarın oluştuğu, ayrıca tanık beyanında işyerinin zemin altı seviyesinde bulunan pis su gider borusunun duvara monteli yerinden sökülerek içeri su girmesi sonucu da hasarın oluştuğu belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece, davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı yaptığı ciddi itirazlar değerlendirilerek zararın nasıl oluştuğuna ilişkin somut bir belirleme yapıldıktan sonra, şayet zarar, davalıya ait kanalizasyon borusunun tıkanması veya arızası olmaksızın sırf sigortalı binanın geri tepmeyi engelleyici sisteminin olmamasından dolayı meydana gelmiş ise, davalının sorumluluğunu gerektiren illiyet bağının sigortalı binanın malikinin kusuru nedeniyle kesilmiş olduğu, ancak zarar, davalının yağmur sularının toplandığı rögarın yetersizliği veya tıkanması sonucu taşan yağmur sularının işyerine girmesi sonucu meydana gelmiş ise, bu durumda sigortalı binada geri tepmeyi engelleyici sistemin olmamasının, davalının kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, bu halde davalının sorumluluğunu gerektiren illiyet bağının kesilmediğinin kabulü gerekir. Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, zararın nasıl meydana geldiğinin somut olarak tesbit edilip, davalının BK’nın 58. maddesi hükmüne göre kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldıran nedenlerin olayda mevcut olup olmadığı belirlenerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.